9. Hukuk Dairesi 2025/5878 E. , 2025/9126 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2173 E., 2025/1302 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/391 E., 2024/192 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşm…
9. Hukuk Dairesi 2025/5878 E. , 2025/9126 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2173 E., 2025/1302 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/391 E., 2024/192 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin 17.05.2013-15.04.2019 tarihleri arasında aralarında organik bağ ve adi ortaklık bulunan davalıların Rusya'daki işyerinde kaynakçı, tornacı olarak çalıştığını, son ücretinin net 1.900,00 USD olduğunu, haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda iki hafta tatilinde ve dini bayramların ilk iki günü haricindeki ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığı ... Şirketinin Rusya federasyonu Kanunlarına göre kurulduğunu ve Rusya Federasyonu Ticaret Sicili içerisinde tanımlanmış ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkil Şirket arasında herhangi bir ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tefrik edilen dosya davalısı ...'un Rusya'nın ... kentinde yapılacak olan havalimanı inşaatı işinde davalı Şirketin ortağı olduğu, davacının işçilik alacaklarından davalı Şirketin sorumluluğu olduğu, taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında Rusya hukukunun uygulanması gerektiği, bu kapsamda dava tarihinin 17.06.2021, iş sözleşmesinin feshinin 29.10.2018 olduğu ve davanın hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığı ve sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir neden bulunduğu ispat edilmediğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, içtihat değişikliği nedeniyle davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin 29.10.2018 tarihinde feshedildiği, davanın 17.06.2021 tarihinde açıldığı, davalı tarafından süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde, hem zamanaşımı def'inde bulunulduğu hem de uygulanacak hukuk itirazında bulunulduğu, dolayısıyla talep edilen tüm alacakların dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Rusya Federasyonu İş Kanunu uygulanması isabetli ise de davanın zamanaşımı nedeniyle değil de hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ancak istinaf incelemesinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılacağına dair yasal düzenleme dikkate alındığında, tarafların istinaf talebinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Rusya Federasyonu İş Kanunu'ndaki sürelerin geçerli nedenle uzatılabileceğini, içtihat değişikliğinin geçerli sebep sayılması gerektiğini, buna göre davacının davasını süresinde açtığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve vekâlet ücreti ile yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin ve ileri sürülen temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, Ankara, 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, Ankara, 2021, s.127). Buna göre Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir. Dairemizce daha önce bazı kararlarda, Rusya Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Somut olayda dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı tarafça da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de İlk Derece Mahkemesince, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 hükmüne göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin karar verilmesi gerekirken, hüküm yerinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiğinin yazılması hatalıdır. 3. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince Yargıtayın daha önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden hukuki güvenlik, belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin ihlaline yol açmamak amacıyla davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava, 17.06.2021 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde Mahkemece davalı lehine vekâlet ücreti ve yargılama gideri konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı ve davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE NEDENİYLE" ibaresinin hükümden çıkartılmasına, Hüküm fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerinin çıkartılarak yerlerine, "4- Davalı tarafından yargılama sırasında yapılan 600,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, "5- Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 199.860,71 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin (4) ve (5) numaralı bentler olarak yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı tarafa, davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.