9. Hukuk Dairesi 2023/19142 E. , 2023/18819 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/1 E., 2019/610 K. DAVA TARİHİ : 29.09.2016 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki işe iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili taraf
**9. Hukuk Dairesi 2023/19142 E. , 2023/18819 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2018/1 E., 2019/610 K. DAVA TARİHİ : 29.09.2016 KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki işe iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2017 tarihli ve 2017/37940 Esas, 2017/19208 Karar sayılı ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı hususlarının araştırılması yönünden bozma kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma üzerine yapılan araştırma sonrası davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/6840 Esas, 2019/17268 Karar sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozularak ortadan kaldırılmış ve davanın reddine karar verilmiştir. Davacının bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesince 2019/42442 Başvuru numaralı ve 05.09.2023 tarihli karar ile; davacının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı doğrultusunda Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/6840 Esas, 2019/17268 Karar sayılı ilâmının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işverence 31.08.2016 tarihli fesih bildirimi ile 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'de (667 sayılı KHK) belirtilen hükümler doğrultusunda feshedildiğini, müvekkili hakkında herhangi bir adli, idari soruşturma bulunmadığını, işverence 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) aradığı anlamda işçinin yeterliliğinden, davranışından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir neden gösterilmediğini, feshin geçersiz olduğunu iddia ederek feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine; 4 aylık boşta geçen süre ücret ve diğer hakların davacıya ödenmesine; süresinde işe başlatılmaması hâlinde davacıya 8 aya kadar ücreti tutarında tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının müvekkili Bankanın iş sözleşmesini fesih gerekçesi ile uyuşmadığını, 15.07.2016 tarihinde yaşanan kalkışma ve darbe girişimi sürecinin akabinde ve 667 sayılı KHK ile Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün talimatları kapsamında müvekkili Banka Disiplin Komitesinin toplandığını, çalışma, performans, davranış ve muhtemel risk doğurucu sakıncalar yönlerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda davacının iş sözleşmesinin Banka Disiplin Komitesi tarafından 29.07.2016 tarihli ve 8 sayılı oturumda feshine karar verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.12.2016 tarih ve 2016/1277 Esas, 2016/1317 Karar sayılı kararı ile; davacının 667 sayılı KHK 'nın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (g) bentleri gereğince Disiplin Komitesinin kararı ve bu kararın Yönetim Kurulu tarafından onaylanması sonucunda işten çıkartıldığı, bu nedenle davacının 667 sayılı KHK'nın 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kamu hizmetinde istihdam edilmesi, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 04.04.2017 tarih ve 2017/617 Esas, 2017/644 Karar sayılı kararı ile; davacının iş sözleşmesine 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca son verildiği, 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 7 nci maddesine göre davacının kamu hizmetinde çalıştırılmasının söz konusu olamayacağı, davanın reddi yönünde verilen kararın isabetli olduğundan bahisle esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2017 tarihli ve 2017/37940 Esas, 2017/19208 Karar sayılı ilâmı ile; davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının Terörle Mücadele Kaçakçılık ve Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile Müflis Asya Katılım Bankası AŞ'de açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulması, davacının iş sözleşmesinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2018/1 Esas, 2019/610 Karar sayılı kararı ile; davacı hakkında Fethullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında herhangi bir soruşturma dosyası veya açılmış bir kamu davası bulunmadığı, FETÖ veri havuzunda davacı hakkında Müflis Asya Katılım Bankası AŞ'de açılan hesap dışında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, davalı tarafından dosyaya herhangi bir bilgi, belge ya da soruşturma evrakının gönderilmediği, davacının FETÖ/PDY, devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belgeye dosya kapsamında yaptırılan araştırma sonuçları ile ulaşılamadığı, yine Müflis Asya Katılım Bankası AŞ Eskişehir Şubesinde açılan hesapların okul taksiti ödeme amacı ile kullanıldığı, söz konusu hesaplarda FETÖ/PDY ya da müflis Bankaya destek amacına yönelik hareketlerin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/6840 Esas, 2019/17268 Karar sayılı ilâmı ile; bozma sonrasında yapılan araştırmalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/ PYD ile bağlantılı Müflis Asya Katılım Bankası AŞ hesap hareketlerinin ve tarihlere göre mevduat miktarlarının işveren yönünden iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep teşkil ettiği gerekçesiyle 4857 Kanun'un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. D. Bireysel Başvuru Kesinleşen karara karşı davacı taraf Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. E. Anayasa Mahkemesi Kararı 1. Anayasa Mahkemesinin 05.09.2023 tarihli ve 2019/42442 Başvuru numaralı kararında; işveren yönünden başvurucu ile işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsılmasına neden olan olay ve olgulara dair yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı, başvurucunu yargılamanın esasına tesir eder nitelikteki iddia ve itirazlarının incelenmediği ve bu iddiaların karşılanmadığı, bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiştir. 