T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1616 Esas KARAR NO: 2026/146 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/07/2025 NUMARASI: 2024/404 Esas, 2025/600 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ: 29/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. G…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1616 Esas KARAR NO: 2026/146 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/07/2025 NUMARASI: 2024/404 Esas, 2025/600 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ: 29/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin mimar olup davalı şirketin yaptığı inşaat işlerinde mimar olarak çalıştığını, yaptığı iş karşılığı davalı şirketin 64.000,00 Euro bedelli senet imzaladığını, ancak davalının vade tarihinde müvekkiline olan borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin ilamsız icra takibi başlattığını, takibin ... . İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, icra ödeme emrinin ../07/2019 günü davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen borcun halen ödenmediğini, borcunu ödemek yerine davalının mallarını muvazaalı devirlere konu ettiğini ve taşınmazları üzerinde kamu ve banka alacakları dahil binlerce haciz ve ipotek olduğunu, buna göre borca batık olan davalının yüzlerce kişiyi mağdur ettiğini ve etmeye de devam ettiğini belirterek icra emri tebliğine rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle davanın kabulü ile, davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava tarihi olan 15/11/2023 tarihi itibarıyla muamele merkezi .../İstanbul iken 22/11/2023 tarihinde .../İstanbul olarak değiştiğini, iflas davasında borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olup kesin nitelikte olduğundan yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı, müvekkilinin ödemelerini tatil ettiğini, adresinde bulunmadığını, mallarını kaçırdığını ileri sürmüş ise de, bu iddiaların doğru olmadığını, müvekkili şirketin faal olduğu gibi adresinin de belli olduğunu, davacının, müvekkilinin sahada çalışan mimarı olmadığını, bu yüzden çalışmasının süreklilik göstermediğini, davacının, müvekkili şirketin sonradan devraldığı bir projenin müellifi olduğunu, davacıya 25/12/2015 ile 21/04/2017 tarihleri arasında banka kanalıyla yaklaşık 42.000,00 Euro ödeme yapıldığını, ancak davacının sözleşmeye dayalı yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmasından kaynaklı problemlerin oluşması nedeniyle davacı 70.959,34 Euro alacağının tahsili için .. ... İcra Müdürlüğünün...... E sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe girişmiş ise de, yapılan itiraz üzerine . ... İcra Hukuk Mahkemesinin .....Esas . Karar sayılı ilamı ile takibin iptal edildiğini, davacının bu defa da 15/06/2015 tanzim tarihli, 20/02/2016 vade tarihli senet borcu için ödemeleri mahsup etmeden 388.876,80 TL borcun tahsili için ilamsız takipte bulunduğunu, müvekkilinin takipten haberdar olmaması sebebiyle itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, ancak tebligatın da usulsüz olduğunu, davacının yapılan ödemeleri mahsup etmeksizin icra takibi yaptığını, davacı taşınmaz sayısı çok olan müvekkilinin bütün taşınmazları üzerindeki haciz miktarına göre yorum yapsa da, takiplerin büyük bir kısmında borç tamamen kapatıldığı halde icra dosyasında resmen kapanış yapılmadığını, ayrıca müvekkilinin borçlarını ödemeye devam ettiğini, davacı, müvekkilinin pasiflerinin aktiflerinden fazla olduğunu ve borca batık halde bulunduğunu ileri sürerek iflasını istediğinden müvekkili şirketin borca batık durumda olup olmadığı konusunda inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın yetkisizlik sebebiyle usulden ve aşamalarda toplanacak delillere istinaden de esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 22/03/2024 TARİH VE 2023/773 ESAS 2024/246 KARAR SAYILI KARARI İLE: İflası istenen davalı şirket merkezinin İstanbul olması sebebiyle davaya bakmaya kesin yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Nöbetçi Ticaret Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin İİK'nun 154/son maddesi gereğince reddine dair karar verilmiştir. Talep üzerine dosya yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmiştir. İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 09/07/2025 TARİH VE 2024/404 ESAS 2025/600 KARAR SAYILI