T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/12/2021 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:06/12/2021 DAVANIN KONUSU:Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı ile davalı şirket arasında 01.12.2016 tarihinde 2017 yılı yaz sezonunu kapsayan ... Anlaşması yapıldığını, ... numaralı Ülkemize Turist Getiren (A) Grubu Seyahat Acentalarına Destek Sağlanması Hakkında Kararın Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ'e göre uçakla getirmiş oldukları belli turiste karşılık Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca ödemeler yapıldığını, bu tür alacakları yurt dışı A grubu seyahat acentalarının (yani tur operatörleri) da ... Acentası üzerinden aldığını, tüm ihtarlarına rağmen davalı tarafça bu hususta bir ödemeye yanaşılmadığından söz konusu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL'nin faizi ile birlikte, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; taraflar arasında 01.12.2016 tarihli sözleşme bulunduğunu, ancak bu sözleşmenin İngilizce hazırlanıp imzalanmış bir sözleşme olduğunu, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun'un 1. maddesi gereğince Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseselerin Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmaya mecbur olduklarını, Türkçe olmayan bir sözleşmenin Türk şirketi olan davalı şirketi bağlamayacağını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 223. maddesinde "Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf, tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır." hükmüne yer verildiğini, davacının bu belgenin tercümesini süresinde sunmadığını, bu nedenle delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini, 01.12.2016 tarihli sözleşmenin kabulü anlamına gelmemekle beraber aynı sözleşmenin 9. maddesinde sözleşmeye uygulanacak hukuk ve mahkemelerin Polonya Hukuku ve Polonya Mahkemeleri olarak tespit edildiğini, husumet ve görev itirazında bulunduklarını, davacının davasını ... numaralı tebliğe dayandırdığını ancak bu tebliğin amacının 16/4/2003 tarihli ve 4848 sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun çerçevesinde turizm sektörünün uluslararası rekabet gücünün korunmasını teminen, havayolu ile ülkemize turist getiren (A) grubu seyahat acentalarına sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğunu, bu Tebliğ kapsamındaki destekten en az 100 yolcusu bulunan bir uçak ile Antalya Gazipaşa-Alanya, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Milas- Bodrum, İzmir Adnan Menderes, Kütahya Zafer, Trabzon, Denizli Çardak, Isparta Süleyman Demirel, Eskişehir Hasan Polatkan, Ordu Giresun, Samsun Çarşamba ve Erzurum havalimanlarına tarifeli ve tarifesiz (charter), İstanbul Sabiha Gökçen havalimanına ise tarifesiz (charter), İran’dan (a) bendinde belirtilen havalimanlarına ulaşmak üzere Türkiye’deki diğer havalimanları üzerinden gerçekleştirilen kapalı grup uçak seferi ile ülkemize tek başına veya birlikte turist getiren seyahat acentalarının yararlandırılacağını, destek verilecek dönem ve ödeme miktarının ise 1/1/2017 saat 00.00 (dahil)–31/12/2017 saat 23.59 (dahil) arasında iniş saatleri esas alınarak, 2 nci maddede belirtildiği şekilde tarifeli ve tarifesiz (charter) turistik uçak seferleriyle turist getiren seyahat acentalarına uçak seferi başına 6.000 ABD Doları destek sağlandığını, 200 ve daha fazla koltuk sayısına sahip uçaklarla yapılan tarifesiz (charter) uçak seferlerinde en az 150 yolcu getirmek kaydıyla birinci fıkrada yer alan destek tutarı %30 oranında artırılarak uygulandığını, bir uçakta, bir veya birden fazla seyahat acentası tarafından getirilen turistin bulunması halinde, her bir seyahat acentasına verilecek destek tutarının, o seyahat acentasının getirdiği yolcuların uçaktaki toplam yolculara oranı esas alınarak hesaplandığını, belirtilen dönemler içerisinde yolcuları tek bir seyahat acentası tarafından getirilen seferlere ilişkin taleplerin öncelikle sonuçlandırılacağını, bu hükümler karşısında davacının müvekkili şirketten nasıl bir talebi olduğunun anlaşılamadığını, davacının A grubu seyahat acentesi ile tur operatörü kavramını aynı gibi gösterme çabasında olduğunu, ancak ikisinin birbirinden farklı kavramlar olduğunu, zira A grubu seyahat acentesi olabilmek için 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu uyarınca gerekli şartları yerine getirmek ve yine aynı kanun uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan A grubu seyahat acentesi belgesi alması gerektiğini, davacının tur operatörü olduğunu, müvekkilinin ise A gurubu seyahat acentesi olduğunu, tur operatörünün seyahate çıkıştan geri dönüşe kadar