TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2021 NUMARASI : 2014/109 Esas, 2021/466 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GE…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1227 KARAR NO: 2026/500 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/06/2021 NUMARASI : 2014/109 Esas, 2021/466 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 16/04/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olup; mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili; davacı şirketin Mersin'de faaliyet gösteren bakliyat sektöründe lider bir firma olduğunu, taraflar arasında imzalanan 29/06/2012 tarihli, 2012/14628 sayılı "... İmalat Sözleşmesi"’nde ve 31/07/2012 tarihinde düzenlenen Ek Protokol’de tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirtildiğini, sözleşme kapsamında; davacının sözleşmede belirtilen ürünleri üreterek “...” markalı ürün ve ambalajları üzerinde ilgili mevzuata uygun şekilde teslim ettiğini, sözleşmenin 31/12/2013 tarihinde sona erdiğini, davacı şirketin bir çok kez fiyat artışı talebinde bulunduğunu, ancak davalı tarafça bu talebin karşılanmadığını, dava tarihine kadar vadesi gelen ödemelerin davalı tarafça kısmen gerçekleştirildiğini, ancak cari hesaplarında bulunan 61.774,00-TL. tutarındaki alacaklarının ödenmediğini, davalı şirketçe keşide edilen 31/05/2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede ,sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince geç teslim ve/veya eksik teslim edildiği iddia edilen ürünlere cezai şart tahakkuk ettirildiğinin ve bu nedenle davalı şirketçe itiraz edilen 28/02/2013 tarihli - ... seri numaralı ve 28/02/2013 tarihli - ...seri numaralı faturalardan dolayı davacıdan alacaklı olduklarının beyan edildiğini, anılan faturalara itirazlarında da belirtildiği üzere malın sevkiyatında hiçbir gecikmenin bulunmadığını, gecikme cezası adı altında düzenlenen faturaların tarihinin 28/02/2013 olduğunu, davacı firma tarafından fiyat artışı talebi ile listesinin güncellenmesine dair ihtarnameyi müteakip davalı tarafın kendini haklı çıkarma çabası ile sözleşmenin tanzim tarihinden itibaren hiçbir emsali olmayan cezai şart faturaları tanzim ettiğini, sevkiyatın 29/06/2012 tarihinden itibaren aynı şekilde yapıldığını ve davalının hiçbir sevkiyatta malı teslim alırken ihtirazı kayıt / çekince öne sürmediğini, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi ile davalının cari hesabından sözleşme gereği mahsup edilen 36.130,00-TL. + KDV bütçe desteğinin davacıya iadesinin gerektiğini, 12 ay sözleşmenin devam edeceği inancı ile ödenen bütçe desteğinin sözleşmenin yürürlükte kaldığı dört aya tekabül eden kısmının tenzil edilerek 24.086,00-TL. + KDV'nin de ayrıca iadesini talep ettiklerini, ilk 4 aydan sonra sipariş verilmediğini, sözleşme süresinin sonuna kadar beklendiğini, sözleşmenin devam edeceği inancı ile sözleşme şartları gereğince ürün tesliminde gecikme yaşanmaması için hazır bulundurulan ve davacı şirketin hiçbir şekilde ismini, markasını, logosunu taşımayan sadece ... markasını taşıyan ambalaj, koli ve benzeri ürünlerin bedeli olan 69.486,00-TL. + KDV'nin de ödenmesini talep ettiklerini, davalı tarafın ambalajları, kolileri teslim ve iade alması için 25/04/2013 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalının imtina etmesi nedeniyle başka bir şekilde değerlendirilme şansı bulunmadığını, sözleşmenin 9.5 maddesi gereği ambalaj bedelini talep etme haklarının olduğunu, davalı şirkete Mersin 6. Noterliği'nden keşide edilen 05/09/2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile dava konusu bedelin ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafından ihtarnameye cevap verilmediğinden; işbu davanın açıldığını, mahrum kaldıkları kar tutarını ise belirsiz alacak davası olarak açtıklarını belirterek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00-TL. mahrum kalınan kar, 61.774,00-TL. cari hesap bakiyesi, 24.086,00-TL. + KDV = 28.421,48-TL. bütçe desteği fazlası, 69.486,00-TL. + KDV = 81.993,48-TL. kullanılmayan ambalaj tutarı olmak üzere toplam 173.188,96-TL.'nin akdin fiilen feshi tarihi olan 29/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesi