Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.09.2014-08.02.2019 tarihleri arasında davalının Etiyopya'daki şantiyelerinde formen olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 4.000,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından sonlandırıldığını, işyerinde fazla çalışma yapılmasına, haftanın yedi günü çalışılmasına rağmen işverence söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını; ayrıca ilk iki aylık ücreti dışında çalıştığı süre boyunca ücretlerin
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 18.09.2014-08.02.2019 tarihleri arasında davalının Etiyopya'daki şantiyelerinde formen olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 4.000,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından sonlandırıldığını, işyerinde fazla çalışma yapılmasına, haftanın yedi günü çalışılmasına rağmen işverence söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını; ayrıca ilk iki aylık ücreti dışında çalıştığı süre boyunca ücretlerinin ödenmediğini, iş ilişkisi sona erdikten sonra davalı tarafça ücret karşılığı olmak üzere 250.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye ödenmeyen ücret alacağı da bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, bakiye ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak görevli mahkemenin belirlenmesi, davacının kabul edilen aylık ücretinin miktarı, davacı taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ıslahın süresinde yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.