T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:20/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:24/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:20/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili; Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkillerine karşı yürütülen kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla takibin dayanağını oluşturan senedin kambiyo senedi niteliği taşımamakta olup aynı zamanda geçersiz olduğunu, ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi'nin 05/08/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına ait tutanakta görüleceği üzere müvekkili ...'nin işbu şirketi Kumluca 2. Noterliği'nin 05/08/2021 tarih ... sayılı devir sözleşmesi ile 150.000,00 TL bedel karşılığında tüm hisselerini ...'dan satın aldığını, ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi'nin tek ortaklı bir yapıya sahip olup 05/08/2021 tarihinde yapılan devirden önce şirketin tek ortağı ... iken işbu tarihten itibaren şirketin tek ortağının müvekkili ... olduğunu, ...'nin 05/08/2021 tarihinde şirketi devralmadan önce işbu şirketin ne ortağı ne de temsilcisi olmadığını, yani 05/08/2021 tarihinden önce işbu şirket ile hiçbir şekilde bağlantısının bulunmadığını, şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin de olmadığını, davalı ... tarafından müvekkili ...'ye karşı başlatılan Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla takipte takibin dayanağını oluşturan senedin düzenlenme tarihinin 02.07.2021, düzenleyenin ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketinin, kefilin ..., lehtarın ise ... olduğunu, senedin düzenlendiği 02.07.2021 tarihinde keşideci şirketin tek ortağı ve temsilcisinin aynı zamanda senette lehtar olarak gözüken ... olduğunu, takip konusu bononun, şirket adına keşide edildiğini ve şirketin tek ortağı ve yetkilisi ...'nin lehtar olarak gösterildiğini, zira bononun düzenlendiği 02.07.2021 tarihinde keşideci şirketin tek ortağı ve yetkilisinin bonoda lehtar olarak gözüken ... olduğunu, yani ...'ın yetkili temsilcisi ve tek ortağı olduğu keşideci şirketi takip konusu yaptığı bono ile kendisine borçlandırdığını, bu sebeplerle, müvekkili ...'nin takip konusu senette keşideci olarak gözüken şirketi 05.08.2021 tarihinde devraldığını daha öncesinde bu şirketle hiç bir bağlantısının bulunmadığını, şirket adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin de olmadığını, ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi tarafından 02.07.2021 tarihinde düzenlenen takip konusu senedin üzerinde düzenleme tarihi itibari ile keşideci şirketin tek ortak ve yetkili temsilci olan ...'ın el yazılı ıslak imzası bulunması gerekirken senede bakıldığında keşideci şirketin kaşesi ve kefil olan ...'ye ait 4 adet imzadan başka bir imzanın da olmadığını, işbu sebeple senedin geçersiz ve keşideci şirketin senede dayalı sorumluluğunun bulunmadığını, keşideci şirket lehine kefil olan ...'nin de senedin geçersizliği sebebiyle sorumluluğu ve borcunun bulunmadığını çünkü her ne kadar takip konusu senette kefil olarak müvekkili ... yer almakta ise de Yargıtay ve doktrinde çoğunlukla kabul edildiği üzere kambiyo senedi üzerindeki "kefil" ibaresinin de aval hükmünde olduğunu, bu sebeplerle müvekkillerinin Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; senedin vade tarihi olan 30/08/2021 tarihinde takip borçlusu şirketin tek yetkilisi ve ortağının davacı ... olduğunu, yani davacı tarafın iddia ettiği gibi senette imzası bulunan ...'nin şirkette yetkili sıfatının bulunduğunu, takip dayanağı senedin de davacı tarafından düzenlendiğini, bu arada senedin düzenlenme tarihinin 02/07/2021 olarak davacı ... tarafından yazıldığını ve müvekkiline verildiğini, emsal mahiyetteki yargı uygulamalarında da belirtildiği üzere senedin tanzim tarihinin yanlış yazılmasının tek başına senedin geçerliliğine etkisi bulunmadığını, davacının takip dayanağı senedi bu şekilde düzenlediğini ve müvekkilinin bir anlık gafletinden faydalanarak şimdi borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini bu durumun dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, senedin gerçek düzenleme tarihinin davacının şirketin yetkilisi bulunduğu 05/08/2021 tarihinden sonra ve 30/08/2021 tarihinden önce olduğunu bu hususta gerekirse tanzim tarihinin senede dercedilme tarihinin tespit edilmesini, öte yandan davacı ...'nın kişi olarak da borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini ve aval verenin sorumluluğundan bahsettiğini, oysa davacı ...'nın senedi hem kendi adına ve hem de temsilcisi bulunduğu şirket adına keşide ettiğini, TTK 678. maddesinde "temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmünün yer aldığını, davacı gerçek kişi ...'nin kişisel olarak sorumlu olacağını bu nedenlerle davanın reddini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Davacı şirket yönünden: Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkerede senedin tanzim tarihindeki şirket yetkilisinin davalı olduğu fakat şirket kaşesinin altındaki imzanın o tarihte şirket yetkilisi olmayan davacıya ait olduğu anlaşılmış olup keşideci şirketin tanzim tarihindeki yetkilisi tarafından borçlanılmayan 30.08.2021 ödeme tarihli 155.