TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2021 NUMARASI : 2018/607 Esas, 2021/604 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GER…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1421 KARAR NO : 2025/937 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/06/2021 NUMARASI : 2018/607 Esas, 2021/604 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında önceden süregelen "davacı tarafından temin edilen kumaşların fason örme vs işlemlerinin davalı tarafından yapılmasına ilişkin" sözlü sözleşme ilişkisi bulunduğunu, fason işlemi konusundaki genel teamül gereğince anlaşmaya konu kumaşların sevk irsaliyesi ile doğrudan davalıya gönderildiğini ve fatura edildiğini, bu kapsamda davacı tarafından bedeli ödenmiş bulunan; 6.710 kg boyalı örme kumaş, 1.495 metre dokuma boyalı kumaş, 196,45 kg ribana çizgili örme kumaş, 5.300 adet dokuma etiket, 5.360 adet yıkama talimatı, 4.950 adet stiker, 22.650 adet 16 cm fermuar, 8.960 adet 75 cm fermuar, 2.890 adet 155 cm kordon ve 2.460 adet 150 cm kordondan oluşan malzemelerin, bunları satın aldığı 3. kişiler tarafından irsaliyelerle doğrudan davalıya teslim edildiğini, ancak davalının anlaşmaya göre yapması gereken işlemleri tamamlamadığını, noter kanalıyla ihtar yollanarak tüm malların iadesinin talep edildiğini, davalı tarafın ise noter kanalıyla yolladığı ihtarnamede elinde ürün olmadığını beyan ettiğini belirterek, söz konusu tüm malzemelerin müvekkili şirkete aynen iadesine, iade edilmemesi halinde malların değerinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (Dava değeri 50.000,00 TL olarak gösterilmiş, 06.07.2018 tarihli dilekçeyle talep miktarı 200.000,00 TL'ye yükseltilmiş ve gerekli harç tamamlanmıştır.) II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında herhangi bir sözleşme akdedilmediğini, müvekkilinin esnaflık yardımlaşması gereğince davacının ricası üzerine bir çok kez davacının işyerine giderek mal kabulü gerçekleştirdiğini, davacının dayandığı sevk irsaliyelerinde bir çok farklı kişinin imzası bulunduğunu ancak sevk irsaliyelerinden de görüleceği üzere bütün mal teslimlerinin davacı şirketin adresinde (Güngören) gerçekleştiğini, müvekkilinin adresinin ise Esenyurt olduğunu, oysa ki davacının ilgili şirketlerden aldığı yazılarda müvekkilinin adresinin hatalı olarak başka bir adres olarak belirtildiğini, davacının da dava dilekçesinde müvekkilinin adresi olarak o adresi yazdığını, bunun tamamen bir kurgu olduğunu, kaldı ki davacının keşif adresi olarak da müvekkili şirketin doğru adresini verdiğini, ayrıca ... Tekstil'in sunduğu yazıda teslim eden ismi ... olarak bildirilmesine rağmen davacının sunduğu sevk irsaliyelerini teslim alan olarak ... isimli şahsın imzaladığını, Mahkemece delil tespiti maksatlı olarak yapılan keşifte de müvekkili şirket mahallinde dava konusu malların hiçbirine rastlanılmadığını, tespit edilen malların tamamının müvekkilinin markasına ait olduğunu, tespit edilen başka bir takım ürünlerin ise ... Tekstil firması ile olan mal alışverişine ilişkin olduğunu, ...adlı firmanın ürünlerini teslim alanın ise davacı şirket yetkilisi .... olduğunu, ayrıca üç şirketin de sevk irsaliyelerinin çoğunda davacı şirket yetkilisi Hanefi Kılıç'ın isim ve imzası bulunduğunu, davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Dava konusunun, taraflar arasında fason üretim hususunda sözleşme bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacı adına davalıya teslim edilen mal bulunup bulunmadığı, mevcutsa malların davacıya iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı istemine ilişkin olduğu, davacının ve davalının defter ve belgelerinin incelenmesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının fatura ve defter kayıtlardan anlaşılamadığı, yine davacının kendi defter ve belgelerinde de davalı ile herhangi bir ticari ilişkisinin tespit edilemediği, davacı vekilinin 08/06/2021 tarihli durşumada yemin teklifinde bulunmayacağını beyan ettiği, bu haliyle artık davacı tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davacının davasının sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ A-)Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Kararın gerekçesiz olduğunu,2-)Taraflar arasındaki dava konusu ticari ilişki yeni başladığından, müvekkilinin irsaliyeler ile dikilip iade edilmek üzere kumaşları ve aksesuarları davalıya teslim ettiğini, davalıya sattığı bir mal olmadığı için fatura düzenlenmesinin ticari teamüle göre mümkün olmadığını, davalı, edimi olan kumaşlardan istenen ürünleri dikip iade ettikten sonra işçilik parası için fatura kesileceğini, davalı bu edimini yerine getirmediği için fatura kesilmediğini, fatura kesilmeden de ticari defterlere kayıt düşülmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle ticari defterlerin burada delil niteliği bulunmadığı halde, mahkemece sadece ticari defterlerden bahisle, diğer delilleri değerlendirilmeden karar verildiğini,3-)Dosya kapsamı ile uyumlu olmayan, yetersiz bilirkişi raporlarının dahi değerlendirilmediğini, 02.03.