T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/467 Esas KARAR NO : 2025/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2021 NUMARASI: 2018/1215 Esas, 2021/706 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/467 Esas KARAR NO : 2025/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/10/2021 NUMARASI: 2018/1215 Esas, 2021/706 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 04/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirkete İnşaat Tüm Riskler (Car) Poliçesi ile sigortalı dava dışı ...... Sanayi ve Tic. A.Ş.' ye ait iş yerinde 17.03.2018 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, müvekkili şirketin söz konusu hırsızlıktan ötürü, sigortalı iş yerinde meydana gelen hasar sebebiyle 64.988,94-TL tazminat ödediğini, dava konusu zararın sigortalı iş yerinin güvenliğinden sorumlu olan davalı şirketin özensiz ve dikkatsiz davranışından kaynaklandığını, müvekkili sigortalısının herhangi bir kusurunun olmadığını, hırsızlık olayının gerçekleştiği bölgenin aydınlatılmasının zayıf olmasından ve kameraların yetersiz ve faal olmamasından dolayı davalının gerçekleşen zararda %100 kusurlu olduğunu gösterdiğini, TTK M 1472 hükmü uyarınca sigortacıya ödemiş olduğu tazminata haksız fiili ile sebebiyet verenlerden ve bu fiilden sorumlu olanlardan kendi sigortalısına halef olarak müvekkili şirketin davalıya rücu hakkı olduğunu, davalı taraf söz konusu alacağa ilişkin olarak İstanbul 25. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine kötü niyetle itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmistir. CEVAP Davalı vekili cevabında; davacı sigorta şirketi ile müvekkili arasında özel güvenlik hizmetine dair imzalanmış bir sözleşme bulunmadığını, bu sebeple dava konusu iddiaların haksız fiilden doğan sorumluluk çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava dışı sigortalı ile imzaladığı özel güvenlik hizmeti sözleşmesi kapsamında ilgili işyerinin özel güvenliğinin sağlamakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin meydana gelen hırsızlık olayında hiç bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm çalışanlarının görevlerini eksiksiz olarak ifa ettiklerini ve hizmet verdikleri dava dışı sigortalının zarara uğramasını önlediğini, güvenlik sözleşmesine göre güvenlik görevlilerinin silahsız olarak hizmet vereceklerinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin davaya konu hırsızlık olayı öncesinde dava dışı sigortalıya ibraz ettiği Risk Analiz Raporunda müvekkilince tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin tamamen dava dışı sigortalının yetkisinde olduğunu, müvekkilinin hizmet verdiği tesise yalnızca işin gereklerine uygun personel temin etmekle yükümlü olduğunu, iş yerinde bulunan kamera ve aydınlatma sistemlerindeki fiziki eksikliklerin dava dışı sigortalının tamamlaması gereken hususlardan olduğunu, tespit edilen eksikliklerin olay tarihinden önce sigortalıya yazılı olarak bildirildiğini, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirdiğinden iş bu davaya konu hırsızlık olayının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulacağı varsayımında dahi, dava dışı sigortalının ağır kusurunun bulunduğu göz önüne alınıp Borçlar Kanununun 51 ve 52. Maddeleri uyarınca zararın oluşmasında ve artmasında ağır kusurunun olduğu kabul edilip hükmedilecek tazminatın kaldırılması, aksi halde ise indirim yapılması gerektiğini, davacının yaptığını iddia ettiği ödemenin neye göre tespit edildiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, bu sebeple söz konusu tutarı kabul etmediklerini, davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunun da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddini