T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/583 Esas KARAR NO : 2026/67 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2019/1156 Esas, 2021/986 Karar DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 TARİH: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/583 Esas KARAR NO : 2026/67 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/12/2021 NUMARASI : 2019/1156 Esas, 2021/986 Karar DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 15/01/2026 TARİH: 15/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında müvekkilinin davalı şirketin işlettiği otelde ... ve animasyon hizmetleri verilmesi hususunda sözleşme imzalandığını, müvekkilinin davalıya hizmetleri eksiksiz ve tam olarak verdiğini, davalıya verilen hizmetler karşılığında düzenlenen üç adet faturaya davalı tarafından itiraz edilmediğini, bu faturalar karşılığında davalının bir kısım ödemeler yaptığını, ancak davalının 31.10.2018 tarihli 63.746,55 TL bedelli fatura ile 30.09.2018 tarihli 53.469,45 TL bedelli faturanın 11.838,25 TL sini müvekkiline ödemediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalının haksız yere itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, müvekkilinin cari hesap ve ticari defter kayıtlarına göre davacıya borcu bulunmadığını, davacının faturaya konu hizmetin ifasını ispatlamak zorunda olduğunu, davacı tarafından gönderilen 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli faturanın 30.04.2019 tarihinde davacıya ihtarname ile gönderildiğini, anacak bu faturanın davacı tarafından 03.05.2019 tarihinde ihtarname ile müvekkiline iade edildiğini, sözleşmenin 3. Maddesine göre müvekkilinin hapis hakkını kullandığını, sözleşme ile kararlaştırılan ... kayıtları, ücret dekontları ve borcu yoktur belgesi müvekkiline teslim edilmediğinden müvekkilinin sözleşme gereğince hapis hakkını kullandığını, bu eksikliklerin giderilmesi ve faturaların davacı ticari defterlerine kayıt edilmesi için davacıya 15.05.2019 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, ancak bu hususların yerine getirilmediğini, bu yüzden davacıya karşı ödeme yapma yükümlülüklerinin bulunmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda tarafların ticari defterlerini incelenmek üzere dosyaya sunduğu, tarafların kendi lehlerine delil niteliğine sahip olduğu, davacı şirketin davalı şirketten 48.641,82 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterinde davacı alacağı olarak kaydedildiği, vergi dairesine dava konusu faturaların tamamını davacı şirketten alınan hizmet alım faturası ile bildirdiği, alınan bilirkişi raporlarıyla da alacağın varlığının belirlendiği, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, takibin faturaya dayalı alacak olması ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı/takip borçlusunun İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 48.641,82 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine, kabulüne karar verilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında akdedilen sözleşme şartlarına göre, davalı müvekkili firmanın hapis hakkını kullandığını, tüm hukuki ve sözleşmesel kurallara uygun şekilde bu hususu davacı firmaya ihtarname göndermek sureti ile bildirdiğini, dolayısıyla davacı firmanın alacağı olduğundan söz edilemeyeceğini, davacı firmanın müvekkili firmaya karşı hizmetleri yerine getirdiğini sunacağı belgeler ve ticari kayıtları ile ispat etmesi gerekirken, hizmeti ifa ettiği hususunu ispat edemediğini, sözleşmenin 4. Maddesine göre sözleşme bedelinin sadece yüklenicinin taahhüdünü sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmesi halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmeyen davacının sözleşme bedelini talep edemeyeceğini, davacının dava dilekçesi ve delil listesinde mevcut olmayan BA deliline dayanılmasının HMK kapsamında iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağını ihlali olduğunu, bu evrakların mahkemece re'sen talep edilmesinin ise yargılamanın kamu düzeninden olmaması nedeniyle HMK 25. maddesi uyarınca taraflarca getirilme ilkesine aykırı şekilde yetki aşımı olacağını, BA formunu kabul etmemekle birlikte BS formunun da dosyada bulunmadığını, mal/hizmet tesliminin ayrıca ve açıkça yazılı imzalı belgeler ile ispatlanması gerektiğini, BA formlarının delil niteliğinde olabilmesi için (HMK gereği süresinde sunulmadığından aksini kabul etmediklerini) BS formları ile desteklenmesi gerektiğini, ancak ilgili vergi dairesinden de BS formlarının talep edilmediğini, mahkemece dava konusu alacağın