T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/474 Esas KARAR NO : 2025/1695 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2021 NUMARASI : 2020/607 Esas, 2021/793 Karar DAVA: Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul (İİK 235) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava di…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/474 Esas KARAR NO : 2025/1695 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2021 NUMARASI : 2020/607 Esas, 2021/793 Karar DAVA: Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul (İİK 235) KARAR TARİHİ: 18/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin müflis bankanın müşterisi olduğunu, TR13.. 5900 06 sayılı hesabında 332.433,55 USD, TR02..5900 10 sayılı hesabında 101.010,13 Euro ve ...12 sayılı hesabında ise 491.035,77 USD mevduatı bulunduğunu, 21/01/2018 tarihli dilekçe ile 823.471,32 USD ve 101.030,13 Euro tutarındaki alacağı için iflas masasına kayıt talebinde bulunulduğunu, kayıt sırasında alacağın TL karşılığı istenmesi üzerine alacak talebinin 3.643.212,40 TL olarak belirlendiğini, sıra cetvelinin 1964 numarasında kayıtlı 3.643.212,40 TL alacağın 2.858.043,41 TL'sinin kabul, 785.169,99 TL'sinin reddolunduğunu, iflas idaresi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek alacaklarının masaya döviz cinsinden kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava hak düşürücü süre içerisinde açılmamışsa öncelikle usûlden reddi gerektiğini, müvekkili bankanın Faaliyet izninin kaldırıldığını, daha sonra mahkemece iflasına karar verildiğini, iflas tasfiyesinin fon tarafından verine getirildiğini, davacının, alacağının masaya kaydı için yaptığı başvurunun reddedildiğini, ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; TMSF’nın 17.11.2017 tarihli 2017/289 sayılı kararı ile, 5411 sayılı yasanın 106. maddesi ve bankaların iflas ve tasfiyesine ilişkin yönetmeliğin 20. maddesi gereğince, iflas tasfiyesinin yürütülmesi için iflas idare memuru adaylarının belirlendiği, İİK 218. maddesi gereğince bankanın iflas tasfiyesinin adi şekilde yapılmasına karar verildiği, Fon tarafından belirlenen iflas idare memuru adaylarının İstanbul 1. İflas Müdürlüğüne sunulduğu, İflas Müdürlüğünün ise İstanbul 15. İcra Hukuk Hakimliği'ne sunduğu, Mahkemece, 2017/7-6 D.İş sayılı 24.11.2017 tarihli karar ile iflas idaresi tarafından bildirilen adayların iflas idare memuru olarak seçilmesine karar verildiği, müflis bankanın iflas tasfiyesinin 5411 Sayılı Yasanın 106/5 ve buna dayalı olarak çıkarılan yönetmelik gereğince Fon tarafından yürütüldüğü, Fonun iflas idare görev ve yetkilerine haiz olarak, iflas tasfiyesini yürüttüğü anlaşıldığından bu sıfatla Fon tarafından atanan iflas idare memurları tarafından düzenlenen sıra cetvelinin de, TMSF’nin Bankacılık Kanunu gereğince tek yanlı olarak aldığı idari nitelikte bir işlem olduğu, Fon tarafından atanan iflas idare memurlarınca alınan kararla reddedilen sıra cetveline ilişkin kararın idari nitelikte olduğu, bu işlemlere karşı idari yargı yerinin görevli olduğu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin, 2014/7272 Esas, 2015/3936 Karar ve 26.05.2015 tarihli, 2015/4750 Esas, 2016/1217 Karar ve 29.02.2016 tarihli kararlarının da bu doğrultuda olduğu, HMK. 114. maddesinde dava şartlarının düzenlendiği, mahkemenin görevli olmasının dava şartları arasında yer aldığı gerekçesiyle davanın görev-yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. DAİREMİZİN 16/12/2019 TARİHLİ 2019/1474 ESAS 2019/2300 KARAR SAYILI İLAMI Tüzel kişiliğe haiz fon tarafından düzenlenen ve idari işlem niteliğinde bulunan sıra cetveli nedeniyle çıkan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.Bu karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2020 tarihli 2020/145 E. 2020/254 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Davacı vekili aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır. İSTANBUL 4. İDARE MAHKEMESİ'NİN 13.03.2020 TARİHLİ 2020/531 ESAS SAYILI KARARI Dava konusunun, iflas idaresi işlemi ile ilgili olması bakımından görüm ve çözümünün adli yargının görev alanında olduğu, Mahkemelerinin görev alanına ait olmadığı gerekçesiyle, 2247 sayılı Yasa'nın 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine ve dosya incelemesinin görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilinceye kadar ertelenmesine karar verilmiştir.