ve % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davalı güvenlik şirketi ile dava dışı sigortalı şirket arasında 08.01.2018 tarihinde Özel Güvenlik Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun dava dışı şirketin sahip olduğu .. Alikahya OSB İzmit / KOCAELİ adresindeki tesisin ve güvenliğinin sıkı şekilde sağlanması ve güvenlik zaafiyetine uğramaması olduğu, davalı güvenlik şirketinin dava dışı şirketin endüstriyel güvenliğini 5188 sayılı özel güvenlik hizmetlerinin uygulanmasına dair kanun ve bu kanun gereği yürürlüğe konulan mevzuat gereğince dava dışı şirketçe belirlenen personel sayısı ile ekipmanlarının imkanları dahilinde kendi özel kadrosu ve yöntemleri ile sağlayacağı, personelin sevk ve idaresinin güvenlik şirketine ait olacağı, güvenlik şirketinin personelinin 11 kişiden oluşacağı ve dava dışı şirketin işyerinde 24 saat hizmet esasına göre çalışacakları, bu sözleşme konusu iş için dava dışı şirketin ödeyeceği ücretin herbir güvenlik personeli için 31.12.2017 tarihine kadar aylık 3.962,66-TL + KDV olduğu, güvenlik şirketinin, sadece kendisinden ve/veya çalışanlarının ihmalkar ve kusurlu davranışları nedeniyle dava dışı şirketin eşyasında doğrudan meydana gelen zararları tazmin etmekle yükümlü olduğu, güvenlik şirketinin eşyada meydana gelen zararlardan doğan sorumluluğunun, sözleşe süresince vuku bulunan tarzda herhangi bir olay için azami 6 aylık hizmet bedeli kadar olacağı, davalı güvenlik şirketi ile dava dışı şirket ait tesiste risk analizi yapıldığı, 17.03.2018 tarihine gece 01.30 sularında dava dışı sigortalı şirkete ait fabrikanın inşaatında kablo hırsızlığı meydana geldiği, olaya dair düzenlenen ekspertiz raporunda hasarın 64.988,94-TL hasar olduğunun beyan edildiği, davacı sigorta şirketinin bu hasar bedelini dava dışı sigortalısına ödemiş olduğu, bu ödemenin rücuan tazminat talebiyle davalı güvenlik şirketinden talep edildiği İstanbul 25. İcra Dairesinin ... E. Sayılı İcra dairesinde icra takibi başlatıldığı, davalı güvenlik şirketinin icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali talebiyle iş bu davanın ikame edildiği, hırsızların, korunan tesisin doğu cephesindeki çitleri zorlamak suretiyle açarak içeriye girdiği, ana dağıtım panosu ile yardımcı tesisler içindeki soğutma kulesi arasında yer alan döşenmiş kabloları kestiği, makaraya sarılı elektrik kablolarının kesilerek hırsızlandığı, tüm bu eylemler yapılırken güvenlik personelinin bu olaylardan haberdar olmadığı, dava dışı sigortalı şirketinin özel güvenlik hizmeti aldığı, valilikçe kendilerine tahsis edilen güvenlik personelinde kısıtlamaya gittiği, 15 kişilik kadronun tamamını kullanmadığı ve çok geniş bir alanda 7/24 esasına göre 11 kişi ile güvenlik hizmete sağlamaya çalıştığı, güvenlik şirketince yapılan ve kendilerine önerilen risk analizi raporundaki önerilerin bir kısmını yerine getirdiği, ancak güvenlik noktalarına uzak bölgelerde yeterli aydınlatma sağlanmadığı, sınır boyunca harekete duyarlı sensörleri kurdurmadığı, mevcut IP kameralarında harekete bağlı algılama programı yüklenmediği, elektrik kablo makarasının güvenlik noktasına yakın ve görevlilerin çıplak gözle görebileceği bir noktada muhafaza etmediği, gerek güvenlik şirketi gerekse dava dışı sigortalı şirketin sorumlulukların %50 oranında olduğu, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısı dava dışı şirket'in İnşaat süresi 24.05.2016- 30.11.2017 , bakım devresi süresi; 30.11.2017 - 30.11.2018, poliçe numarası ... olan İnşaat Tüm Riskler (CAR) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, dava konusu hasarın bu poliçenin teminatı altında olduğu, davacı sigorta şirketinin sorumluluk