varlığı konusunda ne şekilde bir kanaate varıldığının gerekçelendirilmediğini, mahkemece sözleşme koşulları ile sigorta ödemelerinin davacı tarafından yapılıp yapılmadığının incelenmesi gerektiğini, çünkü söz konusu bedele hak kazanılabilmesi için hizmetin ifasının yanı sıra bu şartın da yerine getirilmesi gerektiğini, ticari defter ve kayıtlar birbirini doğrulamadığı için delil olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkili firmanın mütemerrit olmaması nedeniyle faize ilişkin hükmün yerinde olmadığını, şartları oluşmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, 3. celsede davacıya verilen süre kesin süre olduğundan yeniden süre verilmemesi gerekirken 4. celsede tekrar süre verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, sözleşme şartlarının somut olayda irdelenmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet sözleşmesine konu fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; 30.09.2018 tarihli 53.469,45 TL bedelli faturanın 11.838,25 TL sinin ve 31.10.2018 tarihli 63.746,55 TL bedelli faturanın borcun sebebi olarak gösterildiği, bu bedellerin işlemiş faizleri ile birlikte toplam 78.974,10 TL üzerinden takibin başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye icra dosyasında rastlanılmadığından eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafından 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli "sözleşme gereği" açıklamalı faturanın düzenlenerek 30.04.2019 tarihli ihtarname ile davacı alacaklıya gönderildiği, bu ihtarnamenin ve faturanın davacı alacaklıya 02.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı alacaklının 03.05.2019 tarihli ihtarname ile 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli "sözleşme gereği" açıklamalı faturaya itiraz edilerek davalı borçluya iade edildiği, davalı borçlu tarafından davacı alacaklıya gönderilen 15.05.2019 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesi gereğince hapis hakkının kullanıldığı belirtilerek bu madde gereğince ilgili belgelerin tebliğinden itibaren 3 gün içinde kendilerine gönderilmesinin ve 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlere işlenmesinin talep edildiği, bu ihtarnamenin davacı alacaklıya 20.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. 16.10.2020 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davacının inceleme konusu olan 2018 ve 2019 yılı ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, davacının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3. Maddesi gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, bu nedenle davacı şirketin 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin TTK.nun 64/3. maddesi gereğince usulüne uygun olarak tutulduğu, yapılan tespitlere göre davacı şirketin ticari defterlerinde dava konusu alacağın dayanağı olarak toplam 144.905,00 TL tutarındaki 3 adet faturanın davalı adına borç kaydedildiği, karşılığında toplam 96.263,18 TL tutarında tahsilat yapıldığı, dolayısıyla da dava konusu alacağın dayanağı olan faturalara istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye (144 905,00 - 96.263,18=) 48.641,82 TL tutarında davalı taraftan alacağının kayıtlı olduğu, davalı şirket vekilinin dava dosyasına sunduğu 15.06.2020 tarihli cevap dilekçesinde, davalı şirketin davacı adına düzenlendiği belirtilen 18.04.2019 tarihli ... sıra nolu 70.603,61 TL bedelli faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dava dosyasına sunulan Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Anadolu Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü 08.01.2020 tarihli ... sayılı yazısı ekindeki davalı şirkete ait BA-BS formları üzerinde yapılan incelemelerde, dava konusu alacağın dayanağı olarak belirtilen davacı şirketin davalı şirket adına düzenlediği 122.800,85TL + KDV = 144.905,00 TL tutarındaki 3 adet faturanın davalı şirket tarafından davacı şirketten teslim alınan hizmet alım faturası olarak bağlı olduğu vergi dairesine beyan edildiği, yani davacı şirketin davalı şirket adına hizmet satış faturası olarak düzenlediği ve dava konusu alacağın dayanağı olarak belirttiği faturaların tamamının, davalı şirket tarafından bağlı olduğu vergi dairesine davacı şirketten alınan hizmet alım faturası olarak beyan edildiği tespit edilmiştir. 16.