T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/11/2021 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; D…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/11/2021 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:29/09/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Denizli 8. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası aracılığı ile ... tarafından müvekkilleri aleyhine takip başlatılmış olup, işbu takip dayanağı olarak 21.09.2019 vade tarihli 50.000,00-TL bedelli bir adet bono gösterildiğini, takip alacaklısı olan ... ile müvekkilleri ... ve ... arasında takibe konu olabilecek hiç bir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkillerinin olay günü davalı ...’in işletmekte olduğu eğlence mekanına giderek vakit geçirdiklerini, mekandan ayrılmak üzere hesap ödemeye gittiklerinde ise kendilerine 50.000,00-TL’lik bir hesap çıkartıldığını, karşılaştıkları rakam karşısında büyük bir şoka uğrayan müvekkillerinin davalı ve diğer işletme çalışanları tarafından bu bedeli ödemeye zorlandıklarını, o an için yanlarında böylesine büyük bir meblağ bulunmadığından kendilerine ait kredi kartıyla ancak 1.000,00-TL’lik bir ödeme yapabildiklerini, kalan meblağ için ise kendilerine baskı, şiddet ve cebir etkisiyle icra takibine ve şikayete konu bononun imzalatıldığını, bononun üzerinin ne şekilde doldurulduğunun müvekkilleri tarafından bilinmediğini, olayın ardından davacıların imzalamış oldukları senedin takibe koyulacağı korkusuyla kendilerine ait çeşitli kredi kartlarıyla davalıya çeşitli tarihlerde ve çeşitli miktarlarda ödemelerde bulunmaya devam ettiklerini, bu ödemelerin sona ermesi ve borcun bitmesinin akabinde davalı tarafından müvekkillerine lehtar adı ve düzenleme tarihi bulunmayan vadesiz bir bononun yırtılarak teslim edildiğini, en lüks eğlence mekanında gün boyunca vakit geçirilse bile 50.000,00-TL tutarında bir hesap gelmesinin hayatın olağan akışına ters olduğunu, fiyatı bu kadar yüksek tutan yiyecek ve içeceklerin herhangi bir insan tarafından tüketilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak olan 21.09.2019 vade ve 50.000,00-TL bedelli bono karşılığında herhangi bir borçlarının olmadığının tespitini ve bononun iptalini, işbu dava sonuçlanıncaya dek Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra veznesinde bulunan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana tahmilini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; müvekkili ...'in gece saatlerinde hizmet vermeye başlayan bir eğlence mekanı sahibi olduğunu, davacıların ise 2018 yılından itibaren eğlenmek amacıyla müvekkilinin eğlence mekanına sürekli gelip gittiklerini, tabiri caiz ise eğlence mekanının devamlı müşterisi olmaları ve aradan epey zamanın geçmesi neticesinde işletme sahibi müvekkili ile davacılar arasında samimiyet ve güven ilişkisinin gelişmesine neden olduğunu, davacıların yine bir gün müvekkilinin eğlence mekanına geldiklerini ve müvekkili ile borç verip veremeyeceği konusunda görüşmek istediklerini, bunun üzerine müvekkilinin davacıları işletmenin idare kısmına davet ettiğini, burada görüşmeye başladıkları sırada davacıların 50.000,00-TL borç para istediklerini, müvekkilinin kendini güvence altına almak istemesi ve bunun karşılığında senet vermeleri koşuluyla bu borcu davacılara verdiğini, ancak bononun vade tarihinin gelmesine rağmen borçluların bu borcu ödemekten kaçındığını, müvekkilinin belki öderler ümidiyle vade tarihinden sonra da aylarca bu borcun ödenmesini beklediğini ancak bir sonuç alamadığını, bunun üzerine hakkı olan bu parayı tahsil etmek amacıyla icra yoluna başvurduğunu, fakat davacı/borçluların kötü niyetli hareket ederek gerçek dışı iddialarla söz konusu senedin ve takibin iptali için işbu davayı açtığını beyanla işbu haksız ve kötü niyetli davanın ve tedbir talebinin reddine, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davacı/borçluların davalı müvekkiline %20 icra inkar tazminatı ödemesine, huzurdaki davanın kötü niyetli olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma haklarının saklı kaldığını belirterek yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı/borçlulara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Bono miktarı 50.000 TL olmakla ödeme miktarları ile ödeme saatleri dikkate alındığında ve davalı ...'in gece çalışan bir mekan işlettiği dikkate alınarak ve ödemelerde bonoya atıf yapılmamış olması ile dava red olundu. Ayrıca bir gece için 50.000 TL hesap çıkabileceği hususuda hayatın olağan akışına aykırı olmakla itibar edilmedi. TBK 94.md gereği ,borç alışılmış iş saatlerinde ifa ve kabul edilir. Ödemelerin miktar ve saatleri dikkate alındığında eğlence mekanı ücreti olduğu kanaati oluşmaktadır. Boş bir kağıda imza atan kişi bunun sonradan bono olarak tamamlanıp kendisinden talepte bulunulması halinde sorumludur. Doldurma yetkisinin tabi olduğu bir süre yoktur. Açık bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yazılı deliller ile ispat olunmalıdır. (Yargıtay 12.H.D. 15.01.2008 2007-21881/178)Bononun anlaşmaya aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu yazılı delil ile kanıtlayamamış olmakla dava red olundu. Teminat yatırılmamış olduğundan tazminata hükmolunmadı." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin gerekçeli kararı ile davanın reddedilmesinin sebebi olarak; "...dava konusu bononun bir açık bono olduğu, açık bonoda anlaşmaya aykırılık iddiasının keşideci tarafından ispat edilmesi gerektiği, dosyada mevcut ödemelerin bonoya mahsuben ödendiğinin ispat olunamadığı..." hususlarının gösterildiğini, yani Yerel Mahkemenin eldeki bonoyu bir açık bono olarak kabul ettiğini, tarafların açık senetleri tanzim ederken bilerek ve isteyerek bazı kısımlarını boş bıraktıklarını, çoğu kez belli bir olayın gerçekleşmesi yahut hukuki ilişkinin doğması halinde senedi tek taraflı olarak doldurma yetkisi tanındığını, yani burada bilinçli bir boşluğun söz konusu olduğunu, açık senetlerde tarafların doldurma anlaşmasına aykırılığının ancak yazılı delille ispat edilebildiğini, davaya dayanak bononun bir açık bono olmadığını, arkasında bir doldurma anlaşması bulunmadığını, olayda irade sakatlığı, ehliyetsizlik ve senette sahtelik söz konusu olduğunu, HMK gereğince tarafların irade sakatlığı halinin tanık dahil her türlü delille ispat edilebildiğini, ayrıca ehliyetsizliğin hukuki ilişkinin mutlak butlanına sebebiyet vermekle birlikte kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakim tarafından re'sen göz önüne alınması gereken bir husus olduğunu, ehliyetsizliğin yazılı delille ispatı gibi bir durumun da söz konusu olmadığını, bu nedenle Yerel Mahkemenin “açık senet” nitelendirmesinin yerinde olmadığını, araştırılması gereken hususların senet tanzim edilirken müvekkillerin irade sakatlığına uğrayıp uğramadığı, hukuki işlem ehliyetine haiz olup olmadıkları ve senet üzerinde sahtecilik yapılıp yapılmadığı olduğunu, bu hususların hiçbiri araştırılmaksızın hüküm tesis edildiğini, ayrıca dosyaya bildirmiş oldukları tanıklarının dahi dinlenmediğini, bu noktada dava konusu bono ile ilgili olarak sahtecilik iddiasıyla suç duyurusunda bulunduklarını ve yürütülen soruşturma neticesinde Denizli CBS Hırsızlık ve Gasp Suçları Soruşturma Bürosu'nun ... Esas sayılı iddianamesinin tanzim edildiğini, Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile sanıklar ... ve ...’in yargılanmasına başlandığını, dava dilekçesinde yer alan işletme çalışanlarının da müvekkilleri üzerinde baskı uyguladığı yönündeki iddialarının ceza yargılamasına ... isimli çalışanın da dahil edilmesiyle ispatlandığını, senetle ilgili sahtecilik iddiasıyla ilgili başlanmış bir kovuşturma bulunmaktayken ve Yerel Mahkemece yargılamanın başından bu yana soruşturma ve kovuşturmadan haberdar olunmasına rağmen bu yargılamanın sonucunun beklenmediğini, ceza dosyası bekletici mesele yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru olmadığını, davalının müvekkillerinin olay anında irade yeteneklerinden yoksun olmasını fırsat bilerek haksız bir kazanç elde etme gayesiyle hareket ettiğini, davalı ...'in, müvekkillerinin senet imzalandığı anda baskı, tehdit ve cebir altında olduklarını, ayrıca irade yeteneklerinden geçici olarak yoksun bulunduklarını bildiği halde kendilerine bonoyu imzalattığını ve takibe koyduğunu, anlatılan olayın hukuki boyutuyla ilgili olarak yapılacak araştırmada ise sözü edilen bononun irade sakatlığı, ehliyetsizlik ve sahtecilik nedeniyle geçersiz olduğunun ortaya çıkacağını, kambiyo senedi tanzim edebilmek için fiil ehliyeti bulunması şartı arandığını, algılama ve irade yeteneğinden geçici olarak yoksunluk halinde fiil ehliyetinin mevcudiyetinden söz edilemeyeceğini, ayrıca somut olayda olduğu gibi irade sakatlığı bulunan hallerde de tanzim edilen bononun hukuki geçerliliğinin olmayacağını, bu nedenle bu belgeye dayanılarak hak talep edilmesinin mümkün olmadığını, yanı sıra senedin imza dışında kalan kısımlarının ne şekilde doldurulduğunun da belirsiz olduğunu, nitekim müvekkillerinin davalıya birtakım ödemelerde bulunmasının akabinde davalı tarafından müvekkillerine lehtar adı ve düzenleme tarihi