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri üzerinde hiç durulmadığını ve ek rapor alınmadığını, zira, dosyada teslime dair irsaliyeler mevcut olup, davalı vekilinin, cevap dilekçesinin 4. Sayfasının 3 nolu paragrafındaki beyanından anlaşılacağı üzere, irsaliyelerdeki teslim imzalarının kendisine ve çalışanlarına ait olduğunu kabul ettiğini, bu beyanın dahi tek başına ispata yeterli olduğunu, bu durumda ispat külfeti yer değiştirmiş olup, davalının, teslim aldığı kumaşları davacıya dikilmiş veya dikilmemiş olarak iade ettiğinin ispatı gerektiğini, irsaliyelerin bir kısmının davalı tarafından, bir kısmınının kardeşi ve çalışanı olan ... tarafından, bir kısmınının da sigortalı çalışanları tarafından imzalandığını, bilirkişilerin bu hususu atladıklarına dair itirazlarına rağmen bu irsaliyeleri değerlendirir herhangi bir ek rapor alınmadığını,4-)Kumaşların, bedeli müvekkili tarafından ödenerek satın alındığını ve müvekkilinin talebi üzerine dikim işinin yapılması için doğrudan davalının iş yerine gönderildiğini, bu itibarla irsaliyelerde "fason için" ibaresi yazılmadığını, sırf bunun yazılmamasının kumaşların davalıya teslim edilmediği anlamına gelmeyeceğini,5-)Müvekkilinin iş yeri Güngören'de, davalının iş yeri ise Esenyurt'ta olup, iki yer arasındaki 35 kilometre mesafe ve İstanbul trafiği nazara alındığında, davalının işini gücünü bırakıp, rica üzerine müvekkilinin iş yerine gelerek irsaliye imzalamasının mümkün olmadığını, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,6-)Satıcı şirketler tarafından verilen belgeler, beyanlar ve taşıma işini yapan nakliyecilerin de müvekkili adına bu kumaşları davalıya Esenyurt'taki iş yerinde teslim ettiklerini beyan ettiklerini, Davalı tarafın tanık dinletilmesine karşı çıkmadığı gibi, davalı vekilinin 02.04.2019 tarihli duruşmada; "...davacı tanıklarının beyanlarının alınmasını biz de talep ediyoruz..." şeklinde beyanda bulunmak suretiyle tanık dinlenmesine açıkça muvafakat ettiğini, bunun üzerine dinlenen tanıkların iddialarını doğrular ve davalarını ispata yeter beyanda bulunduklarını, ancak mahkemenin gerekçeli kararında, tanık beyanlarını aynen yazdığı halde bunları hiç değerlendirmediğini, bu beyanlara neden değer verip vermediği noktasında hiçbir değerlendirme yapmadığını,7-)Davalı tarafça tespit keşfi sırasında ibraz edilen ve bilirkişi raporunda yanlış olarak değerlendirilen faturanın, davalı taraf süresinde delil olarak dayanmadığı halde değerlendirilmeye alındığını, bu faturanın daha önce başka bir kişi adına düzenlendiğini, bu kişinin isminin çizilip davalının isminin elle yazıldığını, yine orijinal bilgisayar çıktısında vergi numarasının üzerinin çizilip elle davalının vergi numarasının yazıldığını, müvekkiline ait kumaşların bir kısmının iş yerinde tespit edildiğini ancak bu düzmece fatura dayanak tutularak bilirkişiler tarafından kumaşların davalıya ait olduğu yolunda değerlendirme yapıldığını,8-)Dava konusu malların değerinin tespiti konusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını istemelerine rağmen bu taleplerinin de haksız olarak reddedildiğini,9-)Buna göre, satıcı firmaların yazıları, irsaliyeler, tanık beyanları ve diğer delillerle, müvekkili tarafından bedeli ödenen kumaş ve aksesuarların, dikilip iade edilmek üzere davalıya teslim edildiği, ancak davalı tarafından dikim işinin yerine getirilmediği gibi kumaşların da iade edilmediği olgusu sabit olduğu halde, mahkemece davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek,kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.B-)Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;1-)Lehlerine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı (düşük) hesaplandığını, davacı vekilince 06.07.2018 tarihli dilekçeyle davaya konu harca esas değer 200.000,00 TL'ye çıkartıldığından ve buna ilişkin gerekli harç ikmali yapıldığından, müvekkili lehine nispi vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiğini, bu hesaplamaya göre de karar tarihi itibariyle müvekkili lehinde hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücreti miktarının 22.450,00 TL olduğu belirtilerek, kararın sadece bu yönden düzeltilmesini talep etmiştir. V.