T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1161 - 2026/525 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1161 KARAR NO : 2026/525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2024/224 Esas - 2025/279 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... D…
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1161 - 2026/525 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1161 KARAR NO : 2026/525 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2024/224 Esas - 2025/279 Karar İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ANADOLU ANONİM TÜRK SİGORTA ŞİRKETİ ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) BAŞVURU TARİHİ : 04.06.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 09.07.2025 KARAR TARİHİ : 11.03.2026 YAZIM TARİHİ : 11.03.2026 İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde, 13.06.2022 tarihinde davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracı ile seyir halinde iken davacının kullandığı araca çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazada davacının ağır bir şekilde yaralandığını, sağ ayak ve sol omuzunda lif yırtılması olduğunu, bu kaza sonrasında çok uzun bir süre boyunca hayatına eskisi gibi devam edemeyeceğini, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, aradan geçen zamana rağmen davacının eski haline dönmediğini, uzun süre tedavi gördüğünü ve masraflar yaptığını beyan ederek fHMK'nın 107 maddesi kapsamında şimdilik 40,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 40,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 20,00 TL tedavi giderleri ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde, davaya konu trafik kazasına karışan 34 ... plakalı aracın 27/04/2022 - 27/04/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere şirketin sigortalısı olduğunu, söz konusu poliçe teminat limitinin kişi başı 500.000,00 TL olduğunu, davacıların dava açmadan önce sigorta şirketine müracaat etmeleri gerektiğini, ancak herhangi bir müracaatının olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... ortaklaşa düzenledikleri cevap dilekçesinde, davaya konu trafik kazasından sonra davacı yan ile görüşmeler yapıldığını, kendilerinin hem hastane tedavi aşamalarında hem de sonrasında davacı tarafla ilgilendiklerini, hem maddi hemde manevi olarak yardımcı olduklarını, 06.11.2022 tarihinde uzlaşma ödemesi olarak davacı tarafa 5.000,00 TL banka havale yolu ile gönderildiğini, ödemeden bir hafta sonra iş bu davanın açıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Dairemizin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince, davanın CMK'nın 253/19. maddesi gereğince uzlaşma nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Anayasa Mahkemesi 26/7/2023 tarihinde E.2023/43 numaralı dosyada, Anayasa’ya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verdiğini, 5271 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı 253. maddesinin (5) numaralı fıkrasında uzlaşma teklifinde bulunulması hâlinde kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçlarının anlatılacağı belirtilmiştir. Buna göre ilgililere uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda tazminat davası açamayacakları yönünde bilgi verilecektir. Dolayısıyla kişinin tazminat davası açamayacağının bilincinde olmadan uzlaşması ihtimalinin önüne geçebilecek önemli bir güvence bulunduğunu, yaşanan trafik kazası neticesinde davalı ... hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 2022/28779 nolu dosya üzerinden soruşturma başlatıldığını, 2022/4237 uzlaştırma nolu dosya kapsamında davacı ile davalı ...'ın 16.11.2022 tarihli uzlaşma tutanağı ile davacının şikayetinden vazgeçmesine karşılık 5.000 TL ödemesi hususunda uzlaştıklarını, uzlaşma tutanağında davacının, davalının kusurlu olduğunu, yaşanan kaza sebebiyle maddi ve manevi olarak yıprandığını ancak şüphelinin şikayete konu eylemine karşılık 5.000 TL ödemesi halinde şikayetçi olmayacağını ve dosyanın kapanmasını istediğini beyan ettiğini, davacının davalı sürücünün kusurlu olmasına rağmen yaşanan kaza sebebiyle maddi ve manevi olarak daha fazla yıpranmamak adına davalının cezai sorumluluğuna ilişkin şikayetini geri çekmek amacıyla davalı tarafça yapılan 5.000 TL bedelindeki ödemeyi kabul ettiğini, ödenen miktarın sembolik ve cüzi bir miktar olduğunu, davacının maddi ve manevi zararını karşılamasının mümkün olmadığını, davacıya imzalatılan uzlaştırma tutanağının matbu olmakla birlikte yalnızca genel bir ifade tarzıyla, uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatıldığını, ancak davacının, hukuki sorumluluğu bulunan işleten ve sigorta şirketine karşı tazminat davası açamayacağını ve haklarından feragat etmiş sayılacağını bilmesinin beklenemeyeceğini, davacının zararı tamamen giderilerek kaza nedeniyle bir ibralaşma yapılmadığından, yapılan ödeme ancak ödeme miktarı kadar sigorta şirketini sorumluluktan kurtaracağını, bu nedenle davacının bakiye zararını sigorta şirketinden talep etmesinin önünde herhangi bir hukuki engel olmadığını, kazaya ilişkin maluliyet ve kusur raporu alınmadan, sonuçları konusunda yeterince aydınlatılmadan yapılan uzlaştırmanın tüm tazminat haklarını sona erdireceğini kabul etmenin haksız olduğunu, davacının büyük bir hak kaydına uğradığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile tedavi gideri istemine ilişkindir. Somut olayda, 13.06.2022 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki araçla davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı oldukları aracın çarpışması sonucu davacı yaralanmıştır. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez." Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Bu itibarla; a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli, b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli, c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli, d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir. Eldeki davada, Dairemizin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılamada, davacının maluliyet oranının tespiti için Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, davacının kaza nedeniyle maluliyetinin oluşmadığı, geçici iş göremezlik süresinin 3 ay, geçici iş göremezlik süresi içerisinde de 1 ay bakıma muhtaç olduğu bildirilmiştir. Davacı ile davalı sürücü ... arasındaki savcılık uzlaştırma tarihi 16.11.2022 olup kaza tarihi üzerinden yaklaşık 5 ay geçtikten ve maluliyet raporuna göre davacı tamamen iyileştikten sonra uzlaşma sağlandığından somut olayda "uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar" tespit edilememiş olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2025 tarih ve 2024/224 esas, 2025/279 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının iadesine, 4-Kararın HMK'nun 359/4 maddesi gereğince re'sen taraflara tebliğine, 5-Harç takibi ve avans iade işlemlerinin karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle Yargıtay'da temyizi kabil olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11.03.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*