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı defterlerine göre davacının 70.603,61 TL'lik alacağının 2019 yılına devir olduğu, davalı yasal defter kayıtlarına göre davalı tarafın 26.04.2019 Takip tarihi itibari ile davacının70.603,61 TL'si alacağının olduğu, davacı tarafça tanzim edilen faturalar ve davalı ödemeleri ve iade faturalarının davalı tarafın sahibi lehine delil niteliği bulunan yasal defterlerinde aynen kayıtlı bulunduğu, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporuna göre davacının alacağının 48.641,82 TL olduğu, davalı defterlerinde ise davacının alacağının 70.603,61 TL olduğu göz önüne alındığında hesap farkının(48.641,82 TL - 70.603,61 TL) 21.961,79 TL'si olduğu, farklılığın davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 26.942,98 TL'lik ödeme ile davacı defterinde kayıtlı olmayan 05.10.2018 tarih 4.981,77 TL iade faturasından kaynaklandığı, hem 2018 yılında hem de 2019 yılında davacı tarafça açık bir şekilde kabul edilen herhangi bir faturanın bulunmadığı, davalının 2018 yılında davacı adına tanzim ettiği iade faturası ile birlikte davacı hesaplarında yer alan 08.02.2019 tarih 26.942,98 TL'lik ödeme ile ilgili davalı hesaplarında kayıt olduğuna dair herhangi bir vesaikin sunulu olmadığı ancak davalının 08.02.2019 tarihli ödemesinin davacı hesaplarında kayıtlı olduğu ayrıca iş bu ödeme İle ilgili tespite davacının herhangi bir itirazının bulunmadığı dikkate alındığında yapılacak hesaplamalarda davalı lehine davacı hesabında kayıtlı olan 26.942 98 TL'lik ödemenin dikkate alınacağı, dosya kapsamındaki beyan ve vesaiklere göre davacının tanzim ettiği faturaların davalı tarafça kabul edilerek davalı defterlerine davacı lehine kaydedilmiş olduğu, davacının davalı adına tanzim ettiği son faturanın 31.10.2018 tarihli olmasına karşın davalının hapis hakkına dayalı faturasının tarihinin 18.04.2019 tarihli olduğu, ancak sunmuş olduğu ticari defterlerde iş bu fatura ile ilgili herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacının verdiği hizmet ile ilgili tanzim edilen faturalar için (TTK 21/2, TTK 23/3 ve B.K 222) doğrultusunda 8 günlük yasal süre içerisinde itirazda bulunulduğunu ispatlayıcı mahiyette herhangi bir vesaikin dosyada yer almadığı, bu itibarla süresi içinde itiraz edilmeyen faturaların kapsamı ve parasal değeri bakımından davalıyı bağlayacağı, davalı tarafın 2018 yılı defterlerinde davacının faturalarının kayıtlı olduğu, davalıya iş bu hizmetleri iade ettiğine ve/veya bedellerinin kısmı veya tamamını ödediğini ispatlayıcı mahiyette herhangi bir belge ibraz etmediği, davalı taraf defterinde de davacı ile ilgili talimat yolu ile alınan bilirkişi raporunda tespit edilen alacağın kayıtlı olduğu nazara alındığında, davacının ( BK m 234) uyarınca semene hak kazanmış bulunduğu 26.04.2019 takip tarihi itibari ile asıl alacak miktarının 48.641,82 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Yargıtay 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamında; ".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Yargıtay 15. HD. 2017/1445 E. 2018/1438 K. sayılı ilamında; faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayıldığı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği belirtilmiştir.Dosya kapsamında alınan mali bilirkişi raporlarında, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının davacıya gönderdiği 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli "sözleşme gereği" açıklamalı faturanın davacı tarafından süresinde itiraz edilerek davalıya iade edildiği, davacı defterlerinde de bu faturanın kayıtlı olmadığı gözetildiğinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 48.641,82 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından sözleşmenin 3. Maddesi gereğince hapis hakkı gerekçe gösterilerek 18.04.2019 tarihli 70.603,61 TL bedelli iade faturası düzenlenmiş ise de bu iade faturasının davacı tarafından takibe konu edilen faturaların 8 günlük itiraz süre geçirildikten sonra düzenlendiği dikkate alındığında ve faturaya dayalı alacağın likid ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gözetildiğinde mahkemece verilen karar isabetli olduğundan davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; davalı, davacının sözleşme süresince düzenlediği faturaları itiraz etmeden defterlerine kaydetmiş olup sonradan hizmetin yerine getirilmediği ve hapis hakkını kullandığı iddiasıyla takibe konu faturalardan sorumlu olmadığını iddia etmişse de, bu iddialarını yazılı veya kesin deliller ile ispat edememiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1156 Esas, 2021/986 Karar sayılı ve 16/12/2021tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 831,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,00 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/01/2026