9. Hukuk Dairesi 2025/823 E. , 2025/3402 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/197 E., 2024/3380 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu İş Mahkemesi SAYISI : 2022/324 E., 2023/269 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor d…
**9. Hukuk Dairesi 2025/823 E. , 2025/3402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/197 E., 2024/3380 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu İş Mahkemesi SAYISI : 2022/324 E., 2023/269 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde yaklaşık 22 yıl teknisyen/tekniker olarak hizmet verdiğini, en son uzman tekniker olarak çalıştığını, müvekkili uzman tekniker olarak çalışırken rızası, onayı, bilgisi dışında ve gerekçesiz bir şekilde koruma sistemleri ekibine tayin edildiğini, müvekkilinin uzun yıllardır hizmet verdiği alan ile bilgisi olmaksızın tayin edildiği alanın birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkilinin yıllardır uzmanlık kazandığı iş bilgi ve becerilerinin yeni tayin edildiği alanda hiçbir anlam ifade etmediğini, 19. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nin 71. maddesine aykırı bir şekilde davranıldığını ileri sürerek Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) 22. Bölge Müdürlüğünün 24.09.2019 tarihli yazısı ile müvekkilinin test ekibi alanında uzman tekniker olarak sürdürdüğü görevinin sonladırılıp koruma sistemleri ekip uzman teknikeri olarak tayini uygulamasının iptali ile müvekkilinin test ekibinde uzman tekniker olarak çalıştığı işine iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ile derdestlik, yetki, görev ve husumet itirazında bulunduklarını, idare mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının açıktan atama ile göreve başladığı 24.09.1998 tarihinden bugüne kadar çeşitli ekiplerde görev yaptığını, trafo bakım ekibinde görevli iken ekip içerisinde yaşanan disiplinsizlik hadisesi nedeniyle yevmiye kesimi cezası aldığını, bunun üzerine çeşitli birimlerde geçici görevle görevlendirildiğini, buralarda da sorunlar yaşamaya devam ettiğini, tayin talebi ile ilgili aynı tip dilekçeler vererek ilgiliye yazı ile cevap verilmesine rağmen İdareyi gereksiz yere meşgul ettiğini, 15.07.2015 tarihinde Test Grup Başmühendisliğine naklen tayininin yapıldığını, Test Grup Başmühendisliğinin 07.07.2017 tarihli yazılarında ekip içerisinde huzursuzluğa neden olduğu ve iş güvenliğini tehlikeye attığı gerekçeleriyle başka bir ekipte görevlendirilmesinin talep edildiğini, ekip içerisinde yaşadığı sorunlar nedeniyle daha önceden de aynı nedenlerle geçici görevlendirdiği elektrik tesisat bakım teknisyenliğine termal kamera çekimlerini yapmak üzere tekrar görevlendirildiğini, davacının test ekibine geri dönme girişimleri sonucu test ekibinde görevli personelin 14.06.2018 tarihli dilekçelerinde ve test ekibi birim amirinin yazdığı 14.06.2018 tarihli gizli yazılarında ilgili personelle çalışmak istemediklerini açıkça beyan ettiklerini, bu gelişmelere rağmen ilgilinin kazanılması adına geçici görevlendirilmesinin kaldırılarak tekrar test ekibine iade edildiğini, ancak kronik bir hâl alan ve iş güvenliği hususları da dikkate alınarak maddi bir kaybının olmayacağı Bölge Müdürlüğü koruma sistemleri ekibine mevcut iş değer derecesi ile Müdürlüğün teklifi ve Genel Müdürlük makamının onayı ile 23.09.2019 tarihli yazı ile resen tayinin yapıldığını, yapılan işlemde toplu iş sözleşmesine ve mevzuata bir aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin iş sözleşmesinin feshedilmediği, aynı Şirket bünyesinde test ekibinde tekniker/teknisyen olarak çalışırken ... 22. Bölge Müdürlüğünün 22.04.2019 tarihli yazısı ile koruma sistemleri ekip teknikeri olarak görevlendirildiği, her ne kadar dinlenen tanıklar her iki ekibin iç işleyişlerinin ve uzmanlık alanlarının farklı olduğunu ve davacının çalışmış olduğu ekibin değişmesinin kendisinin çalışma koşullarını ağırlaştırdığını beyan etmişlerse de davacının görevi değiştirildikten sonra kendisine eğitim tanımlandığı ve davacının eğitimlere katılım sağlamadığı, uzmanlık alanı dışında mevcut görev değişikliğinin davacının özlük haklarını ve çalışma şartlarını değiştirmediği, iş hukuku mevzuatında görev emrinin iptali ve eski göreve iadeye yönelik yasal bir düzenleme bulunmadığı ve söz konusu değişikliğin işverenin yönetim hakkı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince iş hukuku mevzuatına göre eski göreve iadeye yönelik yasal bir düzenleme bulunmadığı, söz konusu değişikliğin işverenin yönetim hakkı kapsamında kaldığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere müvekkilinin hizmet süresi boyunca işini en iyi şekilde yerine getirdiğini, işyerinin ve görevinin değiştirilmesini haklı gösterecek hiçbir hâl ve harekette bulunmadığını, 2. Davalı tarafından müvekkilinin görev yerinin müvekkilin rızası, onayı ve bilgisi dışında değiştirildiğini, 3. Müvekkilinin uzun yıllardır hizmet verdiği alan ile bilgisi olmaksızın tayin edildiği alanın birbirinden çok farklı olduğunu, müvekkilinin yıllardır uzmanlık kazandığı iş bilgi ve becerilerinin yeni tayin edildiği alanda hiçbir anlam ifade etmediğini, 4. Müvekkili tarafından defalarca ilgili makamlara bildirilmesine rağmen, müvekkiline biraz sabretmesi, eski işyerine döndürüleceği, bu uygulamanın geçici olduğu gibi vaatler verildiğini, ancak