T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/323 Esas KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI : 2025/724 Esas, 2025/955 Karar DAVA: İtirazın İptali (Otoyol Geçiş Ücreti Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/323 Esas KARAR NO : 2026/397 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/11/2025 NUMARASI : 2025/724 Esas, 2025/955 Karar DAVA: İtirazın İptali (Otoyol Geçiş Ücreti Kaynaklı) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının kendisine ait ... plakalı araç ile 27.03.2023-02.01.2025 tarihleri arasında ait müvekkili şirketin işletme hakkı sahibi olduğu ... Köprüsü ve ... Otoyolu’ndan geçiş ücreti ödemeksizin ihlalli geçiş yaptığını, davalının otoyolu kullandığı anlarda HGS hesabının müsait olmadığını, HGS hesabını müsait tutmanın ve geçiş ücretini ödemeye yetecek bakiye bulundurmanın davalı borçlunun sorumluluğunda olduğunu, ticari iş nedeniyle alacağın ticari faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini, geçiş ücreti ve 4 katı tutarında gecikme cezası ile işlemiş faiz ve KDV alacağının tahsili için davalı aleyhine İstanbul 13. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takipte borca ve ferilerine haksız olarak itiraz ettiğini, dava açmadan önce arabulucuya başvurmuşlarsa da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk sürecinin usulüne uygun işletilmediğini, bildirim yapılmadan ve temerrüt gerçekleşmeden doğrudan icra takibi yapılmasının dürüstlük kuralına aykırını olduğunu, SMS bildiriminin hukuken geçerli bir bildirim olmadığını, kendisine ait elektronik imza olmadığından tahsilatlarla ilgili işlemlere onayı bulunmadığını, ihlalli geçişlere ilişkin talep edilen bedellerin fahiş ve usulsüz olduğunu, borcun asılına ve tüm ferilerine itiraz ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; HMK.nun 114. maddesi gereğince mahkemenin görevli bulunmasının dava şartı olduğu, HMK.nun 115. maddesi gereğince de davanın her aşamasında re'sen gözetilebileceği, mahkemece yapılan araştırma neticesinde davacının gerçek kişi tacir olmadığı, Vergi Dairesinden gelen cevabi yazıya göre 93 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 7338 sayılı yasa ile değişik 20/A maddesince basit usulde kazanç elde etmesi nedeniyle vergi beyannamesinin bulunmadığı, davalının Esnaf odasında kaydının bulunduğu, davalının tacir olmadığı, dolayısıyla tacirler arasında görülen nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, iş bu davanın münhasıran ticari davalar arasında da yer almadığı, genel hükümlere dayalı olarak açılan iş bu davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekilince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının İstanbul Umumi Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odasına kayıtlı olarak faaliyetlerini ticari işletme kapsamında sürdürdüğünü, faaliyetinin süreklilik ve gelir elde etme amacını taşıdığını ve kazancının işletme sınırının çok üstünde kaldığını, bu unsurların ticari işletme varlığını ve davalının tacir sıfatını açıkça ortaya koyduğunu, davalıya ait aracın ticari kazanç elde etmek amacıyla üretilen bir araç olduğunu, bir nevi ticari işletme olduğunu, o halde aracın ticari nitelik taşıdığı gözetildiğinde davanın nisbi ticari dava niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiğini, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü'nün 30/12/1998 tarihli kararının mahkemece değerlendirilmeden karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, ihlalli geçiş ve ceza ücreti ile takip öncesi işlemiş faiz ve KDV alacağını tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davası ilamsız icra takibine itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamaya yönelik açılan bir davadır. Bu nedenle hangi takibe yönelik açılmış ise o takipte belirtilen alacakla ilgili yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekir. Diğer bir ifade ile itirazın iptali davası takibe bağlı bir davadır. Takipte belirtilen miktardan fazlasına karar verilemez. Davacı tarafından, toplam 5.591,40 TL alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatılmış, davalının borca ve ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu, akabinde davacı tarafından yasal süresinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, davada mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. maddelerine gereğince usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. HMK'nun Ek 1. maddesinin 2. fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." şeklinde düzenlenmişken 04/06/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Somut davada, kararın verildiği 04/11/2025 tarihi itibariyle yürürlükte olan 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi ile getirilen değişiklik gereği parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınması gerekir. Buna göre dava 2025 yılında açılmış olup yeniden değerleme sonucunda 2025 yılı için kesinlik sınırı 40.000,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda karar verilecek haller sayılmış olup bu hallerden birisi de kararın kesin olması olarak gösterilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre somut olayda, dava değerinin 5.591,40 TL olduğu ve mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden reddine karar verildiği nazara alındığında kararın, dava tarihi itibariyle HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının (40.000,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davacının istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca miktar yönünden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 341/2 ve 352/1-b bentleri gereğince miktar yönünden REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352 ve 362/1a Maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 12/03/2026