Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin yurt dışında bulunan Kuveyt Havalimanı inşaatı işyerinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, ücretinin net 600,00 Kuveyt dinarı (KWD) olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatının ödenmediğini, müvekkilinin haftanın 7 günü ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil 06.00-19.30 saatleri arasında çalıştığını, işverence müvekkiline iş sözl…
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, zamanaşımı, talep edilen alacaklara hak kazanılıp kazanılamayacağı, fazla çalışma alacağının hesabı, davalının dava konusu alacaklardan sorumluluğu ile vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Usul hukukuna ilişkin yasal karineler ve ispat yükü hâkimin hukukuna (lex fori) tâbidir (..., Devletler Hususi Hukuku 21. Baskı, İstanbul, 2015). Yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinde görülen bir davada ispat hukukuna ilişkin konulara Türk hukukunun uygulanması gerekecektir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin tanık anlatımları ile ispat edilmesi hâlinde, hesaplanan alacaklardan indirim yapılması gerektiğine dair Yargıtay içtihatları istikrarlı bir uygulama hâlini almıştır. Bu indirim, dosya kapsamındaki delillerin durumu ve niteliği ile işçinin çalışma düzenine göre yapılması gereken uygun bir indirimdir. Diğer taraftan söz konusu alacaklara ilişkin hesaplamaların tanık anlatımları yerine yazılı belgelere veya işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince Kuveyt hukukuna göre hesaplanan fazla çalışma ile hafta tatili alacaklarından davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edilmiş ve söz konusu alacakların tanık beyanlarına göre ispatlandığı gözetilerek alacaklardan uygun indirim yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince fazla çalışmalardan yapılan indirim uygulamasının ispat hukukuna ilişkin ve dolayısıyla hâkimin hukukuna tâbi olduğunun gözetilmesi isabetli ise de bilirkişi tarafından hesaplanan fazla çalışma ile hafta tatili alacaklarından uygun indirim yapıldıktan sonra belirlenecek tutardan, ödendiği anlaşılan miktarın mahsubu sonrasında bulunacak miktarın hüküm altına alınması gerekirken, önce mahsup yapılıp sonra uygun indirim uygulanması bozmayı gerektirmiştir. 3. Diğer yandan yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir. Gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebi ile davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın kısmen reddine karar verilmesi nedeniyle, Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine bir kısım yargılama giderine hükmedilmesi de ayrıca hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." şeklindedir. 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi ve dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu ihbar tazminatının yabancı parayla tahsilinin talep edilmiş olduğu dikkate alındığında; hüküm altına alınan ihbar tazminatına, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca KWD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca somut olayda; arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüt oluşmuş olduğundan hükmedilecek faizin başlangıç tarihi, arabuluculuk son tutanak tarihidir. Bu nedenle hükmün sonuç kısmında dava konusu alacaklara işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin olarak "vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar" ibaresi kullanılmak suretiyle hem arabuluculuk son tutanak tarihi olan temerrüt tarihinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğundan hatalıdır. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi de doğru olmamıştır.