2. Anayasa Mahkemesince, davacının Anayasa'nın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. F. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının iş sözleşmesinin geçerli bir nedenle feshedilip feshedilmediği ve bu bağlamda işe iadesine karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı Kanun'un 18, 19, 21 ve 25 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 25.10.2017 tarihli 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 11 inci maddesi ile değiştirilmeden önceki 20 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. 4857 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması hâlinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hâle gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hâle getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin birinci fıkrası gereği geçerli fesih hakkı doğar. 2. İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf subjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dâhilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir. 3. Somut uyuşmazlıkta iş sözleşmesi 31.08.2016 tarihli; "15.07.2016 sürecinin akabinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen, OHAL Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin 667 Sayılı KHK'da belirtilen hükümler doğrultusunda önlem alınması gereken ya da performans düşüklüğü, çalışmalarında ve davranışlarında görülen olumsuzluk ve yetersizlikten veya çeşitli muhtemel tisk doğurucu sakıncalardan dolayı Bankada işe devam etmesi uygun görülmeyen personelin iş akdinin feshedilmesine, Bu kapsamda 31.08.2016 Çarşamba günü, mesai saati bitimi itibarıyla iş akdinizin feshedilmesine karar verilmiştir." şeklindeki fesih bildirimi ile işveren tarafından davacının kıdem tazminatı ödenmek suretiyle geçerli nedene dayalı olarak sonlandırılmıştır. 4. İlk Derece Mahkemesince 25.09.2017 tarihli bozma ilâmı gereğince yapılan araştırma ile alınan 14.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna atfen davacının Müflis Asya Katılım Bankası AŞ Eskişehir Şubesinde açılan banka hesaplarını okul taksiti ödeme amacına yönelik olarak kullanıldığından bahisle söz konusu hesaplarda FETÖ/PDY ya da müflis Bankaya destek amacına yönelik hareketlerin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de 14.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının Müflis Asya Katılım Bankası AŞ Eskişehir Şubesinde 3 adet hesabı bulunduğu, hesap hareketlerinin 14 Şubat 2014 tarihinde 10.000,00 TL para yatırma ile başladığı, davacının söz konusu hesaplar aracılığı ile okul taksiti yatırma işlemlerinin ise bir yıldan fazla süre sonra 02.04.2015 tarihinde başladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının okulun zorlaması nedeniyle hesap açmak zorunda kaldığı ve hesabı sadece çocuğunun okul taksidini yatırmak için kullandığından söz edilemez. Dosya kapsamındaki 14.05.2019 havale tarihli bilirkişi raporuna göre davacının Müflis Asya Katılım Bankası AŞ'de bulunan banka hesaplarının 17-25 Aralık 2013 ile 2015 yılları arasında aktif olduğu ve FETÖ/PDY talimatlarından sonra hesapta artış olduğu tespit edilmiştir. 5. Müflis Asya Katılım Bankası AŞ'nin, FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine örgüt üyelerinin yatırdığı paralar üzerinden gelir elde ettiği, bu suretle örgüt faaliyetlerine mali yönden kaynak sağladığı ve örgütün finans merkezi olduğu hususu yargı kararlarıyla sabittir. Davalı savunmasına göre davacının FETÖ/PDY ile ilgi, iltisak ya da irtibatı bulunduğu konusunda davalı işveren açısından şüphe feshini gerektirir yeterli delil bulunduğu, davacının çalıştığı Kurumun konumu, stratejik yapısı ve davacının görevi ile yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; terör örgütü ile irtibat veya iltisakı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe bulunan bir işçiyi çalıştırmaya devam etmenin, davalı işverenden beklenemeyeceği, davalı işverenin şüpheyi haklı kılan ciddi, önemli ve somut vakıaların varlığını ispat ettiği kabul edilmelidir. Somut olayda gerçekleşen şüphenin, davalı işverenin işçiye duyduğu güveni zedelediği ve işçiyi çalıştırmaya devam etmesinin mümkün olmadığı açıktır. Hâl böyle olunca Mahkemece feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 6. Şu hâlde 4857 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrasının 7036 sayılı Kanun'un 11 inci maddesiyle yapılan değişiklik öncesi düzenlemesi uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/6840 Esas, 2019/17268 Karar sayılı ilâmının ORTADAN KALDIRILMASINA, B. Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2018/1 Esas, 2019/610 Karar sayılı kararının bozularak ORTADAN KALDIRILMASINA, C. Davanın REDDİNE, 1. Alınması gerekli 44,40 TL harçtan bozma öncesi peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 15,20 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 2. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapıldığı anlaşılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.725,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4. Taraflarca yatırılan gider avanslarının varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.