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN 28.09.2020 TARİHLİ 2020/414 E. 2020/508 K. SAYILI İLAMISomut olayda, ... Bankası A.Ş.'nin, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurulunun kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca Fona devredildiği, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.11.2017 tarihli kararı ile 5411 sayılı Kanun uyarınca söz konusu Bankanın iflasına karar verildiği, 2004 sayılı Kanun gereği üç kişiden oluşan ve üyeleri gösterilen adaylar arasından icra tetkik merciince seçilen Müflis ... Bankası A.Ş. İflas İdaresince davacının öne sürdüğü alacağının iflas masasına kaydı talebinin reddedildiği anlaşılmış olup bu kapsamda açılan davada müflis bankanın 5411 sayılı Kanun uyarınca Fon'a devredilmesi, 5411 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 5. fıkrasında Fon'un yetki ve görevlerine getirilen sınırlamalar, 2004 sayılı Kanun'un 235. maddesinin 1. fıkrasının sıra cetveline itiraz ile ilgili davaların iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açılacağına dair hükmü, üyeleri gösterilen adaylar arasından icra tetkik merciince seçilen müflis bankanın iflas idaresinin dava konusu işleminin idare hukuku kapsamında "idari işlem" olarak nitelendirilemeyeceği hususları bir arada değerlendirildiğinde davanın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle İstanbul 4. İdare Mahkemesi'nin başvurusunun kabulü ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.12.2018 gün ve E:2018/540, K:2018/1443 sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının yabancı para alacağıyla ilgili iflas tarihindeki döviz satış kurunun esas alınmasının, emredici olan genel hükümlere ve uygulamaya uygun olduğu, bu durumda kayıt kabul hesaplamasında işlemiş faiz tutarları ve yabancı para alacağına ilişkin diğer faizinin TL'ye dönüştürülmesinde davalı müflis bankanın lisansının kaldırıldığı tarihin değil, davalı müflis bankanın iflas tarihi olan 16/11/2017 tarihindeki döviz kurlarının esas alınması gerektiği, bu noktada TMSF - Fon Kurulunun almış olduğu kararının yasal bağlayıcılığının bulunmadığı, bu kararın yasal dayanağının mevcut olmadığı, esasen yorum kuralları gereği Fona tanınan yetkilerin "istisnai olması" nedeniyle dar yorumlanmasının esas olduğu, belirtilen yorum tarzı benimsendiğinde ise Fon Kurulunun bu yöne ilişkin kararı ile bağlı olunmasının mümkün olunmadığı, bu itibarla belirtilen Fon Kurulu kararı ile bağlı olunmadığı takdirde bilirkişi kurulu tarafından açıklanan kayıt ve kabulü gereken miktar olarak açıklanan 785.168,99 TL miktarın masaya kayıt ve kabul olunması gerektiği, esasen bilirkişi kurulu raporundaki hesap numarası, vadeli mevduat hesabı cinsi, yabancı para mevduat tutarı iflas tarihi dikkate alınmak suretiyle tespit edilmiş olup buna göre iflas tarihi itibariyle kur karşılığı dikkate alındığında gerekçeli ve denetime elverişli olup bu yönden yapılan hesaplamaya itibar olunmasına engel bir itirazın yapılan açıklamalar karşısında mevcut olmadığı, kaldı ki bilirkişinin bulduğu rakamın hesaplanan miktardan dahi daha düşük olması nedeniyle HMK m. 31 hükmü uyarınca talep ile bağlı kalındığı, 6100 sayılı HMK m.111 hükmü karşısında davacının bu yöne ilişkin asli talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davacının terditli davasına konu olan kayıt kabule esas olan alacağının döviz cinsinden sıra cetveline kaydına dair asli talebinin reddine, davacının terditli davasına konu olan kayıt kabule esas olan alacağının TL cinsinden sıra cetveline kaydına dair feri talebinin kabulüne, davacının terditli davasındaki feri talebinin kabulü nedeni ile İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına kaydı talep edilen 785.168,99 TL alacağın davacı alacağı olarak İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4. sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin parayı döviz olarak bulundurmasına karşılık alacağının iflas tarihindeki kurdan Türk Lirasına çevrilmesinin, tüm alacaklılar yönünde eşitlik sağlamayacağını, çünkü parasını döviz cinsinde bankada bulunduranlar yönünden aleyhe bir durum oluşturacağını, eşitliğin ancak bankada aynı cinste parası bulunanlar arasında sağlanabileceğini, bu durumda olması gerekenin TL cinsinde para yatıranların sıra cetvelinde ayrı olarak gösterilmesi ve döviz cinsinde bankaya para yatıranların da sıra