9. Hukuk Dairesi 2011/48445 E. , 2013/32451 K. MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, ihbar tazminatı ile rekabet yasagına aykırılıktan doğan cezai şart ve tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R…
**9. Hukuk Dairesi 2011/48445 E. , 2013/32451 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, ihbar tazminatı ile rekabet yasagına aykırılıktan doğan cezai şart ve tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette AR-GE bölümünde çalıştığını, bu nedenle iş yerinin her türlü sırrına vakıf olduğunu, davalının iş sözleşmesinde 8.maddesinde rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler bulunduğunu, bu düzenleme kapsamında işçinin hizmet akdinin herhangi bir nedenle sona ermesinden sonra kendi namına işveren ile rekabet edecek bir iş yapmayacağına ve rakip bir müessese de çalışmayacağını, böyle bir müessese de ortak veya sair sıfatla ilgisinin bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiğini, işçinin bu hükmü dolanmak amaçlı olarak yapacağı faaliyetlerin tespiti halinde bu hükmün geçerli olacağını, işçinin hizmet akdinin sona ermesinden itibaren iki yıl süre ile iş yerinin faaliyette bulunduğu iş kolunda her ne sıfatla olursa olsun çalışmayacağını kabul ve taahhüt ettiğini, işçinin bu maddeye aykırı hareketi nedeni ile işverenin uğradığı zararın işçi tarafından herhangi bir hükme gerek kalmaksızın bu konu ile ilgili ihtarnameyi müteakip ödeyeceği gibi ayrıca bir yıllık brüt maaşı tutarında cezai şartıda ihtara gerek olmaksızın ödemeyi işçinin kabul ve taahhüt ettiğinin belirtildiğini, buna rağmen davalının iş sözleşmesini istifa etmek suretiyle ihbar öneli vermeksizin fesih ettiğini ve sözleşmeye aykırı olarak iyi niyetli olmayacak şekilde faaliyet alanı müvekkili şirket ile birebir aynı olan FKT Koltuk sistemleri üretim ve dağıtım sanayi ve ticaret AŞ'de çalışmaya başladığını, davalının en son aylık brüt ücretinin 2.814,00 TL olduğunu bu bedelin bir yıllık tutarının ise 33.768,00 TL olduğunu belirterek ihbar tazminatı ile rekabet yasağına aykırılıktan doğan cezai şart ve tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı asil, davacı işveren ile yapmış olduğu iş sözleşmesine uygun olarak iki aylık deneme süresi içerisinde iş akdini fesih ettiğini, sözleşmenin 8.maddesine göre işverenin herhangi bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, ayrıca sözleşmedeki rekabet yasağına ilişkin maddenini tek taraflı olarak düzenlendiğini, Yargıtay içhatlarına göre tek taraflı düzenlenen sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bu sözleşme ile kendisinin çalışma imkanının tamamen ortadan kaldırıldığını, bununda Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Karar, davacı tarafından temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Taraflar arasında, işçinin rekabet etmeme taahhüdüne sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönemde aykırı davranması hâlinde kararlaştırılan cezai şartın istendiği davada, hangi mahkemenin görevli olduğuna dair uyuşmazlık bulunmaktadır. İşçi, işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. Zira söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet, sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanunu’nun 25/II- b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu hâlde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2005, s.277). Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır. İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları hâlinde ortaya çıkar. Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne dair sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir. İş sözleşmesi devam ederken, işçinin rekabet sayılacak davranışları ise “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar” olup İş Kanunu’nun 25/II-e kapsamına girer ve işveren için haklı nedenle bildirimsiz fesih nedeni oluşturur. Rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi hâlinde ise işçi, BK.351. maddesi gereğince zararı tazmin ile mükelleftir ( Çelik Nuri, İş Hukuk Dersleri, Beta Yayınları, 22.Bası, s.136-139; Tunçomağ Kenan, Centel Tankut, İş Hukukunun Esasları, Beta Yayınları, s.101; Mollamahmutoğlu Hamdi, İş Hukuku, Turhan Yayınevi, 2. Bası, s.367; Süzek Sarper, İş Hukuku, Beta Yayınları, 2. Bası, s.276-277). Kanun koyucu bu kuralı rekabet yasağı sözleşmesinin ticarî işletmeyi ilgilendirmesi sebebiyle getirmiş olup; öğretide rekabet yasağı sözleşmesi ile hizmet akdi arasındaki yakın ilişki sebebiyle iş mahkemelerinin görevli olması gerektiği, her hizmet sözleşmesinin mutlaka bir ticarî işletmeyi ilgilendireceğini kabul etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla esnaf düzeyindeki kişinin yaptığı hizmet sözleşmesinde yer alan rekabet yasağının ihlalinden doğan davanın da bu hüküm gereğince mutlak ticarî dava sayılmasının anlamsız olduğu, bu tür bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık “öz ticaret hayatına” dair olmadığı gibi çözümünün de ayrı bir uzmanlığı gerektirmeyeceği görüşü de savunulmaktadır (Arkan Sabih, Ticarî İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s. 96). Somut olayda dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Gerek davalı işçinin açıklanan taahhüdünün kapsamı, gerek davalının davacıya ait işyerinden istifaen ayrılmış ve başka bir işyerinde çalışmaya başlamış olması ve gerekse de davacının istemi ile davanın açıklanan özelliğine göre davalının rekabet yasağını ihlal eden davranışının açık biçimde iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme dair bulunduğu, bu davranışın iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra gerçekleşen rekabet yasağına aykırılığı düzenleyen 818 sayılı BK.348. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklara dair davaların ise, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1-3.maddesi gereğince mutlak ticarî dava niteliği taşıdığında duraksama bulunmamaktadır. Mutlak ticarî davaların görülme yeri ise, açık biçimde ticaret mahkemeleridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.02.2012 tarih, 2011/11-781 Esas, 2012/109 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. O hâlde, mutlak ticarî dava niteliğindeki eldeki davaya bakma görevi de ticaret mahkemesine ait olması karşısında bu dava bakımından tefrik kararı verilerek görevsizlik kararı verilmesi, yargılamaya sadece ihbar tazminatı talebi yönünden devam olunması gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.