seyahati, konaklamayı, yeme-içmeyi, eğlenceyi, rehberlik hizmetlerini, şehir turlarını da içeren bir paket tur hazırlayan ve bu turları doğrudan veya seyahat acentaları aracılığıyla satan kuruluşlar olduğunu, dolayısıyla Polanya'da tur operatörlüğü faaliyetinde bulunan yani Polonya'da tur satışı yapan davacının huzurdaki davayı neden müvekkiline yönelttiğinin anlaşılamadığını, davacının Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belgeli A grubu seyahat acentası olduğunu iddia ediyorsa bunu ispatlaması gerektiğini, Bakanlık nezdinde bir alacağı olduğunu iddia ediyorsa davasını Bakanlığa yöneltmesi gerektiğini, davacının müvekkili şirkete ulaşmış ihtarı bulunmadığını, davacının delilleri arasında bulunan 01.12.2016 tarihli yer hizmetleri sözleşmesinin 2. maddesinde müvekkili ile davacının çalışma şeklinin kararlaştırıldığını, bu madde kapsamında rezervasyon, transfer,ekstra tur satışı, müşteri şikayetlerinin çözümlenmesi gibi konularda müvekkili şirketin davacıya hizmet sunmakta olduğunu, bu sözleşme kapsamında da müvekkili şirketin Bakanlık tarafından verilen bir desteği davacıya ödemesinin söz konusu olamayacağını, kaldı ki müvekkili nezdinde davacıya ödenmek üzere Bakanlık tarafından müvekkiline ödenen bir tutar da bulunmadığını, davacının davasını belirsiz alacak davası ve kısmi dava olarak açamayacağını, zira iddia ettiği alacak miktarını tebliğdeki usullere göre hesaplayıp bilebilecek durumda olduğunu beyanla davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "Davacı .... Şirketinin tur operatörü olduğu yasa kapsamına göre ülkemizde tur operatörlüğünün iş ve işlevlerini A grubu seyahat acentaları üstlendiğinden davacının A grubu seyahat acentası olarak kabul edilmesi gerektiği bu sebeple davacı şirketin ... numaralı "Ülkemize Turist Getiren ( A) Grubu Seyahat Acentalarına Destek Sağlanması Hakkında Kararın Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ" kapsamında olduğu, ... numaralı Ülkemize Turist Getiren ( A) Grubu Seyahat Acentalarına Destek Sağlanması Hakkında Kararın Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında Bakanlıkça davalı tarafa yapılan ödemelerden sübvanse ödemelerinden dolayı taraflar arasında akdedilen 10.08.2017 tarihli ek sözleşme kapsamında davacı tarafın davalı taraftan 2.545.263,75 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 2.545.263,75 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların tacir olması nedeniyle aralarındaki yetki sözleşmesinin HMK'nın 17. maddesi uyarınca münhasır yetki sözleşmesi olduğunu, sözleşme uyarınca Polonya mahkemelerinin yetkili kılındığını, mahkemenin bu münhasır yetki itirazını hatalı değerlendirerek reddettiğini, mahkemenin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi (iyiniyet) gerekçesiyle yetki itirazını reddederken emsal gösterdiği Yargıtay kararını da tacirler arasındaki sözleşme niteliğini dikkate almaksızın yanlış yorumladığını, davaya dayanak yapılan sözleşmenin Türk Mahkemeleri'ne (Devlete) ibraz edilmesine rağmen yabancı dilde hazırlandığından geçersiz olduğunu, davacının tur operatörü olmasına ve 1618 Sayılı Kanun gereği A grubu seyahat acentası belgesi sunamamasına rağmen mahkemenin bu husumete ve göreve ilişkin itirazları hiç değerlendirmediğini, davanın kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zira davacının alacak miktarını hesaplayabilecek durumda olduğunu, Mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket ederek dava dilekçesinde delil olarak gösterilmeyen ve yeminli çevirisi yapılmayan bir belgeye dayanarak hüküm kurduğunu, esasa ilişkin olarak ise davaya konu ... sayılı destek tebliğinin sadece Türkiye'de kurulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belgeli A grubu seyahat acentalarını kapsadığını, davacının bu belgeye sahip olmadığını, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin Bakanlık desteği ödemesini kapsamadığını ve müvekkili şirkete bu amaçla Bakanlıkça herhangi bir ödeme yapılmadığını, mahkemenin davacıyı yasal dayanak olmaksızın hatalı bir değerlendirme ile A grubu seyahat acentesi olarak kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; turist taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacak davasıdır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, turist taşımasından kaynaklanmakta olup, davacının Polonya uyruklu olması nedeniyle sözleşmenin yabancılık unsuru taşıdığı ve sözleşmede yetki düzenlemesi yapıldığı taraflar arasında çekişmesizdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.05.2000 tarihli ... E. ve ... K. sayılı kararında belirtildiği üzere münhasır yetki ve kamu düzeninin söz konusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.05.1984 