Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Gürcistan'da bulunan grup şirketinde 01.08.2015 - 30.09.2016 tarihleri arasında tünel işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, müvekkilinin haftanın 7 günü 07.30 - 19.30 saatleri arasında çalıştığını, bayramlarda da çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatil
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Gürcistan'da bulunan grup şirketinde 01.08.2015 - 30.09.2016 tarihleri arasında tünel işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, müvekkilinin haftanın 7 günü 07.30 - 19.30 saatleri arasında çalıştığını, bayramlarda da çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanması gereken hukuk ve zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır. 5718 sayılı Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Davalı vekili cevap dilekçesinde somut uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini savunmuş; ancak cevap dilekçesini yasal süresi içinde sunmamıştır. Ön inceleme duruşmasında da taraflar hukuk seçimi konusunda anlaşmış değildir. Şu hâlde yukarıdaki açıklama doğrultusunda somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekirken Gürcistan hukukunun uygulanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.