TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/312 KARAR NO : 2025/832 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVA : Menfi Tespit/Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 25/04/2025 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 KARAR Y.TARİHİ : 02/12/2025 Mahkememizde görülmekte…
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/312 KARAR NO : 2025/832 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVA : Menfi Tespit/Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : 25/04/2025 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 KARAR Y.TARİHİ : 02/12/2025 Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; avalı tarafından, müvekkilleri aleyhine ....sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, müvekkillerinin tüm mal varlığı üzerine haciz tatbik edildiğini, icra takibinin kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin davalıya böyle bir borcu olmadığını, dava konusu icra takibinin dayanağı olan senedin, müvekkillerine davalı ve kardeşinin tehditleri ile zorla imzalatıldığını, davalının takibe konu ettiği senedin, teminat senedi niteliğinde olduğunu, bu nedenle kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılamayacağını, davaya konu icra takibi kapsamında icra dosyasının kesinleştiğini, davalı tarafından haczedilen mallar için satış talep edildiğini, müvekkillerinin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, üzerine haciz konulan taşınmazlar adına kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış olup henüz taşınmazlarda kat irtifakı kurulmamış olduğundan taşınmazların tamamına haciz işlemi tatbik edildiğini, haciz tatbik edilen taşınmazlara müvekkillerinin tek başlarına hak sahibi olmadıklarını, bu nedenle taşınmazlarda müvekkillerinden başka hak sahipleri haciz işlemi nedeni ile mağdur konumda olduklarını, davaya konu icra takibine dayanak olarak gösterilen senedin teminat senedi vasfında olduğunu beyanla; müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile davanın kabulüne ...sayılı icra takibinin iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, müvekkilinin kendisi tarafından verilmiş ya da imzalanmış bir belge olmadığını, davacı yanın iddialarının soyut olmaktan ileriye gidemediğini ve herhangi bir senede dayanmadığını, dava konusu icra dosyası ve takip dayanağı senet incelendiğinde tüm vasıflarına haiz kambiyo evraklarından sayılan bono olduğunu beyanla, davanın reddine, davacı tarafın kötü niyetli olması nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasındaki hukuki ilişki hali hazırda değerlendirilmemiştir. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenmemiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 5. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 6. Mahkememizce birleştirme talep edilen ... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının ... Şirketi, davalıların ..., ..., ..., ... olduğu, davanın, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu, davanın 13/02/2025 tarihinde açıldığı ve halen derdest olduğu görülmüştür. 7. HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.” 8. Görüldüğü üzere aralarında bağlantı bulunan ve aynı mahkemede açılmış olan davalar, yargılamanın her safhasında istek üzerine ya da mahkemece kendiliğinden birleştirilebilir. Mahkeme, aralarında bağlantı bulunan davaların her hâlde birleştirilmesine karar vermek zorunda değildir; ancak tahkikatın (yargılamanın) daha iyi bir şekilde yürütülmesi için gerekli gördüğü hâllerde, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesine karar verebilir (...). 9. Davaların birleştirilmesi ve ayrılması müesseselerinin temelinde usul ekonomisi ilkesi yatar (...). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi, Anayasal dayanağı olan bir ilke olup 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin dördüncü bendinde davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğuna açıkça işaret edilmiştir. 10. Öte yandan HMK’nin 166. maddelerinde aralarında bağlantı bulunan, daha açık anlatımla aynı veya benzer sebeplerden doğmuş yahut biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek mahiyette olduğu davaların birleştirilebileceği hüküm altına alınmıştır. 11. Birleştirilen davalarda tek bir yargılama yapılır ve ortak deliller tek bir kez toplanır. Bunun sonucunda mahkeme uyuşmazlığın bütün taraflarının menfaatini aynı yargılama içerisinde görme, değerlendirme ve uyuşmazlığı bu çerçevede çözme imkânına sahip olur (...). Bu da hukuk güvenliğinin korunması ve çelişkili kararların önüne geçilmesine hizmet eder. 12. Aynı maddenin 4. fıkrasında ise "bağlantı" kavramı açıklanmış olup; "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı varsayılır" denilmiştir. 13. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, mahkememizde yargılaması yürütülen dava ile ... sayılı dosyasındaki davanın konusunun ve taraflarının aynı olduğu, ... sayılı dosyasında, mahkememize dava konusu edilen kambiyo senedinin sebebi olan ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olarak dava açıldığı, her iki dosyada da aynı vakıalara yönelik tahkikat yürütülmesi gerektiği, bu anlamda yukarıda zikredilen HMK hükmü nazara alındığında her iki dava arasında sıkı bir bağlantı bulunduğu, usul ekonomisi bakımından delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, tarafların hukuki yararı bulunduğu anlaşılmakla, davaların birleştirilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Mahkememiz ... Esas sayılı dosyasının HMK m. 166/2 hükmü uyarınca ... Esas sayılı dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Yargılamanın ... Esas sayılı dosyası üzerinden YÜRÜTÜLMESİNE, 4-Harç, masraf, ücreti vekalet tayin ve takdirinin asıl davada nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda yapılan inceleme sonucunda esas hükümle birlikte İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/11/2025 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza HMK m 304 ve 305/A Uyarınca Tashih Şerhi Mahkememizce her ne kadar, 27/11/2025 tarihli duruşmada verilen kısa kararda, "Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. " şeklinde karar verilmiş ise de; maddi hataya dayalı olarak istinaf kanun yolunun açık bırakıldığı, yapılan hatanın maddi hatadan kaynaklandığının açık olduğu, HMK 183 ve 304 maddeleri uyarınca, bu maddi hata her zaman düzeltilebileceğinden, gerekçeli kararın hüküm kısmının son kısmı; "Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda yapılan inceleme sonucunda esas hükümle birlikte İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı." olarak düzeltilmiştir. Şerh olunur. 27/11/2025 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"