TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2024 NUMARASI : 2021/506 Esas, 2024/1029 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak y…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/218 KARAR NO : 2026/387 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/10/2024 NUMARASI : 2021/506 Esas, 2024/1029 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 31/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; 20/10/2020 tarihinde davacının fabrikasında meydana gelen yangın sebebi ile oluşan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, müvekkilinin, İstanbul ili, Silivri ilçesi, Ortaköy Mah., ... Sk., No:... adresinde bulunan fabrikasında uzun yıllardır yanmaz sünger imalatı yaptıklarını, müvekkili şirketin alanında öncü bir firma olduğunu, yurt içi ve yurt dışına ürünlerini pazarladıklarını, müvekkilinin fabrikasında iş güvenliği ve diğer tüm tedbirleri de sağlayarak faaliyet gösterdiklerini, davalıların haksız ve kusurlu davranışları sonucu davaya konu yangın olayının meydana geldiğini, müvekkilinin fabrikasında gerekli tüm tedbirleri almakta ve gelişen teknoloji ve imkanlar doğrultusunda yeni güvenlik sistemlerini de fabrikasında kullandıklarını, bu kapsamda davalılardan ... Müh. Firması ile de fabrikanın çatı kısmında yangın söndürme sistemi kurulması hususunda anlaşmaya varıldığını, davalı ... Müh. Firması tarafından yapılan sözleşme gereği çalışmalara başlandığını, 20/10/2020 tarihinde davalı ... Müh. Firması çalışanlarının kaynak işi yaparken gerekli tedbirleri almadığını, kaynak makinesinden çıkan kıvılcım parçalarının çatı kısmında bulunan işlenmemiş ham sünger maddelerine sıçrayarak yangının çıkmasına sebep olduğunu, müvekkilinin, fabrika güvenlik tedbirlerinden olan yangın söndürme tüplerini ise davalılardan ... firmasından uzun yıllardır almakta ve alınan tüplerin bakımlarını da yine bu firmaya yaptırmakta olduklarını, ... firması da müvekkiline ihtiyacı olan tüpleri sağlama, bakımları için kontrolleri yapma, tarihi geçen tüpleri yenisi ile değiştirme gibi müvekkilinin bu konudaki tüm ihtiyaçlarını aralarındaki sözleşmeler gereği giderdiğini, 20/10/2020 tarihinde müvekkilinin fabrikasında çıkan yangın olayında ilk kez kullanma ihtiyacı ortaya çıkan tüpler dolu ve bakımları yapılmış olarak kullanıma hazır olması gerekirken çalışmadığını, davalı ... Firmasının müvekkiline vermiş oluğu ürünün ve hizmetlerin ayıplı olduğunu, yaşanan yangın olayı sonucu ortaya çıktığını, meydana gelen yangının kontrol edilemediğini, müvekkili şirketin zararının da katlanarak arttığını, ancak kesin zarar miktarının ancak yargılama neticesinde ortaya çıkacağından iş bu davasının belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, ... Müh. Firması çalışanlarının tedbirsiz ve dikkatsiz çalışması sonucu kaynak kıvılcımlarının etrafa saçılması sebebiyle çıkan yangın üzerine derhal yangın tüpleri ile müdahale edilmek istenmiş ise de dolu olan tüplerin pimleri çekilip kullanıma hazır hale getirildiği halde tetiğin çalışmadığını, yangına müdahale edilemediğini, meydana gelen yangın ve oluşan zarardan davalıların sözleşmesel sorumlulukları kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldüğünü, itfaiye yangın raporunda da yangının çıkış sebebi olarak davalı ... Müh. Firması tarafından yapılan işler sırasında çıkan kıvılcımlardan kaynaklandığının tespit edildiğini, raporda kaynak işlemi için alınması gereken tedbirler de belirtilmiş olup ... Müh. Firması çalışanları tarafından gerekli tedbirlerin alınmadığından yangının meydana geldiğini, meydana gelen yangın sonucu müvekkilinin büyük zarara uğradığını, yangının fabrikanın çatı kısmını komple yakmış ve çatı kısmı