kapsamında ödemiş olduğu tazminat bedelini rücuan tazmin hakkı bulunduğu, kusur oranına göre %50 tenzili ile davalının 32.494,47-TL'den davacı sigorta şirketine sorumlu olduğu gerekçesiyle davalının İstanbul 25. İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra takibine yaptığı itirazının kısmen iptali ile İstanbul 25. İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra takibinin 32.494,47-TL üzerinden devamına, 32.494,47-TL'ye 29.05.2018 ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, fazlaya dair taleplerin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu zararın, aydınlatmanın zayıf ve güvenlik kameralarının faal olmadığı bölgeden şirkete gizlice giren 7-10 arası olduğu düşünülen meçhul şahısların hırsızlık yapması kaynaklı meydana geldiğini, müvekkilinin sigortalısı iş yerindeki güvenliği aralarındaki sözleşme uyarınca sağlamakla yükümlü olan davalı şirketin görevini ihmal ettiğini, dikkatsiz ve özensiz tutumundan dolayı güvenlik zaafiyetinin olduğunu, kusur yönünden farklı bir bilirkişiden yeniden rapor alınması taleplerinin dikkate alınmadığını, bu talebin dikkate alınmamasının eksik inceleme ile kısmi ret kararına varıldığını açıkça gösterdiğini, müvekkilinin sigortalısının söz konusu hırsızlık olayının meydana gelmesinde herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, tüm kusur ve sorumluluğun davalıda olduğunu, bilirkişinin kusur oranı yönünden hatalı bir değerlendirme yaptığını, hatalı raporun hükme esas alındığını olayda davalı şirketin % 100 kusurlu olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kısmi red kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin meydana gelen hırsızlık olayında hiç bir kusurunun bulunmadığını, müvekkiline atfedilen kusur oranının fahiş olduğunu, müvekkili şirket çalışanı olan güvenlik görevlileri üzerine düşen tüm görevi layıkıyla ve hayatlarını riske atmak suretiyle yerine getirdiklerini, davaya konu hırsızlık olayı hakkında tutulan tutanaklardan görüldüğü üzere hırsızlığın yaklaşık 10 silahlı kişi tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin dava dışı sigortalıya verdiği güvenlik hizmetinin akdedilen sözleşme bedeli ve şartları sınırları içinde gerçekleştirildiğini, taraflarca dava dışı sigortalının işyerinde hizmet verecek güvenlik görevlilerinin silahsız olarak hizmet vereceklerinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin davaya konu hırsızlık olayı öncesinde dava dışı sigortalıya ibraz etmiş olduğu Risk Analiz Raporunda müvekkilince tespit edilen eksikliklerin giderilmesinin tamamen dava dışı sigortalının yetkisinde olduğunu, müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen dava dışı sigortalı tarafından tespit edilen eksikliklerin giderilmediğini, bu nedenle müvekkilinin kusuru bulunmadığından müvekkiline % 50 kusur atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin sorumlu tutulacağı varsayımında dahi; dava dışı sigortalının ağır kusurunun bulunduğu göz önüne alınıp Borçlar Kanunu'nun 51. Ve 52. Maddeleri uyarınca tazminatın kaldırılması, aksi halde ise indirim yapılması gerektiğini, meydana gelen hırsızlık olayının, dava dışı sigortalının iş yerinde iş yapan başka bir taşeron firmanın depoda kapalı halde tutulması gereken mallarını dışarıda bırakması sebebiyle gerçekleştiğini, bu nedenle çalınan malların hangi şirkete ait olduğunun açıkça tespit edilmesi ve meydana gelen hırsızlık olayı ile ilgili yapılacak kusur tespitinde bu önemli hususun göz önüne alınması gerektiğini, davacının talebinin dayanaksız olduğunu, defter incelemesi yaptırılmaksızın davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafından zararın neye göre tespit edilerek ödendiğinin