bu uygulamanın üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen müvekkilinin eski işyerine iade edilmediğini, 5. Davalı tarafın müvekkiline hiçbir açıklamada bulunmaksızın, müvekkilinin herhangi bir şekilde savunmasını almaksızın tamamıyla soyut gerekçeler ve birtakım söylentilere itibar ederek ceza amaçlı olacak şekilde müvekkilini uzmanlık alanının dışında olan işlerde görevlendirdiğini, 6. Toplu iş sözleşmesi hükmü uyarınca, tüm işçilerin görevinin gerektirdiği işte çalıştırılmasının asıl olduğunu, geçici iş değişikliği durumlarında ise 1 yılda en fazla 3 ay süreyle geçici iş değişikliğinin mümkün olduğunu, daimi iş değişikliği durumunda ise işçinin rızasının alınmasının bir şart ve zorunluluk olduğunu, ancak somut olayda müvekkilinin esas işi olan teknikerlikten süresiz olarak uzaklaştırıldığını, kendisine geçici olacağı söylenen bu durumun toplu iş sözleşmesinde öngörülen 3 ayı fazlasıyla geçtiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, test ekibinde uzman tekniker olarak çalışan davacının koruma sistemleri ekip uzman teknikeri olarak görevlendirilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Çalışma koşullarındaki değişiklik, işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İşveren işyerinin kârlılığı, verimliliği noktasında işin yürütümü için gerekli tedbirleri alır. İş görme ediminin yerine getirilmesinin şeklini, zamanını ve hizmetin niteliğini işveren belirler. İşverenin yönetim hakkı, taraflar arasındaki iş sözleşmesi ya da işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde açıkça düzenlenmeyen boşluklarda uygulama alanı bulur. İşverenin yönetim hakkı kapsamında kalan ya da geçerli nedene dayanan değişiklikler, çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilemez. Geçerli neden işçinin verimi ile davranışlarından ya da işyeri gereklerinden kaynaklanabilir. Örneğin işçinin çalıştığı bölümde objektif olarak ortaya konulan performans kriterlerine göre verimsizliğinin saptanması ve hatta işverence bu yönde verilen eğitime rağmen sonuç alınamaması durumunda, işverence işçinin başka bir işte görevlendirilmesi mümkündür. İşverenin yönetim hakkının, bu hakkın hem kapsamını hem de sınırını oluşturan iş hukuku kaynaklarına uygun kullanılıp kullanılmadığı mahkemelerce denetlenebilir. Bu çerçevede hukuki yararın da mevcut olması kaydıyla yönetim hakkının hukuka aykırı kullanıldığı yönünde tespit hükmü kurulabilir. Ancak hukuka aykırı da olsa, hakkın kullanımını engellemeye yönelik veya işverenin iradesi yerine geçecek bir karar verilemez. İş ilişkisinden kaynaklanan ve işin yerine getirilmesinde tâbi olunan hak ve borçların tümü, çalışma koşulları olarak değerlendirilmelidir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlerle de çalışma koşullarının değiştirilmesi mümkün görülmelidir. Çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği işveren ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı iş günü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamayacaktır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22/1 maddesinin asıl konuluş amacı, işverenin tek taraflı değişiklik işlemlerine karşı işçiyi korumak; işçinin isteği dışında işini, işyerini ve diğer çalışma şartlarını değiştirecek işveren davranışlarına engel olmaktır. Belirtmek gerekir ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2. maddesi uyarınca, herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. İşçinin 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi kapsamında şekil eksikliğini ileri sürmesi, hukukumuzun en temel ilkelerinden biri olan dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmamalıdır. 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesine aykırılık teşkil eden bir durumun genel yaptırımı, herhangi bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılmasının hukuk düzenince korunmamasıdır (Sarper Süzek, İş Hukuku, İstanbul, Yenilenmiş 9. Baskı, 2013, s.570). Somut uyuşmazlıkta; test ekip uzman teknikeri olarak çalışan davacı işçinin 23.09.2019 tarihli ve E.378207 sayılı yazıyla koruma sistemleri ekip uzman teknikeri olarak görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu nakil işlemi sonucu davacı işçinin çalışma koşullarında yapılan değişiklik, çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı bir değişiklik niteliğinde olup işverenin yönetim hakkı kapsamında değildir. Bununla birlikte; nakil işlemi esaslı değişiklik niteliğinde ise de nakil işlemine ilişkin kararın davacıya 24.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği; davacının, bu tarihten sonra makul bir süre içinde itirazda bulunmaksızın 2 yılı aşkın bir süre boyunca yapılan değişikliğe uygun olarak çalışmaya devam ettiği dikkate alındığında, sözleşmenin karşı tarafı olan işverende bu değişikliğin kabul edildiği yönünde bir inancın oluşması olağandır. Bu durumda davacı işçinin değişikliğe uygun şekilde çalışmaya başlayıp makul bir süre geçtikten sonra 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesinde ve toplu iş sözleşmesinin 71. maddesinde öngörülen usul eksikliğini ileri sürmesi dürüstlük kuralına uygun düşmemektedir. Davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 hükmü gereğidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının talep hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.