T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/09/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:20/09/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:30/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... Bankasına borcunu ödeyemediğini, Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, dava tarihi itibariyle toplam borcunun 49.474,06 TL olduğunu, müvekkilinin ticari kredisine istinaden sabit ve fahiş faiz talep edildiğini, müvekkiline uygulanan temerrüt faizine ilişkin sözleşmenin yapıldığı sırada müvekkilinin serbest iadesi ile faiz oranının kabul edildiği fakat ekonomik açıdan güçsüz durumda olan müvekkiline karşı önceden hazırlanan genel işlem koşullarına aykırı imzaladığını, sözleşmenin amacının ödünç para alabilmek olduğunu, müvekkilinin ve davalının edimleri sırasında hakkaniyete aykırı ve dengesiz bir durumun mevcut olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 2/2-24 Borçlar Kanunu'nun 19/2-161/son hükmü uyarınca sözleşmeye müdahil edilme koşullarının oluşacağının açık olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacının iddialarının yersiz olduğunu, huzurdaki davanın taraflarına haksız ve hukuka aykırı şekilde yöneltildiğini, davacı faiz oranına itiraz etse de, Kredi Çerçeve Sözleşmesi'nin 2.5. maddesinde "1. müşteri ile ayrıca mutabakata varılmamış ise faiz, TCMB'ye bildirilen faiz oranlarını geçmemek kaydıyla bankanın fiili kullandırım/işlem tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için cari olan en yüksek oranı üzerinden bankaca belirlenecek; banka, kredi kullandırımına ait kredi ve faiz tutarlarını, BSMV, KKDF ve sair resim ve harçları ile birlikte müşterinin cari hesabına borç yazabilecek, Bankanın kullandırdığı kredilerin faiz oranları müşteri ile yazılı bir mutabakat ile sabitlenmedikçe, TCMB'ye bildirilen faiz oranlarını geçmemek kaydıyla , bankaca aynı tür kredilere ve hesaplara uygulanan en yüksek cari faiz oranını uygulayarak, bu oran üzerinden hesaplanmış faiz tutarlarını BSMV, KKDF ve sair resim harç ve mali yükümlülükleri ile birlikte cari hesabına borç yazmaya yetkili olacak, banka alacağına, muacceliyet tarihinden temerrüt tarihine kadar aynı tür TL krediler için TCMB'ye bildirilen cari akdi faiz oranı, temerrütten itibaren ise bu oranın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacaktır. '' hükmü gereğince davacının faiz ve ferileri kabul ettiğini, banka alacağına muacceliyet tarihinden temerrüt tarihine kadar aynı tür krediler için TCMB'ye bildirilen akdi fazi oranı, temerrütten itibaren ise bu oranın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı hükmü gereğince davacı tarafından faiz ve ferilerine ilişkin hükümler kabul ve taahhüt edildiğini, taraflar arasında yapılan Kredi Çerçeve Sözleşmelerinin usul ve esasa uygun olarak özgür iradeyle imzalandığını, genel işlem kurallarına aykırı herhangi bir düzenlemenin sözleşmede mevcut olmadığını, davacının mesnetsiz olarak işbu menfi tespit davasını açtığını, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, vekalet ücreti ile diğer yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini savumuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece,"... taraflar arasında bila tarihli 50.000,00 TL limitli çerçeve kredi sözleşmesi ile 09.07.2014 tarihli 13.000,00 TL limitli Kredi Çerçeve Sözleşmelerinin düzenlendiği, Beşiktaş 17. Noterliği'nin 01/12/2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacının kredi hesabı kat edilerek 28/11/2016 tarihli itibariyle borç bakiyesinin 10.960,88 TL olduğuna ilişkin ihtarnamenin borçlunun sözleşmedeki adreslerine gönderildiği ancak ihtarnamelerin tebliğ edilemediği, bu nedenle borçlunun icra takibinden önce 07/12/2016 tarihi itibariyle temerrüdünün gerçekleştiği, taraflar arasında düzenlenen çerçeve kredi sözleşmelerinin 4.2 maddesi uyarınca; davalı alacağına muacceliyet tarihinden temerrüt tarihine kadar aynı tür krediler için TCMB'na bildirilen cari akdi faiz oranı, temerrütten itibaren ise bu oranın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağının düzenlendiği anlaşılmıştır. 