T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/231 - 2026/366 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/231 KARAR NO : 2026/366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/473 E. - 2023/433 K. DAVANIN KONUSU YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/231 - 2026/366 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/231 KARAR NO : 2026/366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/11/2023 NUMARASI : 2022/473 E. - 2023/433 K. DAVANIN KONUSU YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2023 tarih ve 2022/473 Esas - 2023/433 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı yanın 2021/00726 sayılı “...” ibareli marka başvurusuna, müvekkili adına tescilli 2011/10827 sayılı ve “...” ibareli markasına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın “...” şeklinde telaffuz edileceğini, bu haliyle markalar arasında tek bir harf farkı bulunduğunun kabulü gerektiğini, her iki markanın da 7 harften oluştuğunu ve son 5 harfinin aynı olduğunu, başvuru kapsamında yer alan 5. sınıf malların müvekkilinin markası kapsamında da yer aldığını, uyuşmazlık konusu tüm malların uzman tüketiciye hitap etmediğini, kaldı ki uzmanların dahi markaları karıştırabileceğini ileri sürerek, ... YİDK’ın 12/10/2022 tarih ve 2022-M-13218 sayılı kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, davacı yanın dayanak yaptığı marka ile hiçbir ticari faaliyetinin olmadığını, sadece “...” ibaresinin benzerliği ile bir hak iddia edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan mallar ile davacı yanın önceki tarihli markası kapsamındaki emtiaların tamamının aynı ya da benzer nitelikte olduğu, ancak marka işaretleri arsında benzerlik bulunmadığı, taraf markaları her ne kadar ortak harfler içermekte iseler de, özellikle vurgunun toplandığı başlangıç seslerinin “...” ve “zi” harfleri ile oluşmasından ötürü somut ve ilk anda algılanabilir bir görsel ve işitsel farklılık içerisinde bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan “...” harflerinin tüketici tarafından “bay” şeklinde telaffuz edilme ihtimalinin, davacının iddia ettiği gibi “bi” şeklinde telaffuz edilme ihtimalinden çok daha yüksek olduğu, bu durumda ise her iki ses arasında zaten belirgin bir farklılığın ortaya çıkacağı, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketicilerinin de dikkat, özen ve seçicilik düzeyinin genel ortalaması gözetildiğinde, başlangıç sesindeki böylesi somut bir farklılığın, devam seslerindeki benzerliğe üstün tutulması gerekeceği, ilgili tüketicinin her iki taraf markası ile aynı ya da farklı zamanlarda karşı karşıya kalan tüketicilerin, birbirinden bağımsız başlangıç sesleri taşıyan bu ibareleri birbirinden farklı markalar olarak değerlendirecekleri, tüketicilerce, markaların son seslerindeki “min” ibaresinin “mineral” sözcüğüne atfen kullanılmış bir kısaltma olarak algılanabileceği (nitekim ... markasındaki kullanım amacının bu şekilde olduğu anlaşılmıştır) gibi yine “...” sesindeki benzerliğin bir ilaç etken maddesi gibi de algılanabilecek olduğu, her halükarda tüketicilerin bu iki işaret arasında birden fazla farklılaşan unsurun varlığı nedeniyle bir benzerlik kurmayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmelere dikkate alınarak yazılı şekilde karar verildiğini, dava konu markanın okunuşu hakkında yapılan tahmin üzerinden markların bütünsel olarak farklı olduğunu iddia edilmesinin mümkün olmadığını, tarafların markaları arasında bütünsel açıdan benzerlik bulunduğu gibi güçlü bir işitsel benzerlik de olduğu, dava konusu başvurunun "..." olarak telaffuz edileceğini, dava konusu başvurunun anlamsız bir kelime olduğunu, anlamsız bir kelimenin bir parçasının İngilizce bir kelimeye benzemesi nedeniyle İngilizce kelime gibi okunacağının kabulünün hatalı olduğunu, "..." ibaresinin başlı başına bir kelimenin parçası olduğu durumlarda, tıpkı Bizans anlamına gelen ve "..." olarak okunan "..." kelimesinde olduğu gibi, "Bİ" olarak okunacağını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince ... ibarelerinin benzer kabul edildiğini, uyuşmazlık konusu 5. sınıfta yer alan tüm malların tüketicisinin bilinçli olmadığını, ayrıca uzman tüketicinin dahi markaları karıştırılabileceğine dair emsal kararların bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira tarafların markalarını oluşturan ibarelerin, tüketicinin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının görsel ve işitsel olarak farklı bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin "Bİ" olarak telaffuz edileceği ileri sürülmüşse de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere "..." ibaresinin yazımı ile en uygun telaffuz şekli "BAY" olduğundan, davacı tarafın bu iddiasına itibar edilmediği, ayrıca yine aralarında eczacılık fakültesi öğretim üyesi bilirkişinin de yer aldığı heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda belirtildiği gibi tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin etken madde olarak algılanacak olması karşısında dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığının kabulü gerektiği, anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.