9. Hukuk Dairesi 2017/28068 E. , 2018/8949 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/04/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı
**9. Hukuk Dairesi 2017/28068 E. , 2018/8949 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/04/2018 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat ... geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalılardan ...'ın davacı şirkette filo hesap işleri yöneticisi, diğer davalı ...'ın ise tır filo müdürü olarak çalıştığını, davalıların tır filoda çalışan şoförlere kötü davrandıklarını, haklarını yediklerini, haksız işten çıkarmalar yaptıklarını, geçiş belgelerini işverenin bilgisi dışında yurt dışında şoförlere sattırıp bedelini yaplaştıklarını, verilen iş avanslarında açıklar bulunduğunu tespit ettiklerini, bunun üzerine yazılı savunmalarının istendiğini, her iki davalının da yazılı savunma vermediklerini ve istifa ederek ayrıldıklarını, ancak davalıların istifaları ile yetinilmeyip haklı nedenle iş akitlerinin feshedildiğini ve haklarında suç duyurusunda bulunduklarını, davalılardan ...'a sürücülere dağıtılmak için verilen ve seferi ilgilendiren harcamalara dair iş avanslarında Euro ve TL hesaplarında açık olduğunun tespit edildiğini, diğer davalı ...'ın davalı ...'ın hesaplarını kontrol etmek ve onaylamak yükümlü bulunduğunu, bu sebeplerle davalıların davacı şirkete zarara uğrattıkları iddiaları ile uğranılan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. B) Davalılar Cevaplarında Özetle: Davalılar, açılan hesaplarda davalı ...'ın tasarruf yetkisi bulunmadığını, yapılacak her kasa hareketinde şirket genel müdüründen onay ve imza alınması gerektiğini, iş avanslarında açık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir. C) Yargılama Süreci ve Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar; davalıların temyizi üzerine Dairemizin, 29.04.2013 tarih, 2011/8882 Esas-2013/12760 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamında, "..Davacı işveren, dava dilekçesinde davalıların çalıştığı dönemde davalı ...'a verilen avanslardan kaynaklı kasa açığı bulunduğu hukuki olgusuna dayanarak adı geçenin ve denetim görevini yerine getirmeyen diğer davalının sebebiyet verdikleri zararın tazminini istemiş, yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporundan 25.4.2007 tarihinde 45.785,89 TL, 25.5.2007 tarihinde ise 37.933,47 TL kasa açığı bulunduğu belirtilmiştir. Bunun yanı sıra davacı ...'ın açtığı işe iade davasında davacının kasa açığına sebebiyet verdiği olgusunun ispat edilemediği belirtilmiş ve mahkemenin bu kararı değinilen gerekçe ile birlikte kesinleşmiştir. Ayrıca davacı ihtarnamede 4.100,00 TL kasa açığı olgusuna dayanmasına karşın fesih yazısında bu hususa değinmemiştir. İşe iade davasının kesinleşmesinin ardından açtığı bu davada ise gerek ihtardan gerek fesih yazısındaki açıklamadan başka 44.293,00 TL kasa açığı bulunduğu ve bunun yukarıda değinildiği üzere verilen avanslardaki usulsüzlüklerden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Dinlenen davalı tanığı ... beyanında davacı işverenin talimatı doğrultusunda birçok ödeme belgesinin iptal edildiğini dile getirmiştir. İhtarnamede 4.100,00 TL, davada ise 44.293,00 TL kasa açığından bahsedilmesi, yargılama sonunda bilirkişinin hesapladığı rakamların denetime elverişli olmaması ve iki ayrı tarihte iki ayrı kasa açığından bahsedilmesi, yukarıda belirtilen tanığın anlatımı, kesinleşen işe iade davasındaki hukuki olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde gerekirse tanık ... yeniden dinlenerek iptal edilen harcama belgelerinin nelerden ibaret olduğu, hangi miktarda bulunduğu tespit edilip; daha sonra bilirkişiden denetime elverişli ayrıntılı rapor alınması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasının" hatalı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar süresinde, davacı vekilince temyiz edilmiştir. E) Gerekçe: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukukî esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.’un 27. maddesinde hukukî dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukukî sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemenin, Dairemizin bozma ilamından önce ve de sonraki verdiği kararlar incelendiğinde, "bu kayıtlara göre ...'ın 4.900 Euro ve 37.933,47 TL" ifadesi dışındaki tüm gerekçe metninin her iki kararda da aynı olduğu görülmüştür. Yerel mahkemece uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunan bozma ilamında belirtilen hususların hiçbiri kararın gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmediği gibi, birkaç kelime hariç her iki gerekçeninde aynı olmasına karşın, bozma ilamından önce ve sonra verilen kararların neden farklı olduğu da anlaşılamamaktadır. Sonuç olarak Mahkemenin kararının, Anayasa ve Yasanın aradığı anlamda bir gerekçe içermediği saptanmakla, kararın bu nedenle, sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozulması gerekmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 1.630.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.