T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/06/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:29/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:02/06/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin 35 yılı aşkın süredir Antalya'da demir-çelik sektöründe faaliyette olan köklü bir firma olduğunu, her iki tarafın da ticari şirket olduğunu, müvekkili firmanın karşı tarafla girdiği ticari ilişkide sattığı ürünlerin karşılığını alamadığını, 30/04/2014 tarihli 182.058,20-TL tutarlı cari hesaba istinaden müvekkilinin davalıdan alacağının bulunduğunu, davalının ticari faaliyet merkezinin iş adresinin İstanbul olduğundan İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün yetkili olduğu gerekçesiyle yaptığı yetki itirazının yersiz olduğunu, davalının Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında haksız itirazının iptali ile borcun takip dosyasında belirtilen şekliyle ve faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... davacının davalıdan 182.058,20-TL asıl alacak, 101.422,63-TL işlemiş faiz alacağı olduğundan bahisle Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresinde ibraz ettiği itiraz dilekçesi ile borca ve yetkiye itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davacı vekilinin takibin devamı için 283.480,83-TL alacak üzerinden eldeki itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, icra dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde ise, borca ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiği anlaşılmıştır. Aldırılan bilirkişi raporları sonucunda taraflar arasında akdi ilişkinin bulunduğu, TBK'nın 89/1 maddesi uyarıca para borçlarında alacaklının yerleşim yerinin yetkili olduğu anlaşılmakla, davalının icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Hem delil olarak dayanılması hem de tarafların tacir olmaları nedeni ile HMK'nın 222 ve TTK'nın 83. maddeleri kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, tarafların ibraz edilen ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, icra takibine ve davaya konu edilen faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, tarafların ticari defterlerine göre davalının davacıya 182.058,20-TL borçlu olduğunun belirtildiği, davalı taraf takibe itiraz dilekçesinde, akdi ilişkiyi kabul etmese de takip dayanağı cari hesaba konu faturaları ticari defterlerine kaydettiği, davacının alacağını ispat etmesine rağmen davalının defterine kayıtlı olan fatura bedelinden dolayı borcu olmadığını yahut ödendiğini ispat edemediği, her ne kadar davacı taraf takibe kadar işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de davacının takipten önce davalıyı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürdüğü sabit olmadığından davanın asıl alacak üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabulüne, likit olan asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında iki adet bilirkişi raporu alındığını, bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 08/04/2022 tarihli raporda, takip talebi tarihine kadar TTK'nın 1530/7. maddesi uyarınca mal ve hizmet tedarikinde geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faizi oranı ile hesaplama yapıldığını, bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 13/10/2022 tarihli raporda ise müvekkilinin davalı tarafı yazılı olarak temerrüde düşürmediğinden bahisle takip talebi tarihinden önce temerrüt faizi hesaplaması yapmadığını, hatalı raporun karara esas alındığını, bakiyeye faiz işletilmesi usulünün TTK'nın 95. maddesinde açıkça düzenlendiğini ve bakiyeye faiz işletilebilmesi için öncelikle TTK'nın 8. maddesindeki şartların mevcut olması, alacak ve borç kalemlerinin birbirinden çıkarılması sonucunda bakiyenin tespit edilmesi, tespit edilen bakiyenin hesaba kaydedilmesi ve faizin ancak bu tarihten itibaren işleyebileceği ve bu hükme aykırı sözleşmelerin yapılamayacağının hüküm altına alındığını, her iki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere müvekkili ve davalı firmanın 2019 yılından itibaren bugüne kadarki defter kayıtlarına göre bakiye miktarda mutabık olduklarının anlaşıldığını, her iki tarafın da ticari defterlerininde bakiye borç miktarı bakımından mutabık oldukları düşünüldüğünde davalı tarafın temerrüte düşürülmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, mahkemece yalnızca takip talebinden sonraki dönem için faiz işletilmiş olan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, sayın bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 08.04.2022 tarihli rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabule karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağına dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dair yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak, mahkemece taraf defterlerinde yapılan incelemeye göre davacının düzenlediği faturalar nedeniyle davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin mahsubu sonrası davacının 182.058,20 TL alacağı olduğu belirlenerek bu miktar hüküm altına alınmıştır. İstinaf konusu uyuşmazlık, davacı yanca takip konusu edilen faiz isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Mahkemece takip öncesi borçlunun temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faize yönelik istemin reddine karar verilmiştir. Gerçekten de taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından, bedelin ödenmesi için kesin bir vade kararlaştırıldığından söz edilemez. Diğer yandan faturaların belli bir tarihte ödeneceğine ilişkin taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi yahut teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. TBK'nın 117. maddesi hükmüne göre, "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." Bu durumda, taraflarca vadenin kesin olarak belirlenmediği hallerde, borçlu ancak ihtarla temerrüde düşer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.05.2019 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, satım sözleşmesinde TBK'nın 207/2.maddesi hükmüne göre, tarafların edimlerin aynı anda ifa etmesi kural olup, emtianın teslimi anında satım bedelinin ödenmesi gerekeceğinden alacak muaccel hale gelmektedir. Ancak yukarıda sözü edilen TBK'nın 117. maddesi uyarınca borcun ifa edileceği gün taraflarca tayin edilmiş olmadıkça muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur düzenlemesinden sonra devamı maddelerde temerrüde düşen borçlunun şartların varlığı halinde faiz de ödeyeceği düzenlenmiştir. Yine somut uyuşmazlığa uygulanması gereken TTK’nın 18/3. maddesine göre; tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmek maksadıyla yapılacak ihbar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü bir mektupla veya telgrafla yapılması, yahut güvenli elektronik imza kullanarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması gerekir. Davacı vekili, istinaf başvurusunda, TTK'nın 1530/4 ve 95. maddeleri gereğince faiz alacağı bulunduğunu belirtmektedir. Ancak anılan 1530. maddenin mal tedarik sözleşmelerinde uygulanacağı, satım sözleşmesinde anılan maddenin uygulama yerinin bulunmadığı, 95. maddenin cari hesap sözleşmelerinde uygulanacağı somut olayda taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi ve cari hesap sözleşmesi de bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2017/3266 Esas - 2018/4228 Karar sayılı ilamı) HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafça taraflar arasında mal tedarik sözleşmesinin bulunduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğunun ispatlanamadığı gibi taraflar arasında TTK'nın 95. maddesi gereği cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığı talebin satım sözleşmesinden kaynaklı olduğu, dolayısıyla TTK'nın 1530. maddesinin eldeki davaya uygulanmasına olanak bulunmadığı, alacaklı tarafından borçluya usulünce çekilmiş, ödenmesi gereken borcun miktarını gösteren bir temerrüt ihtarının bulunmadığı ve borcun ifa edileceği günün taraflarca birlikte tayin edilmediği temerrüdün takip tarihinde gerçekleştiği, Yerel Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/12/2025 ...