T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/836 - 2026/1127 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/836 KARAR NO : 2026/1127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2024 NUMARASI : 2023/176 E. - 2024/63 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/836 - 2026/1127 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/836 KARAR NO : 2026/1127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/02/2024 NUMARASI : 2023/176 E. - 2024/63 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2024 tarih ve 2023/176 E. - 2024/63 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının başvuru konusu yaptığı "... + Şekil" ibareli marka başvurusu ile müvekkilinin markalarının benzer bulunduğunu, zira asli unsurlarının “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirketin markaları ile davalı marka başvurusunun, aynı sınıflara tescili talep edildiğinden karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu ileri sürerek ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2023-M-998 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, SMK'nın 6/1. maddesinde yer alan şartların oluşmadığını, davacı tarafın markasının tanınmış olduğunu iddiasının isabetli bulunmadığını, SMK'nın 6/5. maddesinin koşullarının olmadığını, kötüniyete ilişkin ispat bulunmadığını, SMK'nın 6/3. maddesinin de şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkiline ait marka ile davacı yana ait markalar arasında görsel olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, ortalama bir tüketicinin kolaylıkla birbirinden ayrı markalar olduğunu ayırt edebileceğini, taraf markaları yazım, renk, şekil ve faaliyet alanı bakımından farklılaştığından, bu hali ile markaların birbirlerine yakın olmadığını, anlamsal olarak da hiçbir benzerlik bulunmadığını, "..." ifadesinin tavukla mütenasip olmuş olup, harcıalem bir isim olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, itiraza mesnet 2015/100938 sayılı marka hükümden düştüğünden, değerlendirme dışında bırakıldığı, davalı şahsın idari süreçte kullanmama def’i ileri sürdüğü, itiraza mesnet olup hakkında davalı şahıs tarafından kullanmama def'i ileri sürülen, 2014/74419, 2007/45126, 2007/45127, 2000/25326 ve 2011/19833 sayılı davacı markalarının, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK’nın 19/2. maddesi kapsamında kullanmama def’ine tabi olduğu, dolayısıyla davacı şirkete ait bu markalar bakımından kullanımı kanıtlama zorunluluğu bulunduğu, marka işlem dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler bütüncül olarak değerlendirildiğinde; davacı şirketin davaya konu markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıllık süreçte “... ...” ibareli markanın 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” üzerinde ciddi kullanımının bulunduğu, davacı şirketin YİDK kararının iptali talebi bakımından SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında itirazının 2011/19833 sayılı "... ..." ibareli marka ve tescil kapsamında 43. Sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından dinlenebileceği, sair itiraza mesnet markaların kullanımı ispatlanamadığından SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü kapsamında dinlenemeyecekleri, markaların oluşturuluş şekilleri, içerdikleri kelime ve şekil unsurları göz önüne alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle taraf markalarının benzer olmadığı, bu nedenle SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin somut olayda oluşmadığı, dava konusu marka ile aynı ya da benzer tescilsiz bir işaretin, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden önce, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı veya benzer emtia üzerinde yoğun ve ciddi şekilde davacı yan tarafından kullanımı ispatlanamadığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davacı şirketin, marka işlem dosyasına sunduğu delillerin “...” veya "... ..." ibareli markaların Türkiye çapında tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgunun da ileri sürülmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece müvekkilinin "... ..." markasının kullanımının ispat edildiği, "... ..." ve iki adet "..." markasının ise kullanımın ispat edilmediğinin değerlendirildiğini, mahkemenin, SMK'nın 19/2. maddesi uyarınca, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında yalnızca "... ..." markasının dinlenebileceği değerlendirmesinin haklı ve yerinde olmayıp, dosya kapsamına sunulan belgelere uygun düşmediğini, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, müvekkilinin markalarının tamamının güncel ve aktif bir şekilde kullanımda olduğunu, müvekkilinin "... ..." ve iki adet "..." markasının, kullanımın ispat edilemediği gerekçesi ile benzerlik değerlendirilmesine konu yapılmamasının hiçbir şekilde somut olaya uygun ve kabul edilebilir olmadığını, müvekkili Şirketin "... ..." markası ile itiraz/dava konusu "..." markası arasında, sunulan mal ve hizmetler nedeniyle ortalama tüketici bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğunun şüphesiz olduğunu, markalar aynı sınıflarda tescilli olduğundan ve benzer mal ve hizmetler içerdiğinden karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, müvekkilinin markalarının esaslı unsurunun hatalı değerlendirildiğini, davalı ... hakkında, Müvekkilinin markalarına tecavüz fiili nedeniyle kesinleşmiş mahkumiyet kararı olduğunu, bunun dikkate alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, itiraza mesnet 2015/100938 sayılı marka hükümden düştüğünden değerlendirme dışında bırakılmasında bir isabetsizlik olmadığı, 2014/74419, 2007/45126, 2007/45127, 2000/25326 ve 2011/19833 sayılı davacı markalarının, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle kullanmama def’ine tabi olduğu, marka işlem dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda davacı şirketin davaya konu markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıllık süreçte “... ...” ibareli markanın 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” üzerinde ciddi kullanımının bulunduğunun belirlendiği, bu bakımdan davacının YİDK kararının iptali yönünden SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında itirazının 2011/19833 sayılı "... ..." ibareli marka ve tescil kapsamında 43. Sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” bakımından dinlenebileceği, diğer itiraza mesnet markaların kullanımının ispatlanamadığından SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü kapsamında dinlenemeyecekleri, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet "... ..." esas unsurlu markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, markanın esas unsurunun bir bütün olarak “... ...” ibaresi olduğu, davacıya ait markanın isim-soyisim algısı yarattığı, diğer taraftan, “Plymouth Tavuk” olarak bilinen tavuk çeşidinin, ülkemiz tavuk yetiştiricileri tarafından “... tavuk” olarak da adlandırılabildiğinin tespit edildiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, dava konusu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden, karşı tarafın tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayacağı, SMK'nın 6/3. maddesinin koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, davacının marka işlem dosyasına sunduğu delillerin markalarının Türkiye çapında tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğinin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.