taraflarınca anlaşılamadığını, Mahkemenin de buna dayanarak hesaplama yapmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan ekspertiz raporunu kabul etmediklerini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İnşaat Tüm Riskler Sigorta Poliçesi gereği sigortalıya ödenen sigorta tazminatının, hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan dava dışı sigortalının şantiye alanında, 17.03.2018 tarihinde hırsızlık olayı meydana geldiği, davacının ekspertiz incelemesi sonucu sigortalıya 64.988,94 TL hasar tazminatı ödediği ve ödenen hasar tazminatın tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair icra dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davalının takibe itirazının iptali ve takibin devamı için İİK 67 maddesi kapsamında yasal hak düşürücü süre içinde iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; hırsızlık olayında davalı şirketin % 50 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının kısmen iptaline karar verilmiş, taraf vekilleri hükmü istinaf etmiştir.11/11/2014 tarihli ekspertiz raporunda; olayın dış sahanın tel çitinin zorlanması ile meydana geldiğini, meydana gelen hırsızlık sebebiyle 64.988,94 TL tazminat hesap edildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/08/2021 tarihli raporda; "...Davalı Güvenlik Şirketi bakımından; koruma ve güvenliğini üstlendiği dava dışı sigortalı'ya ait tesisin doğu cephesindeki çitleri zorlamak suretiyle açarak içeriye giren hırsızların ana dağıtım panosu ile yardımcı tesisler içindeki soğutma kulesi arasında yer alan döşenmiş kabloları kestiği, ayrıca makaraya sarılı elektrik kablolarının kesilerek hırsızlandığı, tüm bu eylemler yapılırken güvenlik personelinin haberdar olmadığı, hırsızlık eylemini gerçekleştiren şahısların eylemi gerçekleştirip sahayı terk etmesi aşamasında bir güvenlik personelinin (...) devriyesi sırasında olayı fark etmesi üzerine şahısların olay yerinden kaçtıkları ,dava dışı sigortalıya ait inşaat alanında meydana gelen hırsızlık olayında; davalı güvenlik şirketinin sözleşmede belirtilen hususlar ile olayın oluş biçimi bakımından hırsızlık olayının gerçekleşmesi nedeniyle, %50 oranında kusuru ve sorumluluğunun bulunduğu, diğer yandan dava dışı işveren Sigortalı Şirket yönetimi bakımından; İnşaat şantiye alanında, 5188 sayılı özel güvenlik kanunu ve uygulama yönetmeliği çerçevesinde İçişleri Bakanlığınca verilmiş özel güvenlik faaliyet izin belgesi bulunan bir özel güvenlik şirketi ile sözleşme dahilinde, özel güvenlik hizmeti aldığı, ancak Valilik tarafından kendilerine tahsis edilen güvenlik personel kadrosunda kısıtlamaya giderek 15 kişilik kadronun tamamını kullanmadığı ve çok geniş bir alanda 7/24 esasına göre 11 kişi ile güvenlik hizmeti sağlamaya çalıştığı, ayrıca güvenlik şirketince yapılan ve kendilerine önerilen risk analizi raporundaki önerilerin bir kısmını yerine getirmiş ise de en önemli husus güvenlik noktasına uzak bölgelerde yeterli aydınlatma sağlanmadığı, sınır boyunca harekete duyarlı sensörler kurdurmadığı, mevcut Ip kameraları harekete bağlı algılama programı yükletmediği, elektrik kablo makarasının güvenlik noktasına yakın ve görevlilerin çıplak gözle görebileceği bir noktada muhafaza etmediği vb. Nedenlerle güvenlik zafiyeti oluşmasında %50 oranında kusuru ve sorumluluğunun bulunduğu, eylemin gerçekleştirilmesinde uğranılan maddi zararın %50'sinden davalı güvenlik şirketinin kusuru ve sorumluluğu bulunduğu, dosyada detaylı olarak mevcut olan Dava konusu Sigorta Hasarı ile ilgili olarak, 16.05.2018 tarihinde YÖN Risk Değerleme ve Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti. Tarafından düzenlenen Ekspertiz Raporunun irdelenmesi, davacı ... ... Sigorta A.