ile; davacının, davalıdan cari hesap alacağının bulunduğu iddia ettiğini, ancak davalının kestiği faturaları kendi hesaplarına haksız olarak işlemediğini, bu sebeple davalıdan cari hesap alacağı olduğu yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Kadıköy 29. Noterliği'nden davacı karşı yana keşide ettikleri 10/05/2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede; aktivite bedellerinin iadesinin sözleşmesel anlamda fesih halinde dahi mümkün olmadığını, davacı tarafın koli bedeli olarak talep ettiği 69.486,00-TL. + KDV'yi nasıl hesapladığının dahi belli olmadığını, davacının alacağını ispata yönelik olarak dosyaya herhangi somut bir delil de ibraz etmediğini, sözleşmenin 9.5 maddesi uyarınca davalı şirketin koli bedelini ödeme yükümlüğünün bulunmadığını, ilgili maddede iki seçenek sunulduğunu, davalı şirketin bedeli ödemeyi tercih etmemesi halinde; davacının kolileri imha yükümlüğü olduğunun yazdığını, sözleşmenin sona ermesi halinde üreticinin mevcut stokları, etiketleri, ambalajları ve benzerlerini sözleşmedeki şartlarda ya davalıya bedeli mukabilinde teslim edeceğinin ya da davalının istemesi halinde imha edileceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafın sözleşmenin 31/12/2013 tarihinde sözleşmenin sona erdiğini iddia etse de bu iddiasını ispatlayamadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığını, Yargıtay içtihatlarına göre dava dilekçesinde önce menfi zararını sonra da müspet zararını talep eden davacı tarafın müspet zararını talep edilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 16.06.2021 tarihli karar ile; davacı yanın, davalı iş sahibinin ... İmalat Sözleşmesi ve Eki Protokol hükümlerine aykırı davrandığını, bu kapsamda davalı şirketten cari hesaptan kaynaklı bakiye alacağı ve sözleşmenin feshi nedeniyle kullanılmayan ambalaj bedelinden dolayı da davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı tarafça müvekkilinin cari hesabından haksız şekilde mahsup edilen bütçe desteğinin müvekkiline iade edilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmenin davalı yanca haksız feshi nedeniyle müvekkilinin kar kaybına uğradığını iddia ettiği, hükme dayanak teşkil eden bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında açıkça tespit edilerek hesaplandığı üzere; davacı şirketin ... İmalat Sözleşmesi ve Eki Protokol hükümlerinden kaynaklı olarak davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, aksine davalı şirketin cari hesaptan kaynaklı olarak davacıdan 23.040,74-TL. bakiye alacağı olduğunun anlaşıldığı, gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; sözleşmenin feshi tarihi itibariyle cari hesaplarında 61.774,00-TL alacak görüldüğünü, davalının bu parayı ödememek için 28.02.2013 tarihinde iki adet cezai şart faturası düzenlediğini, sevkiyatın 29.06.2012 tarihinden itibaren aynı şekilde yapıldığını ve davalının hiçbir sevkiyatta malı teslim alırken ihtirazi kayıt öne sürmediğini, davalının sözleşmeyi süresinden önce haksız feshi üzerine bütçe desteği adı altında mahsup edilmiş 36.130,00-TL + KDV’den dört aya tekabül eden kısmı tenzil edilerek; 24.086,00-TL’sının iade edilmesi gerekirken; iade edilmediğini, bilirkişilerin hatalı yorum ile Mahkemeyi yanılttığını, stoktaki malın; ambalaj malzemesi olduğunu, sözleşmenin devam edeceği inancı ile sözleşme şartları gereğince ürün tesliminde gecikme yaşanmaması için hazır bulundurulan ve davacının hiçbir şekilde ismini, markasını ve logosunu taşımayan; sadece ... ve ... markasını taşıyan ambalaj, koli benzeri ürünlerin bedeli 69.486.TL + KDV‘nin de ödenmesinin, sözleşmenin 9.5 maddesi gereği doğan bir yükümlülük olduğunu, 4/07/2012 tarihli protokol ... tarafından malsız kalmamak adına önceki tedarikçi ... firması adına basılan ambalajların ... adına yeni ambalaj basılana kadar geçen zamanda alıcının mağduriyetini önlemek adına yapılan bir anlaşma olduğunu ve 30/09/2012 tarihinde bittiğini, davacının talep ettiği ambalaj alacağının; daha sonra ... adına basılan ambalajlara ilişkin olduğunu, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yan yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında; 29/06/2012 