bulunmayan, vadesiz bir bono teslim edildiğini, Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında icra takibine devam edilmesi neticesinde müvekkili ...’a ait ...’ta bulunan ... numaralı hesaptan 29.07.2020 tarihinde 58.470,99-TL İcra Müdürlüğü hesabına havale edildiğini ve davalıya ödendiğini, müvekkili ...'a ait ... hesabına haciz koyulması sonucunda 58.470,99-TL tahsil edildiğini, bu dava ikame edildiği esnada icra veznesinde bulunan paranın dava ikame edildikten sonra İcra Müdürlüğü tarafından alacaklı tarafa ödenmesiyle birlikte eldeki davanın tahsil edilen miktar kadarıyla istirdat davasına dönüştüğünü, bakiye borç miktarı kadarıyla ise menfi tespit davası olarak devam ettiğini, dava konusu senedin müvekkillerinin algılama ve irade yeteneğinden yoksun durumda iken baskı ve tehdit altında düzenlendiğini, müvekkillerinin davalıya senet miktarı kadar borçlu olmasını gerektirecek herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, irade sakatlığı, ehliyetsizlik ve senette sahtelik iddialarının yazılı delille ispatının gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca kambiyo senedinden kaynaklı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Ceza ve Hukuk Mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi hükmü hukuk hakimini, ceza mahkemesinin kesinleşen kararı karşısında maddi hukuk bakımından kural olarak bağımsız kılmaktadır. Ancak hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Her mahkumiyet kararı o eylemin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Ceza hakiminin saptadığı maddi olaylar ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı ve davacı/davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı hukuk hakimini bağlar. Ceza davası, maddi vakıaların belirlenmesi ve sonucu itibariyle taraflar arasındaki borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğünün anlaşılabilmesi için önem taşımaktadır. Nitekim borç ilişkisinin kesin hükümsüzlüğü hakim tarafından re'sen göz önünde tutulacak nedenlerdendir ve buna ilişkin deliller her zaman ibraz edilebilir. (YHGK'nın 2014/19-1119 Esas, 2016/627 Karar sayılı ilamı) Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir Yargıtay (HGK’nın 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 E., 2022/948 K. sayılı ilamı). Somut olayda; davacıların şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturması sonucunda davalı hakkında birden fazla kişi tarafından birlikte iş yerinde yağma suçundan açılan ceza davası sonucunda Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında davalının cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf olması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile davalı yanın istinaf istemlerinin esastan reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, ancak kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince, ceza hakiminin kesinleşen mahkumiyet kararının dayandığı maddi vakıalar, hukuk hakimi bağlayacaktır. Öte yandan eksik tahkikat ile karar verilemez. Yukarıda sözü edilen ceza soruşturması sonucu ceza mahkemesinde kamu davası açılmış ise olup verilecek olan karar işbu davayı doğrudan ilgilendirdiğinden, söz konusu ceza davasının sonuçlanmasının 6100 sayılı HMK'nın 165. maddesine göre bekletici mesele yapılmaması hatalı olduğu gibi İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi de somut dosya içeriği ile uyumlu değildir. Ayrıca, hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkansızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6098 sayılı HMK’nın 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Bu sebeple korkutma (ikrah) olgusunun tanık dahil her türlü delille ispatı mümkündür. Açıklandığı üzere irade bozukluğu hali her türlü delille ispat edilebileceğinden İlk Derece Mahkemesince davacı yanın tanıklarının dinlenmesi talebinin reddedilmesi de hatalıdır. Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, davacı tanıklarının usulünce dinlenmesi, eldeki dava ile ilgisi olan Denizli 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasının sonucu beklenerek ve taraf delilleri de değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözden kaçırılarak eksik araştırma ve incelemeyle davanın esası hakkında karar verilmiş olduğundan davacı yanın istinaf başvurusu yerindedir. Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/11/2021 tarih ve ... Esas ve ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar harcının İlk Derece Mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a. maddesince uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.29/09/2025 ...