T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1530 - 2025/2274 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1530 KARAR NO : 2025/2274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/01/2023 NUMARASI : 2017/48 Esas - 2023/62 Karar DAVACI : MMK METALURJİ SAN. TİC. VE LİMAN İŞLETMECİ…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1530 - 2025/2274 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1530 KARAR NO : 2025/2274 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/01/2023 NUMARASI : 2017/48 Esas - 2023/62 Karar DAVACI : MMK METALURJİ SAN. TİC. VE LİMAN İŞLETMECİLİĞİ DÖRTYOL - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : YURTİÇİ KARGO SERVİSİ ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 30/01/2014 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 20/01/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kargo şirketine teslim edilen malzemelerin taşıma esnasında zarar gördüğünü, meydana gelen zararın davalı tarafın kusuru ve sorumluluğu altında gerçekleştiğini, bu sebeple üretimi durmuş olan müvekkili şirketin zarar gördüğünü, davalı tarafa yapılan ihtarnameye rağmen zararlarının giderilmediğini ve mağdur edildiklerini ifade ve özetle; meydana gelen 59.540,00-TL'lik zararın ticari faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, davacının alacak taleplerini kabul etmemekle birlikte talep edilen alacak için zaman aşımı süresinin dolduğunu, eşyanın kullanılmayacak derecede hasarlı hale geldiği iddiasının ispatlanması gerektiğini, kargonun ambalaj sorumluluğu gönderici tarafta olduğunu, taşıyıcı kanunen belirlenen limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kısmi hasarda taşıyıcı kural olarak tamir masraflarından sorumlu olduğunu, taşıyıcıdan tam tazminat istenebilmesi için eşyanın tümden işlevsiz kalarak zayi olduğunun ispatı gerektiğini, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda eşyanın işlevsiz kaldığı tespit edilemediğini, kanun koyucu 882. maddede tazminatın tamamının değil belli bir limit dahilinde üst sınırın ödeneceğini kabul ettiğini, özel çekme hakkı, Türk Lirasına çevrilirken eşyanın taşıyıcıya teslimi tarihindeki TCMB kurları esas alınacağını, ancak izal edildiği üzere, yetersiz ambalajdan müvekkili şirket mesul olmadığını, aksi kanaatle müvekkili şirketin sorumlu tutulması halinde limit sorumluluğunun uygulanması gerektiğini, bu nedenlerle ve fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; görev ve yetki itirazımızın kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, davanın esastan reddi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadaki 10.06.2019 ve 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporlarının hatalı olduğu, mahkemenin bu raporlara dayanarak vermiş olduğu gerekçeli kararın da hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin 10.06.2019 ve 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporları doğrultusunda karar vererek Türk Ticaret Kanununun 858 - 863 ve 875 maddeleri ile CMR Konvansiyonunun 10. maddesini göz ardı ettiğini, oysa 17.05.2017 tarihli ve 07.03.2022 tarihli raporların doğru olduğu, özellikle 07.03.2022 tarihli bilirkişi raporunun önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiği, mahkemenin 07.03.2022 tarihli bilirkişi raporunu dikkate almamış olmasının son derece hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 10.06.2019 ve 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporlarında meydana gelen hasardan davacının sorumlu olduğuna ilişkin tespitlerin yapılmış olduğu bu raporlara ve tanık beyanına istinaden kurulan mahkeme kararının yerinde olduğunu, yine dosya kapsamında alınan 07.03.2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda ambalaj sorumluluğunun göndericide olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen davalı şirketin de sorumluluğunun bulunduğu tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, taşınan ürün bakımından davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığının açık olduğunu, taşınan eşyanın kullanılamayacak derecede hasarlı hale gelip gelmediğinin ispatlanamadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 tarih, 2017/48 Esas - 2023/62 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; Davacının dava dışı Tim Schweisstechnik GMBH’den satın aldığı MF-Inverter HWI2424 Master ve MF-Transformator HWT2125-11.8V DC malzemelerini satın aldığı, anılan malzemelerin Hatay/Dörtyol’da bulunan davacıya ait adrese geldiğini, bu malzemelerin davacının Gebze’de bulunan adresine gönderilmesi için malzemelerin davalıya 14.01.2013 tarihinde teslim edildiği, 16.01.2013 tarihinde malzemelerin davacıya hasarlı olarak teslim edildiği, malzemelerin hasar miktarının 20.000 Euro olduğundan anılan bedelin dava tarihindeki TL karşılığının ödenmesi için eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça zararın ürünlerin niteliğine göre yeterli ambalajlama yapılmadığından bahisle ve tespitlere göre sadece ürünün ambalajının hasarlandığı, üründe hasar bulunmadığından davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Uyuşmazlığın niteliğine göre davalının taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olabilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875'inci maddesi gereğince; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının bu yükümlülüğüne karşın eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olması halinde gönderen veya gönderilene aynı Kanun'un 889 uncu maddesi gereğince bildirimde bulunma yükümlülüğü yüklenmiştir. Buna göre eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında teslim edene bildirilmemesi halinde yani ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi durumunda eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı maddede karine olarak öngörülmüştür. Taşıyıcının sorumluluğu için karinenin aksi, eşyanın taşıyıcıya teslimden sonra gönderilene ulaşmasına kadar geçen süreçte hasara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup, taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875/2, 876 ve 878 inci maddelerinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 878'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince; hasarın gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama sonucu oluşması halinde doğan zarardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, herhangi bir zararın hal ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda zararın bu sebepten ileri geldiği de kabul edilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 862'nci maddesi gereğince; ambalaj ve işaretleme yükümü gönderene yüklenmiştir. Bu hükme göre eşyanın niteliği kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Bununla birlikte ambalajlama gönderene ait olsa bile taşıyıcının malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istifleme gerekse ambalaj itibarıyla taşımaya uygunluğu noktasında denetleme görevi mevcuttur. Bir başka deyişle yetersiz ambalaja rağmen ihtirazi kayıt koymaksızın taşımayı kabul eden taşıyıcının meydana gelen zararda müterafik kusurunun (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi) bulunduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3467 esas 2022/6446 karar sayılı ilamı, benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4433 esas 2021/3986 karar sayılı ilamı) Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen hasarından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 880 inci maddesi gereğince belirlenecek olup bu tazminat, eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında eşyanın değerinin piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edileceği belirlenmiştir. Eşya, taşınmak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır. Bu şekilde belirlenerek ödenecek tazminat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 882'nci maddesine göre, 880 ve 881'inci maddeleri uyarınca, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 886'ncı maddesi uyarınca taşıyıcı veya aynı Kanunun 879'uncu maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Sorumluluğun kapsamı yönünden oluşan zararın belirlenmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 880 ve 882'nci maddeleri uyarınca, taşınan malın kullanılamaz hale gelmesi halinde varsa hurda değeri de gözetilerek hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre zarar tutarının belirlenmesi, taşıyıcının sorumlu olduğu bu tazminatın da gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olması gerektiği dikkate alınarak tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3467 esas 2022/6446 karar sayılı ilamı) Somut olayda; Davacının dava dışı Tim Schweisstechnik GMBH’den satın aldığı MF-Inverter HWI2424 Master ve MF-Transformator HWT2125-11.8V DC malzemelerini satın aldığı, anılan malzemelerin Hatay/Dörtyol’da bulunan davacıya ait adrese geldiğini, bu malzemelerin davacının Gebze’de bulunan adresine gönderilmesi için malzemelerin davalıya 14.01.2013 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır. Yine gerek davacı tarafından dosyaya sunulan 16.01.2013 tarihli tutanak içeriği ve gerek ise de davalı tarafından dosyaya sunulan 16.01.2013 tarih ve ... seri numaralı hasar tespit formu içeriğine göre davalının gönderi kolisinin hasarlı olduğuna dair tutanak tutulduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 875'inci maddesi gereğince; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu olup, davalının teslim anında kargo paketinin hasarlı olduğuna dair bir ihbarı veya ihtirazi kaydı olmadığından kargo paketinin davalıya sağlam olarak teslim edildiği, paketin davacıya teslimi esnasında yukarıda belirtilen tutanak içeriklerine göre hasarlı olarak teslim edildiği nazara alındığında kargo paketinin taşıma esnasında hasarlandığı anlaşılmıştır. Hasarlanan kargo paketinin dava dışı Tim Schweisstechnik GMBH tarafından davacının Hatay’da bulunan iş yerine gönderildiği, davacı tanığı ...’ın talimat yoluyla alınan beyanlarına göre anılan kargo ambalajının açılıp kontrol edildiği ve yeniden ambalajlanarak davalı taşıyıcıya verilerek Gebze’ye gönderildiği, bu şekilde ambalajlama işinin davacı tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Yukarıda detaylandırıldığı üzere; taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875/2, 876 ve 878'inci maddelerinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir. Bununla birlikte 878/1-b maddesi gereği ambalajlama gönderene ait olsa bile taşıyıcının malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istifleme gerekse ambalaj itibarıyla taşımaya uygunluğu noktasında denetleme görevi mevcuttur. Bir başka deyişle yetersiz ambalaja rağmen ihtirazi kayıt koymaksızın taşımayı kabul eden taşıyıcının meydana gelen zararda müterafik kusurunun (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi) bulunduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3467 esas 2022/6446 karar sayılı ilamı, benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4433 esas 2021/3986 karar sayılı ilamı) Ancak dosyaya alınan raporlarda bu yönde, yani kargo paketinin görünüş itibariyle uygun ambalajlanıp ambalajlanmadığı değerlendirilerek müterafik kusur hususunda bir değerlendirme olmadığı gibi, maddi tazminat bakımından yapılan değerlendirmelerin de 6102 sayılı yasanın 880-882. maddelerindeki hesaplama yöntemine de uygun olmadığı, dolayısıyla alınan raporların hüküm vermeye elverişli olmadıkları anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece taşıma hukuku, paketleme ve ambalajlama ile hasara uğrayan eşya konusunda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulunca yukarıda açıklanan ilkelere uygun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor tanzim ettirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan anılan kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı tarafın istinaf talebinin kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, 2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 tarih, 2017/48 Esas - 2023/62 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine, 5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.30/12/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*