tarihli ... E. ve ... K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere iyiniyet kuralları yetki konusunda da uygulama yeri bulur. Somut olayda; yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruk taşıyan davacı, Türk uyruklu bulunan davalının ikametgahı mahkemesinde dava açtığından, kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Polonya Mahkemeleri'nin yetkili bulunduğu yolundaki yetki itirazı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz. (Bknz. aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2019 tarihli 2017/1529 Esas 2019/487 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle davalının yetki itirazı yerinde görülmemiş olup uyuşmazlığın esasına girilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili davaya dayanak yapılan sözleşmenin Türk Mahkemeleri'ne (Devlete) ibraz edilmesine rağmen yabancı dilde hazırlandığından geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; dava konusu sözleşmenin tarafı olan davalının Türkiye Cumhuriyeti, davacının ise Polonya tabiiyetinde olduğu, sözleşmenin ise İngilizce dilinde düzenlendiği, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un 1. ve 4. Maddeleri uyarınca sözleşmenin taraflarının Türk şirketleri olması durumunda sözleşmenin yabancı dilde yapılamayacağı, somut uyuşmazlıkta ise taraflardan birisi Türk şirketi iken diğerinin yabancı uyruklu bir şirket olduğu, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkında Kanun'un 2. maddesine göre ise taraflardan birisi yabancı olan ve diğer tarafı Türk olan şirketlerin sadece Devlete ibraz zorunda oldukları evrak ve defterlerine ilişkin sözleşmenin Türkçe yapılma zorunluluğunun bulunduğu, dava konusu olayda taraflardan birisinin yabancı olduğu bir durum söz konusu olsa da taraflar arasındaki sözleşmenin devlete ibrazına dair bir anlaşma yer almadığı için Türkçe yapılması zorunluluğunun da bulunmadığı anlaşılmış olmakla davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekili davanın kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını ileri sürmüş ise de; davanın HMK'nın 109. maddesi uyarınca kısmi dava olarak açıldığı ve bilirkişi raporu alındıktan sonra harcı da yatırılmak suretiyle dava değerinin usulüne uygun olarak ıslah edildiği, davanın kısmi dava olarak açılmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları yerinde değildir. Yine davalı vekili Mahkemenin taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket ederek dava dilekçesinde delil olarak gösterilmeyen ve yeminli çevirisi yapılmayan bir belgeye dayanarak hüküm kurduğunu ileri sürmüş ise de; davacının dava dilekçesinde taraflar arasında yapılan sözleşmeyi delil olarak gösterdiği, 10.08.2017 tarihli sözleşmenin de 01.12.2016 tarihli ana sözleşmenin eki niteliğinde olduğu, davacı tarafça 04.07.2016 tarihli delil listesiyle birlikte 10.08.2017 tarihli sözleşmenin ve çevirisinin Yerel Mahkeme tarafından 20.06.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında verilen iki haftalık süre içerisinde dosyaya sunulduğu anlaşılmış olmakla davalı vekilinin bu yönü kapsayan istinaf itirazları da yerinde değildir. Davalı vekili esasa ilişkin olarak ise; davaya konu ... sayılı destek tebliğinin sadece Türkiye'de kurulu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan belgeli A grubu seyahat acentalarını kapsadığını, davacının bu belgeye sahip olmadığını, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin Bakanlık desteği ödemesini kapsamadığını ve müvekkili şirkete bu amaçla Bakanlıkça herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürmüş ise de; davalı tarafın bizzat kendisinin de beyan ettiği üzere A grubu seyahat acentası olduğu, davacının ise yurt dışı tur şirketi olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile ... numaralı Ülkemize Turist Getiren (A) Grubu Seyahat Acentalarına Destek Sağlanması Hakkında Kararın Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ'e göre Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınacak ödemelerin davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dosya kapsamında alınan denetime elverişli bilirkişi raporunda davalı tarafça Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan ve davacıya ödenmesi gereken destek ödemesi miktarının usulünce hesaplandığı görülmekle davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davalının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 173.866,96-TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 43.476,74-TL harcın mahsubu ile bakiye 130.390,22-TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktar itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/12/2025 ...