cetvelinde ayrı gösterilmesi olacağını, eşitliğin sağlanması adına müvekkilinin ve diğer döviz cinsinde mevduatı bulunan mudilerin aleyhine bir durum oluşturulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin parası zaten döviz cinsinden olduğu için döviz cinsinden bankaya yatırdığını, müvekkilinin bu parasını döviz cinsinden talep etmesi kadar doğal bir durum olmadığını, müvekkilinin bu alacağının eşitliğin sağlanması adına TL'ye çevrilerek sıra cetveline TL cinsinden kayıt edilmesine karar verilmesinin Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına aykırılık teşkil edeceğini belirterek mahkeme kararının asli taleplerine ilişkin 1-a) maddesinde yer alan kararın kaldırılarak müvekkilinin alacağının döviz cinsinden kayıt ve kabulüne karar verilerek terditli 1-b) maddesinin kaldırılmasına karar verilmesini, yukarıdaki madde uyarınca döviz cinsinden kayıt ve kabul taleplerinin mahkeme tarafından reddine ilişkin kararın kaldırılmasına yönelik istinaf taleplerinin reddi halinde ise mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı tarafın alacak kayıt talebine konu yabancı para cinsinden alacağının, müvekkili iflas idaresi tarafından "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Kurulunun Birinci Alacaklılar Toplantısı Yerine Kaim Olmak Üzere Verdiği Yabancı Para Alacaklarının 22.07.2016 TCMB Döviz Alış Kurundan TL'ye Çevrilmesi Yönündeki Alınan Kararı" doğrultusunda hesaplanarak kabul edildiğinden davacının haksız davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, Fon Kurulu'nun vermiş olduğu 10.05.2018 Tarih 2018/260 nolu kararın uygulanmasının hukuka uygun olduğunu, yabancı para cinsinden alacak kayıt taleplerinin Fon Kurulu'nun almış olduğu karar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, Sigortaya Tabi Mevduat Ve Katılım Fonları İle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik m.(6) gereğince davacının döviz cinsinden olan mevduat alacağının, Müflis Banka'nın faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, anılan düzenlemenin faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşlarına yönelik özel bir düzenleme olması nedeniyle diğer genel düzenlemelerden öncelikle uygulanacağını, iflas idaresi tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fon Kurulunun kararı doğrultusunda verilmiş olan alacak kayıt kabul kararının hukuka uygun olduğunu, aksi yönde oluşturulan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, müflis banka harçtan muaf olmasına rağmen mahkemece bu hususun dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.Taraflar arasında, müflis ... Bankası A.Ş.'nin BDDK kararı ve TMSF’nin talebi üzerine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu gereğince faaliyet izninin kaldırıldığı, yönetim ve denetimin Fona intikal ettiği, Fonun iflas talebi üzerine, aynı yasanın 142. maddesinde düzenlenen görevli ve yetkili İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/41 Esas sayılı dosyasında, 16.11.2017 tarihinde iflas kararı verildiği, tasfiyenin TMSF tarafından gerçekleştirildiği, tasfiye işlemlerinin İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... Esas sayılı İflas dosyasında yürütüldüğü, 5411 sayılı Yasanın 106. ve bankanın iflas ve tasfiyesine ilişkin yönetmeliğin 20. maddesi gereğince, iflas tasfiyesinin yürütülmesi için iflas idare memuru adaylarının Fon tarafından belirlenerek İflas Müdürlüğüne bildirildiği, İflas Müdürlüğünün ise adayların isimlerini icra hukuk hakimliğine sunduğu, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/7-6 D.İş sayılı kararı ile gösterilen adaylardan İflas İdare memurlarının seçilmesine karar verildiği, iflas idare memurlarının masayı münferiden temsile yetkileri olduğu, davacı talebinin reddedildiği konularında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacının müflis bankada 332.433,55 USD, 101.010,13 Euro ve 491.035,77 USD mevduatlarının bulunduğu, davacının 24.01.2018 tarihli dilekçe ile 823.471,32 USD ve 101.030,13 Euro tutarındaki alacaklı olduğu paranın masaya kaydı için iflas masasına yaptığı başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından iflas idaresi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bu alacaklarının masaya kaydına karar verilmesi istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü 235. maddede açıkça 223. maddesi saklı tutulmuştur. İİK 223/3. fıkra son cümleye göre, bu muameleyi yaptırmış alacaklılar hakkında İflas idare memurunun kararlarına karşı kanun yolları, kendilerine tebliğ tarihinden itibaren başlar. İİK 223/3. fıkrasına göre yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle İflas idaresinin kararlarının kendisine tebliğini istememiş olan alacaklı için sıra cetveline itiraz davası açma süresi yukarıda belirtildiği üzere, sıra cetvelinin ilanından itibaren işlemeye başlar.Dava dosyasının incelenmesinden; müflis ... Bankası A.