İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 0542 446 00 22 numaralı telefondan müvekkili şirket yetkilisi ...'ün arandığını ve kendilerini banka yetkilisi olarak tanıttıklarını, müvekkiline kart limitini artırmak isteyip istemediğinin sorulduğunu yeni kart geleceğinin söylenerek adres teyidi yapıl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/3692 KARAR NO : 2025/4684 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/05/2025 NUMARASI : 2021/574 Esas - 2025/552 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; *** *** **** numaralı telefondan müvekkili şirket yetkilisi ...'ün arandığını ve kendilerini banka yetkilisi olarak tanıttıklarını, müvekkiline kart limitini artırmak isteyip istemediğinin sorulduğunu yeni kart geleceğinin söylenerek adres teyidi yapıldığını hesabında bulunan bonusun aktarılması için müvekkiline bir sms geleceğini smste ki şifrenin kendilerine vermeleri gerektiğini söylediklerini müvekkilini arayan kişilerin müvekkilinin tüm hesap ve adres bilgilerini bildiklerini, müvekkilinin arandıktan sonra kendisine 100.000 TL ve 50.000 TL EFT işlemi yapıldığına dair sms geldiğini, müvekkilinin internet bankacılığına girdiğinde hesabından 13.10.2020 tarihli dekont ile 100.000TL davalılardan ...'nın ... hesabına yine 13.10.2020 tarihli dekont ile 50.000TL davalılardan ...'in ... hesabına gönderildiğinin gördüğünü, müvekkilin hemen davalı ... Bankası'nı arayarak durumu bildiğini, hesaplarını dondurduğunu ancak toplamda 150.000TL'lik tutar davalıların hesabına geçtiğini, bu konuda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/150406 soruşturma numaralı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, bilişim sistemlerinin kullanılarak müvekkilinin dolandırıldığını, bankada ki paralarının eft yoluyla çekildiğini ve müvekkilinin mağdur edildiğini, davalı ... internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri, gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemlerinin almasının gerekirken almadığını, başka bir internet sağlayıcıdan kolaylıkla müvekkilinin hesabına giriş yapılabilmesi ve bu şekilde havale/eft yapılabilmesi davalı ...'nın güvenlik zafiyetinden kaynaklanmakta olduğunu, banka güvenliği tarafından fark edilmemesi ve yeterli önlemleri almaması sebebiyle davalı bankanın kusuru sebebiyle usulsüz işlemle para eft yapıldığını, bu hususta arabulucuya müracat edildiğini anlaşma sağlanamadığını, öncelikle davalılara ait ... - TR38... 3000 01 İBAN numaralı ve ... -TR13 ... İBAN numaralı hesaplara paranın çekilmesinin önlenmesi için tedbir konulmasına, davanın kabulü ile ile fazlaya ilişkin haklarının mahfuz kalmak kaydıyla 50.000 TL'nin faizi ile davalılardan ...'den, 100.000-TL'nin faizi ile davalılardan ...'dan ve davalı Türkiye ... Bankası 'nın kusurunun tespiti ile kusuru oranında diğer davalılarla birlikte bedelin faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalı Türkiye ... Bankası Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından Müvekkili Bankaya husumet yönetilmesinin hatalı olduğunu, davalının banka hesabından yapılan uyuşmazlık konusu havale işlemlerinin, müvekkili Bankanın sisteminde kayıtlı telefon numarasına gönderilen tek kullanımlık şifrenin kullanılması üzerine gerçekleştiğini, davalı tarafın saklamakla yükümlü olduğu şifrelerin sisteme girilmesi sonucunda uyuşmazlık konusu havale işlemi gerçekleştiğinden iddia edilen zararın meydana gelmesinde davalının ağır kusuru olduğunun aşikar olduğunu, uyuşmazlık konusu olaya benzer şekilde gerçekleşen durumlarda Yargıtay ve diğer mahkeme kararlarının mahkemenize yapılan itirazın haklılığını ortaya koyduğunu, zira müşteri numarası ve şifre gibi kişisel bilgilerin müşteri tarafından korunmaması sonucunda şifre girilerek gerçekleşen işlemlerde müşterinin sorumlu olduğunun belirtildiğini, müvekkili bankanın gerekli güvenlik önlemlerini ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde aldığını, ...'in ... hesabına gönderilen miktardan 20.000,00-TL'si hesapta blokeli olarak durduğunu, öncelikle davanın husumet itirazının dikkate alınarak usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu olayın meydana gelişinde davacının ağır kusurlu olduğu ve müvekkili bankanın kusursuz olduğu gözetilerek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; "... Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; olay günü... Teknik Malz. İnş. Tek. San. ve Tic. Ltd. Şirketi yetkilisi müşteki ...'ü bankadan aradığını söyleyen şahsın, kart limitini artırmayı teklif ettiği, şirket yetkilisinin kabul etmesi üzerine telefonuna gelen onay kodunu söylediği, ardından hesabından ... adına 100.000 TL, ... adına ise 50.000 TL para gönderimi gerçekleştirildiği, sanıkların hesaplarına para gelmesi eylemlerinin de nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği anlaşılmakla; sanıkların hesaplarına gelen tutarlarla sorumlu oldukları" gerekçesi ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi'nin 07/11/2024 tarihli, 2023/1124 Esas, 2024/1656 Karar sayılı ilamı ile 03/12/2024 tarihinde kesinleştiği, davalıların sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmış olmakla; davacının davasının davalılar ... ve ... yönünden kabulü ile; 100.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 50.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Mahkememiz duruşma ara kararı ile Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler incelenmek sureti ile Davacıya ait ... Bankası nezdinde bulunan hesabına 100.000-TL ve 50.000-TL olmak üzere 13/10/2020 tarihinde toplamda çekilmiş olan 150.000-TL'nin davalılardan ... ve ...'in haksız fiilleri neticesinde çekilmiş olduğu iddiası ile bu davalılardan aynı zamanda diğer davalı ... Bankasından ise gerekli güvenlik önlemlerini almadığı iddiası ile kusuru oranında belirlenecek miktarın bu davalılardan tahsili şartlarının oluşup oluşmadığı, tarafların kasıt ve kusurlarının bulunup bulunmadığı, husumet itirazının yerinde olup olmadığı, nihayetinde tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla, Bilişim Uzmanı... ve Banka Müdürü ...'in 10/08/2024 tarihli raporunda özetle;Yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasında kendine özgü vadesiz mevduat sözleşmesi söz konusu olduğu (TBK m. 386, 570); tüketim ödüncü sözleşmesine ilişkin TBK m. 386 gereğince, bankanın mevduat olarak yatırılan paranın mülkiyetini kazandığı, TBK m. 570 gereğince misli şeyleri saklayan saklayanın saklama sırasında oluşacak hasara katlanması gerektiği, ancak davacı müşterinin kusurlu ve hukuka aykırı eylemi ile zararın doğmasına neden olduğu ispatlanırsa, bu halde kusur oranında hasar bedeline katlanmaktan kurtulacağı, uygulamada davacı müşterinin müterafik kusurundan söz edilebilmesi için, müşteriye ait şifre gibi kişisel bilgilerin davacı kanalı ile ele geçirildiğinin-deşifre edildiğinin kanıtlanması gerektiğinin belirtildiği, davacı şirket yetkilisinin açık ikrarları ile, davacının kendi şahsi egemenlik alanında bulunan internet bankacılığı şubesi parola ve şifresini 3.kişilerle paylaştığını kabul etmiş olması karşısında, davalı bankaya bir kusur atfetmenin kanımızca yerinde olmadığı söylenebileceği, dolayısıyla davacı şirket yetkilisi kendi şahsi eylemleri ile zararın doğmasına sebep olduğu için, bu oluşan zararın davalı bankadan talep edilemeyeceği düşülebileceği, davacının mevduatın çekilmesi ile oluşan zararını diğer davalılardan (... –...) talep edebileceği; davacının hesabından, 13.10.2020 günü kısa süre içinde iki ayrı işlemle toplam 150.000,00 TL (= 50.000+ 100.000,00) tutarın EFT ile havale edilmesinin, hesabın genel işleyişi ile uyumsuz olduğu, bu durumda müşterinin-davacının (banka tarafından telefon vd iletişim araçlarından herhangi birisi ile) uyarılması gerektiğinin kabul edilmesi halinde, davacının tacir olması da dikkate alınarak, Banka’nın müterafik kusurunun düşünülebileceği, müterafik kusurda bankanın sorumluluğunun %20, davacının sorumluluğunun %80 oranında değerlendirilebileceği; bankanın müterafik sorumluluğunun diğer davalıların (...