16. Hukuk Dairesi 2012/7008 E. , 2012/8713 K. "" MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Güneşli Beldesi çalışma alanında bulunan 323 ada 1 ve 303 ada 5 parsel sayılı 1607.33 ve 3068.39 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zil…
**16. Hukuk Dairesi 2012/7008 E. , 2012/8713 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sırasında Güneşli Beldesi çalışma alanında bulunan 323 ada 1 ve 303 ada 5 parsel sayılı 1607.33 ve 3068.39 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar ... ve müşterekleri adına payları oranında tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların 3621 sayılı Kıyı Kanunu gereğince devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 323 ada 1 ve 303 ada 5 sayılı parsellerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/c maddesi gereğince tescil dışı bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, tüm tespit malikleri davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazların derenin etkisi altında ve taşkın alanı kapsamında kaldığı, bu nedenle devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı belirtilerek; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi gereğince tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hazine, dava konusu taşınmazların adına tescili istemi ile dava açmıştır. Dairemize aynı mahkemeden intikal eden aynı adadaki benzer nitelikteki dosyalarda Mahkemece yapılan her iki keşifte alınan bilirkişi raporları kısmen de olsa birbirleri ile çelişmektedir. Başka bir ifade ile, yapılan iki keşif sonucu alınan jeolog bilirkişi raporlarında farklı kıyı kenar çizgisi tespit edilmiş olup, raporlar arasındaki çelişki giderilmemiş, kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı kabul edilen "taşkın alan düzlüğünün" fiili ve hukuki durumu tartışılmamış ve değerlendirilmemiştir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesinde bazı tanımlamalar yapılmış olup bu tanımlamalara göre "Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgiyi, Kıyı Kenar çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını, Kıyı: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alanı, Dar Kıyı: Kıyı kenar çizgisinin, kıyı çizgisi ile çakışmasını" kastetmektedir. Sözü edilen