Ş.'den 823.471,32 USD ve 101,030,13 EURO alacağının İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... numaralı dosyasında İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilan edilen sıra cetvelinin 1964 numaralı sırasında, davacı şirketin kayıt talebinin 2.858.043,41 TL'lik kısmının kabul edildiği, 785.169,99 TL'lik kısmının ise reddedildiği, davacının masraf yatırmadığı, sıra cetvelinin 01.06.2018 tarihinde Yenişafak Gazetesinde ve 04.06.2018 TTSG de ilan edildiği, sıra cetvelinin 11.06.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından iflas dosyasına masraf yatırılmadığından dava açma süresi son ilan tarihinden itibaren başlayacağından davanın yasal 15 günlük süre içerisinde 18.06.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, yabancı paranın aynen iflas masasına kaydına karar verilip verilemeyeceği ile verilemeyecekse alacağın TMSF karar tarihi itibariyle mi yoksa iflas tarihi itibariyle mi masaya kayıt kabulüne karar verileceğine ilişkindir.Mahkemece, yabancı para cinsinden masaya aynen kayıt talebinin reddine, iflas tarihi itibariyle yabancı para alacağının TL karşılığının ise masaya kayıt kabulüne karar verilmiş olup karar taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. Y. 6. HD. 20.12.2021 T. 2021/5097 E. 2021/2375 K. Sayılı ilamı; "...Yabancı para alacaklarının iflas masasına kayıt şekli konusunda İcra ve İflas Kanunu'nda açık bir hüküm yoktur. Sadece İcra ve İflas Kanunu'nun 198. maddesinin 1. fıkrasında, konusu para olmayan alacakların, ona eşit bir kıymete para alacağına çevrileceği öngörülmüştür. Öğretide, konusu yabancı para olan alacakların da anılan yasa hükümlerine göre iflasın açıldığı andaki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek iflas masasına yazdırılacağı kabul edilmiştir (Kuru: B. İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2013, 2. Baskı, Ankara, sf.1244). İcra İflas Kanunu'nun 195. maddesinde iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Bunu sağlamak için de yabancı para alacakların aynı paraya (Türk Parasına) çevrilmesi gerekir. Çeviri zamanı ise, yabancı para alacakları ve konusu para olmayan alacaklar için iflas kararının verildiği tarih olmalıdır. Diğer taraftan yabancı para alacağının aynen kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan İflas Hukukunun bu prensibini de zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder. İİK'nın 195/1. maddesinin "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü uyarınca iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, belirlenen tutarın kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek masaya yazılır. İİK'nın 196/3. maddesi uyarınca asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bu ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödenir. Yukarıda açıklandığı ve Dairemizin istikrarlı içtihatlarında da belirtildiği üzere, iflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacı yüklenicinin davalı iş sahibi müflis şirketten olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek, iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları belirtilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde asıl alacağa yabancı para cinsinden hükmederek ve fer’ilerini de açıkça göstermeyerek, asıl alacağın işleyecek faizi ile birlikte denilmek suretiyle (iflas tarihini aşar şekilde) hüküm tesisi doğru olmamıştır." şeklindedir.Y. 6 HD. 18.01.2024 tarihli 2023/2066 E. 2024/245 K. Sayılı ilamı; "İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. Somut olayda mahkemece; davacı alacağının, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16.11.2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru üzerinden hesaplanarak TL'ye çevrilmesi gerekirken, TMSF tarafından tahsil edilecek sigorta primlerine ilişkin usul ve esasları düzenleyen Sigortaya Tabi Mevduat ve Katılım Fonları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca Tahsil Olunacak Primlere Dair Yönetmelik madde 6'ya itibar edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca; 5411 sayılı Yasanın 106/5. maddesi uyarınca iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi yerine geçebilecek olan fon kurulunun, bu düzenlemeden aldığı yetki ile İİK hükümlerini ortadan kaldıracak nitelikte kararlar alamayacağı da tartışmasızdır." şeklindedir.1-Davacının yabancı para cinsinden olan alacağı, davalı müflis bankanın iflasının açıldığı 16/11/2017 tarihli T.C. Merkez Bankası Efektif Döviz Satış Kuru esas alınarak hesaplanmalıdır. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek yukarıda belirtilen Yargıtay ilamında belirtilen usule uygun olarak karar verilmesi yerindedir. 2-Yabancı para alacağının aynen masaya kaydı, alacaklılar arasında eşitliği ön planda tutan iflas hukuku prensibini zedelemiş olacaktır. Zira, iflasta imtiyazlı alacaklar İİK'nın 206. maddesinde ilk beş sırada sayılmış olup, yabancı paranın masaya aynen kaydedilmesi halinde, yabancı para alacakları lehine kanunda öngörülmeyen bir imtiyaz yaratılmış olur. Bu durumda ise, aynı sırada bulunan ülke parası alacaklısı ile yabancı para alacaklısı arasında eşitsizlik meydana gelecektir. Bu sonuç ise, her sıradaki alacaklıların eşit hakka sahip olduğunu belirten İİK'nın 207. maddesine aykırılık teşkil eder.İİK’nın 195. maddesinde, iflasın açılması ile müflisin borçlarının muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüştür. Bu hükmün amacı, iflas tarihinde masanın aktif ve pasiflerinin eşit şekilde ve aynı zamanda belirlenerek, müflisin tüm alacaklılarına eşit ödeme yapılmasıdır. İflas davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalardan olması ve mahkemece kayıt kabulüne karar verilecek miktarın diğer alacaklıların alacak miktarlarını ve haklarını da etkileyecek olması sebebiyle, davacının davalı müflis bankadan olan alacağının iflasın açıldığı tarihteki Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilerek, iflas tarihine kadar doğan iflas alacağı ve fer'ileri ile takip masrafları belirtilerek masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesi gerekir. Bu belirlemelere göre, davacının yabancı para alacağının aynen masaya kaydı talebi yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.3-Bankacılık Kanunun 140/9. fıkrasında, fon bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyesi Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları, her türlü işlem, dava ve icra takipleri her türlü vergi, resim ve harçtan muaftır. Bu düzenleme kapsamında, davalı bankanın Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi gereğince harçtan muaf olduğu dikkate alınmadan mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. (Y. 6 HD.28.10.2025 tarihli 2025/2594 E. 2025/3624 K. sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacının alacağının döviz cinsinden sıra cetveline kaydına dair asli talebinin reddine, davacının alacağının TL cinsinden sıra cetveline kaydına dair feri talebinin kabulü ile 785.168,99 TL alacağın İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4. sıra alacak olarak kayıt ve kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/607 Esas, 2021/793 Karar sayılı ve 25/11/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,a)Davacının alacağının döviz cinsinden sıra cetveline kaydına dair asli talebinin REDDİNE,b)Davacının alacağının TL cinsinden sıra cetveline kaydına dair fer'i talebinin kabulü ile 785.168,99 TL alacağın İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün ... dosya numaralı iflas masasına 4. sıra alacak olarak KAYIT VE KABULÜNE,c)Davalı Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. harçtan muaf olduğundan davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harçtan oluşan toplam 71,80 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,d)Davacı tarafından yapılan 214,25 TL tebligat ve posta gideri ile 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.714,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, f)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,g)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden3-Davalı harçtan muaf olduğundan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcı ve 220,80 TL istinaf başvurma harcından oluşan toplam 301,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/12/2025.