Davacı asıl dava dilekçesinde; 08.01.2013 tarihinde davalı Bakanlığa ait Avrupa Birliği ve Malî Yardımlar Dairesi Başkanlığında sözleşmeli ihale ve finans asistanı olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin FETÖ Morbeyin kumpası sonucunda 06.10.2017 tarihinde gözaltına alınması üzerine 10.11.2017 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, hakkındaki ithamların asılsız olduğunu ve 29.12.2017 tarihine kadar tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, ücretinin 1.80
DAVA KONUSU: Davacı asıl dava dilekçesinde; 08.01.2013 tarihinde davalı Bakanlığa ait Avrupa Birliği ve Malî Yardımlar Dairesi Başkanlığında sözleşmeli ihale ve finans asistanı olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin FETÖ Morbeyin kumpası sonucunda 06.10.2017 tarihinde gözaltına alınması üzerine 10.11.2017 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, hakkındaki ithamların asılsız olduğunu ve 29.12.2017 tarihine kadar tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiğini, ücretinin 1.800,00 Euro olduğunu, ödenmeyen alacakları bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer bir kısım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin kim tarafından ve ne şekilde sonlandırıldığı buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması, hüküm altına alacak taleplerine ilişkin olarak arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesine yer verilmiş, 3/2 hükmünde ise “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” şeklindeki düzenlemeyle, arabulucuya başvurulmadan dava açılması hâlinde usulden ret kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta 07.01.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağına göre arabuluculuğa konu edilen alacak kalemleri; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı, ücret alacakları, asgari geçim indirimi alacakları, prim, ikramiye, fazla çalışma ücretleri, yıllık ücretli izin, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ve cezai şarttır. Davacı vekilince 19.09.2019 tarihli dilekçe ile; davaya konu edilen alacak taleplerinin, kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, ücret ve iş sözleşmesi (37) kodla sonlandırıldığı ve işe iade de sağlanmadığı için mahrum kalınan işçilik gelirleri ve ücretler tazminata hükmedilmesini gerektirdiğinden maddi tazminat olduğu açıklanmış; 22.11.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında da dava konusu alacaklar, davacı vekilinin açıklamasına uygun şekilde zapta geçirilmiştir. Davacı vekilince davaya konu edildiği belirtilen "iş sözleşmesi (37) kodla sonlandırıldığı ve işe iade de sağlanmadığı için mahrum kalınan işçilik gelirleri ve ücretler tazminata hükmedilmesini gerektirdiğinden maddi tazminat" istemine, arabuluculuk son tutanağında yer verilmediği gibi arabuluculuk başvuru formunda uyuşmazlık konusu "işçi işveren uyuşmazlığınispi" olarak açıklanmış olup söz konusu talep, başvuru formunda da bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca; arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeyen "maddi tazminat (mahrum kalınan işçilik gelirleri ve ücretler)" talebi hakkında dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesi ve talep "işsizlik ödeneği" olarak değerlendirilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Diğer taraftan gerek dava dilekçesinde gerekse davacı asıl ve vekili tarafından verilen 29.05.2019 ve 19.09.2019 tarihli açıklama dilekçelerinde; "işsizlik ödeneği" adı altında herhangi bir alacak talebi yer almamasına ve bu hususta yöntemince açılmış bir dava bulunmamasına rağmen "...yanlış husumet nedeniyle, işsizlik ödenek alacak talebinin" reddine yönelik hüküm tesisi 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesine de aykırıdır. 3. Ayrıca yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Somut olayda bu madde gözetilmeden hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.