kullanılamaz hale geldiğini, çatı katı taşıyıcı çelik konstrüksiyon sistemi ağır hasara uğradığını, çatı panellerinin çöktüğünü, yangın sonucu kurutma fırınları, profil makinesi, sarım makinesi, bekleme tankı, emdirme teknesi, depolar, elektrik tesisatları, aydınlatma sistemleri ve daha birçok makine, araç ve gereçlerin kullanılamaz hale geldiğini, müvekkilinin fabrikada bulunan ham ve işlenmiş mal stoklarının da kullanılamaz hale geldiğini, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/49 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespitinin yaptırıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, beyan ederek işbu sebeplerle belirsiz alacak davasının kabulü ile ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile dava açılış tarihi ile 50.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan öncelikle müştereken ve müteselsilen aksi halde kusurları oranında temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...... Limited Şirketi vekili: davacı şirket, dava dilekçesinde dayandığı delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmediğini, dolayısıyla “somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi yükümlülüğü” ne aykırı davrandığını, dava dilekçesi kapsamında hangi delilin hangi vakıaya ilişkin olarak sunulduğunun açıklanmadığını, talep edilen alacağın tespitinin nasıl ve ne şekilde hesaplandığı da anlaşılamadığını, davacı tarafından somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, öncelikle bu nedenle davanın usulden reddini talep ettiklerini, nasıl ve ne şekilde hesaplandığı belirli olmayan talepleri hiçbir şekilde kabul etmediklerini, davacının taleplerinin haksız nitelik teşkil ettiğini, davacı şirketin huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmede hukuki yararı bulunmadığını, davanın hmk madde 107 uyarınca hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafın, uğradığını iddia ettiği zararın miktarının bilmediğinden bahisle belirsiz alacak davasının ikame edilmesini kabul etmediklerini, ... ...'nun 30.11.2020 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde, firmasındaki zararı net olarak beyan ettiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte- davacı tarafından sunulacak olası bir ıslah dilekçesine karşı ileri sürülen taleplere ilişkin fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması hakkın kötüye kullanılması durumunu oluşturacağını, belirli bir alacağın belirsiz olarak gösterilemeyeceğinin ilgili mevzuat gereği aşikar olduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, usule ilişkin itirazlarını yenileyerek davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafça ileri sürülen faiz başlangıç tarihleri ile faiz türüne ayrıca ve açıkça itiraz ettiklerini, davacı tarafın, müvekkili şirket çalışanlarının tedbirsiz ve dikkatsiz çalıştığına dair iddialarının asılsız olduğunu, söz konusu alanda alevli ve maddi hasarlı bir yangın olayının meydana gelmesinde her ne kadar müvekkili davalı şirket çalışanının ham sünger maddesinin yerini değiştirmemesini özellikle belirtmesine rağmen, defalarca davacı tarafı uyarmasına rağmen, davacı şirket çalışanlarının ham sünger maddesinin yerini değiştirmeye çalışmasından, onları taşımalarından kaynaklı yangının çıktığını, yangının çıkma sebebinin tamamiyle davacı şirketten kaynaklı olduğunu, davacı şirkette bulunan kamera kayıtlarından da bu durumun anlaşılacağını, müvekkili davalı şirket çalışanı ...'