Ş. Tarafından, sigortalı işyerinde meydana gelen hasar sebebiyle 64.988,94-TL hasar ödemesinde bulunduğu kanaatine varılması,dosyada mevcut diğer bilgi ve belgelerin irdelenmesi ile detaylı olarak yapılan dosya incelemesi sonucu, Dava konusu Sigorta Hasarının 64.988,94-TL olduğu kanaatine varıldığı, bu bağlamda, dava konusu Sigorta Hasarı 64.988,94 TL nin davalı ... ... Koruma ve Güvenlik Hiz. A.Ş.'nin kusur oranı % 50 64.988,94 TL x 0.50 =32.494,47 TL olması neticesinde dava konusu talep edilmesi gereken hasar bedelinin 32.494,47 TL olduğu,..." hususlarında görüş bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Davacı tarafından dosyaya sunulan dava dışı sigortalı ile davalı şirket arasında akdedilen özel güvenlik sözleşmesine göre, poliçeye konu adreste bulunan inşaat şantiyesinin güvenlik hizmetinin davalı şirket tarafından sağlanması kararlaştırılmıştır. Somut olayda ise, meydana gelen hırsızlık olayı bakımından gerekli güvenlik önlemlerini almadığından bahisle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ileri sürülerek işbu rücuen tazminat davası açılmıştır.Dosya kapsamındaki bilirkişi raporuna göre, bahse konu alanın fabrikanın inşaat alanının hacminin çok geniş olduğu, tek bir giriş çıkış kapısının bulunduğu, bahse konu kapıda sabit güvenlik noktası olduğu, davalı güvenlik şirketi tarafından 3 vardiyalı şekilde 7/24 esasına göre güvenlik hizmetinin sağlandığı anlaşılmıştır.Jandarma tarafından düzenlenen görgü tespit tutanağına göre, 17/03/2018 günü saat 01:30 sıralarında Alikahya Organize Sanayi bölgesinde inşaatı devam eden ... Entegreye ait fabrikanın inşaatında kablo hırsızlığı meydana geldiği konusunda ihbar alındığı belirtilmiştir. Dava konusu özel güvenlik Sözleşmesinde inşaat içerisinde yaşanacak hırsızlık olayındaki sorumluluk ile ilgili herhangi bir hükme yer verilmemiştir.Bilirkişi raporunda, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, dava dışı sigortalının, İnşaat şantiye alanında, 5188 sayılı özel güvenlik kanunu ve uygulama yönetmeliği çerçevesinde İçişleri Bakanlığınca verilmiş özel güvenlik faaliyet izin belgesi bulunan bir özel güvenlik şirketi ile sözleşme dahilinde, özel güvenlik hizmeti aldığı, ancak Valilik tarafından kendilerine tahsis edilen güvenlik personel kadrosunda kısıtlamaya giderek 15 kişilik kadronun tamamını kullanmadığı ve çok geniş bir alanda 7/24 esasına göre 11 kişi ile güvenlik hizmeti sağlamaya çalıştığı, ayrıca güvenlik şirketince yapılan ve kendilerine önerilen risk analizi raporundaki önerilerin bir kısmını yerine getirmiş ise de en önemli husus güvenlik noktasına uzak bölgelerde yeterli aydınlatma sağlanmadığı, sınır boyunca harekete duyarlı sensörler kurdurmadığı, mevcut Ip kameraları harekete bağlı algılama programı yükletmediği, elektrik kablo makarasının güvenlik noktasına yakın ve görevlilerin çıplak gözle görebileceği bir noktada muhafaza etmediği gibi nedenlerle güvenlik zafiyeti oluşmasında dava dışı sigortalının %50 oranında kusurlu bulunduğu tespit edilmiş olup, raporda ayrıntılı açıklandığı üzere güvenlik zafiyeti oluşmasında davacının sigortalısına izafe edilen kusur oranında bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin sigortalısının hırsızlık olayında sigortalısının kusurunun bulunmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Diğer taraftan bilirkişi raporunda, davalı yönünden yapılan değerlendirme de, koruma ve güvenliğini üstlendiği dava dışı sigortalıya ait tesisin doğu cephesindeki çitleri zorlamak suretiyle açarak içeriye giren hırsızların ana dağıtım panosu ile yardımcı tesisler içindeki soğutma kulesi arasında yer alan döşenmiş kabloları kestiği, ayrıca