-...) sorumluluk miktar ve oranını değiştirmeyeceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkememizce duruşma ara kararı ile dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edilerek davacı tarafın itirazları değerlendirilmek üzere itirazları karşılar mahiyette ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olmakla, bilirkişi heyetinin 01/03/2025 tarihli ek raporunda özetle; Sabit şifre ve tek kullanımlık kod bilgilerinden, tek kullanımlık kodun davacı müşteri tarafından paylaşıldığının davacının da beyanında bulunduğu, sabit şifrenin ise ...bank KOBİ Dialog isimli çağrı merkezi üzerinden değiştirildiği ve bu bilginin davacı müşteriye sms olarak gönderildiği, bu işlemi yapan kişi ve telefon numarası bilgisinin ise bankaca sağlanabileceği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi gereğince bankalar, kendilerine yatırılan paraları mevduat sahiplerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. Niteliği gereği bir güven kurumu olan bankalar, 6098 Sayılı TBK'nın 115. maddesi gereğince hafif kusurlarından dahi sorumludur. İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan bankanın, mevduat sahibinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılan eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı sebebiyle sorumludur. Davacının zararın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır (Yargıtay 11. H.D'nin 16/12/2014 tarihli 2014/13736 Esas -19841 karar sayılı ilamı).Tüm bu açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlıkta olay günü davacı şirket yetkilisinin cep telefonundan arayan kişilerin kendilerini banka yetkilisi olarak tanıttığı, kart limiti arttırma teklifinde bulunulduğu, yeni kart geleceği söylenerek adres teyidi yapıldığı, hesapta bulunan bonusun aktarılması için telefona SMS geleceğinin söylendiği, SMS'teki şifrenin kendilerine verilmesini istedikleri, davacı şirket yetkilisinin müşteki olduğu soruşturma aşamasında düzenlenen iddianamede; şirket yetkilisinin kart limiti arttırma teklifini kabul etmesi üzerine telefonuna gelen onay kodunu söylediğinin belirtildiği, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile hesaba giriş için şifre ve tek kullanımlık kod gerektiği, bu bilgilerin davacı şirket yetkilisi tarafından telefondaki kişiyle paylaşıldığı, davacı şirket yetkilisinin, işinde tecrübeli bir tacir olduğu, bu nedenle dava konusu olayda kendisinden daha dikkatli ve özenli olmasının beklenmesinin gerektiği, davalı bankanın üzerine düşen güvenlik önlemlerini aldığı, davacı şirket yetkilisinin hattına SMS ile şifre gönderdiği, bu şifreyi davacı şirket yetkilisi üçüncü kişiler ile paylaşmasaydı davacı şirket hesabından para aktarımının söz konusu olmayacağı, bu sebeplerle davalı bankanın üzerine düşen özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinin ve sonuç olarak bu bedelden sorumlu olduğunun kabul edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak; davanın davalı Türkiye ... Bankası A.Ş. yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE,1-Davacının davasının davalılar ... ve ... yönünden KABULÜ ile; a)100.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,b)50.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,2-Davanın davalı Türkiye ... Bankası A.Ş. yönünden REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı bankanın güvenlik açığı olduğunu, bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu bu olayda müşterinin müterafik kusurundan söz edilemeyeceğini, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/199 Esas sayılı dosyasında, sanıkların hileli davranışlarla müvekkilinin hesabından para transfer ettirdikleri tespit edilmiş ve sanıkların cezalandırılarak BAM 27. Ceza Dairesi tarafından kararın onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, Halkbank lehine 30.000 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Madde 50 gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla mükellef olup, İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü, alanında uzman bilirkişi raporunda belirtilen tespitlerin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davalı T. ... Bank A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan reddedilmesi sebebiyle lehine maktu vekalet verilmesi HMK hükümleri ve avukatlık asgari ücret tarifesine uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/574 Esas 2025/552 Karar sayılı 12/05/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 24/12/2025