Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.01.2009-09.03.2018 tarihleri arasında coğrafi bilgi sistemleri yöneticisi olarak davalı işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek ücret, ücret farkı, prim ve fazla çalışma (işyeri dışındaki fazla çalışma) ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık; davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Somut olayda davacı dava dilekçesinde, Bursa dışında gerçekleştirilen çalışma sürelerinin tablo hâlinde ekte gösterildiğini, buna göre 2009- 2018 yılları arasında Bursa dışında toplam çalışma süresinin 8.882 saat olduğunu belirterek fazla çalışma ücreti alacağını talep etmiş, davalı vekili davacının fazla çalışma ücreti alacağı bulunmadığını, davacı tarafından sunulan tabloların kabul edilmediğini savunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davalı tanığı İ.E. davacının 08.30-17.00 saatleri arasında çalıştığını, sahada olduğunda da aynı saatlerde çalıştığını beyan etmiştir. Mahkemece, davalı tanığının beyanı, davacının iş sözleşmesinde fazla çalışmaların ücrete dâhil olduğu ve iş sözleşmesinde davacının şehir dışında çalışmaları karşılığında ücret ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davacının fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bilişim uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine yerinde inceleme görevi verilmiş ise de görevlendirmede, davacının işe giriş kayıtlarının çıkartılması ve sunulması istenmiş ancak bu kayıtlar üzerinde tespit yapılarak davacının çalışmalarının belirlenmesi ve hesaplama yapılması istenmemiş, sadece prim alacağı yönünden hesaplama yapılması istenmiştir. Bunun üzerine bilirkişi heyetince davalıya ait Bilimp programı incelenmiş olup 04.10.2022 tarihli raporda; "Davacı vekili, davalı vekili ve işyeri personeli İ.Ç. refakatinde Bilimp adlı program üzerinde yapılan inceleme neticesinde;a-Personel bazında faliyetlerin yer aldığı ekrana ulaşılmış ve bu ekrandan davacı ...'a ilişkin faaliyetleri içeren kayıtlar filtre edilerek ekte PDF formatında sunulmuştur. (... çalışma.xIsx) b-Bilimp programında “Aylık Puantaj Raporu”, “Aylık Puantaj Beyanı” bilgilerine ilişkin bir veriye rastlanılmamıştır. Söz konusu puantaj raporu/cetveli ilgili personelden sorulduğunda; puantajların Bilimp programında yer almadığı ve puantaj rapor/cetvel kayıtlarının arşivlerinde bulunduğunu, kayıtların arşivden çıkarılınca fiziki olarak mahkemeye sunulacağı bilgisi alınmıştır.” şeklinde açıklamada bulunulmuştur. Raporun ekinde davacının davalı Şirkete ilişkin üstlendiği faaliyetlerinin ayrıntılı olarak bulunduğu tabloların sunulduğu, bu tablolarda davacının şehir dışında bulunduğu sürelerin de gün ve saat belirtilmek suretiyle "ulaşım" adı altında yer aldığı görülmüştür. Ayrıca bilirkişi raporunda, davalı vekilinin de hazır bulunduğu yerinde inceleme sırasında davalı Şirket personelinin, arşivlerinde bulunduğu ve arşivden çıkarılınca fiziki olarak Mahkemeye sunulacağı belirtilen puantaj rapor/cetvel kayıtlarının da davalı tarafından dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Tarafın belgeyi ibraz etmemesi" başlıklı 220. maddesi şöyledir: "(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir. (2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. (3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir. " Bu itibarla Mahkemece yapılacak iş; davalı personeli tarafından işyerinin arşivinde bulunduğu belirtilen puantaj kayıtlarının davalı tarafından sunulması için 6100 sayılı Kanun'un 220. maddesine göre süre verilmesi ve sunulduğunda bu belgelerle birlikte 04.10.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ekinde sunulmuş olan davacıya ilişkin faaliyetleri içeren kayıtların bilirkişiye verilerek incelenmesinin sağlanması ve davacının Bursa dışındaki çalışma sürelerine ilişkin fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığının tespit edilmesidir. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.