T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/252 Esas KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/12/2025 NUMARASI : 2025/539 Esas, 2025/957 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GER…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/252 Esas KARAR NO : 2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/12/2025 NUMARASI : 2025/539 Esas, 2025/957 Karar DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 12/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı, müvekkili şirketle 11-14 Kasım 2023 tarihleri arasında düzenlenen ...Fuarı’na katılım sözleşmesi ve reklam sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeyle ödemeyi taahhüt ettiği reklam sözleşmesi bedelini bugüne kadar ödemediğini, müvekkili alacağı için yapılan icra takibi de davalının itirazı üzerine durduğunu, davalının itirazı haksız olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; öncelikle davalının itirazının iptaline, haksız itiraz nedeniyle müvekkili lehine %20’dan aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile imzalanan sözleşme davacının sözleşmenin imzalanması anında verdiği taahhütleri yerine getirmemesi sebebiyle hükümsüz olduğunu, sözleşmenin akdedilmesinden önce müvekkili tarafından davacıya fuardaki yerin değiştirilmesi ancak bu şekilde fuara katılım sağlanacağı ifade edildiğini, davacının, müvekkili şirketin bu talebini kabul ettiğini, fuara yönelik iptallerin olduğunu, müvekkili şirketin fuarın orta alanından bir yere yerleştirileceği belirttiğini, ancak fuar hazırlıkları sürecinde müvekkili şirket tarafından davacı ile her görüşüldüğünde davacı şirket tarafından müspet bir yaklaşım sergilenmesine rağmen müvekkili şirkete taahhüt edilen yerden bölüm tahsisi yapılmadığını, taraflar arasında gerçekleştirilen tüm görüşmelere rağmen davacı tarafından taahhüt edilen alan tahsisi gerçekleştirilmediğinden müvekkili tarafından fuar katılım ücreti ödenmediğini ve fuara katılım da sağlanmadığını, davacının, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirmiş olduğu diğer nedenlerle; öncelikle, beliritlen usuli gerekçelerden dolayı davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız, "maddi ve hukuki" olgu ve dayanaklardan yoksun, kötü niyetli şekilde ikame edilen davanın esastan reddine, davacı yanın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşmenin 6.5. Maddesinde; "iş bu sözleşme imza tarihinden itibaren geçerli olup, sözleşmenin yürürlüğe girmesi sözleşmede belirtilen oranda " Katılım Peşinatı Ödemesinin" sözleşme imzasını takip eden 15 gün içerisinde nakit, kredi kartı veya vadesi belirlenen süreyi aşmayan çek ile gerçekleşmesi şartına bağladır" şeklinde düzenlemesi bulunduğu, bu halde sözleşmenin yürürlüğe girmesinin katılım peşinatı şartına bağlandığı, bu düzenlemenin Türk Borçlar Kanunu madde 170 hükmü uyarınca geciktirici şart niteliğinde olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşmenin, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade edeceği, taraflar arasında kurulduğu ileri sürülen sözleşmenin yazılı şekil şartına tabi olmadığı, bu nedenle taraflar arasında esasa ilişkin sözleşmesel bir ilişkinin bulunup bulunmadığından ari olarak yetki sözleşmesine ilişkin değerlendirme yapmak gerektiği, bu kapsamda somut olayda geciktirici şartın gerçekleşmediği (katılım peşinatı ödemesinin yapılmadığı) hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, yetki sözleşmesinin esasen usul hukukuna ilişkin bir sözleşme niteliğinde olsa da yetki sözleşmelerine de Borçlar Hukukuna ilişkin ilke ve kuralların uygulanacağı, bu açıklamalar ışığında gerek yukarıda açıklandığı üzere esas sözleşmenin içine dercedilmiş yetki düzenlemesinin o sözleşmenin bir hükmü olması, gerekse tarafların sözleşmenin 6.5. Maddesindeki düzenlemede yetkiye ilişkin düzenlemeyi hariç tutmamış olması birlikte değerlendirildiğinde, geciktirici şart gerçekleşmediğinden sözleşmenin 6.5. Maddesinde düzenlenen yetki şartı (sözleşmesi) askıda olup, henüz yürürlüğe girmediği, bu nedenle yetki sözleşmesine göre yetkili icra dairesinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, bu