ın gerekli özeni gösterdiğini, gerekli uyarıları yaptığını, gerekli tedbirleri aldığını, davacı şirket çalışanlarının göz göre göre ham süngerin yerini değiştirmeye çalıştıklarını, kaynak işleri yapıldığı sırada, ham süngerin yerini değiştirmeye kalkan davacı şirketin, asıl haksız ve kusurlu olduğunu, müvekkili davalı şirket çalışanlarının, tüm tedbir ve uyarılarına rağmen, kaynak yapılırken davacı şirket çalışanlarının, çatı katından ham süngeri taşımaya devam etmeleri zaten yangın çıkmasını kaçınılmaz hale getirdiğini, davacı şirketin söz konusu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını, tamamiyle kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin gerekli tedbirleri almaması sebebiyle çıkan yangının kontrol altına alınamamasında diğer davalı ... .... Ltd. Şti.nin sorumluluğunun olduğunu, davalı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirketin yangının çıkmasında kusuru olmadığını, sorumluluğu bulunmadığını, yanan çatı katı, imar mevzuatına aykırı şekilde yapıldığını beyan ederek haksız ve mesnetsiz olarak ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, öncelikle davacı şirketin işbu davaya konu etmiş olduğu alacakların davacı tarafından belirlenebilir olması sebebiyle belirsiz alacak davası olarak ikame edilen ve diğer usuli itirazları neticesinde davanın usulden reddine, davacı şirketin, müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığından esasa ilişkin diğer itiraz ve beyanları göz önünde bulundurularak davanın reddine,yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. ... Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafça belirsiz alacak davası olarak ikame edilen iş bu davanın reddini talep ettiklerini, davacı şirket yetkilisi tarafından 30.11.2020 tarihinde Selimpaşa Jandarma Komutanlığında verilen müşteki ifadesinde zararının 8 milyon olduğunun belirtildiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından zararın belirlendiğini, bu nedenle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, ayrıca belirli bir alacak için açılmış olan böyle bir davaya kısmi davanın koşullarını taşımayacağı için, kısmi dava olarak da devam edilemez olduğunu, müvekkili davalı uzun yıllardır sektöründe faaliyet göstermekte olup, sektörde öncü olarak yer alan firmalar arasında olduğunu, müvekkili şirketin tüm yeterlik belgelerinin tam olduğunu, yangın tüpü dolum alanında yetkili olduğunu, davacı taraf ile müvekkili davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davalı müvekkili davacı şirket tarafından bilgi verildikten sonra, davalı müvekkile ait yangın tüpleri ve diğer ekipmanların dolum ve bakımlarının yapıldığını, ancak müvekkili şirketle davacı arasında tüm yangın sistemleri ve ekipmanlarının tedarik ve bakımının müvekkili davalıya ait olduğuna dair bir sözleşmenin mevcut olmadığını, bu nedenle sözleşmesel sorumluluk ilkesinin kabulü mümkün olmadığını, yangını söndürmek için kullanılan ve çalışmadığı iddia edilen tüplerin müvekkili şirkete ait olduğuna dair dosyada herhangi bir delilin bulunmadığını, yangına müdahale edilmek istenilen tüplerin müvekkili şirkete ait olup olmadığına dair dosyada ayırt edici bir bilgi ve belgenin bulunmadığını, bununla birlikte, İş sağlığı ve güvenliği mevzuatı gereğince, yangın tüplerinin kontrollerini işveren tarafından yapıldığını, bu kontrollerin tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, yangın anından evvel tüplerin dolu ve basınç göstergelerinin yeşilde olduğuna dair kontrollerin yapıldığına yönelik dosyaya ibraz edilen bir belgenin de bulunmadığını, çok tehlikeli risk grubunda bulunan iş yerinde yeterli denetim ve önlemler alınmaksızın kaynak faaliyetine müsaade edildiğinin, davacı tarafından kendi kusuru ile yeterli önlem ve denetimler yapılmaksızın, yanıcı maddelerin bulunduğu yerin izole edilmediğini, kaynak çalışmasına müsaade edildiğini, davacı taraf meydana gelen zarara kendi kusuru nedeniyle sebep olduğunu, davacı tarafından