TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/544 Esas KARAR NO : 2025/639 BAŞKAN : ....... ÜYE : ....... ÜYE : ....... KATİP : ....... DAVACI : ....... VEKİLİ : Av. ....... DAVALILAR : 1- ....... 2- ....... VEKİLİ : Av. ....... DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 04/09/2020 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 GEREĞİ DÜŞÜ…
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/544 Esas - 2025/639 TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/544 Esas KARAR NO : 2025/639 BAŞKAN : ....... ÜYE : ....... ÜYE : ....... KATİP : ....... DAVACI : ....... VEKİLİ : Av. ....... DAVALILAR : 1- ....... 2- ....... VEKİLİ : Av. ....... DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 04/09/2020 KARAR TARİHİ : 13/10/2025 YAZIM TARİHİ : 15/10/2025 GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Şirketi, davalılardan ... ... Şirketi'nden olan alacağının tahsili için borçlu şirket hakkında .......Esas sayılı takip dosyasıyla başlatılan icra takibinin kesinleştiğini ve ... nezdinde doğan alacakları üzerine haciz işlemi uygulandığını ancak 16/10/2019 tarihli ve davalı şirketler arasında yapılan "Yüklenici Devir Sözleşmeleri" nedeniyle ... tarafından davalı ... İnşaat'ın ... nezdinde doğan hak edişleri üzerine haciz uygulanma işlemine son verildiğini ancak davalı .... Şirketinin "......." ile ihale kapsamında yaptırılmasına karar verilen diğer imalat işlerinin yüklenicisi olduğunu, sözleşmenin bu davalı ile iş sahibi ... arasında düzenlendiğini, daha sonra yapılan sözleşmeler ile yüklenici sözleşmelerinin her iki davalı şirketten oluşan iş ortaklığına devrinin muvazaalı olduğunu, aslında yapılan devir işleminin sözleşmeye katılma niteliğinde bulunduğunu, bu sebeple davalılar arasında yapılan yüklenici devir sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun tespiti ile bu sebeple icra dosyasındaki tahsil edilemeyen müvekkili alacağı nedeniyle oluşan zararının davalılardan tahsiline karar verilmesi istemiştir. Davalı ... Şirketi, devir tarihi itibariyle yüklenici lehine herhangi bir hak veya alacak doğamayacağından şirket ile diğer davalı ... İnşaat arasında akdedilen iş ortaklığının da idare nezdinde bir alacağı kalmadığını, diğer davalı şirket ile aralarında herhangi bir ticari veyahut hukuki bir bağlantı bulunmadığını, daha önce hiçbir bağlantısı bulunmayan iki şirketin ... hak ve alacaklarını bilmesinin mümkün olmadığını, davacıya karşı muvazaada bulunmasında herhangi bir yararının olmadığını, iş ortaklığında sözleşmeyi %50 devralan şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı, şirketin devralan yüklenici konumunda olduğu ve devir sözleşmesi ile açıkça üstlenmediği sürece devralan yüklenicinin sorumluluğu bulunmadığını iddia ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... ... Şirketi, cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucu, davacı alacaklı şirket, haciz nedeniyle borçlu şirketin hak edişlerden kaynaklı alacaklarının, ... tarafından kasıtlı olarak icra dosyasına aktarmadığını ve bu nedenle maddi zararının oluştuğunu iddia etmesine göre söz konusu zararın ...'nin kusurundan kaynaklı olduğunu kanıtlamak kaydıyla, ...'den isteyebileceği, ... ise öyle bir ödeme yapmak zorunda kalırsa davacıya yapmak zorunda kaldığı ödemeyi, açacağı bir dava ile Adi Ortaklığı oluşturan şirketlerden rucüen isteme hakkına sahip olduğu gerekçeleri ile adi ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, Davacı vekili, dava dilekçesini yineleyerek Mahkememizin davanın reddi kararında ... Şirketinin sorumluluk durumuna ilişkin bir tartışma yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, Mahkemenin tefrik kararının, muvazaalı işlemin tüm taraflarına karşı ileri sürülen iddiaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin usul hukuku kurallarına, yeknesaklık ilkelerine açıkça aykırı olduğunu, davada ileri sürülen taleplerin diğer davada verilecek kararı etkileyecek olması durumunda bu davaların birlikte görülmesi gerektiğini ayrıca yerel Mahkemece verilen kararda aleyhine hükmedilen avukatlık ücretinin de hatalı olduğunu bu yönüyle de kararı istinaf ettiklerini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf başvurusu üzerine........, sayılı 18/09/2025 tarihli ilamında, Dava, TBK'nin 19. maddesi gereğince açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ve İcra İflas Kanunu'nun 277. ve devamı maddelerinin kıyasen uygulanması istemiyle açılan tasarrufun iptali davalarında, alacağın tamamının ya da bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsilinin amaçlandığını, iddianın sabit olması halinde davacı, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını alma yetkisini elde eder, tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). İptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte Kanundan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi tarafların tacir olmasının da görev hususunun belirlenmesine de doğrudan bir etkisi yoktur. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, tasarrufun iptali davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girmektedir. Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren açılan davalarda artık asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki işbölümü değil görev ilişkisidir. Somut olayda davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra 04/09/2020 tarihinde TBK'nin 19. maddesine dayanılarak açılmış olduğu anlaşıldığından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Nitekim bu husus HGK ....... sayılı kararında da benimsenmiştir. O halde Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken ana dosyadan tefrik kararı da verilmek suretiyle işin esasının incelenmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece eldeki tasarrufun iptali istekli davada davalı borçlu ile borçlu ile tasarrufta bulunan 3. kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğu da gözetilerek gerekirse yeniden ana dosya ile birleştirme kararı verilmesi sonrasında ise görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Gerekçesiyle mahkememiz kararı kesin nitelikte olmak üzere kaldırılmıştır. Kaldırma kararının kesin nitelikte olması ve gerekçesi dikkate alınarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; HMK m.114/1-c, 115/2 uyarınca göreve ilişkin dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddine, ....... Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduklarının tespitine, Karar kesinleştiğinde ve süresinde başvuru olduğnda dava dosyasının görevli ....... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Süresi içerisinde görevli mahkemeye dava dosyasının gönderilmesi için başvuru yapılmaz ise dosyanın re'sen ele alınıp Mahkememiz tarafından açılmamış sayılması kararı verilmesine, Yargılama harç ve giderleri hakkında görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına, Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dosyanın görevli mahkemede davaya devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK 331/2 maddesi gereğince bir karar verilmesine, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde....... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2025 Başkan ....... ¸e-imzalıdır. Üye ....... ¸e-imzalıdır. Üye ....... ¸e-imzalıdır. Katip ....... ¸e-imzalıdır.