tarihli ... İmalat Sözleşmesi, 31/07/2012 tarihli Ek Protokol akdedilmiştir. Davacı yüklenici vekili; davacı şirketin Mersin'de faaliyet gösteren bakliyat sektöründe lider bir firma olduğunu, taraflar arasında 29/06/2012 tarihli, ... İmalat Sözleşmesi sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmede belirtilen ürünleri üreterek “...” markalı ürün ve ambalajları ile davalıya teslim ettiğini, sözleşmenin 31/12/2013 tarihinde sona erdiğini, davacı şirketin bir çok kez fiyat artışı talebinde bulunduğunu, ancak davalı tarafça bu talebin karşılanmadığını, dava tarihine kadar vadesi gelen ödemelerin davalı tarafça kısmen gerçekleştirildiğini, ancak cari hesaplarında bulunan 61.774,00-TL. tutarındaki alacaklarının ödenmediğini, davalı şirket tarafından keşide edilen 31/05/2013 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince; geç ve eksik teslim edildiği iddia edilen ürünlere ilişkin cezai şart tahakkuk ettirildiğinin ve bu nedenle davalı şirketçe itiraz edilen 28/02/2013 tarihli ve 28/02/2013 tarihli faturalardan dolayı, davacı yükleniciden alacaklı olduklarını belirttiklerini, ancak malın sevkiyatında gecikme bulunmadığını, davalının hiçbir sevkiyatta malı teslim alırken ihtirazı kayıt öne sürmediğini, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi ile davalının cari hesabından sözleşme gereği mahsup edilen 24.086,00-TL. + KDV'nin bütçe desteğinin, sözleşmenin devam edeceği inancı ile ürün tesliminde gecikme yaşanmaması için hazır bulundurulan ... markasını taşıyan ambalaj, koli ve benzeri ürünlerin bedeli olan 69.486,00-TL. + KDV'ni, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeni ile mahrum kaldıkları 1.000,00 TL lik kar'ın ve 61.774,00-TL. cari hesap bakiyesinin, akdin fiilen feshi tarihi olan 29/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı iş sahibi vekili ise cevap dilekçesi ile; davacının, davalıdan cari hesap alacağının bulunduğu iddia ettiğini, ancak davalının kestiği faturaları kendi hesaplarına haksız olarak işlemediğinden; davalıdan cari hesap alacağı olarak göründüğünü, ancak bu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bütçe desteği bedeli iadesinin sözleşmenin feshi halinde dahi mümkün olmadığını, davacı tarafın koli bedeli olarak talep ettiği 69.486,00-TL. + KDV'yi nasıl hesapladığının dahi belli olmadığını, davacının alacağını ispata yönelik olarak dosyaya herhangi somut bir delil de ibraz etmediğini, sözleşmenin 9.5 maddesi uyarınca davalı şirketin koli bedelini ödeme yükümlüğünün bulunmadığını, ilgili maddede iki seçenek sunulduğunu, sözleşmenin sona ermesi halinde üreticinin mevcut stokları, etiketleri, ambalajları ve benzerlerini sözleşmedeki şartlarda ya davalıya bedeli mukabilinde teslim edeceğinin ya da davalının istemesi halinde imha edileceğinin kararlaştırıldığını, davacı tarafın sözleşmenin 31/12/2013 tarihinde sözleşmenin sona erdiğini iddia etse de bu iddiasını ispatlayamadığını, Yargıtay içtihatlarına göre dava dilekçesinde önce menfi zararını sonra da müspet zararını talep eden davacı tarafın müspet zararını talep edilebilmesi için öncelikle davalının kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, belirterek; davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece 16.06.2021 tarihli karar ile; davacı şirketin ... İmalat Sözleşmesi ve Eki Protokol hükümlerinden kaynaklı olarak davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, aksine davalı şirketin cari hesaptan kaynaklı olarak davacıdan 23.040,74-TL. bakiye alacağı olduğunun anlaşıldığı, gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir. Somut olayda; davacı yüklenicinin, sözleşmenin 31/12/2013 tarihinde davalı iş sahibi tarafından haksız olarak sona erdirildiğini belirterek; cari hesaplarına göre 61.774,00-TL.alacaklı olduğunu, davalı yanın haksız olarak kestiği bütçe desteğinin iadesinin gerektiği, haksız fesih nedeni kar kaybına uğradığı ve sözleşmenin devam edeceği inancı ile üretilen ambalajlarında parasının kendisine ödenmesi gerektiğini, belirterek iş bu davayı açmıştır. Taraflar arasındaki 29/06/2012 tarihli ... İmalat Sözleşmesinin 9.1 maddesinde ; sözleşmenin imzasından 1 yıl geçerli olduğu, tarafların