T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/179 Esas KARAR NO : 2026/464 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2026 NUMARASI : 2026/27 Esas, 2026/10 Karar TALEP: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/179 Esas KARAR NO : 2026/464 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/01/2026 NUMARASI : 2026/27 Esas, 2026/10 Karar TALEP: Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin global olarak meydana gelen savaş ve ekonomik krizler, pandemi gibi sebepler nedeniyle yaşanan döviz dalgalanmaları, nakit darlığı gibi sebeplerle ekonomik olarak zor durumda olduğunu, müvekkilinin ... A.Ş’de hissesi olması dışında şahsına ait başkaca malvarlığı bulunmadığını, ortağı olduğu ... A.Ş. ile .... A.Ş.’nin konkordato başvuruları sebebiyle konkordato talep ettiğini belirterek konkordato mühlet hükümlerinin uygulanmasını ve konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; somut olayda İİK 286. maddesinde belirtilen belgelerin eksiksiz olarak dilekçe ekinde sunulduğu tespit edilmekle 16.06.2025 tarihinden itibaren başlamak üzere konkordato talep edenlere 3 aylık geçici mühlet verilmesine, İİK 288/1 maddesi uyarınca geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından İİK 294, 295, 296, 297 maddelerinin uygulanmasına ve İİK 287 maddesi uyarınca geçici mühlet içerisinde davacıların mal varlığını muhafazası için gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilerek ön projede yer alan konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığının, yani konkordato talebinde bulunan borçlunun mâli durumunun düzelmesinin mümkün olup olmadığının ve konkordato teklifinin tasdiki şartlarının yerine gelip gelmeyeceğinin yakından incelenmesi amacı ile geçici konkordato komiser heyeti görevlendirildiği, geçici komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor ve dosya kapsamına göre geçici mühlet süresinin 16.09.2025 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına ve neticeten konkordato talep edenler lehine 16.11.2025 tarihinden itibaren 1 yıl kesin mühlet verilmesine karar verildiği, mahkemenin 2025/442 esas sırasında 13.06.2025 tarihinde dava açıldığı, ...'nun davasının tefrik edilerek mahkemenin 2026/27 esas sırasına kayıt edildiği, adı geçenin konkordato talep eden ... A.Ş'nin ortağı olduğu ve şirketin tüm banka borçlarına aynı zamanda müteselsil kefil olduğu, konkordato talep eden ...'nun şahsi borçlarının sınırlı olduğu, konkordato teklifinin esasında şirketin borçlarına kefil olmasından kaynaklandığı, kefâleti dışındaki şahsî borçlarını karşılamaya yeterli mal varlıklarının olmadığı, kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mâli kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmesi gerektiği (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı sh. 148), somut olayda konkordato talep eden ...'nun ortağı olduğu şirketten bağımsız bir konkordato projesinin bulunmadığı, projelerinin kendine özgü, gerçekçi konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, ortağı olduğu borçlu şirketin projesi üzerine temellendirildiği ve ilişkilendirildiğinden yasanın aradığı şartları sağlamadığı, öte yandan salt alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesinin de konkordato müessesesinin amacına uygun düşmeyeceği gerekçesiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2019/3868-2020/361 E.K. sayılı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2021/1435-1022 E.K. sayılı emsal kararları da nazara alınmak sureti ile konkordato talep eden ...'nun konkordato ve kesin mühlet talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin ... A.