T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2044 - 2026/544 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2044 KARAR NO : 2026/544 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2024 NUMARASI : 2023/441 Esas - 2024/474 Karar DAVACI : YEDİTEPE TAŞIMACILIK ANONİM ŞİRKETİ - ... …
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2044 - 2026/544 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/2044 KARAR NO : 2026/544 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2024 NUMARASI : 2023/441 Esas - 2024/474 Karar DAVACI : YEDİTEPE TAŞIMACILIK ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : SAPİ YÜZEY TEKNOLOJİLERİ LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/06/2023 KARAR TARİHİ : 17/03/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 17/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, forwarder olarak tabir edilen ve taşıma işi organize eden TTK kapsamına göre taşıma işleri komisyoncusu sıfatını haiz bir firma olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin, dava dışı Yaf Dizel firmasına ait gönderilerin İstanbul'dan Rotterdam'a hava yolu ile taşınması işini organize ettiğini, söz konusu taşımanın, THY ile (AWB Numarası: ...) hasar ve zıya olmaksızın yerine getirildiğini, dava dışı Yaf Dizel firması ile davalı arasında yapılan ve müvekkili ile davalı arasında yapılan whatsapp görüşmelerinden de görüleceği üzere taşınan yüklerin bir kısmının davalı firmaya ait olduğu hususunun dava dışı Yaf Dizel firması tarafından müvekkiline bildirilmiş olmakla davalının kabul ve muvafakati doğrultusunda müvekkili tarafından yüklere ilişkin ölçüler dikkate alınarak her iki firma için ayrı ayrı navlun faturası düzenlendiğini, dava dışı Yaf Dizel tarafından fatura bedelinin eksiksiz olarak yerine getirildiğini, ancak davalının YDT... numaralı, 18/11/2021 tarihli, 4.365,00-EURO bedelli faturaya ilişkin ödemeyi gerçekleştirmediğini, faturaya da herhangi bir itirazda bulunmadığını, 10/02/2022 tarihli whatsapp görüşmesinde davalı firmanın "konuştum bugün muhasebeyle netleşmeyen bir konu varmış yarın bakıp ödeme yapacağız" demek suretiyle borçlu olduklarını açıkça kabul ettiklerini, davalı yanın, müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen ödeme yapmadığını, alacağın tahsil amacıyla Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2022/10403 Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edip, takibin durdurulduğunu, akabinde Gebze Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/428 dosya numaralı arabuluculuk başvurusuna ilişkin görüşmeden bir sonuç alınamadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; takibe itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren ödeme emrinde belirtilen faiz oranının uygulanmasına, davalı-borçlu şirketin belirli ve likit olan bir alacağa haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi sebebi ile davalı şirket aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının takibe dayanak olarak sunduğu faturalara konu hizmetin sadece müvekkili şirket tarafından alınmadığını, ancak taraflar arasında sağlanan anlaşma uyarınca faturaların müvekkili şirket adına düzenlendiğini, müvekkili şirket ile UzersGrup isimli ... ve ...'in yetkilisi olduğu firmanın birlikte hizmet aldıklarını ve taşımacılık ile ilgili ödemelerin UzersGrup isimli firma tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, davacı ile UzersGrup firması'nın iletişime geçtiğini ve hizmetin detayları, hizmet bedeli, ödeme tarihi ve benzeri tüm konuların davacı ile UzersGrup firması arasında görüşüldüğünü, ancak devam eden süreçte UzersGrup firmasının faaliyetlerine son vererek ortadan kaybolduğunu, davacının da esasen hizmet bedelini ödemesi gereken tarafın UzersGrup firması olduğunu bilmesine rağmen, firmaya ulaşamadığından fatura borcunu müvekkili şirketten tahsil etmek istediğini, bu sebeple de öncelikle müvekkili şirkete icra takibi başlattığını, takibe taraflarınca itiraz edildiğini, davacının dilekçesinde sanki borcun muhatabının müvekkili gibi anlatıldığını, davacıdan alınan taşımacılık hizmetleri ile ilgili tüm sorumluluğun UzersGrup firmasına ait olacağının taraflarca kararlaştırıldığını, bu sebeple davacının sırf UzersGrup firmasından borcu tahsil edemediği için borcu müvekkili şirketten tahsil etmeye çalışmasının kötü niyetli ve haksız olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın verdiği hizmetin takibi ile ilgili sorumluluğun da UzersGrup firmasına ait olduğu için müvekkili şirketin hizmetin gereği gibi tamamlanıp tamamlanmadığının takip etmesinin dahi mümkün olmadığını, bu bakımdan da tamamen müvekkilinin kontrolü dışında verilen hizmetle ilgili, sırf UzersGrup firması borcunu ödemediğinden tüm sorumluluğun müvekkiline yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/10403 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 4.365,00.-EURO asıl alacak miktarı bakımından iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına, hüküm altına alınan Euro cinsi asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda TC Merkez Bankasının 1 yıllık Euro cinsi ticari mevduata uyguladığı faiz oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu edilen ve hüküm altına alınan 4.365,00.-EURO alacağın takip tarihindeki kur karşılığı olan 69.219,30-TL'nin %20'si olan 13.843,86.