sözleşmeyi sürenin bitiminden 30 gün içinde yapacakları yazılı bildirim ile tek taraflı fesih edebilecekleri, aksi halde sözleşmenin aynı şartlarda geçerli olmaya devam edeceğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında davacı yanın iddiasının aksine, sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından fesih edildiğine dair herhangi delil bulunmadığı gibi, davalı tarafça sözleşmenin devam ettiğinin bildirildiği, bu nedenle davacı yanın kar kaybı talep edemeyeceği, davacı yan sözleşmenin sona ermiş olması sebebi ile; sözleşmenin devam edeceği inancı ile ürettiği ... baskılı ambalajların bedelini talep etmiş ise de, sözleşmenin devam ettiği, kaldı ki; sözleşmenin 9.5. Maddesinde; sözleşmenin herhangi nedenle sona ermiş olması halinde dahi , bu ambalajların ya bedeli mukabilinde ...'a aide edileceğinin, yada ...'un talebi ile imha edileceğinin kararlaştırıldığı ve 09/10/2018 tarihli ek rapor ile; 05/05/2015 tarihli bilirkişi raporu ekindeki 9 adet fatura fotokopileri ile davacı firmanın 4 sayfadan oluşan 31/03/2013 tarihli stok sayımı tutanağında belirtilen ambalajlar ile faturalardaki ambalaj isimlerinin uyuşmadığı, stokta faturadakilerden daha farklı ambalaj malzemelerinin bulunduğu, bunu da davacı firma tarafından ambalaj malzemeleri olarak gösterildiğinin tespit edildiği, davacı firmanın 4 sayfadan oluşan 31/03/2013 tarihli stok sayım tutanağında; “...” adına toplam ambalaj miktarı tutarının 268.730,34-TL., “...” adına toplam ambalaj miktarı tutarının 72.713,03-TL., “...” adına toplam ambalaj miktarının 69.486,03-TL., “...” adına toplam ambalaj miktarı tutarının 27.729,82-TL. olduğunun tespit edildiği, 9 adet ambalaj malzemesi alım faturalarının fotokopileri incelendiğinde ise aynı faturalarda “...” için ambalaj malzemelerinin fatura bedelinin 474.100,03-TL., “...” ambalaj malzemelerinin fatura bedelinin 46.029,06-TL. olduğunun tespit edildiği, Ek-4’teki ...-Sa Satın Alma Koşulları Protokolü’nde açıkça “Marka”’nın “... ...” ve “...” olarak belirlendiği, buna göre stok sayım tutanağında belirtilen “...”, “...” ve “...” isimli ambalaj malzemelerinin EK-4'de belirtilen marka isimlerine uymadığı, kesilen faturalarda davalı firma haricinde “...” adlı markanın ambalajlarının da bulunduğu ve bunların da aynı faturada gösterilmesinin stok sayımının gerçeği yansıtmadığı gösterdiği, sonuç olarak davacı şirketin stoktaki ambalaj ürünlerinden dolayı davalı şirketten talep ettiği gibi69.486,00-TL.+KDV=81.993,48-TL. tutarında bir alacağının bulunmadığı kanaatine varıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedilmesine dair geçerli bir delil bulunmadığından bütçe desteğinin iadesinin de mümkün olmayacağı şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği ve bu rapor ile dosyaya alınan 22.05.2022 tarihli bilirkişi raporlarınında aynı yönde, dosya kapsamına ve denetime elverişli olduğu da anlaşıldığından; davacı yanın ambalaj bedellerini ve bütçe desteğinin iadesini talep edemeyeceği, davacı yan cari hesap nedeni ile alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de taraf defter kayıtlarının birbirlerini tutmadığı, davacı yan defterlerine davalıdan alacaklı görünse bile; 22.05.2020 tarihli bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ilişkinin 2012 yılında başladığı ve davacı yanın 2012 yılına ait cari hesaplarının sunulmaması sebebi incelenemediği, ancak davalı yanın kestiği 58.066 TL lik faturaya süresi içinde itiraz edildiğinin dosya kapsamında belge aslının ibrazı sureti ile ispatlanamadığı, dolayısı ile tarafların ticari kayıtları arasındaki farkın bu faturadan kaynaklandığı, 25.01.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre asıl davalı yanın davacıdan 23.040,74 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğinin anlaşılması nedeni ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/06/2021 tarih ve 2014/109 Esas, 2021/466 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL İstinaf harcından peşin alınan 179,90 TL nisbi peşin harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR İRADINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 16/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.