Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı yanında 01.09.1995 tarihinde avukat olarak çalışmaya başladığını, 16.06.2016 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, Mart/2016 tarihinden itibaren yapılan ücret zamlarının ödenmediğini, işyeri uygulaması gereğince baro aidatlarının işveren tarafından ödenmesi gerektiğini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 164. maddesi gereğinin yerine getirilmeyerek eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı davranıldığını, müvekkiline ödenmesi
DAVA KONUSU: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı yanında 01.09.1995 tarihinde avukat olarak çalışmaya başladığını, 16.06.2016 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, Mart/2016 tarihinden itibaren yapılan ücret zamlarının ödenmediğini, işyeri uygulaması gereğince baro aidatlarının işveren tarafından ödenmesi gerektiğini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 164. maddesi gereğinin yerine getirilmeyerek eşit işe eşit ücret ilkesine aykırı davranıldığını, müvekkiline ödenmesi gereken vekâlet ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek ücret farkı, ödenmeyen baro aidatları, 1136 sayılı Kanun'un 164. maddesinin ihlalinden doğan ücret alacağı, iş sözleşmesinin fesih tarihi itibarıyla emanet hesapta biriken vekâlet ücretleri, derdest ve tahsil edilmeyen icra takip dosyalarına ilişkin karşı yan vekâlet ücretleri ve Şirket dışındaki avukatlara takip ettirilen ve sözleşme gereğince ilgili birimde çalışan avukatlara ödenmesi gereken vekâlet ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. KARAR: Uyuşmazlık, davacının ücret farkı, baro aidat alacağı, 1136 sayılı Kanun'un 164. maddesi gereğince eşit işe eşit ücret ilkesinin ihlaline ilişkin ücret alacağı, emanet hesapta toplanan vekâlet ücreti, sözleşmenin fesih tarihi itibarıyla derdest veya henüz tahsil edilmeyen dava dosyalarına ilişkin hak kazanılan vekâlet ücreti ile şirket dışında çalışan ve davalı yanında çalışan avukatlara sözleşme gereği ödenmesi gereken vekâlet ücretine hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.