makaraya sarılı elektrik kablolarının kesilerek hırsızlandığı, tüm bu eylemler yapılırken güvenlik personelinin haberdar olmadığı, hırsızlık eylemini gerçekleştiren şahısların eylemi gerçekleştirip sahayı terk etmesi aşamasında bir güvenlik personelinin devriyesi sırasında olayı fark etmesi üzerine şahısların olay yerinden kaçtıkları ,dava dışı sigortalıya ait inşaat alanında meydana gelen hırsızlık olayında; davalı güvenlik şirketinin sözleşmede belirtilen hususlar ile olayın oluş biçimi bakımından hırsızlık olayının gerçekleşmesi nedeniyle davalı güvenlik şirketinin %50 oranında kusuru ve sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiştir. Davalı şirketin hırsızlık olayının meydana gelmesinde devriye hizmetlerinin yürütülmesi, denetlenmesi bakımından eksikliklerin bulunması, tek bir kişinin bu kadar geniş bir alanda devriyeye çıkarması, hırsızlık olayının başlamasının ve uzun süre kabloların kesilmesi ve taşınması aşamasında olayın tespit edilememesinden kaynaklı güvenlik zafiyeti oluşması nedeniyle davalıya %50 kusur izafe edilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.Bu nedenle davalı vekilinin hırsızlık olayında herhangi bir kusurunun bulunmadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesinde, eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ekspertiz raporunda hasar keşfi ve çalınan kabloların faturasının iletilmesi üzerine hasar bedelinin muafiyet uygulanarak 64.988,94 TL olarak tespit edildiği, mahkemece alınan bilirkişi heyeti raporunda da hasar bedelinin 64.988,94 TL olduğunun belirtildiği, davalı taraf her ne kadar defter incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de, HMK 357. Maddesi gereğince davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen ancak istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarının istinaf aşamasında dinlenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan davalı vekili istinaf dilekçesinde hırsızlık olayının dava dışı sigortalının iş yerinde iş yapan başka bir taşeron firmanın depoda kapalı halde tutulması gereken mallarını dışarıda bırakması sebebiyle gerçekleştiği, bu anlamda çalınan malların hangi şirkete ait olduğunun açıkça tespit edilmesi kusur tespitinde bu hususun göz önüne alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Ekspertiz raporunda, hadisenin dış sahanın tel çitinin zorlanması ile meydana geldiği, makaralar halinde gelen kabloların tesis içinde açıkta muhafaza edildiği, montajı yapılan kabloların tranşe ve tavalara döşenmiş olması nedeniyle kilit altında bulundurma imkanının kalmadığı yönündeki tespiti ile bilirkişi raporundaki ana dağıtım panosu ile yardımcı tesisler içindeki soğutma kulesi arasında döşenmiş kabloların kesildiği, ayrıca makaraya sarılı elektrik kablolarının kesilerek hırsızlandığı yönündeki tespiti dikkate alındığında, somut olayda çalınan kabloların bir kısmının döşenmiş olduğu ve montajı tamamlanmayan kabloların ayrılarak farkı bir ortamda/depoda muhafazaya alınmasının gerekli olduğuna ilişkin bir tespitin de bulunmadığı, bu hali ile hırsızlık olayının malların dışarıda bırakılması sebebiyle gerçekleştiği yönündeki davalı savunmasına itibar edilmeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve diğer delillerin dosya kapsamına uygun olması, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre Mahkemece tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka ayıkırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1215 Esas, 2021/706 Karar sayılı ve 20/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 554,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 60,47 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.04/12/2025