T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/07/2025 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ …
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:17/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:08/07/2025 DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:17/02/2026 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ...’ın ikame ettiği Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar nolu ilamına konu dava ile Antalya ...'da bulunan kooparatif dairelerinden ... Blok Kat ... daire ve ... nolu dairede hak sahibi olduğu ve kooparatifin üyesi olduğunun tespitine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, geçen süre zarfında şifahi görüşmeler olsada müvekkilinin haklarının temini yönünde somut adımlar atılmayıp sürekli öteleme yoluna gidildiğini, öncelikle kazanılan davaya verilen cevaplarda sabit olacağı üzere müvekkilinin tespiti yapılan taşınmazlarda aynı blok ve numarada bir daire verme imkanın olmadığını ve davalı tarafa Bakırköy 40. Noterliği'nin 14.03.2014 tarih ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin adresinin Muğla olduğunu, davalı tarafça belirtilen iki adet ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığını, müvekkilinin haberinin olmadığını, davalı tarafın hukuken üyeliği kabul etse de filen üyeliği kabul etmediğini, mevcut davaların safahatı ihtarname ve fiili durum dikkate alındığında ve kendisine boş daire tahsis etmediğini, olmayan bir borç icat ettiğini, dava ile kazanılan üyeliğin ardından davalının müvekkiline tahsis edeceği bir daire bulunmadığını, davalı ... ’nun 15/06/2020 tarih ve 13 sayılı ortaklıktan çıkarılma kararının iptali istemi vesilesi ile iş bu davayı açtıklarını beyanla öncelikle kooparatif tapu kayıtlarına tedbir ve/veya davalıdır şerhi konulmasını, yönetim kurulunun üyelikten-ortaklıktan ihraç kararının iptali davasının kabulü ile, davalı ... 15/06/2020 tarih ve 13 sayılı davacının üyelikten-ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptalini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Bilirkişi raporunda sehven ihraca ilişkin 15.06.2020 tarihli 13 sayılı yönetim kurulu kararının davacıya 28.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiş ise de; Mahkememizce yapılan incelemede Antalya 3.Noterliği'nin 19.01.2021 tarih ve ... yevmiye nolu evrakının davacıya 17.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ancak bu halde dahi Kooperatifler Kanunu'nun 16. maddesinde belirlenen 3 aylık hak düşürücü sürenin ilavesiyle dava açma süresinin 19.07.2021 tarihinde dolduğu, davanın ise 28.07.2021 tarihinde açıldığı belirlenmekle; davanın usulden reddine" karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dairemizin 27/12/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda; davacının kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin Antalya 3.Noterliği'nin 19.01.2021 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davacı yana 28.01.2021 tarihinde tebliğ edildiğinin belirlendiği, davacı yan ise; ihtarname içeriğinden 29.04.2021 tarihinde haberdar olduklarını iddia ettiği, İlk derece mahkemesince ise; ihtarnamesinin davacı yana 17.04.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, bu sebeple eldeki davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiği; ancak İlk derece mahkemesince davaya konu ihtarnamenin tebliğ tarihine ilişkin çelişkili durumu giderir bir araştırma yapılmadığı gibi belirlenen tarihe ilişkin bir gerekçeye de yer vermemiştir. Dairemizce söz konusu ihtarnamenin barkod numarası ile yapılan PTT sorgulamasında davacı yana ihtarnamenin 28.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiştir. Eldeki dava ise; 28.07.2021 tarihinde açıldığından dava süresindedir. Bu sebeple; İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan gerekçelerle, İlk derece mahkemesince yapılacak iş; taraf delilleri toplanmak suretiyle esasa girilerek hasıl olacak sonuç çerçevesince karar vermekten ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince; "...06.12.2019 tarihli 1.ihtarın davacının Muratpaşa/Antalya adresine çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine Kadıköy/İstanbul adresine 04.03.2020 tarihinde, 09.04.2020 tarihli 2. ihtarın aynı adrese 14.04.2020 tarihinde, ihraç kararının ise Kadıköy/İstanbul adresine çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine son mernis adresi olan Marmaris/Muğla adresine 28.