15/11/2014 tarih ve 29176 sayılı Resmi Gazete’de TCMB tarafından yayımlanan, “Mevduat Ve Kredi Faiz Oranları Ve Katılma Hesapları Kâr Ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ ile 2006/1 Tebliğ’de güncelleme yapılmış olup, anılan Tebliğ’in 4.maddesi “Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler” başlığı altındadır 4/3.maddesi; “Kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen azami oranları geçemez.” hükmündedir. TCMB tarafından kredi kartı işlemlerine % 24,24 oranında akdi faiz uygulanacağının, %30,24 oranında gecikme faizi uygulanacağının ilan edildiği, davalı bankanın kullandırdığı kredinin kredi türü olarak kredili mevduat hesabı kredisi olduğu, bu durumda TCMB tebliği ile ilan edilen en yüksek cari faiz oranı % 24,24, temerrüt faizinin de % 30,24 sınırına tabi olduğu, takip ve dava konusu olan krediye uygulanan faiz oranının % 72 olması nedeniyle takip ve dava konusu kredi için TCMB tebliği ile ilan edilen bu oranlar üzerinden hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekili 20/07/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını ıslah etmiştir. Her ne kadar davacı taraf davasını 26.809,56 TL üzerinden ıslah etmiş ise de bu miktara 11.064,45 TL‘lik asıl alacak miktarının da dahil olduğu ancak davacının asıl alacağa herhengi ibir itirazının ve bu hususta bir talebinin bulunmadığı anlaşılmakla, takipten önce ve sonrasında işlemiş faiz yönünden değerlendirme yapmak gerekmiş, davacının Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında 15.228,14 TL'lik işlemiş faiz (739,53 TL takip öncesi işlemiş faiz+13.798,68 TL takip tarihinden dava tarihine kadar işlemiş faiz+689,93TL işleyen faizin gider vergisi olmak üzere) yönünden borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava tarihi itibariyle ana para ve işlemiş faizler ile birlikte toplam borcunun 26.292,59 TL olduğu yönünde rapor düzenlendiğini, icra dairesinin dava tarihli kapak hesabında ise takipte kesinleşen anapara ve dava tarihine kadar işlemiş faizler ile birlikte toplam borcunun 46.562,97 TL olduğunu, bu durumda müvekkilinin dava tarihi itibari ile 46.562,97 TL - 26.292,59 TL = 26.809,56 TL borçlu olmadığının bilirkişi raporu ile de kanıtlandığını, bu miktr üzerinden davayı ıslah ettiklerini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini,İlk Derece Mahkemesi'nce dosyaya sunulan raporların net bir sonuç ihtiva etmediğini, huzurdaki davada takibe konu kredi sözleşmesinin niteliğine ve bankanın aynı tür TL krediler için TCMB'ye bildirdiği cari akdi faiz oranınına ve sözleşmede akdi faiz oranının taraflar arasında ne şekilde belirlendiğinin önem arz ettiğini, ek raporda dava konusu kredinin, ticari kredili mevduat hesabı olduğu anlaşıldığı belirtilmesine rağmen, TCMB'nin kredi kartları için belirlediği azami gecikme faizi oranlarına göre yapılan faiz hesaplamalarına dayalı raporun esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, cevap dilekçesinde belirtildiği üzere ve raporda da açıkça yazılı olduğu üzere davacı her ne kadar sözleşme ile