T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/945 - 2026/1114 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/945 KARAR NO : 2026/1114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2023/343 E. - 2024/142 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/945 - 2026/1114 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/945 KARAR NO : 2026/1114 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2024 NUMARASI : 2023/343 E. - 2024/142 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2024 tarih ve 2023/343 E. - 2024/142 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2013/12210 sayılı "..." ibareli ve 2017/110669 sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile iltibas yaratacak şekilde 2022/030726 sayılı "..." ibareli markanın adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin başvuruya itirazının YİDK'nın 2023-M-6442 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa özellikle "..." ve "..." markası arasında tek bir harf farkı bulunduğunu, markalardaki dokuz harfin birebir aynı olduğunu, bu haliyle markaların neredeyse aynı izlenimleri vereceklerini ve tüketicilerin markalar arasında yanılgıya düşeceklerini, 05. sınıftaki mallar yönünden ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğunu, bunun yanı sıra dava konusu markanın diğer sınıflarda da iptaline karar verilmesinin gerektiğini, zira müvekkili şirketin markalarının tanınmış olduğunu ve davalı şirketin bu tanınmışlıktan yararlanmak istediğini, aynı nedenle marka başvurusunda iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, 2023-M-6442 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın tescili halinde 03, 05, 29 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin tamamı yönünden hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin markasının, itiraz edenin markasından görsel, işitsel, biçimsel, hitap ettiği alıcı grubu, markanın esas ve tamamlayıcı unsurları açısından farklı olduğunu, ilaç emtialarının ister reçeteli ister reçetesiz alınsın, potansiyel tüketicisi yüksek dikkat ve özen seviyesine sahip doktor ve eczacılar, yani sağlık profesyonelleri olduğundan, en küçük bir ayrıntıyı bile ayırt edebileceğini, e-reçete sistemi içinde barkodla verilen ilaçlar açısından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." kelimesinin, "gastroenteroloji" kelimesini çağrıştıran bir ibare olarak algılanacağını, çekişme konusu markaların bu kök unsura farklı eklentiler yapılmak suretiyle oluşturulduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğunu gösterir hiçbir delilin mevcut olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 5 ve 35. sınıftaki bir takım mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında emtia benzerliği koşulunun sağlandığını, başvuruda yer alan diğer emtialar yönünden ise taraf markaları arasında bir benzerliğin mevcut olmadığı, taraf markalarının şekli unsur barındırmayıp, "..." kelime kökünden türetilmiş markalar olduğunu, "..." kelimesinin sağlık sektöründe sahip olduğu yerleşik ve derhal fark edilen bir anlamının bulunmakta olup, TÜRKPATENT sicil kayıtları incelendiğinde de "..." ibaresi ile başlayan ve uyuşmazlık konusu emtiaları içerir onlarca markanın bulunduğu, ilaç emtiası bakımından etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan ibarelerin tanımlayıcı nitelikte görüldüğü ve bu kapsamda koruma kapsamlarının da düşük düzeyde olduğunun kabulünün gerektiği, dava konusu marka "..." şeklinde iken "..." şeklindeki davacı markasının, bütün olarak dava konusu markadan uzaklaşmakta olup, tamamen farklı bir algı yarattığı, davacı yanın "..." markasındaki harfler ile dava konusu markanın ortak olarak 9 harfi birden ihtiva ettiğini iddia ederek karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağını ileri sürdüğü, ancak kelimelerin salt ortak harfleri içermelerinin benzerlik değerlendirmesi açısından yeterli görülmemesinin gerektiği, ortak jenerik unsur dışında kalan bölümdeki harflerin dizilimsel farklılığının ortaya çıkardığı fonetik ve görsel farklılıkların, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketiciler nezdinde de taraf markalarının birbirlerinden farklı algılar yaratmaları için yeterli görüldüğü, sonuç olarak taraf markalarının, aralarında benzerlik bulunduğu tespit edilen mal ve hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde, görsel, işitsel ve kavramsal olarak, ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bu nedenle SMK madde 6/1 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle YİDK kararının iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markada yer alan tüm harflerin tamamının müvekkilinin markasında da yer aldığını ve tek farkın müvekkilinin markasında yer alan "t" harfi olduğunu, bu farklılığın ve harflerin dizilişinin ise davalının "..." markasının, müvekilinin tescilli "..." markasından farklılaştırmadığını, bilakis her iki markanın bütünüyle bıraktığı görsel, biçimsel, kavramsal ve fonetik izlenimde markaların aynı veya seri markaymış algısı yaratacak derecede benzer olduklarını, bu durumun da tüketicilerin yanıltılmasına ve müvekkili aleyhine haksız rekabetin ortaya çıkması tehlikesine sebebiyet vereceğini, gerek davalının gerekse müvekkilinin reçeteli ya da reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilen ürünlerinin potansiyel alıcılarının bilirkişi raporundaki tespitin aksine sadece doktor ve eczacılar değil, hasta ve hasta yakınları da olduğunu, ürünlerin reçetesiz olarak hasta ve yakınlarınca doğrudan eczanelerden temin edilebildiği gerçeği karşısında, taraf markalarının karıştırılma ve birbirini çağrıştırma ihtimalinin söz konusu olmayacağı şeklindeki bir yaklaşımın, SMK ile korunmak istenen yasal düzenlemenin temel amacına ve mantığına aykırı bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 5 ve 35. sınıftaki bir takım mal ve hizmetler bakımından, karşılaştırılan markalar arasında emtia benzerliği koşulunun sağlandığını, ancak başvuruda yer alan diğer emtialar yönünden ise taraf markaları arasında bir benzerliğin mevcut olmadığı, zira taraf markalarının şekli unsur barındırmayıp, "..." kelime kökünden türetilmiş olduğu, "..." kelimesinin sağlık sektöründe sahip olduğu yerleşik ve derhal fark edilen bir anlamının bulunmakta olup, ilaç emtiası bakımından etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan ibarelerin tanımlayıcı nitelikte görüldüğü ve bu kapsamda koruma kapsamlarının da düşük düzeyde olduğunun kabulünün gerektiği, dava konusu marka "..." şeklinde iken "..." şeklindeki davacı markasının, bütün olarak dava konusu markadan uzaklaşmakta olup, tamamen farklı bir algı yarattığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerini uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/05/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.