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının takibe dayanak olarak sunduğu faturalara konu hizmetin sadece davalı şirket tarafından alınmadığını, taraflar arasında sağlanan anlaşma uyarınca faturaların davalı şirket adına düzenlendiğini, ancak yargılama süresince bu hususun değerlendirilmediğini ve sadece faturalar dikkate alınarak; tarafların ticari defterleri üzerinden karar verildiğini, Mahkeme tarafından verilen kararda, sadece dosyada yer alan faturalar üzerinden bir değerlendirme yapıldığını, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da; özellikle, fatura konusu hizmetin verilip verilmediğinin değerlendirilmesinin istendiğini ancak sadece faturaların ticari defterler de kayıtlı olup olmadığına bakıldığı ve bunun üzerine bir rapor hazırlandığını, sadece fatura düzenlenmiş olmasının, hizmetin verildiğini ve ücrete hak kazanıldığını ispat etmediğini, Mahkeme tarafından itirazları ve talepleri değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; faturalandırmanın ürünlerin ebat ve ağırlıklarına göre yapıldığını; Yaf Diesel firmasının faturalandırma doğrultusunda navlun ve yan ödemeleri davacı şirkete ödediği fakat Sapi firmasının ödeme yapacağını söylemesine rağmen ödemeden imtina ettiğini, dava dilekçesi ekinde paylaşmış oldukları mail ve whatsapp kayıtlarından da davalının borcu ikrar ettiği, ödeme için gün verdiğinin açıkça görüldüğünü, davalının iddia ettiği gibi UzersGrup isimli firma ile davacı şirketin herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, davalı tarafın yemin teklifi üzerine de bu hususun doğrulandığını, davalı tarafın düzenlenen faturaya süresi içinde itiraz etmediğini; akdi ilişkinin ve fatura borcunun ikrar edildiğini, dosyaya ticari defter ve belgelerini sunmayan ve yemin deliline dayanan davalı yanın yemin metninin mahkemece eda edildiğini, kararın alanında uzman bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda usul ve yasaya uygun olarak verildiğini, davalının borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli savunmalarının haklı olarak mahkemece kabul görmediğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2024 tarih, 2023/441 Esas - 2024/474 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacının 18.11.2021 tarihli, YDT... numaralı, 4.365,00-EURO bedelli faturaya dayanarak davalıya havayolu kargo taşıma hizmeti verdiğini beyan ederek davalı hakkında takip başlattığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça hizmetin sadece davalı tarafından alınmadığı, anlaşma gereği faturanın davalı adına düzenlendiği, faturanın asıl muhatabının dava dışı UzersGrup olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, itirazın iptali davasının hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekmektedir. İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir. İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III). Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k. Sayılı ilamı) Dava konusu faturalar ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Davacı tarafından tanzim edilen 18.11.2021 tarihli, YDT... numaralı, 4.365,00-EURO bedelli faturaya dayalı olarak Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/10403 esas sayılı ilamsız icra takibi başlatmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalardan olup, takibe dayanak fatura ile sınırlı bir inceleme yapılmalıdır. Yukarıda detaylandırdığı üzere fatura tanzimi tek başına taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını göstermez. Ancak davacı tarafından gönderilen faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması veya davalı tarafından BA olarak bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmiş olması halinde faturanın tebliğ edildiği ve fatura konusu hizmetin davalıya verişmiş olduğu kabul edilecektir. Mahkemece davalıya ticari defterlerini sunması için 02.01.2023 tarihli ara karar ile usulüne uygun kesin süre verildiği, davalı tarafa anılan ihtarın 07.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalının verilen iki haftalık kesin sürede ticari defterlerinin dosyaya sunmadığı gibi defterlerin bulunduğu yerin de bildirilmediği, 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereğince davalının defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davacının usulüne uygun tutulan defter kayıtlarının davacı lehine delil vasfında olduğu, davacının delil vasfı olan defter kayıtlarına göre davaya konu edilen faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının faturaya ilişkin bir ödemesinin bulunmadığı, yine davacı tarafından dosyaya sunulan mesajlaşma ve mail içeriklerine göre de taraflar arasında faturaya konu taşıma ilişkisinin bulunduğunun görüldüğü, ayrıca davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde anılan hizmetin davalı ile birlikte Uzersgrupa birlikte verildiği yönündeki beyanı da dikkate alındığında davacının faturaya konu hizmeti davalı tarafa verdiği kanaatine varılmış olup, davacının faturaya konu hizmeti verdiğini ispat ettiği nazara alındığında yukarıda detayları verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. sayılı ilamında da belirtildiği üzere davalının yaptığı ödemeyi ispat etmesinin gerektiği, bedelin dava dışı Uzergrup tarafından ödeneceğine dair davalı tarafın bir delil sunamaması ve bu hususta davacı temsilcisinin kendisine teklif edilen yemini de eda etmesi nedeniyle mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 6.639,27-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.660,00-TL'nin mahsubu ile kalan 4.979,27-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/03/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*