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak başlatılan Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasındaki borç nedeniyle davacı şirketin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.4.2005 tarih ... E. ... K. Sayılı ilamında "Dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı/alacaklının takibe konu alacağının varlığını usul hukuku kuralları çerçevesinde kanıtlayamadığı; ancak, icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin ise bulunmadığı açıktır. Diğer taraftan, davalı da, somut olayda davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, sadece ve ancak, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK.'nın 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur." belirtilmiştir. İşbu içtihat nazara alındığında somut olayda davacı taraf davalının kötü niyetini ispatlayamadığından bu talebin reddi gerekmiştir. Davacı ... yönünden: Her ne kadar davacı vekili keşideci imzasının altında imza bulunmadığı bu sebeple senedin geçersiz olduğundan bahisle menfi tespit isteminde bulunmuş ise de senet keşidecisi şirket kaşesinin altında imzanın bulunduğu sadece bu imzanın o tarihte şirketi temsile ve imzaya yetkili temsilci tarafından atılmadığı sabittir. Bu durum senedi bono vasfından çıkarmadığı gibi şirket kaşesinin altında ve yanında imzalarının bulunduğu davacı ...'nın sorumluluğunu da kaldırmamaktadır. TTK'nın 778/2. maddesinin (e) bendinin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK 678. maddesinde "temsile selahiyeti olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur..." hükmü yer almaktadır. Dolayısı ile davacı gerçek kişi ...'nin dava ve takip konusu bono nedeniyle sorumluluğu sabit olduğundan bu davacının davasının reddine ve İİK'nın 72/4. gereği tazminata karar vermek gerektiğinden davacı ... Yatırım ..... Ltd. Şti'nin davasının kabulü ile, dava konusu 02.07.2021 keşide tarihli 30.08.2021 ödeme tarihli 155.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak başlatılan Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasındaki borç nedeniyle davacı şirketin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacı ...'nin davasının reddine " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesi ve 29/12/2025 tarihi dilekçesinde özetle; davalı tarafın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacı ... ... Ltd. Şti.'nin tazminat talebinin kabul edilmesinin gerektiğini, davalı tarafın takip borçlusu şirketin takibe esas alınan senetten sorumlu olmadığını bildiği halde şirkete karşı icra takibi başlattığını, dava konusu senette şekil noksanlığı bulunduğu için geçersiz olduğundan davacı avalist ...'nin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'nin İİK'nın 72/4. maddesi gereği takip ve dava konusu alacağın %20'si tutarında tazminat ödemeye mahkum edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın iddiaları arasında tezatlık ve tutarsızlık bulunduğunu, birbirini yalanlayan iddialarda bulunduğunu, mahkemenin karar verirken davalının iddiaları arasındaki tezatlığa ilişkin değerlendirme yapmadığını istinaf sebepleri olarak ileri sürmüş, kararı ... yönünden istinaf ettiklerini açıklamıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senedin vade tarihi olan 30/08/2021 tarihinde takip borçlusu şirketin tek yetkilisi ve ortağının davacı ... olduğunu, takip dayanağı senedin davacı tarafından düzenlendiğini, senet üzerinde bulunan tanzim tarihi 02/07/2021 tarihini öncesinde davacı ...'nin şirketin işletmecisi bulunduğu kafeteryayı işletmeye başladığını, şirketin devir borcunun ise davacının kusuru nedeniyle beklenenden geç olduğunu, bu doğrultuda olmak üzere bildirdikleri tanıklarının dinlenmediği gibi senet üzerindeki yazı ve imzaların gerekirse yaşının tespiti yönündeki talebinin hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibi yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin menfi tespit davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davacı ... Yatırım ..... Ltd. Şti'nin davasının kabulü ile, dava konusu 02.07.2021 keşide tarihli 30.08.2021 ödeme tarihli 155.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak başlatılan Kumluca İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasındaki borç nedeniyle davacı şirketin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, davacı şirketin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davacı ...'nin davasının reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 776/(1)-g maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi düzenleyenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci unvanının poliçede yer alması, poliçenin kim tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi poliçeyi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya unvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür. Poliçe borçlusunun tüzel kişi olması hâlinde, yetki belgesinde şirketi temsile yetkili şahısların poliçeyi imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir. Öte yandan bononun kambiyo senedi vasfı taşıyabilmesi için TTK'nın 776/1-9. maddeleri uyarınca düzenleyenin imzasının bulunması yeterli olup, bu imzanın düzenleyen şirket unvanı ya da kaşesi üzerine atılması gerekmez. Düzenleyenin imzasının bononun alt kısmında ve metni kapsar biçimde olması kafidir (Aynı yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22/06/2016 tarih 2014/12-1091 Esas 2016/847 Karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 27/01/2016 tarih 2015/24302 Esas 2016/2329 Karar, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 27/01/2016 tarih 2015/5065 Esas 2016/956 Karar sayılı ilamları). Poliçenin yüzüne, muhatabın veya keşidecinin imzaları hariç olmak üzere atılan her imza da aval hükmündedir (TTK m. 701/3). Buna göre bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır. TTK'nın 778. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 677. maddesi gereğince, şirketi temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 701 ve 702/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir. Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. 6102 sayılı Kanun’un 702. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bağımsız bir borç üstlenen aval verenin sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceği, aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile aval verenin sorumluluğunun devam edeceği, teminat altına alınan borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu, lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsizliği ya da imzasının sahteliği hâlinde de aval verenin sorumluluğunun devam edeceği, bonoda aval veren aynen keşideci gibi sorumlu olduğundan alacaklının borçlanma sırasına bağlı kalmaksızın doğrudan aval verene icra takibi yapabileceği kabul edilmektedir. Yukarıda yer verilen yasal mevzuat ve açıklamalar ışığında somut olayda; Kumluca İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile alacaklı ... tarafından, borçlular ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi ve ... aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 155.000,00-TL bedelli 02.07.2021 düzenleme, 30/08/2021 vade tarihli düzenleyenin ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi, kefilin ..., lehtarın ise ... olduğu bono vasfında kambiyo senedi olduğu, kambiyo senedinin şekli unsuları içerdiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden celbedilen keşideci şirket kayıtlarına göre senedin tanzim tarihinde şirket yetkilisinin davalı ... olduğu anlaşılmaktadır. Davalı taraf istinaf itirazları yönünden; HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere şirket kaşesinin yanında bulunan imzaların davalı ...'ye ait olduğu, ...'nin o tarihte şirkette imza yetkisinin bulunmadığı, dolayısı ile ... Sanayi ve Pazarlama Limited Şirketi'nin bonodan dolayı borçlu olamayacağı, bilirkişilik sistemi içerisinde halen yazı yaşının tespitine dair imkanların bulunmadığı, kambiyo vasfında olan bono yönünden HMK'nın 200. vd. maddeleri gereği tanık dinlenilmesinin mümkün olmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu böylelikle davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın ... yönünden istinaf itirazlarının incelenmesinde ise; yine yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı ...'nin TTK'nın 702. maddesi gereği şeklen geçerli olan bono üzerinde kefil bölümünde imzası bulunduğu, imzaya itirazın sözkonusu olmadığı görülmekle ...'nin aval veren olarak sorumluluğunun devam ettiği kabul edilerek davacı ... yönünden İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak kötüniyet tazminatı yönünden yapılan değerlendirmenin ise usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır. İİK'nın 72/4 maddesindeki tazminat, menfi tespit davasında dava konusu takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve dava sonunda borçlunun haksız çıkması hali için öngörülmüş olup somut olayda takibin durdurulması söz konusu olmadığından, yerel mahkemece, davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu yönden düzeltilmesi gerekmiştir. Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince yukarıda açıklanan gerekçelerle kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosya kapsamına göre delillerin toplanmış olması karşısında dosya İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmeyerek yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda yazılı nedenlerle davacı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/02/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, a-Davacı ... Sanayi ve Pazarlama Ltd. Şti'nin davasının KABULÜ İLE, dava konusu 02.07.2021 keşide tarihli 30.08.2021 ödeme tarihli 155.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak başlatılan Kumluca İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasındaki borç nedeniyle davacı şirketin davalıya karşı borçlu olmadığının TESPİTİNE, b-Davacı şirketin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, c-Davacı ...'nin davasının REDDİNE, d-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, e-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 9.285,93 TL harçtan peşin alınan 2.321,49 TL nin mahsubu ile eksik alınan 6.964,44 TL nin davalıdan alınarak, hazineye irad kaydına, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince yazılmasına, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/05/2022 tarih ... Esas ... Karar ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince İPTALİNE, f-Davacının yatırmış olduğu peşin ve başvuru harcı toplamı olan 2.380,79 TL'nin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, g-Davacı tarafından yapılan 40,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, h-İstinaf edenin sıfatı ve usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 16.864,12 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı şirkete verilmesine, ı-İstinaf edenin sıfatı ve usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 16.864,12 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak, davalıya verilmesine, i-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 4-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davalının istinaf başvurusu reddedildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 9.285,93 TL harçtan peşin alınan 2.321,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.964,44 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 2.321,49 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, c-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 36,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 256,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraf vekilleri yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi .20/02/2026 ...