Davacı vekili dava dilekçesinde; Devlet Su İşleri (...) 23. Bölge Müdürlüğü bünyesinde alt işveren Şirket olan diğer davalı ... Grup .... Hiz. İnş. Tem. Taah. ve Tic. AŞ'ye (... AŞ) bağlı olarak çalışan işçilerin Sendika bünyesinde örgütlendiklerini ve yasal çoğunluk sağlandıktan sonra yetki tespiti için başvuruda bulunduklarını, yetki tespitinin kesinleşmesinden sonra davalı Bakanlık tarafından 19.10.2018 tarihli yetki belgesinin müvekkili Sendikaya verildiğini, bu yetki belgesine dayanılarak t
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; Devlet Su İşleri (...) 23. Bölge Müdürlüğü bünyesinde alt işveren Şirket olan diğer davalı ... Grup .... Hiz. İnş. Tem. Taah. ve Tic. AŞ'ye (... AŞ) bağlı olarak çalışan işçilerin Sendika bünyesinde örgütlendiklerini ve yasal çoğunluk sağlandıktan sonra yetki tespiti için başvuruda bulunduklarını, yetki tespitinin kesinleşmesinden sonra davalı Bakanlık tarafından 19.10.2018 tarihli yetki belgesinin müvekkili Sendikaya verildiğini, bu yetki belgesine dayanılarak toplu iş sözleşmesi prosedürünün başlatıldığını, ancak grev oylaması aşamasında ... tarafından, 26.02.2019 tarihli yazı ile sendika üyesi alt işveren Şirket çalışanlarının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) hükümleri gereğince sürekli işçi kadrosuna geçtikleri gerekçesi ile toplu iş sözleşmesi prosedürüne devam edilmeyeceğinin bildirildiğini, söz konusu yazı ve hatalı değerlendirme ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından güvence altına alınmış toplu iş sözleşmesi yapma hakkının açıkça engellendiğini, daha önce çalıştıkları yerde aynı şartlarda çalışan işçilerin KHK ile kadroya geçirilmesinin toplu iş sözleşme prosedürüne engel teşkil etmediğini, 696 sayılı KHK kapsamında 02.04.2018 tarihinden itibaren ... Genel Müdürlüğü işçisi olduklarını, söz konusu işyeri için yetki tespiti başvuru tarihi olan 05.12.2016 tarihinden sendika üyesi alt işveren çalışanlarının kadroya geçiş tarihine kadar geçen 16 aylık bir dönemde işçilerin haklarından mahrum kaldığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle toplu iş sözleşmesi prosedürünün 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) hükümleri doğrultusunda devam ettirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, grev oylaması talebine karşı toplu iş sözleşmesi prosedürünü fiilen yürütme imkânı bulunmadığını bildiren Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü işleminin hukuka aykırılığının tespiti ile iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Ayrıntıları Dairemizin 12.10.2023 tarihli ve 2023/16518 Esas, 2023/14388 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yetki başvuru tarihinde alt işveren işçisi olup yetki tespitinde dikkate alınan ve hâlen asıl işveren yanında çalışmaya devam eden işçiler dikkate alınarak grev oylaması yapılması gerektiğinden Mahkemece verilen karar isabetlidir. Somut uyuşmazlık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi gereken nitelikte olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesine aykırı olarak İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması hatalı ise de bu durum sonuca etkili görülmediğinden eleştiri ile yetinilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.