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davacı 1 ve 2.ihtarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve mernis adresinin Marmaris/Muğla olduğunu belirtmiş ise de; 1. ve 2. İhtarnamenin TK.21madde hükümlerine göre çıkartılmadığı, 20.madde hükmüne göre çıkartıldığı ve usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmış, davacının adres değişikliği hakkında Kooperatifi bilgilendirdiği yönünde bir iddiasının ve ispatının bulunmamasına göre tebligatların geçersizliğine yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Ancak alınan bilirkişi raporu ile davacının davalı Kooperatifin ortaklığından çıkarılmasına ilişkin ihtarların Kooperatifler Kanunu'nun 16 ve 27 maddeleri ile Kooperatif Anasözleşmesinin 14. Maddesine aykırı düzenlendiği, ihtarnamede istenen borç ile gerçek borç arasında fahiş fark bulunduğu, Yargıtay 23.HD emsal kararlarında parasal yükümlülüğü yerine getirmeyen üyelere çekilen ihtarlarda belirtilen borcun gerçek borcu yansıtması, ihtar edilen borç ile gerçek borç arasında fahiş bir fark bulunmaması şartının arandığı, somut olayda ise ihraç kararlarının gerçek borcu yansıtan ihtarnamelere dayanmadığının belirlendiği, bunun yanında Kooperatifin hala faal olmasına rağmen ilk ve ikinci ihtarnamede sonraki dönemlere ilişkin haklar saklıdır ifadesi kullanılarak davacının sadece 07.10.2015 tarihi itibariyle olan borcunun talep edilmesi de dürüstlük kuralına aykırı görülmüş, neticeten davacının ihracına yönelik yönetim kurulu kararın haksız olduğu kanaatine varılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada verilen kararın gerekçesinin dosyadan alınan ... tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen davacı ... üyesinin borcu ile davalı ... müvekkili tarafından davacıya tebliğ edilen ihtarnamede davacıdan talep edilen borç miktarı arasında fahiş fark bulunması olduğunu, bu gerekçenin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafa tebliğ edilen ihtarnamede belirtilen bedel/borcun Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasından verilen kesinleşmiş kararda davacının borcu olarak belirlenmiş olan tutar olduğunu, davalı müvekkili ... , Mahkemece tespit edilen ve kesinleşen bedelin doğru hesaplandığına güvendiğini, Yerel Mahkemece alınan ... tarihli rapor ile açıkça hukuka aykırılıklar bulunduğunu,her ne kadar bilirkişi raporunda davalı kooperatif tarafından yapılan borç hesabının fahiş olduğuna ve bu nedenle ihtarnamenin geçersiz olduğu ifade edilmiş ise de, bilirkişi raporunda fahiş olduğu iddia edilen bu hesabın, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında Mahkeme tarafından davacının borcu olarak kabul edildiğini ve bu kararın 16.07.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacı kooperatifin bu tutardaki bedeli isterken kesinleşmiş yargı kararına dayandığını, kooperatifin, kanunlarca belirlenen çerçevede mahkeme kararı ile belirlenmiş olan bedelden daha azını isteyebilme hakkına sahip olmadığını, kooperatif yetkilileri tarafından bedelin Mahkemece belirlenmiş olan bedelden daha düşük olması halinde kooperatif yetkililerinin yasal sorumluluklarının doğacağını, eğer fahiş bir hesaplama var ise, Mahkemece bu hesabın yapıldığını ve huzurdaki davanın davacısı tarafından da bu hesaba itiraz edilmediğini, davalının bu bedelin fahiş olduğu iddiasında ise davacı tarafından Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararına itiraz edebileceğini, itiraz edilmemiş olan bu kararın huzurdaki davanın davacısı tarafından zımnen kabul edildiğini, ayrıca davacı dava dilekçesinde ihtarnamede belirtilen borcun fahiş olduğuna ve bu nedenle ihtarnamenin geçersiz olduğu iddiasında bulunmadığını, bu yönüyle davacının talebini aşan bir inceleme yapıldığını, davanın genişletilmesi yasağı sınırlarının ihlal edildiğini, davanın genişletilmesine muvaffakatlerinin bulunmadığını, kooperatif üyeliğinden çıkarmaya dair ihtarname içeriğinde borcun nedeninin açıklanmadığını ve borcun ödenmemesi halinde ne gibi bir yaptırım uygulanacağının ifade edilmediğinin dava konusu edildiğini, borcun sebebi ve faiz tutarının ihtarnamede kesinleşmiş olan Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararına göre yazıldığını, dolayısıyla bu dosyada kesinleşmiş Mahkeme kararına dayanılarak iki ayrı ihtarnamenin davacıya tebliğ edildiğini, verilen yasal süreler içerisinde davacı tarafından ödeme yapılmadığını ve bu nedenle davacının kooperatiften ihraç edildiğini, bilirkişi raporunda fahiş hesap yapıldığı iddiasının yersiz olduğunu, çünkü bu hesabın davalı kooperatifçe yapılmadığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında tespit