belirlenen %72 faiz oranının fahiş ve hukuka aykırı olduğunu iddia etmişse de dava konusu sözleşmenin ticari krediye yönelik olduğundan tarafların sözleşme ile işletilecek faiz oranını serbestçe belirleyebileceğini, bu nedenle davacının temerrüt faizine yönelik ileri sürülen itirazlarının yerinde olmadığını, davacı tarafından imzalanan kredi çerçeve sözleşmesi ile, sözleşmedeki faiz ve ferilerine ilişkin hükümlerin kabul ve taahhüt edildiğini, aynı zamanda ekte sunduğu sözleşme öncesi bilgilendirme ve mutabakat formunda da ''Banka alacağına, muacceliyet tarihinden temerrüt tarihine kadar aynı tür TL krediler için TCMB'ye bildirilen cari akdi faiz oranı, "temerrütten itibaren ise bu oranın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacaktır." hükmünü içerdiğini bu hükümlerin varlığının bilirkişi raporunda da belirtildiğini müvekkili bankanın kat ihtarname tarihi itibariyle uyguladığı temerrüt faiz oranının tüm TL kredileri için T.C. Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek ticari kredi faiz oranının %100 fazlası olarak belirlendiğini, müvekkili bankanın uygulamakta olduğu T.C.M.B.’ye bildirdiği ticari kredi faiz oranının %36, bunun %100 fazlası olan %72 ise temerrüt faizi oranı olduğunu, buna ilişkin faiz genelgelerinin de sunulduğunu, bu genelgeye bilirkişi raporunda yer verildiğini, sunulan faiz genelgesi ve taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi içeriği incelendiğinde davaya konu takibe ilişkin faiz oranının fahiş veya hukuka aykırı olmadığını, sözleşmeye uygun olduğunun ortaya çıkacağını, İlk Derece Mahkemesi'nce hatalı raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olup istinaf incelemesi neticesinde hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda, davalı banka alacağının kaynağını oluşturan kredinin (ticari) kredili mevduat hesabı olduğunun ortaya çıkması nedeniyle, işbu krediye TCMB'nin kredi kartları için belirlediği azami (akdi veya gecikme) faiz oranlarının üzerinde bir faiz oranı uygulanmasının mümkün olmadığı, bu bağlamda, öncelikle 10.01.2017 takip tarihi itibariyle (olması gereken) davalı alacağı/davacı yükümlülüğünün 11.064,45 TL asıl alacak, 464,01 TL işlemiş faiz, 23,20 TL faizin %5'den gider vergisi ve 252,32 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 11.803,98 TL olduğu, takip rakamını (özet bir ifadeyle) 11.064,45 TL asıl alacak ve (11.803,98 — 11.064,45) 739,53 TL takip öncesi işlemiş faiz, vergi, masraf olarak iki parçaya bölüp hesaplamaya devam edildiğinde 10.09.2021 dava tarihi itibariyle icra harç ve masrafları hariç davacı yükümlülüğünün 11.064,45 TL asıl alacak, 13.798,68 TL takip ile dava tarihleri arasında işleyen faiz, 689,93 TL takip ile dava tarihleri arasında işleyen faizin %5'den gider vergisi ve 739,53 TL takip öncesi döneme ait faiz, vergi ve masraf olmak üzere toplamda 26.292,59 TL olduğu belirtilmiştir. Menfi tespit davasında borçlunun yalnızca borçlu olmadığı miktar tespit edilerek bu yön bakımından olumsuz tespit hükmü kurulur. Buna rağmen mahkemece kurulan hükümde davacının borçlu olduğu miktar üzerinden olumsuz tespit hükmü kurulması hatalı olmuştur. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken, icra dairesinden dava tarihi itibari ile dosya kapak hesabı yaptırılarak gerektiğinde bankacı bilirkişiden davacının borçlu olmadığı miktar yönünden ek rapor aldırılarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesinden ibarettir. Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesi'nce ilgilisine İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30/12/2025 ...