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı)4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.Somut olayda, davacı iş sahibi, taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereğince davalıya fason örme vs işlemlerinin yerine getirilmesi için temin ettiği kumaş vs malzemelere ilişkin gerekli işlemlerin yapılmadığını ve geri de iade edilmediklerini iddia ederek, bu malzemelerin aynen iadesini veya değerinin davalıdan tahsilini talep etmiş ise de, davalı yüklenici vekili sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla akdî ilişkiyi inkâr ettiğinden, taraflar arasında akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı iş sahibi üzerinde kalmaktadır.Buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı tarafça davalı ile kurulduğu iddia edilen davaya konu sözleşme ilişkisinin HMK'nın 200/1. Maddesi kapsamında yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği, tarafların ticari defter ve belgelerinde de bu sözleşme ilişkisine dair bir kayıt bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarının da iddia edilen sözleşme ilişkisini ispata yeterli olmadığı, sadece mal teslimine dair anlatımlarda bulundukları, davacı tarafça sunulan irsaliyelerim hepsinde muhatabın davacı şirket olduğu ve onun adresine hitaben düzenlendikleri, davalıya ilişkin bir kayıt ve fason ibaresi içermedikleri, sadece 1 tanesinde teslim alan olarak davalının isim ve imzasının bulunduğu, bir çoğunda davacı şirket yetkilisinin imzası bulunduğu, bir kısmında ise başkaca isimlerin yer aldığı, davalının sadece 1 irsaliyede imzasının bulunmasının iddia edilen sözleşme ilişkisini ispata yeterli olmadığı, kaldı ki diğer tüm irsaliyelerde olduğu gibi o irsaliyenin de muhatabının davacı şirket olduğu ve onun adresi itibariyle teslimin gerçekleştirildiği, buna göre davacı tarafça sunulan delillerin davalı ile yapıldığı iddia edilen sözleşme ilişkisinin ispatına yeterli olmadığı, davacı tarafça sözleşme ilişkisinin ispatına yönelik olarak sunulan başkaca bir delil bulunmadığı, mahkemece hatırlatılmasına rağmen yemin delilinin de kullanılmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesince, davacı tarafça iddia edilen eser sözleşmesi ilişkisinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Ancak, dava dilekçesinde 50.000,00 TL olarak gösterilen talep miktarı davacı vekilince sunulan 06.07.2018 tarihli dilekçeyle 200.000,00 TL'ye yükseltilmiş ve buna dair gerekli harç tamamlanmış olmasına rağmen Mahkemece kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine reddedilen dava değeri olan 200.000,00 TL üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 22.450,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde 50.000,00 TL üzerinden hesaplanan 7.300,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin ise kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davacının davasının sübut bulmadığından reddine dair mahkeme kararı aynen korunmak suretiyle Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmiş, davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti ise 22.450,00 TL şeklinde düzeltilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,3-BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/06/2021 tarih ve 2018/607 Esas, 2021/604 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, B) İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN 1-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40 TL karar harcının davacı tarafça peşin yatırılan 853,88 TL harç ile 2.561,62 TL tamamlama harcı toplamı 3.415,50 TL'den mahsubu ile bakiye 2.800,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE,2-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,3-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 22.450,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30-TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 1,95-TL yargılama gideri toplamı 164,05-TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.