edilerek kesinleştiğini, davacıdan ödenmesi talep edilen tutarın Mahkeme kararıyla kesinleşmiş olan tutar olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise, davacının dava dilekçesinde ihtarnamede belirtilen tutarın fahiş olduğunu ve bu nedenle ihtarnamenin geçersiz olduğu iddiasının yer almadığını, ihraç için gerekli prosedürün yasaya uygun olarak tamamlandığını, çünkü davacıya iki ayrı ihtar tebliğ edildiğini, ihtarlarda yasal sürelerin davacıya tanındığını, ancak davacı tarafından ödeme yapılmadığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile kesinleşmiş olan bedelin davacıdan talep edilmiş olmasına rağmen davalı kooperatifin davacının borcunu hesaplama konusunda "kusurlu" bulunduğunu, bu durumun açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile davacının borçlu olduğu miktarın kesinleştiğini, bu kararın tüm taraflar için kesinleştiğini, bu sebeple davacının kooperatiften ihracı için gerekli yasal prosedürü tam ve eksiksiz şekilde yerine getirildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 88. maddesinde; "Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranını yüzde elli fazlasını aşamaz." hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur." düzenlemesine yer verilmiştir. Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranının anılan yasal düzenlemedeki yerine gelince; para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 42. maddesine göre genel kurul bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya ana sözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir. Kooperatif Anasözleşmesi uyarınca da ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir. Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın bedelinin süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarca kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, genel kurulun belirlediği tarih, 818 sayılı BK'nın 101/2. (6098 sayılı TBK'nın 117.) maddesi hükmü karşısında, kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara faizi ise, borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK'nın 88. maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, 120. maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken, yukarıdaki paragrafta belirtilen 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır. (Bknz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/6367 Esas ve 2016/5131 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, ihraç kararının dayanağı olan ihtarnamelerde belirtilen borç dönemi olan 07.10.2015 tarihi itibariyle davacı ...’ın aidat borcunun 57.372,00-TL asıl alacak, 125.719,98-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 183.091,98-TL tutarında olduğu, ancak dosya kapsamına ve hükme esas alınan 04/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda yukarıda ayrıntısı verilen Yargıtay kararı esas alınarak yapılan hesaplamada; temerrüt faiz oranları 01.01.2005 – 31.12.2005 tarihleri arasında yıllık %12, yüzde yüzfazlası ise yıllık %24 olduğu, 01.01.2006 tarihinden itibaren ise yıllık %9, yüzde yüz fazlası yıllık %18 oranı olduğunun tespit edildiği, bu bağlamda davacı yanın aidat borcunun 57.372,00-TL asıl alacak, 57.564,48-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.936,48-TL tutarında olduğunun hesaplandığı, davacı yanca her ne kadar Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında belirlenen aidat borcu davacı yan için kesinleştiğinden söz konusu dosyada belirlenen aidat borcunun esas alınması gerektiği istinaf istemi olarak ileri sürülmüşse de; dosya kapsamına alınan ek bilirkişi raporu ile yukarıda ayrıntısı verilen Yargıtay ilamı gereğince faiz hesaplaması yapılması gerektiği, tarafların uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorunluluğu nazara alındığında davalı yanın bu hususa ilişkin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki davalı yan dosya kapsamına alınan 04/06/2025 tarihli ek bilirkişi raporuna da itiraz etmemiş olup bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporundaki hesaplama miktarı bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu gibi ihtarnamelerde gerçek borçtan fazla bir borcun ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamelerde ödenmesi istenen borç miktarı ile gerçek borç miktarı arasında fahiş bir fark olduğu, diğer anlatımla ihraç kararının gerçek borcu yansıtan ihtarnamelere dayanmadığı belirlenmiş olduğundan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00-TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 17/02/2026 ...