KARARI İLE:Bilirkişi raporu, toplanan bilgi ve belgeler, davalı şirketin kayıtları ve taraf olduğu icra takipleri ile tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davalının, davacıya olan borçlarını ödeme tarihlerine göre, ödemelerin tatilinin genele ve sürekliliğe yayılmadığı ve bu nedenle doğrudan iflasın koşullarının oluşmadığı gerekçelerine istinaden ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 17/07/2013 tarihli sözleşme ile davalı şirkette mimar olarak çalışmaya başladığını, çalıştığı süre içinde alacaklarının bir kısmının ödenmediğini, alacağın bir kısmı için verilen 82.000,00 TL bedelli senet ödenmesine rağmen kalan alacak kısmı için verilen 64.000,00 Euro bedelli senede ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, söz konusu senede dayalı .... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinin mahkeme kararı ile iptal edilmesinden sonra bu sefer yine aynı senede dayalı ....... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasıyla yapılan icra takibinin kesinleştiğini, takibin kesinleşmediğine ve borçlu olunmadığına ilişkin davalı tarafından açılan davanın (.... İcra Hukuk Mahkemesinin 2025/.... Esas sayılı dosyası) reddedilerek kesinleştiğini, iflas istemli işbu davanın açılmasından sonra davalı ile yapılan görüşmeler neticesinde müvekkilinin hiç olmazsa alacağının bir kısmını kurtarmak düşüncesiyle takip alacağı olan yaklaşık 5.000.000,00 TL'nin üçte biri olan 1.800.000,00 TL'nin taksitlerle de olsa ödenmesi konusunda mutabakata varıldığını, 18/02/205 tarihli sözleşmeye göre, 18/02/2025 tarihinde 100.000,00 TL, 28/02/2025 tarihinde 100.000,00 TL, 15/03/2025 tarihinde 700.000,00 TL ve 05/04/2025 tarihinde 900.000,00 TL ödemenin yapılması ile taraflarınca, davalıya karşı açılan dava ve takiplerden feragat edileceğini, 2025 yılı Şubat ayına ilişkin iki adet ödeme yapıldığını, bu esnada şaibeli olan bilirkişi raporunun dosyaya girmesiyle geriye kalan ödemelerin yapılmadığını, zira bilirkişinin, davalı şirketin, müvekkiline daha önce yaptığı ödemeleri 64.000,00 Euro'luk senede ilişkin yapılmış gibi gösterdiğini, oysa söz konusu senede ilişkin ne icra takibinden ne de davadan önce ödeme yapılmadığını, sözleşmeye bağlanan ödemelerin yapılmaması nedeniyle sözleşmenin taraflarınca ....... Noterliğinin ../03/2025 tarihli fesih ihbarnamesi ile feshedildiğini, davalının bu senede ilişkin ödeme yapıldığına yönelik hiçbir belge sun(a)madığını, bilirkişinin yüzlerce hacizli dosyadan birkaçını cımbızlayarak davalı tarafından ödemelerin yapıldığının tespit edildiğini, oysa bu ödemelerin, davalının birikmiş ve ödenmeyen borçları yanında çok düşük miktarda kaldığını, taraflarınca yapılan araştırmada davalının bankalarda tek bir kuruşu bulunmadığı gibi taşınmazların tamamının üzerinde de yüzlerce haciz olduğunun görüldüğünü, bilirkişinin, ödemelerin hangi kaynaktan yapıldığına yönelik bir araştırma yapmadığını, davalı bir tüzel kişilik olduğundan ödeme kaynağını kayıtlarında göstermek zorunda olduğunu, bu nedenle davalı şirketin şayet ödeme gücü varsa bunun banka kayıtlarından görülmesi, aksi durumda yasal boşlukları hileyle kullanarak borçlarını ödememek için mal kaçırdığı sonucuna varılacağını, esasında olanın da bu olduğunu, davalı şirketin boca batık olduğuna ilişkin sadece ...İcra Dairelerinde işlem gören 356 adet icra takip dosyası olduğuna ilişkin belgeleri dosyaya ibraz etmelerine rağmen şirketin aktif ve pasiflerine ilişkin hiç bir araştırma yapılmaksızın, sadece 10-11 icra dosyasına yapılan kısmi ödemeler gösterilerek şirketin ödemelerini tatil etmediğine ve bu durumun süreklilik arz etmediğine ilişkin gerçek olmayan verilerin baz alındığını ve iflas koşullarının oluşmadığına ilişkin rapor düzenlendiğini, davalı şirketin daha kaç icra dosyasından borcunun olduğunun da bilinmediğini, bilirkişi raporuna itiraz etmelerine rağmen mahkemece borçlunun tüm aktif ve pasiflerinin araştırılarak hazırlanan bilançoya göre düzenlenecek rapora göre karar vermek yerine mahkemece hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İİK'nun 177. maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davalının, davacıya olan borçlarını ödeme tarihlerine göre, ödemelerin tatili genele ve sürekliliğe yayılmadığından bahisle doğrudan iflasın koşullarının oluşmadığı gerekçeleri ile ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilmiştir.Uyuşmazlık, davacı tarafından dayanılan doğrudan iflas koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, buna göre davalı şirketin iflasına karar verilip verilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 2004 sayılı İİK'nun 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında alacaklının talebi ile evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas halleri maddenin 1. fıkrasında 4 bent halinde "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,.." şeklinde sayılmıştır. Bu maddedeki ilam kavramından her türlü ilamı değil, para ve teminat alacaklarına ilişkin ilamları anlamak gerekir. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 31 ve 33. (HUMK'nın 74, 75. ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür.Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü maddi vakıalar dikkate alındığında, İİK'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1. ve 2. bentlerinde düzenlenen hallere dayalı olarak doğrudan iflas talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece tesis edilen gerekçeli kararda, İİK'nun 177/1-2. bendi kapsamında değerlendirme yapılarak ödemelerin tatili halinin gerçekleşmediği belirtilmiş ise de, İİK'nun 177/1-1. bendi kapsamında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Davacının, davalı hakkında ..... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile, 06/03/2019 tarihinde 64.000,00 Euro asıl alacak ve 17.453,59 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 494.928,30 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, süresinde itiraz edilmemesi sebebiyle takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. Söz konusu icra takibi, davalı şirket tarafından davacı lehine düzenlenen 15/06/2015 tanzim tarihli, 20/02/2016 ödeme tarihli ve 64.000,00 Euro bedelli bonoya dayalı olarak başlatılmıştır.Dosya kapsamında yer alan "Sözleşme" başlıklı 15/06/2015 tarihli belgede, davalının, davacıya olan borcunun 160.000,00 TL olarak belirlendiği ve o günki döviz kuruna göre 64.000,00 Euro olarak sabitlendiği, ayrıca bunun dışında davalının, davacıya 82.000,00 TL daha borcunun bulunduğunun belirtildiği, hem 64.000,00 Euro hem de 82.000,00 TL alacağına ilişkin davalı tarafından davacıya senet (bono) düzenlenip verileceği ve ödemenin sözleşmede belirlenen tarihlerde taksitler halinde yapılmasından sonra senetlerin iade edileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmede belirtildiği üzere, davalı tarafından davacıya 64.000,00 Euro ve 82.000,00 TL bedelli iki ayrı senet düzenlenerek verilmiştir. Davacı taraf, 82.000,00 TL bedelli senedin ödendiğini, bu nedenle bu senede ilişkin bir taleplerinin bulunmadığını, ancak icra takibine konu edilen 64.000,00 Euro bedelli senedin ise ödenmediğini ileri sürmüştür.Davacı vekili mahkemenin 19/02/2025 tarihli celsesinde, taraflar arasında sulh görüşmelerinin olduğunu belirterek kısa bir süre verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından sunulan "Protokol" başlıklı belgede, her iki tarafın ....... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu borcun 1.800.000,00 TL bedel karşılığında taksitler halinde (18/02/2025 tarihinde 100.000,00 TL, 28/02/2025 tarihinde 100.000,00 TL, 15/03/2025 tarihinde 700.000,00 TL ve 05/04/2025 tarihinde 900.000,00 TL) ödenmesi kararlaştırılmıştır. Davacı taraf, 15/03/2025 tarihinde 700.000,00 TL'nin ödenmediği gerekçesi ile söz konusu protokolü 20/03/2025 tarihli noter ihtarnamesi ile feshetmiştir.Dava dışı ........ tarafından davalı şirkete karşı ....... Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile, toplam 18.422.736,41 TL'nin tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu olan bir kısım taşınmazın ihalesinin kesinleşmesinden sonra icra müdürlüğünce 08/08/2024 ve 23/10/2024 tarihli sıra cetveli düzenlenmiş ve her iki sıra cetvelinde de ihale bedelinin, ...sırada yer alan bankanın rüçhanlı ipotek alacağını karşılamaması nedeniyle diğer dosyalara ödeme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Para isabet etmeyen haciz alacaklıları olarak yaklaşık 150 adet icra dosyası gösterilmiş olup ayrıca bunun dışında alacaklı kurumların da (vergi dairesi, belediye, SGK) bulunduğu anlaşılmıştır. "...İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir..." (Yargıtay 19. HD'nin 2009/3927 Esas 2009/4944 Karar sayılı ilamı).Doktrinde borçlunun aczi ile ödemelerini tatil etmesi genellikle bir tutulmaktadır. Ödemelerin tatili, kural olarak ödeme güçlüğü içine düşme halinden kaynaklanır. Ödemelerin tatili ile ödeme güçlüğü içine düşme arasında sıkı bir bağ olmakla birlikte bunlar aynı şeyler değildir. Ödemelerin tatilinde borçlunun muaccel para borçlarını ödeyemez durumda olması gerekir. Diğer yandan, muaccel bir borcun ödenmemesi tatil anlamına gelmez, ödememede umumilik ve süreklilik olması gerekmektedir. Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak için yerleşim yerinin meçhul tutarak saklanması veya kaçması yahut makul bir sebep göstermeden mağaza veya yazıhanesini kapatarak ticari işlemlerine son vermesinin de ödemelerini tatil ettiğine karine olarak kabul edilmektedir.İfade edildiği üzere, İİK'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması nedeniyle açık veya zimni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda bulunması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktarı itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması halinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir.Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılara açıkça bildirebileceği gibi borçluya karşı çok sayıda icra takibi başlatılmışsa ve icra takiplerinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir.Somut olayda, alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından sunulan ödeme belgelerine göre davalının, davacı ile yaptığı sözleşme kapsamında davacıya 27.082,40 Euro karşılığı 270.500,00 TL ödeme yaptığı, yine sözleşme kapsamında 3. kişilere ise toplam 16.085,46 Euro karşılığı 52.500,00 TL ödeme yaptığı belirtilmiş ise de, davacının takibe konu alacağının tamamı ödenmemiştir. Zira .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında 25/09/2024 tarihinde alınan dosya hesap raporuna göre davalının, davacıya olan toplam bakiye borcu 4.894.158,26 TL olarak bildirilmiş olup kaldı ki bilirkişi raporu ile yapıldığı belirtilen ödemeler, taraflar arasında yapılıp daha sonra davacı tarafından feshedilen protokolde belirlenen miktarın dahi çok altında kalmaktadır. Bunun dışında yine bilirkişi raporunda, davalı tarafından ödeme yapılarak kapatıldığı belirtilen icra dosyalarına ilişkin inceleme sırasında sunulan kapak hesabı ve kapanma görüntüsüne göre şirketin takip borçlarını ödediği tespit edilmiş ise de, raporda belirtilen icra takiplerinin sayısı 34 adet olup yukarıda belirtildiği üzere dava dışı ....... Bankasının alacaklı olduğu icra dosyasında düzenlenen 08/08/2024 ve 23/10/2024 tarihli sıra cetvelinde para isabet etmeyen yaklaşık 150 adet icra dosyası kapsamında haciz alacaklısı bulunduğu gibi ayrıca haciz alacaklısı olarak alacaklı kurumların da (vergi dairesi, belediye, SGK) bulunduğu, ayrıca davacı tarafından sunulan tapu takyidat listesinde hacizli alacaklarının sayısının daha da fazla olduğu anlaşılmıştır. Buna göre hem davacının alacaklarının tamamı ödenmediği gibi hem de belirtildiği üzere davalı aleyhine davacı dışında üçüncü kişilerce başlatılan çok sayıda derdest takibin bulunduğu anlaşılmasına rağmen sadece davalının ödeme yaptığını belirttiği icra dosyaları ile bağlı kalınarak ve üstelik bir denetleme de yapılmadan bilirkişi raporunda ödemelerin tatili bakımından aranan "genellik" ve "süreklilik" unsurlarının gerçekleşmediği yönündeki tespite dayalı karar verilmesi isabetli olmamıştır.O halde, davacının, davalıdan olan alacakları dışında üçüncü kişiler tarafından davalı şirkete karşı yapılan icra takipleri ile kurumların, davalı şirketten olan borçları da tespit edilip davalı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak yukarıda belirtilen esaslara göre davalı borçlunun ödemelerini genel ve sürekli şekilde tatil edip etmediğinin araştırılması ile varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm tesisi isabetli olmamıştır. Ayrıca İİK'nun 177/1-1. bendi kapsamında herhangi bir değerlendirme yapılmadığından ilk derece mahkemesince yeniden tesis edilecek kararda bu bent kapsamında doğrudan iflas şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda da bir değerlendirme yapılması gerekir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas, 2025/... Karar sayılı ve .../07/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.29/01/2026