Ş’de hissesi olması dışında şahsına ait başkaca malvarlığı bulunmamakla birlikte şirketin diğer ortağı olan Mahkemenin 2025/442 E. sayılı konkordato ana dosyasındaki davacılardan eşi ...’nun malik olduğu bütün malvarlığına edinilmiş mallar kapsamında hak sahibi olduğunu, müvekkilinin eşinin İstanbul /Adalar/Kınalıda'da bulunan taşınmazı evlilik birliği kapsamında alındığından, edinilmiş mal kapsamında olduğundan projesinde mal varlığı olarak gösterildiğini, borçlu şirket tarafından uygulamaya geçirilen konkordato projesi çerçevesinde sağlanan yeni yapılanma ile söz konusu borçların konkordato teklifine uygun olarak bir plan ve disiplin içerisinde yapılandırılmak suretiyle ödenmesinin mümkün olduğunu, müvekkilinin, haklarında konkordato kesin mühlet kararı verilen ve hissedarı olduğu ... A.Ş. şirketi ve eşi ...`nun ortak olduğu .... A.Ş.’nin kullanmış olduğu kredilere şahsi kefaletinin bulunduğunu, söz konusu şirketlerin konkordato mühleti için Mahkemeye başvurmuş olmasından dolayı haciz ve icra tehdidi/baskısı ile karşılaşmamak adına, yukarıda belirtilen durumlardan dolayı müvekkili adına da konkordato talebinde bulunduklarını, müvekkilinin ortağı olduğu ... A.Ş. nin ekonomik yapısının bozulması akabinde kefalet ilişkisi içerisinde bulunduğu diğer grup şirketleri olan .... A.Ş.’nin de mali yapılarının bozulması ve işletme sermayesinin yetersiz kalması, vadesi gelen ödemelerin yapılabilmesi için gerekli nakit fonlarını sağlanamayacağının anlaşılması, satıcılara olan borçların ve kullanılan banka kredilerinin ödenememesi riski ile karşı karşıya kalınması ve hepsini şu an ödeme durumu olmadığından kendisinin de borç ödeme acziyeti içerisinde bulunduğunu, müvekkilinin sorumlu olduğu mevcut borçlarını şu an içinde bulunduğu ödeme güçlüğünden kurtularak ödeyebilmesi, şirketlerin aktif ve pasif dengesini düzeltmesi, alacaklıların, alacaklarına tam olarak kavuşmalarını temin amacıyla ana konkordato dosyasında adı geçen şirketlerle birlikte tamamen hukuka uygun gerekçelerle konkordato talebinde bulunduğunu, gerçek şahıs yönünden değerlendirme yapılırken öncelikle İİK m. 303 yönünden inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiğini, konkordato projesinin bağımsız olmaması ve başarıya ulaşamayacağı yönünde olumsuz görüş bildirilen ve daha önce verilen kesin mühlet tedbirleri kaldırılan müvekkilinin, dosyanın tefrik edildiği asıl dosya olan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/442 E. Sayılı dosyası davacılarından ... .... A.Ş. ortağı olduğunu, adı geçen şirketin kredi borçlarından müşterek/müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğu nazara alındığında, mevcut mal varlıklarını da borç ödemede kullanacağını taahhüt ettiğinden, projelerinin kabul edilmesi halinde kendilerinin de davacı şirketlerden bağımsız olarak borçlarını ödeyeceklerini vaat ettiklerinden İİK m. 303 hükümleri uyarınca bu aşamada konkordato talebinin caiz olmadığı yönündeki tespitin yerinde olmadığını, müvekkilinin adına herhangi bir taşınır ya da taşınmaz mal yok ise de şirketin ortağı olduğu ve şirketini çalıştırarak borcunu ödeyebileceğini vaat ettiğini, bu nedenle de projesinin uygulanabilir olduğunu, somut olayda ise müvekkilinin kendi mal varlıkları olduğunu, bunları borç ödemede kullanacağını belirttiği gibi ortağı oldukları şirketlerinden gelen gelirlerinin de olduğunu, bu durumda projesinin uygulanabilir olmadığından ya da sadece şirketin projesine dayandırıldığından bahsedilemeyeceğini, Mahkeme gerekçesinin aksine ana konkordato projesi olarak adlandırılabilecek şirket projelerinin başarıya ulaşmalarında kefil olan ortakların da ekonomik durumunun ve katkısının yüksek önem arz ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili hakkındaki konkordato kesin mühlet hükümlerinin devamına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, konkordato talep eden gerçek kişi hakkında, İİK'nun 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ile konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Talep eden şirketler ve gerçek kişiler tarafından açılan konkordatonun tasdiki talepli dava, Mahkemenin 2025/442 Esas sırasına kaydedilmiş olup bu esas üzerinden 16.06.