daha önce fabrika binasında hiç yangın meydana gelmediğini ve yangın tüplerinin hiç kullanılma ihtiyacı duyulmadığını, çıkan yangında ise dolu olan yangın tüplerinin tetiğine basılmasına rağmen çalışmadığını, boş olduğundan bahsedildiğini, çalışmadığı iddia edilen yangın tüplerinin müvekkile ait olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirketin yıllardır faaliyet gösterdiği bir alan olan yangın tüpü dolum ve bakımı alanında, daha önce dolu olan yangın tüpünün tetiğinin çekilmesine rağmen çalışmaması gibi bir durum ile hiç karşılaşılmadığını, daha evvel tüpün piminin çekilip çekilmediğinin bilinmediğini, bu alanda uzman bir bilirkişiden alınacak teknik rapor ile yangın tüplerinin çalışma prensibi ve çalışma düzenekleri ile ilgili rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından 10.03.2020 tarihinde 12 adet 12 kg'lık K.K. ... yangın söndürme cihazının dolumunun yapıldığını, 9 Adet 50 kg Arabalı yangın söndürme cihazı dolumu yapılmış 4 adet 6kglık K.K. ... yangın söndürme cihazının dolumu yapıldığını, yangına müdahalede kullanılmak istenilen ancak çalışmadığı iddia edilen yangın söndürme cihazlarının ilgili faturaya konu cihazlar olup olmadığına yönelik tespitin yapılmadığını, bununla birlikte, yangın söndürme cihazlarının daha önce kullanılıp kullanılmadığına yönelik de bir delilin bulunmadığını, davacı firmada zaman zaman küçük çaplı yangınlar çıkmakta olup, davacının iddia ettiği gibi iş yerinde daha önce hiç yangın çıkmadığı gerçekleri yansıtmadığını, yangın tüplerinin dolu olup olmadığı, bakımlarının yapılıp yapılmadığı ile ilgili sorumluluğun davacı şirkette olduğunu, iş ekipmanlarının kullanımında alınacak sağlık ve güvenlik şartları yönetmeliğine göre yangın söndürme cihazlarının yılda 1 kez periyodik bakımlarını yaptırma yükümlülüğünün işverende olduğunu, işverenin iş ekipmanlarını kullanmada çalışanları bilgilendirme ve iş ekipmanlarının kullanımına ilişkin eğitim vermekle yükümlü olduğunu, yangının çıkışında ve büyümesinde sorumlu olan üzerine düşen iş sağlığı ve güvenliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmeyen davacı ve diğer davalı ... şirketi olduğunu, tüm bu nedenlerle, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında, yangın söndürme cihazlarının temini bakımı ve onarımı ile ilgili tam yükümlülük yükleyen bir sözleşmenin mevcut olmaması, tarafların özgür iradesi ile yangın tüplerini farklı firmalardan da temin edebilecek durumda olduğunun açık olduğunu, bununla birlikte, yangın tüplerinin çalışma prensibi de dikkate alındığında daha önce kullanılıp kullanılmadığı tespit edilmeksizin, tetiği çekildiği halde çalışmadığına yönelik yalnızca beyana dayalı bir kusurun yüklenilemez olduğunu, davacı şirkette daha evvel çıkan küçük çaplı yangınların mevcut olduğunu ve bu yangınlara müdahale edildiği de göz önüne alındığında, davaya konu yangının çıkış nedeninin davacı ve diğer davalı şirketin ağır kusur ve ihmalinden kaynaklandığının, müvekkili şirketin meydana gelen olayda bir kusuru, ihmali ve sorumluluğu mevcut olmamasına rağmen, hiçbir delil bulunmaksızın yalnızca soyut beyanlar ile taleplerde bulunulması iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 17/10/2024 tarihli karar ile, Somut olayda; İstanbul, Silivri Ortaköy Merkez Mah. ... Sok...., adresinde 20.10.2020 tarihinde çıkan yangına ilişkin, 11.11.2020 düzenlenme tarihli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İtfaiye Daire Başkanlığı Avrupa Yakası İtfaiye Şube Müdürlüğünde düzenlenen yangın raporu, davacı şirket sahibi ... ... Selimpaşa Jardarma Komutanlığı'nda alınan 30.11.2020 tarihli ifadesi, davacı şirket çalışanı, ... Jardarma Komutanlığı'nda alınan 09.11.2020 