TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/843 KARAR NO : 2025/1958 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2015/1169 (E) - 2021/851 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan madd…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2022/843 KARAR NO : 2025/1958 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 16/11/2021 NUMARASI : 2015/1169 (E) - 2021/851 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davalı ... Sigorta AŞ'ye karşı açılan maddi tazminat davasında sulh olunması nedeniyle hüküm kurulmasına neden olmadığınına; davalı ... ...'a karşı açılan manevi tazminat davasının reddine; 60.000 TL manevi tazminatın davalı ... ... Servisi AŞ'den tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... ... Servisi AŞ vekili dilekçesinde özetle; gerekli tüm önlemleri alarak kendisinden beklenen özen yükümlülüğünü fazlasıyla yerine getiren aracın işleteni müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini; huzurdaki hesaplanan kusur oranlarına itiraz ettiklerini, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi mevcut raporlar incelendiğinde müvekkili şirketin kusursuz sorumluluk hükümlerine göre de sorumlu olmadığını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor düzenlenmesi gerektiğini, 2/1/2020 tarihli bilirkişi raporunda fotoğraftaki görüntüye göre tekerleğin bijonlarının gevşemesi sonucu yerinden çıktığı lastik patlamasıyla bir ilgisinin bulunmadığının belirtilmesine karşın, 28/2/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda ise kazanın sol arka iç tekerleğinin patlaması ve patlamanın etkisiyle sol arka dış tekerleğinin çıkması ile gerçekleştiğinin belirtildiğini, bilirkişi raporunda bijon gevşemesinin olağan ve dışarıdan fark edilemeyecek devam edecek seyirle artabilecek nitelikte olduğunun belirtildiği, ATK raporunda lastik patlaması teknik bir arıza gibi nitelendirilmiş olsa da, herkesçe bilinebilecek olduğu gibi lastik patlamasının olaydan hemen önce gerçekleşen dış etkenden dahi kaynaklanabileceğini; olaya karışan aracın muayenesinin yapıldığını, bakımının eksiksiz olduğunu, somut olayda davacının kusurunun olup olmadığının değerlendirilmediğini, davacının araçlara ayrılmış yolda ve bariyer içerisinde yürümekte iken kazanın meydana geldiğini, ilk derece mahkemesinden kusur oranlarının hesaplanması için yeni bilirkişi raporunun tanzim ettirilmesinin talep edildiğini, somut olayda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun olmadığını, davacının manevi tazminat taleplerinin yasal düzenlemenin amacıyla uyuşmadığını, bilindiği gibi manevi tazminat zenginleşme aracı olarak kullanılmaması, bu kapsamda pek aşırı miktarda olmaması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Davaya konu olay nedeniyle başlatılan soruşturmada davalı sürücü ... ...'ın kollukta alınan anlatımında, yönetimindeki ...plakalı kamyonla seyir halinde iken lastik patlama sesi geldiğini, yerinden çıkan sol arka tekerin, kendisine göre sağında bulunan adını olay nedeniyle öğrendiği ... ...'ya çarptığını belirtmiş; kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağında ... plakalı kamyonun sol arka iç lastiğinin patlamasının etkisiyle sol arka dış lastiğinin yerinden çıkarak emniyet şeridinde bariyer kenarındaki yaya ... ...'ya çarptığı bildirilmiş; bilirkişiler tarafından düzenlenen 2/1/2020 tarihli raporda ise fotoğraftaki görüntüye göre tekerleğin bijonların gevşemesi sonucu yerinden çıktığı lastik patlaması ile ilgisi olmadığı sonucuna varılarak, seyir sırasında tekerleğin yerinde çıkması biçimindeki teknik arızanın %100 oranında etkili olduğuna yer verilmiştir. Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 28/2/2020 gün ve 2757 sayılı raporunda ise kamyonun tekerinin yerinden çıkması ile meydana gelen teknik arızanın kazanın oluşumunda asli etken olduğu belirtilerek, ...plakalı kamyonun seyir halinde iken lastiğinin yerinden çıkmasıyla meydana gelen tektin arızanın kazanın oluşumunda %100 oranında etken olduğunun bildirilmesi, böylece olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiş; ...plakalı kamyonun maliki davalı ... ... Servisi AŞ'nin, davaya konu trafik kazası nedeniyle ortaya çıkan manevi zarardan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca işleten sıfatıyla sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi zararı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal doygunluk aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adıyla hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen doygunluk duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacının dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumuna, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporu ile yukarıda açıklanan diğer belgelerden anlaşılan kusur oranına, ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 14/6/2019 gün ve 11371 sayılı raporuna göre Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre meslekte kazanma gücünü %21,2 oranında kaybettiği sayılan davacının yaralanmasının ağırlığına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine manevi tazminata hükmolunmasında ve hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... ... Servisi AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.098,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin ödenen toplam 1.024,65 TL mahsup edilerek, bakiye 3.073,95 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... ... Servisi AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı ... ... Servisi AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361'inci maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/12/2025