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, daha sonra geçici komiser heyeti tarafından düzenlenen rapor ve dosya kapsamına göre geçici mühlet süresinin 16.09.2025 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verildiği, son olarak konkordato talep edenler lehine 16.11.2025 tarihinden itibaren bir yıllık süre ile kesin mühlet verildiği, talep eden davacı gerçek kişi yönünden dosyanın 09.01.2026 tarihli ara karar ile tefrikine karar verilerek Mahkemenin iş bu esas sırasına kaydedilerek neticede istinaf başvurusuna konu karar ile kesin mühlet talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Karar, talep eden gerçek kişi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde davacı gerçek kişinin vekilinin vekaletnamesinde konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. 01.12.2025 tarihli komiser heyeti raporunda; Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile Geçici Konkordato Komiser Heyeti tarafından düzenlenen raporlar, bilirkişi raporları ve revize konkordato projeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen hususlar topluca değerlendirildiğinde; 1) ... A.Ş.; Revize konkordato ön projesi incelendiğinde başarı şansının muhtemel olduğu, ancak “ Rehinli alacaklılar ile ilgili henüz görüşmelerin başlamamış olduğu, “Kamu alacaklarının 33.846.183,00 TL olduğu ve her geçen gün gecikme zammı nedeniyle yükseldiği ancak bir ödeme takviminin belirlenmemiş olduğu, tasdik öncesinde ödenmesine ilişkin bir çabanın henüz bulunmadığı, Kar öngörülerinin 2025 yılı ilk 9 aylık verileri göz önünde bulundurulduğunda finansman giderleri dışarıda tutulduğunda olabilirliği görülmekle birlikte hala tereddütlerin olduğu, gerek yıl sonu verileri ve gerekse 2026 yılı ilk aylarına ait finansal verilerin belirleyici olabileceği, Gerek borçlunun ve gerekse ortaklarının sahip olduğu taşınmazların satışı veya vefa sözleşmeleri kapsamında rehinli alacaklılara devri konusunda bir çalışmanın henüz bulunmadığı, “ Sermaye artışı ve borçlunun aktifinde bulunan taşınmazların nakde dönüşünün önemli bir kaynak olmaları nedeniyle dikkatle izlenmesi gerektiği, Bankalarda bulunan müşteri çeklerinin alınabilirliğinin de önem teşkil ettiği, alınamaması halinde projenin bu haliyle gerçekleşebilirliğinin söz konusu olmadığı dolayısıyla bu durumunda iyi takip edilmesi gerektiği, topluca göz önünde bulundurulduğunda, projenin başarılı olabileceği ancak önümüzdeki 3 aylık dönemde yukarıdaki tereddütlerin yeniden detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiği ve gerekirse borçlu temsilcilerinin projeyi yenilemesi; komiser heyetinin de katkı sağlayarak daha gerçekçi ve uygulanabilir Revize Konkordato Projesi yapılması gerektiği, 2) .... A.Ş.; Revize konkordato ön projesi incelendiğinde başarı şansının muhtemel olduğu ancak yukarıda detaylıca açıklandığı üzere; Kar öngörülerinin 2025 yılı ilk 9 aylık verileri göz önünde bulundurulduğunda finansman giderleri dışarıda tutulduğunda olabilirliği görülmekle birlikte hala tereddütlerin olduğu, gerek yıl sonu verileri ve gerekse 2026 yılı ilk aylarına ait finansal veriler belirleyici olabileceği, Sermaye artışı için ortaklara ait taşınmazların nakde dönüşünün önemli bir kaynak olmaları nedeniyle dikkatle izlenmesi gerektiği, ... A.