tarihli ifadesi, İstanbul Bilirkişilik bölge kurulu listesinde de ismi ve itfaiyecilik ve yangın güvenliği alanında uzmanlığı bulunan ... tarafından hazırlanan 08/02/2021tarihli teknik delil tespit raporu, Silivri Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/49 D. İş sayılı dosyası dikkate alındığında, mahkememizce aldırılan kapsamlı 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporuyla hesap edilen kusur oranlarının yerinde olduğuna kanaat getirilerek; dava konusu yangında davalı ...... Limited Şirketi şirketinin çıkan yangında % 50 oranında ASLİ kusurlu olduğu, davalı ... .... Ltd. Şti’nin, % 35 oranında TALİ kusurlu olduğu, davacı ...Anonim Şirketi firma sahibi/ yetkililerinin de % 15 oranında TALİ kusurlu olduğu dava konusu yangında davacıya ait çatı katında hasar gören makine parkı değerlendirmesinde, 2 adet bekleme tankı, 2 adet emdirme teknesi 2 adet kurutma fırını, 2 adet sarım makinesi, profil makinesi, bahse konu makinelere ait elektrik besleme panolarının 20/10/2020 tarihinde 6.172.650,00 TL olduğunun 27/11/2023 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olduğu, dava dışı ... Ltd Şti'nin düzenlemiş olduğu faturalar ve dava dışı ...'ın ... Ve Kdv dahil, fatura tarihinde 1.976.701,07 TL faturasının yangındaki hasar ile ilgili uygun olduğu, davacı şirketin 20/10/2020 tarihinde meydana gelen yangınla alakalı olarak stoklar(hammadde, yarı mamul, mamul), makine, tesisat zayiatıyla ilgili olarak incelenen 2020-2021 ticari defterlerinde kayda rastlanılmadığı, dosya kapsamında buna ilişkin somut bilgi ve belge bulunmadığı, davacının dava konusu yangın nedeniyle 8.149.351,07 TL zararının bulunduğunun mahkememize aldırılan bilirkişi raporlarıyla tespitinin yapılmış olduğu anlaşıldığından, tarafların kusur oranları, davacı tarafın %15 kusurlu olduğu nazara alınarak, davacı vekilinin harcını tamamlayarak, 13/02/2024 tarihli dilekçesiyle HMK 107/2 maddesi uyarınca dava değerini belirlemesi karşısında davanın kabulü ile Davalı ...... Limited Şirketi yönünden 4.074.675,53-TL'nin, haksız fiil tarihi olan 20/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, Davalı ... Limited Şirketi yönünden 2.852.272,87-TL'nin, haksız fiil tarihi olan 20/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, davacı basiretli bir iş adamı gibi davranmayıp TTK hükümlerinden dolayı sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, her iki davalı bakımından da kendisinin de kontrol/denetim yükümlülüğü bulunduğu halde bu sorumluluğunu yerine getirmediğinden asli kusuru olduğunu, davacı tarafın yangınla ilgili tüm önlemleri almak ve destek eleman bulundurmak yükümlülüğü olduğunu, 6331 sayılı Kanun 3. ve 4. maddesi bu hususu ayrıntılı olarak düzenlendiğini, iş yerinin ve hizmet aldığı iş yeri ve sağlığı ve güvenliği firmasının sorumluluklarının göz ardı edildiğini, yangın konusunda eğitim ve tatbikat yapılıp yapılmadığı ve personele gerekli bilgi verildiğine dair dosyada bilgi mevcut olmadığını, depolama alanlarında yüksek güvenlikli önlem alınması gerektiğini, davacı basiretli bir iş adamı gibi davranmayıp TTK hükümlerinden dolayı sorumluluğuna gidilmesi gerektiğini, her iki davalı bakımından da kendisinin de kontrol/denetim yükümlülüğü bulunduğu halde bu sorumluluğunu yerine getirmediğinden asli kusurunun olduğunu, yangın tüpleri bakımından Ticaret Kanununda belirlenen gözden geçirme ve bildirime ilişkin şekil şartlarının firma tarafından yerine getirilmemesi de davacı firmanın sorumluluğunu doğuracağından hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarının tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını, mahkemece aldırılan kapsamlı 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporuyla hesap edilen kusur oranlarının yerinde olduğuna kanaat getirilerek dava konusu yangında davalı ...... Limited Şirketi şirketinin çıkan yangında % 50 oranında asli kusurlu olduğu, davalı ... .... Ltd. Şti’nin, % 35 oranında tali kusurlu olduğu, davacı ...Anonim Şirketi firma sahibi/ yetkililerinin de % 15 oranında tali kusurlu olduğu dava konusu yangında dikkate alınarak hesaplama yapılması da hatalı ve hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Davada davacı vekili, davacı şirkete ait fabrikada 20.10.2020 tarihinde meydana gelen yangın olayında zarara uğradıklarını, yangının davalı ... şirket çalışanlarının fabrika çatısında yürüttükleri kaynak işlemleri sırasında gerekli güvenlik tedbiri almamaları sebebiyle meydana geldiğini, kaynak kıvılcımlar yanıcı sünger maddelerine sıçramasıyla büyüdüğünü, davalı Yıldız şirketinin ise, yangın söndürme sistemlerinin olay anında çalışmaması sebebiyle zararın büyümesine sebebiyet verdiklerinden TBK 61. maddesi gereğince davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek şimdilik 50.000,00 TL tahsilini talep etmiştir. Davalı ...şirketi, yangının davalı şirket çalışanlarından dolayı çıkmadığı, yangının davacı şirket çalışanların gerekli tedbirleri almaması ve yanıcı maddeleri güvenli alanlara uzaklaştırmamasından meydana geldiğini, gerekli uyarıları yaptıklarını, kendilerinin gerekli tedbirleri aldıklarını, asıl sorumluluğun diğer yangın söndürme şirketine ait olduğunu, çatı katının imara mevzuatına aykırı şekilde inşa edildiği ve bu durumun zararın artmasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi, davacı ile aralarında yangın söndürme sisteminin tümüne ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davaya konu yangın tüplerinin kendilerine ait olup olmadığı dahi ispat edilmediğini, yangın tüplerinin çalışmadığı iddiası teknik olarak ispatlanamadığı, yangın tüplerinin kullanımına ilişkin eğitim ve denetim yükümlülüğünün davacıda olduğunu, davacı şirketin iş sağlığı ve iş güvenliği önlemleri almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Dosya kapsamında alınan 21/11/2022, 06/03/2023, 04/08/2023, 07/05/2024 ve 21/05/2024 tarihli bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinde, raporlar arasında yangının çıkış nedeni bakımından esaslı bir farklılık bulunmadığı, tüm raporlarda yangının kaynak işlemi sırasında oluşan kıvılcımların yanıcı sünger maddelerini tutuşturması sonucu meydana geldiği yönünde ortak kanaate varıldığı, kusur dağılımı bakımından da raporların büyük ölçüde uyumlu olduğu ve nihai ek rapor ile kusur oranlarının %50 davalı ..., %35 davalı ... ve %15 davacı olacak şekilde netleştirildiği, ek raporların kök raporu ortadan kaldıracak nitelikte çelişki içermeyip önceki raporları açıklayıcı, tamamlayıcı ve teknik değerlendirmeyi derinleştirici mahiyette olduğu, zarar kalemlerinin tespiti ve hesaplanması yönünden de raporlar arasında yöntem ve sonuç itibariyle açık bir çelişki bulunmadığı, bu nedenle bilirkişi raporları arasında hükme esas alınmasını engelleyecek nitelikte esaslı bir çelişki bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ilk derece mahkemesince toplanan deliller, bilirkişi kök ve ek raporları ile istinaf dilekçesinde ileri sürülen tüm sebepler birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu yangının çıkış nedeni, gelişimi ve tarafların kusur durumuna ilişkin olarak dosyada birden fazla bilirkişi heyetinden rapor alındığı, kök ve ek raporların birbirini tamamlayıcı nitelikte olduğu, raporlar arasında hükme esas alınmasını engelleyecek mahiyette çelişki bulunmadığı, raporların ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, bu nedenle hükme esas alınmalarında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı tarafın bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğu yönündeki istinaf itirazlarının somut teknik veri ile desteklenmediği ve bu haliyle yerinde görülmediği, yangının, davalı ...