durumda genel yetki kurallarına göre değerlendirme yapılması gerektiği, eldeki davada; HMK md. 6 uyarınca davalının yerleşim yeri icra dairesi ile dava konusu alacak para borcuna ilişkin olup TBK'nın 89. Maddesi uyarınca para borcunun götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ifa zamanındaki yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğu, birden fazla icra dairesinin yetkili olduğu durumlarda alacaklının yetkili icra dairelerinden birinde takip başlatmakta seçimlik hakka sahip olduğu, davacının takip alacaklısının bu hakkı yanlış kullanması halinde seçim hakkının davalı takip borçlusuna geçeceği, somut olayda davacının yerleşim yerinin Büyükçekmece/İstanbul, davalının yerleşim yerinin ise Pendik/İstanbul olduğu, her iki taraf yönünden de İstanbul İcra Daireleri yetkili olmadığı, bu halde yetkili icra dairesini seçme hakkının davacı tarafça yanlış kullanıldığından bu hakkın davalıya geçtiği, davalının kendi yerleşim yeri icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürmekle bu hakkını doğru kullandığı, bu halde yetkili icra dairesinde başlatılan bir takipten söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, davalının makul bir gerekçe göstermeksizin, müvekkili ile iletişime geçmeden ve başvuruda bulunmadan, bilgi vermeden fuara katılım göstermediğini ve buna binaen sözleşme bedelini ödemediğini, sözleşmede fesih usullerinin sınırlı şekilde sayıldığını, kimsenin kendi kusurundan faydalanamayacağını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının TBK'nın 175. maddesine aykırı olduğunu, koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilirken yalnızca fiili durumla yetinilmesinin mümkün olmadığını, koşulun neden gerçekleşmediği ve bu durumun araştırılması gerektiğini, ancak yerel mahkemece böyle bir inceleme yapılmadığını ve salt ödeme yapılmadığı olgusuna dayanarak hüküm kurulduğunu, oysa yerel mahkemece koşulun niçin gerçeklemediğinin ve koşulun gerçekleşmemesinde davalının dürüstlük kuralına aykırı davranışının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu şekilde sözleşmenin yürürlüğe girdiği ve dolayısıyla yetki sözleşmesinin de geçerli olduğunun ortaya çıkacacağını ve esasa ilişkin incelemeyle de haklı davanın ispat edilmiş olacağını, geciktirici koşulun gerçekleşmemesinin müvekkilinin kusuruna dayandığının ispat edilemediğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fuar katılım sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul 14. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile 181.096,28-TL asıl alacak, 84.390,87-TL işlemiş faiz olmak üzere, toplam 265.487,15-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının borca ve icra dairesinin yetkisine itirazı üzerine takibin durduğu, hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali amacıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davalarında takibin yetkili icra dairesinde başlatılması özel dava şartıdır. Davalı takip borçlusu yetki itirazında İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş, davacı ise taraflar arasındaki sözleşmenin 6.13. Maddesi uyarınca takip başlatılan İstanbul İcra dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüştür. Taraflar arasında imzalanan 12.05.2023 tarihli katılımcı kira sözleşmesinin 6.13. Maddesinde uyuşmazlıkların İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinde çözümleneceği kararlaştırılmıştır. HMK 17. Maddesine göre, tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla Mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu Mahkemelerde açılır. Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 6.13 maddesinde de taraflar arasındaki uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki yetki anlaşmasında gösterilen mahkeme, münhasır yetkili mahkeme olarak belirlenmiş, icra takibi taraflar arasındaki yetki sözlemesinde belirlenen İstanbul İcra Dairelerinde başlatılmıştır. Bu durumda mahkemece işin esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/539 Esas, 2025/957 Karar sayılı ve 24/12/2025 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.12/03/2026