Ş.'nin rehinli borçlarına ya da başka borçlarına kefaletinin var olmadığı revize projeden ve komiser raporlarından anlaşılmakta olup, bu durumun bir kez daha kontrol edilmesi gerekmekte olup özellikle Alacaklıların alacaklarını davet ilanı sonrası yapılacak bildirimler neticesinde doğrulanması sağlanabileceği, topluca göz önünde bulundurulduğunda, projenin başarılı olabileceği ancak önümüzdeki 3 aylık dönemde yukarıdaki tereddütlerin yeniden detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiği ve gerekirse borçlu temsilcilerinin projeyi yenilemesi komiser heyetinin de katkı sağlayarak daha gerçekçi ve uygulanabilir Revize Konkordato Projesi yapılması gerektiği, 3) ... A.Ş.; Revize konkordato ön projesi incelendiğinde başarı şansının muhtemel olduğu, ancak Kar öngörülerinin 2025 yılı ilk 9 aylık verileri göz önünde bulundurulduğunda finansman giderleri dışarıda tutulduğunda olabilirliği görülmekle birlikte hala tereddütlerin olduğu, gerek yıl sonu verileri ve gerekse 2026 yılı ilk aylarına ait finansal veriler belirleyici olabileceği, ... A.Ş.'nin rehinli borçlarına ya da başka borçlarına kefaletinin var olmadığı revize projeden ve komiser raporlarından anlaşılmakta olup, bu durumun bir kez daha kontrol edilmesi gerekmekte olup özellikle Alacaklıların alacaklarını davet ilanı sonrası yapılacak bildirimler neticesinde doğrulanması sağlanabileceği, topluca göz önünde bulundurulduğunda, projenin başarılı olabileceği ancak önümüzdeki 3 aylık dönemde yukarıdaki tereddütlerin yeniden detaylı olarak değerlendirilmesi gerektiği ve gerekirse borçlu temsilcilerinin projeyi yenilemesi; komiser heyetinin de katkı sağlayarak daha gerçekçi ve uygulanabilir Revize Konkordato Projesi yapılması gerektiği, 4) ...; Kefil olduğu borçların asıl borçluları tarafından ödenememesi halinde Borçlu ... tarafından ödenebilme olasılığının bulunmadığı, bu yönüyle projenin yaslı proje niteliğinde olup kendi başına başarıya ulaşamayacağı, ancak asıl borçluların kendi borçlarını ödemesi halinde Borçlu ...'un da kendi asıl borçlarını ödeyebileceği;5) ...; Kefil olduğu borçların asıl borçluları tarafından ödenememesi halinde Borçlu ... tarafından tamamının ödenebilme olasılığının bulunmadığı, ancak sahip olduğu 70.000.000,00 TL tutarındaki taşınmazların borçlu şirketler açısından kilit konumunda bulunduğu, bu taşınmazların nakde dönüştürülerek borçlu şirketlerde kaynak olarak borçların ödenmesinde kullanılacağı, aksi durumda yani ...'nun konkordato dışına çıkarılarak taşınmazlarının icra takibiyle satılması halinde borçlu şirketlere kaynak aktarımında önemli bir eksiklik ortaya çıkacağından bu durumda şirketlerin projelerinin de gerçekleşemeyeceği, nihayetinde borçlu şirketlerin verilen kesin mühletinin devam etmesinde ...'nun kesin mühletinin de devam etmesine doğrudan bağlı olduğu, bu yönüyle projenin kendi başına başarıya ulaşamayacağı, ancak asıl borçluların projelerinin başarıya ulaşmasına doğrudan etki edeceği, 6) ...; Kefil olduğu borçların asıl borçluları tarafından ödenememesi halinde Borçlu ... tarafından ödenebilme olasılığının bulunmadığı, bu yönüyle projenin yaslı proje niteliğinde olup kendi başına başarıya ulaşamayacağı, ancak asıl borçluların kendi borçlarını ödemesi halinde Borçlu ...'un da borçlardan kurtulabileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Uyuşmazlık, konkordato talep eden gerçek kişi hakkında kesin mühlet talebinin reddine yönelik kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Y Konkordato H, Öztek.., sh.185) İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). Diğer taraftan iyileşme kavramı, borçlunun alacaklılara tam ve zamanında ödeme yapabilecek şekilde ödeme gücünü kazanması şeklinde anlaşılabilir ise de, İİK'nın 291. madde çerçevesinde özellikle açıklanmamış ve konu kazai içtihatlara bırakılmıştır. "...