şirketi çalışanlarının kaynak işlemi sırasında gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaması sonucu meydana geldiği, yangının büyümesinde ise yangın söndürme ekipmanlarının işlevini yerine getirmemesi nedeniyle davalı ... şirketinin kusurlu bulunduğu, bu kapsamda belirlenen %50, %35 ve %15 oranındaki kusur dağılımının dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına uygun olduğu, davalı tarafın kusur oranlarına ilişkin itirazlarının mevcut teknik tespitleri değiştirecek nitelikte olmadığı, davalı tarafça ileri sürülen yangın tüplerinin çalışmadığı hususunun teknik olarak ispatlanmadığı yönündeki itiraz bakımından, olayda kullanılan tüpler üzerinde doğrudan inceleme yapılamamış ise de, dosyada mevcut kamera kayıtları, tanık anlatımları ve bilirkişi değerlendirmeleri birlikte dikkate alındığında yangına ilk müdahalenin etkisiz kaldığı ve ekipmanların işlevini yerine getirmediği hususunun yeterli derecede ispatlandığı, bu nedenle söz konusu istinaf itirazının yerinde olmadığı, yangın tüplerinin bakım, kontrol ve kullanım sorumluluğunun davacıya ait olduğu yönündeki savunmanın, somut olayda davalı şirketin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıracak nitelikte bulunmadığı, yangın söndürme ekipmanının temini ve işlevselliğine ilişkin sorumluluğun davalı şirket bakımından da devam ettiği, bu nedenle bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacı işyerinin ruhsat, denetim ve yangın güvenliği yönünden eksiklikleri bulunduğu yönündeki iddiaların, davacıya atfedilen %15 oranındaki kusur ile gözetildiği, bu hususun davalıların sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı, davacının basiretli tacir gibi davranmadığına ilişkin savunmanın da aynı şekilde kusur dağılımında dikkate alındığı, bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerinin yanlış uygulandığı yönündeki istinaf itirazı bakımından, bilirkişi raporlarının yalnızca mevzuata değil, somut olayın teknik özelliklerine ve fiili duruma dayandığı, davalı tarafça bu hususta raporları çürütecek nitelikte somut ve teknik bir karşı görüş sunulmadığı, bu nedenle söz konusu itirazın yerinde olmadığı, zarar hesabına ilişkin bilirkişi raporlarının yeterli incelemeye dayandığı, mahkemece ispatlanamayan zarar kalemlerinin hüküm dışı bırakıldığı, bu suretle hükmedilen tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu, davalı tarafın zarar hesabına yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, faiz türüne ilişkin istinaf itirazı bakımından, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmelerine ilişkin bulunması karşısında hükmedilen alacağa avans faizi uygulanmasının yerinde olduğu, bu nedenle bu yöndeki istinaf itirazının da yerinde görülmediği, sigorta teminatına ilişkin ileri sürülen hususların dosyada hükme esas alınmasını gerektirir nitelikte olmadığı ve davalıların sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin hükmü kaldırmayı gerektirir nitelikte bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ... Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/10/2024 tarih ve 2021/506 Esas, 2024/1029 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 473.179,85 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 49.137,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 424.042,57 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 31/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.