9. Hukuk Dairesi 2025/9869 E. , 2026/439 K. "" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1639 E., 2025/2279 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/247 E., 2025/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai karar…
9. Hukuk Dairesi 2025/9869 E. , 2026/439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1639 E., 2025/2279 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/247 E., 2025/120 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 34.299,43 TL olup belirtilen miktar, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 41.530,00 TL’nin altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.12.2006 tarihinde davalı bünyesinde aşçı olarak çalışmaya başladığını, 12.05.2017 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdirdiğini, yılda 6 ay belediye işçisi 6 ay Şirket işçisi olarak gösterildiğini, Belediyede çalıştığı dönemde 3.630,45 TL ücret aldığını, Şirket çalışanı olarak gösterildiği dönemde asgari ücret aldığını, Şirket çalışanı olarak gösterildiği dönemde ücretinin eksik ödendiğini, aylık ücret farkı alacağı bulunduğunu, davacı emekli olduğunda Belediye işçisi olarak gösterildiği döneme ilişkin yıllık izin haklarının ödendiğini, diğer izin alacaklarının ödenmediğini, diğer işçilik alacaklarının da ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin, ikramiye farkı, ücret farkı, genel tatil, aile yardımı, giyim yardımı, çocuk yardımı, yakacak yardımı, yemek yardımı, fazla çalışma, hafta tatili, eğitim yardımı, yol yardımı, asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının geçici işçi statüsünde çalıştığını, davacının Belediyede çalıştığı döneme ilişkin alacakların kendisine ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma ilâmında da belirtildiği üzere davacının yılın 6 ayında davalı ... bünyesinde geçici işçi olarak, yılın 6 ayında ise davalı Belediyeden ihale ile hizmet satın alan dava dışı yüklenici Şirketlerin işçisi olarak çalıştığı, davalı ... ile dava dışı yüklenici Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı, dolayısıyla davacının davalı Belediyede geçici işçi olarak çalıştığı dönemlerde Belediyenin tâbi olduğu toplu iş sözleşmesinden, dava dışı yüklenici Şirketlerde çalıştığı dönemlerde ise bu Şirketlerin tâbi olduğu toplu iş sözleşmesinden faydalanması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği, dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazandığı, hesaplanan rakamdan ödenen rakam mahsup edildiğinde bakiye kıdem tazminatı alacağı olduğu, taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu, yıllık izin alacağı bakımından; davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığı yada karşılığı ücretin ödendiğinin ispat yükü davalı işverende olup, davalı işveren tarafından yıllık izinlerin tamamının kullandırıldığı yada karşılığının ödendiği ispatlanamadığından, yıllık izine ilişkin ödemelerin mahsup edildiği, sonuç olarak bakiye yıllık izin alacağının olduğu, genel tatil alacağı bakımından; tanık beyanlarından davacının genel tatil günlerinde çalıştığının anlaşıldığı, hesaplama yapılırken zamanaşımı def'ine göre ve tanık beyanlarına dayanıldığından %30 indirim uygulanarak hesaplama yapıldığı, sonuç olarak bakiye genel tatil alacağının olduğu diğer ücret alacakları ile toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan taleplerin ise ödendiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin tüm dönem boyunca 6 ay Belediye işçisi, 6 ay Şirket işçisi olarak gösterildiğini, aynı yerde aynı işi kesintisiz yapmaya devam ettiğini, b. Davalı Belediyenin asıl amacının işçiye 6 aylık dönemlerde istihdam sağlamak değil, aksine ucuz işçi temin etmek olduğunu, c. Toplu iş sözleşmeleri celp edilmeden hüküm tesisinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümlerine göre çalışan işçinin asıl işveren işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı, alt işverende geçen süreye ilişkin işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.