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda, davacılar Ü.Ü ve M.Ü ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir. Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı). Kefil, mahkemeye sunacağı konkordato ön projesinde kefalet borcunu hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, ödemelerin yapılması için mevcut mallarını satıp satmayacağını, kefalet borcu ödemesini yapabilmek için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını açıkça belirtmelidir (Yeni Konkordato Hukuku, Editör Selçuk Öztek, 2. Baskı, sh. 148). Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir. İİİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine karar vereceği düzenlenmiştir. Bu durumlardan biri de aynı maddenin b bendinde; konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması hali olarak düzenlenmiştir. Yani, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması, kesin mühletin kaldırılmasını gerektiren hallerdendir. Mühlet içinde, iyileşmenin ya da alacaklıların konkordatoyu kabulünün mümkün olmayacağının anlaşılması ya da konkordatoyu tasdik etmeyeceğinin açık olması, tasdik şartlarının mevcut olmadığının önceden anlaşılması halinde de konkordato mühleti kaldırılarak talep reddedilecek ve şartlar yerine gelmişse borçlunun iflasına karar verilebilecektir. Somut olayda, konkordato ön projesi incelendiğinde borçlu şahsın; ... A.Ş.'nin %2 ortağı olduğu, kendine ait bir taşınmazı olmamakla birlikte eşi ...'nun İstanbul'da değeri 70.000.000,00 TL olan taşınmazının bulunduğu, bu taşınmazın elden çıkarılarak borçlu şirketlerin borçlarının ödenmesinde kaynak olarak kullanılacağı, sahip olduğu Trabzon ilindeki 16 adet taşınmazın gayrimenkul değerleme uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporuna göre değerinin 10.261.565,00 TL olduğu, ayrıca aylık 22.943,72 TL emekli maaşı bulunduğu, borçlu ...'nun 30.09.2025 tarihi itibariyle kendisinin asli borcunun 1.261.839,00 TL ve kefalet borçlarının 218.480.867,61 TL olmak üzere toplam 219.742.706,61 TL olduğu, borçlu ...'un kendisine ait bir malvarlığı olmayıp kefil olduğu borçları asıl borçlular ödemediği sürece ödeyebilme kapasitesinin de bulunmadığı, hazırlanmış olan revize ön projede de kefil olunan borçların gerçek borçlusu tarafından ödenmesi halinde borçlu ...'un da borçlarından kurtulacağının açıklandığı, borçlu ...'nun revize ön projesine göre adi alacaklılara alacakların tamamı ve ayrıca %25 faiz ödeneceği, Ekim 2026'dan başlayarak, aylık olarak 27 eşit taksitte ödeme teklifinde bulunduğu, ancak kefil olduğu borçların asıl borçluları tarafından ödenememesi halinde borçlu ... tarafından ödenebilme olasılığının bulunmadığı, talep eden gerçek kişi borçlunun eşine ait taşınmazın değeri ile kendisine ait taşınmazların değeri dikkate alındığında bile kendisinin ve kefili olduğu borçlarını ödemeye yetmeyeceği gözetildiğinde projesinin başarısının, şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen bu şirketin projesi üzerine temellendirildiği, mevcut projenin ise kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında, bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı anlaşılmaktadır. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir. Buna göre ilk derece mahkemesince, talep eden gerçek kişinin konkordato talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla konkordato talep eden gerçek kişi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/27 Esas, 2026/10 Karar sayılı ve 09/01/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İİK'nun 293/2 fıkrası gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026