9. Hukuk Dairesi 2025/9378 E. , 2026/365 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1223 E., 2025/1618 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI: 2021/363 E., 2022/796 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazı…
9. Hukuk Dairesi 2025/9378 E. , 2026/365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1223 E., 2025/1618 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi SAYISI: 2021/363 E., 2022/796 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin 20.04.2021 tarihinde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk toplantısı neticesinde işverenin talebine istinaden sona erdiğini, 26.04.2021 tarihinde kendisinin davalı Kurum nezdinde işsizlik ödeneği başvurusunda bulunduğunu, davalı Kurum tarafından davacının dava dışı ... Sağlık ve ...AŞ nezdinde çalışmasının istifa ile tek taraflı sona erdiğini, ancak davalı tarafından davacıya işsizlik ödeneği ödemesinin yapılamayacağının belirtiltildiğini, istifa ibaresinin arabuluculuk tutanağında matbu olarak düzenlenmesi sebebiyle kullanıldığını, tutanağın detayları incelendiğinde kıdem ve ihbar tazminatı verilmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardığını, iş sözleşmesinin istifa ile sona ermediğini belirtilerek Türkiye ... Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve ... İl Müdürlüğünün 07.06.2021 tarihli ve E-37705900- 403- 0...3 sayılı yazı ile davacıya işsizlik ödeneği yapılmayacağına yönelik işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 03.06.2015-18.03.20 20... .03.2020-20.04.2021 tarihleri arasında dava dışı ... Sağlık ve ...AŞ bünyesinde çalıştığı, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) işveren tarafından verilen en son işten ayrılış bildirgesinde iş sözleşmesinin fesih sebebi olarak istifa şeklinde bildirimde bulunulduğu, davacı tarafından istifa dilekçesi bulunduğunun ikrar edildiği, bu dilekçenin tazminat ve diğer haklarının kendisine ödenebilmesi için baskı altında alındığını beyan ettiği, davacı ile dava dışı işveren arasında, iş sözleşmesinin feshi tarihi olan 20.04.2021 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlendiği, dava dışı işveren tarafından, davacıya kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, aylık ücret ve asgari geçim indirimi (AGİ) ödemesi yapılmasına karar verildiği, bu yönüyle davacının iş sözleşmesinin tazminata hak kazanacak şekilde feshedildiği, iş sözleşmelerinin sona erdirildiği zamanlarda tazminatların ödenmesi karşılığında istifa veya ibra dilekçelerinin işverence alınmasının sık rastlanan bir durum olduğu, hem davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanacak biçimde sona erdirilmesi hem de çalışma süreleri dikkate alındığında istifa ettiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, bu yönleriyle davacının gerçek bir istifa iradesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek, davacının işsizlik ödeneğinin tahsiline ilişkin doğrudan eda davası açma imkânı olduğu, bu hâliyle tespit davasını açmasında hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı vekili tarafından istinaf edilmeyen hususlarda istinaf incelemesi yapıldığını, 2. Müvekkilinin yazılı ve sözlü beyanlarından davasını eda davası olarak yürüttüğünün anlaşıldığını, 3. İhtiyari arabuluculuk tutanağında da kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapıldığını, bu hâliyle müvekkilinin iş sözleşmesinin istifa nedeniyle sona erdirilmediğinin ispatlandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Türkiye ... Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve ... İl Müdürlüğünün 07.06.2021 tarihli ve E-37705900-403- 0...3 sayılı yazı ile davacıya işsizlik ödeneği yapılmayacağına yönelik işleminin iptali talebine ilişkin tespit davası açmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket ile devam etmekte olan iş sözleşmesinin 20.04.2021 tarihinde düzenlenen ihtiyari arabuluculuk toplantısı sonucunda işverenin talebine istinaden sona erdiğini, 26.04.2021 tarihinde davalı Kurum nezdinde işsizlik ödeneği başvurusunda bulunduğunu, davalı Kurum tarafından davalı işyerindeki çalışmasının istifa ile tek taraflı sona erdiği belirtilerek davacıya işsizlik ödeneği ödemesinin yapılamayacağının belirtildiği, istifa ibaresinin arabuluculuk tutanağında matbu olarak kaldığını, tutanağın detaylarının incelenmesinde kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi konusunda tarafların anlaşmaya vardığını ve ilgili ödemelerin gerçekleştiğini belirterek Türkiye ... Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve ... İl Müdürlüğünün 07.06.2021 tarihli yazısı ile davacıya işsizlik ödeneği yapılamayacağına ilişkin işlemini iptalini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının istifa ederek ayrıldığını, kıdem tazminatı ödemesinin iyiniyet çerçevesinde yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacıya arabuluculuk tutanağı uyarınca kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesine karar verildiği, karşılığında istifa veya ibra dilekçelerinin işverence alınmasının sık rastlanılan bir durum olduğu, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmesi ve davacının çalışma süresi de göz önüne alındığında istifa ettiğinin kabulünün hayatın olağan akışına uygun olmayacağı gözetilerek davacıya işsizlik ödeneği yapılmayacağına yönelik işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf talebi doğrultusunda, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının işsizlik ödeneğinin tahsiline ilişkin doğrudan eda davası açma imkânı varken işbu tespit davasını açmasında hukuki yararının bulunmadığı belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 9/3 hükmü gereğince iş sözleşmesi sona eren sigortalı hakkında işten ayrılmasını takip eden 10 günlük süre içerisinde işveren tarafından işten ayrılış bildirgesinin düzenlenmesi gerekir. İşten ayrılma bildirgesinde işaretlenmesi gereken hususlardan biri de işten çıkış kodudur. İşten çıkış kodları, iş sözleşmesinin nasıl sona erdiğini göstermekte olup bu kodun gerçeğe uygun bildirimi işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ya da başka bir işe girmesinde önem arz etmektedir. İşveren, işten ayrılış bildirgesinde yer alan çıkış kodunu işten ayrılma tarihini takip eden 10 günlük sürede düzeltebilir. Bu süre geçtikten sonra düzeltme yapılabilmesi için işyerinin bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Merkezine başvurulması gerekir. SGK tarafından 2023/11 sayılı Genelge ile buna yönelik taleplerin gerekli belgelerle başvurulması hâlinde kabul edileceği belirtilmiştir. Türkiye İş Kurumunun (İşkur ) 2020/1 sayılı Genelgesi uyarınca fesih bildirimine ilişkin belgeler, tazminatın ödendiğini gösteren bordrolar ya da arabuluculuk tutanağı gibi somut belgelerle İşkur'a başvurulması mümkündür. Uygulamada çıkış kodunun düzeltilmesi olarak adlandırılan dava niteliği itibarıyla bir tespit davası olup SGK’ya yöneltilmeyen söz konusu dava ile iş sözleşmesinin sona erme nedeninin belirlenmesi istenmektedir. SGK bu uygulamasını 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelge ile “Sigortalılığın; kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmeyecek şekilde işten ayrılış nedeni bildirilerek sona ermesi akabinde arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile işçiye kıdem tazminatı veya ihbar tazminatı ödenmesine yönelik karar verilmesi durumunda sigortalı işten ayrılış nedeni, sigortalı veya işverenin ilam niteliğindeki arabuluculuk anlaşma belgesi veya mahkeme kararı ile Kuruma müracaatı üzerine ilgili mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olan işten ayrılış nedeniyle değiştirilecektir.” şeklinde açıklığa kavuşturmuştur. İşçi çıkış kodunun düzeltilmesi için işverenle veya işveren temsilcisi ile birlikte Kuruma başvurabilir. İşverenin birlikte başvurmayı reddetmesi durumunda işçi, lehine sonuçlanmış olan ihbar ve kıdem tazminatı ya da işe iade davasına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı ile başvurarak düzeltme isteğinde bulunabilir. İşçinin böyle bir dava açmadan işveren tarafından işten çıkış koduna yönelik yapılan bildirimin gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla dava açması da mümkündür. Davacının bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmalıdır. Buna hukuki koruma ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukuki korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır. İdeal veya ekonomik yarar yalnız başına yeterli değildir. Davacının hakkına kavuşmak için mahkemenin kararına ihtiyacı olmalıdır. Yargıtay’ın birçok kararında hukuki yararın dava şartı olduğu ve mahkemelerce dava şartının resen incelenmesi gerektiği belirtilmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 106/2 hükmüne göre Kanun'da belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak zorundadır. Davacı tespit davası açmakta hukuki yararı olduğunu ispat edemezse dava şartı yokluğundan davası reddedilir. Tespit davasının özelliği, uyuşmazlıkların büyümeden az giderle ve çabuklukla çözümlenmesi ilkesine uygundur. Buna göre hukuki ilişkinin tümü için eda davası açılması mümkün gibi gözüken bazı hâllerde, tespit davası ile taraflar arasındaki uyuşmazlık büyümeden ileride giderilmesi çok zor veya imkânsız sonuçlar doğmadan en az gider ile ve en çabuk şekilde çözümlenecekse eda davası mümkün olmasına rağmen, yalnız hukuki ilişkinin tespitine ilişkin tespit davası açılmasında hukuki yarar vardır. Tespit davaları taraflar arasındaki hukuki durumun açıklığa kavuşturulmasını sağlar ve ileride doğabilecek ihtilafların önlenmesine de katkı sunar. Somut olayda ise yargılama safahatı yukarıda belirtildiği üzere davacı, sadece İşkur'un 07.06.2021 tarihli işsizlik ödeneğinin ödenmemesi kararının iptali için dava açmış olup bu dava bir tespit davasıdır. Öncelikle burada davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Davacı ile davalı Şirket arasında düzenlenen 20.04.2021 tarihli arabuluculuk tutanağının incelenmesinde; davacıya 8.125,427 TL kıdem tazminatı, 19.617,09 TL ihbar tazminatı, 4.953,41 TL yıllık izin ücreti, 6.195,90 TL aylık ücret ile 362,22 TL asgari geçim indirimi alacağı ödemesinin yapılacağı kararlaştırılmış; ancak arabuluculuk tutanağının başında davacının istifa ederek işten ayrıldığı belirtilmiştir. Davacının işsizlik ödeneği almak için İşkur'a başvurması sonucunda ise davacının istifa ederek iş sözleşmesini sonlandırdığı, bu nedenle işsizlik ödeneği ödenemeyeceği bildirilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesinin kararı ile; davacının işsizlik ödeneğinin tahsiline ilişkin doğrudan eda davası açma imkânı bulunduğu, bu nedenle tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak davacı ile davalı Şirket arasında düzenlenen arabuluculuk belgesinin incelenmesinde davacıya kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının ödendiği açıktır. Yani davacının bu alacakların ödenmesi ya da arabuluculuk tutanağının iptali için bir dava açmadığı açıktır. Davalı Şirketin bu ödemeyi iyi niyetle yaptığı iddiasında bulunması, davacı kıdeminde bir işçinin istifa dilekçesi vererek işten ayrılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının açmış olduğu tespit davası ile işsizlik ödeneğine ulaşma imkânı varken bu davanın sadece hukuki yarar yokluğundan reddedilip davacının yeniden bir alacak davası açmaya zorlanmasının ihtilafların az giderle ve çabuklukla çözülmesi ilkesine uygun olmadığı kanaatindeyim. Dosyamızda dava tarihi 05.08.2021 tarihidir. Bu dava ile davacının işsizlik ödeneğine kavuşma imkânı varken yeniden dava açılmaya zorlanması davacının alacağına geç kavuşmasına neden olacak ayrıca yargılama giderlerinin yüksekliği ve davacının işçi olduğu gözetildiğinde mağduriyetine neden olacaktır. Kaldı ki SGK’nın 11.03.2025 tarihli ve 2025/8 sayılı Genelgesi ile de bu belgenin alınması hâlinde tarafların kurumlara müracaatı üzerine mahkeme veya arabuluculuk kararına uygun olarak işten ayrılış kodunun düzeltileceği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının dosyanın geçirdiği safahat göz önüne alındığında tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu, ihtilafı çözmeye ilişkin açılmış bir dava mevcut olup tespit davalarının özelliği gereği ihtilafın en az giderle ve çabuklukla çözümlenmesi gerektiği, dava açma tarihinin 05.08.2021 tarihi olup davacının yeniden aynı sonucu elde edecek şekilde bir eda davası açmaya zorlanmasının yargılamayı uzatacağı görüşünde olduğumuzdan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle Çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.