T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1792 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :31/05/2024 NUMARASI :2024/275 Esas - 2024/450 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Alacak (Ticari Mümessillik K…
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1792 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :31/05/2024 NUMARASI :2024/275 Esas - 2024/450 Karar DAVACI :... VEKİLİ :Av. ... DAVALI :... VEKİLİ :Av. ... DAVA :Alacak (Ticari Mümessillik Kaynaklı) DAVA TARİHİ :23/03/2021 KARAR TARİHİ :23/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ :18/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı şirkete hizmet karşılığı 5.000-TL'nin iadesine karar verilmesi için dava açtığını, 6502 sayılı Yasanın 68. maddesi ve yürürlüğe ilişkin maddeleri gereğince Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu gerçekleştirilmeden ve Tüketici Hakem Heyetinden bir karar alınmaksızın hukuk davası açılamayacağını, davalı tarafın 09.03.2021 tarihinde Darıca Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunduğunu, Hakem Heyetince yapılan araştırmanın 65970285.41.0945/0001419 sayılı dosyası ile hala devam ettiğini, şirketin davalı ile İngiltere çalışma vizesi alınması konusunda anlaşılmasından sonra hemen vize başvuru işlemleri için gerekli hazırlıklara başlandığını ve evrakların toplandığını, bütün danışmanlık süresi boyunca tüm detaylar davalı taraf ile paylaşıldığını, kendisinin süreçle ilgili bilgi sahibi olması sağlandığını, istenilen ve gerekli olan bütün bilgiler kendisine iletildiğini, davacı şirketin bu süreçte yaptığı tüm işlemlerde gerekli dikkat ve özeni göstererek, itinayla hareket ettiğini, davacı şirketin davalı için bir iş planı hazırlandığını ve vize başvurusu için yetkili makama sunulacak evraklar arasına eklendiğini, ilgili iş planının vize randevu gününden bir gün önce davalı tarafından bir itirazda bulunulmaksızın onaylandığını, davacı şirketin vize başvurusu için tüm işlemleri gerekli dikkat ve özeni göstererek gerçekleştirse de 27.01.2021 tarihinde gelen ret mektubunda davalının başvurusu, kendisinin ilgili ülkenin rekabet ortamına uyum sağlayamayacağı, sahip olduğu niteliklerin rekabet ortamı için yetersiz oluşu ve belirtilen şartlarda rekabet edemeyeceği gerekçeleriyle reddedildiğini, davalı tarafından sosyal medyada vize başvurusunun davacı şirketin hatalı iş planı hazırlaması yüzünden reddedildiği yönünde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, davalının bu yöndeki beyanlarının kesinlikle gerçeği yansıtmadığını bu nedenle karşı dava açtıklarını belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 5.000,00- TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ankara anlaşması kapsamında İngiltere'ye yerleşmek için davacı şirket ile çalışmaya karar verdiğini, uzun bekleyiş sonucunda red cevabı aldığını, red gerekçesi olarak evli olduğu halde bekar olarak iş planı yapıldığının gösterildiğini, başvuru yaparken evli olduğunu yapılan hatanın plancının hatası olduğunu, firmaya yönelik karalama amacı olmadığını, mağdur olduğu için başkalarını uyarmak istediğini, suçlamaları kabul etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının vize başvurusunun reddedilme sebebinin, ret mektubunda da belirtildiği üzere davalının ilgili ülkenin rekabet ortamına uyum sağlayamayacağı, sahip olduğu niteliklerin rekabet ortamı için yetersiz oluşu ve belirtilen şartlarda rekabet edemeyeceğinin düşünülmesi olduğunu, bu hususun davacı şirket tarafından davalıya açıklandığı halde davalının sosyal medya üzerinden yaptığı gerçeğe aykırı beyanlarla vize başvurusunun davacı şirketin hatası sebebiyle reddedildiğinin açıklandığını, davacının bu şekilde gerçeğe aykırı beyanlarıyla sosyal medyada davcı şirketi kötüleyerek davacı şirketin ticari itibarını zedeleyecek hareketlerde bulunduğunu, dava dosyasına sunulan ret mektubunda davalının iddialarının dayanaksız ve mesnetsiz olduğu açıklığa kavuşacakken yerel mahkeme tarafından ret mektubunun irdelenmediğini, dosyaya sunulan ret mektubu İngilizce olup mahkemece çevirisinin dahi yaptırılmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/05/2024 tarih, 2024/275 Esas - 2024/450 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; kişilik haklarının ihlali ve haksız rekabet hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davalı tarafından sosyal medyada vize başvurusunun davacı şirketin hatalı iş planı hazırlaması yüzünden reddedildiği yönünde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunarak haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle manevi tazminat istemli eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki dava; Gebze Tüketici Mahkemesinde 2021/164 Esas sayılı dosyasına karşı dava olarak açılmış olup, mahkemenin 06/06/2021 tarihli ara kararı ile karşı davanın asıl davadan tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilerek verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/289 esasını aldığı, Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21/10/2022 tarih ve 2021/289 Esas 2022/276 karar sayılı ilamı Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 14/02/2024 tarih ve 2022/2164 Esas 2024/318 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dava Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27/02/2024 tarih ve 2024/76 Esas 2024/54 karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği ve Gebze Ticaret Mahkemesinin 2024/275 Esasını aldığı görülmüştür. ... tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 6098 sayılı TBK'nın 50/1. fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 6098 sayılı TBK'nın 58/1. fıkrasına göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. TCK m. 127’ye göre, “(1) İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmiş olması halinde kişiye ceza verilmez. Bu suç nedeniyle hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, isnat ispatlanmış sayılır. Bunun dışındaki hallerde isnadın ispat isteminin kabulü, ancak isnat olunan fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlıdır. Hakaret eyleminin manevi zarar doğurucu etkisi kanunda özel olarak düzenlendiğinden, ayrıca eylem nedeni ile kişilik haklarının zarar gördüğünün ispatına gerek bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunun “dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde sayıldığı bu bağlamda, TTK ve 55/1-a.1’de “başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek”, haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayılmıştır. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında, Sözleşme’nin 10/1. fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2. fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını belirtmiştir. Ancak, ifade özgürlüğü çerçevesinde vakıa, ... ve şahsi fikirler kural olarak açıklanabilir, dolayısıyla prensip, gerçeklerin ve yorumların her zaman açıklanabileceğidir. Bir kişi ya da faaliyetleri ile ilgili yapılan olumsuz açıklama ya da beyanlar tek başına haksız rekabet teşkil etmez. Kötüleme içeren açıklama ancak yanlış veya yanıltıcı ya da gereksiz yere incitici ise haksız rekabet olarak nitelendirilebilir (Doç. Dr. N. Füsun Nomer Ertan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Haksız Rekabet Hukuku, sayfa 137-138). Kural olarak, 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 esas, 2008/536 karar). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından delil yetersizliğinden beraat kararı; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve verildiği anda kesin olan kararlar maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımadığından hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/37800 Soruşturma dosyası incelendiğinde; müştekilerin davacı şirket ile dava dışı ..., şüphelilerin davalı ... ve dava dışı İsmali Kepez, suçun (6100 sayılı TTK muhalefet) haksız rekabet olduğu, 'şüphelilerin eyleminin 6102 Sayılı TTK'nın 55. Maddesinde belirtilen fiillerden herhangi birini oluşturmadığı ve TTK'nın 62. Maddesinde yazılı haksız rekabet suçunun yasal unsurları oluşmadığı' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/45239 Soruşturma dosyası incelendiğinde; müştekilerin davacı şirket ile dava dışı ..., şüphelinin davalı ..., suçun tehdit, hakaret, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak olduğu, 'şüphelinin bahse konu sosyal medya sitelerinde müşteki firmaya yönelik yaptığı yorumların hakaret niteliğinde olmadığı, müştekinin şüpheliler hakkında hukuki işlem başlatacağı yasal şikayet hakkını kullanacağına ilişkin beyanlarının hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı, tehdit suçunu oluşturmadığı, özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçu açısından ise müştekinin hukuka aykırı şekilde ses kaydı yaptığına dair somut bir delil bulunmadığı,şüpheli sosyal medya sayfasında elinde ses kayıtlarının olduğunu söylemiş ise de; dosyaya sunulmuş bir ses kaydı dökümünün olmadığı, iddiaların soyut iddiadan ibaret olduğu,bu hususta yeterli delil bulunmadığı' gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/993 Değişik İş sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek incelenmesinde; talep eden davacı şirketin www.facebook.com isimli siteden şirkete yönelik yapılan paylaşımlara erişimin engellenmesinin istediği, talebin reddine karar verildiği, red kararına karşı itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada; taraflar arasındaki davaya konu olaylar ile ilgili olarak, davalı tarafından sosyal medya hesabından ECAA Ankara Anlaşması İngiltere Vizesi grubunda "Onan Danişmanlıkla çalışmam sonucu red yedim, danışmanlık ünvanını almış ve evli olduğumu evraklarımı yolladığım halde bekar olarak başvurmaları ve baştan sona kadar hatalı iş planı yüzünden red yedim, kendilerini tüketici mahkeme heyetine ve avukat aracılığıyla maddi ve manevi tazminat açtığımı burdan belirtmek isterim" ibarelerinin eleştiri sınırlarını aşmadığı, davaya konu yazının içeriğinde geçen ifadelerinin yazının bütünü ele alındığında eleştiri niteliğinde olduğu, rahatsız ve sarsıcı nitelikte olsa da, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre bu sözlerin kişinin onur şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olmadığı, davacı tarafın faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya kötülemek, amacı taşımadığı, eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, eleştirinin sadece olumlu karşılanan veya zararsız veya tarafsız görülen bilgi ve fikirleri değil, demokratik toplumun gereklilikleri olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin parçası olan, rencide eden, şoke eden, rahatsız eden bilgi ve fikirleri de koruma altına aldığının AİHM'nin birçok kararında ifade edildiği, bu nedenle davalının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımların kişisel değer yargısı niteliğindeki ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında eleştiri olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; davalının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar davacının ticari itibarına ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı gibi ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, kullanılan sözlerin ve yazı içeriğinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde ve TTK. 54 ve 55 maddelerde düzenlenen haksız rekabet kapsamında kabul edilemeyeceği, diğer bir anlatımla davalının davacıya yönelik tazminatı gerektirecek TMK 58. madde kapsamında kişilik haklarına saldırı niteliğinde söz ve eylemleri de bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. (Benzer şekilde Dairemizin 2023/1170 Esas 2024/1712 karar sayılı ilamı, İzmir BAM 4. HD'nin 2022/1207 Esas ve 2025/1170Karar sayılı ilamı) Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalı vekilinin adresinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/02/2026 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... *Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*