(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/7840 E. , 2009/8915 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında, kooperatif yöneticiliğine dayalı tazminat ve alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı ve birleşen davanın davalısı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife müdür olarak atandığını, hiçbi…
**(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi 2009/7840 E. , 2009/8915 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında, kooperatif yöneticiliğine dayalı tazminat ve alacak istemine ilişkin asıl ve birleşen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı ve birleşen davanın davalısı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife müdür olarak atandığını, hiçbir sebep bulunmadan 20.08.1995 tarihli genel kurulda görevine son verildiğini, sözleşme uyarınca davalının tazminat ödemesi gerektiğini ileri sürerek, 2.500.000.000-TL’nin (2.500,00-YTL) temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davanın davalısı olarak ise birleşen davanın reddini istemiştir. Davalı, birleşen dava davacısı vekili, kooperatif ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 10.02.1994 tarih ve 24 sayılı yönetim kurulu kararıyla akdedildiğini, ancak 01.09.1993 tarih itibariyle göreve başlamış gibi gösterildiğini, müdürlükten uzaklaştırılmaması için de ağır tazminat koşulu öngörüldüğünü, bu nedenlerle yönetimin genel kurulca görevden alındığını savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise davalının geçici bir süre müdürlük yaptığı dönemde 100.000.000-TL (100,00-YTL)’den fazladan ücret aldığını ileri sürerek, 238.000.000.-TL'nin temerrüt faiziyle tahsilini istemiştir. Mahkemenin, asıl davanın esastan, birleşen davanın ise husumetten reddine ilişkin verilen ilk kararı ile asıl davanın ispat edilemediği, birleştirilen davanın ise TTK.'nun 341 ve 322. maddeleri uyarınca genel kurul kararı alınmadığı ve denetçilerce verilmiş vekaletname sunulmadığı gerekçeleriyle asıl davanın esastan ve birleştirilen davanın da husumetten reddine ilişkin ikinci kararı sırasıyla iki kez Yargıtay 11. HD’nce bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamlarında özetle, davacının asıl davada müdür olmadığı, birleşen davada ise müdür olduğunun kabul edildiği belirtilerek, öncelikle mahkemece, davacının kooperatif müdürü olup olmadığı konusunda gerekli değerlendirmenin yapılması, asıl ve birleşen davanın buna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamlarına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı birleşen davalının kooperatifte müdür olarak görev yaptığı, ancak geriye dönük şekilde müdür atanmasının kabul edilemeyeceği, sözleşmede konulan 250.000.000-TL tazminat hükmünün hakkın kötüye kullanılmasına dayalı olup, gabin oluşturması nedeniyle geçersiz olduğu, birleşen dava bakımından ise davacı birleşen davalıya fazla ödeme yapıldığı gerekçeleriyle, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne, 100.000.000.TL (100,00-YTL)’nin dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davacı birleşen davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davacı birleşen davalı vekilince temyiz edilmiştir. Asıl dava kooperatif müdürlüğü görevinin haksız olarak sona erdirildiği iddiasına dayanan tazminat istemine, birleşen dava ise, kooperatif müdürlüğü sırasında fazladan ödenilen ücretin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, uyulan bozma ilamı çerçevesinde, asıl davada davacı ...'ın kooperatif müdürü olarak görev yaptığı belirlenmiş, ancak sözleşmedeki cezai şart hükmünün gabin oluşturduğu gerekçesiyle geçersiz olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise davalı müdür ...'a fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kooperatifte müdür atanması iki şekilde olur. Müdür, kooperatif yönetim kurulu üyeleri arasından seçilebileceği gibi kooperatif yönetim kurulu tarafından dışarıdan bir kişi de müdür olarak atanabilir. Bu ikinci durum TTK'nun 319. maddesinde "Ana sözleşme ile temsil yetkisinin ve idare işleminin hepsi veya bazıları idare meclisi üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zorunlu olmayan müdürlere bırakılabilmek için genel kurula veya yönetim kuruluna yetki verilebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, TTK'nun 319/2. maddesi ile TTK'nun 342. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kooperatife müdür olarak atanan kişinin atanma yönteminin anasözleşmede öngörülmüş ve öngörülen şekilde genel kurula veya yönetim kuruluna bırakılmış olması ve tevdi edilen görevin de kooperatifin temsil ve idari mali işlerinin önemli bir kısmını içermesi gerekir. Esasen, 1163 sayılı Kanun'un 58. maddesi de aynı ilkelere göre düzenlenmiştir. Somut olayda, mahkemece davacının anılan yasa hükümleri çerçevesindeki durumu hiç tartışılıp değerlendirilmemiş ise de; dosyadaki sözleşme ve belgelere göre davacının yönetim kurulunca dışarıdan atanan müdür olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının müdür olarak atanmasına ilişkin 10.02.1994 tarihli yönetim kurulu kararı esas alınmak suretiyle, asıl ve birleşen davada kooperatif müdürü ...'ın hak ve sorumluluklarının buna göre belirlenmesi ve özellikle birleşen dava bakımından TTK'nun 341. ve 342. maddelerindeki prosedürün anılan müdür hakkında uygulanıp uygulanmayacağının bu çerçevede değerlendirilmesi gereklidir. Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.