T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/79 KARAR NO : 2026/361 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2020/357 Esas, 2021/678 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 16/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/79 KARAR NO : 2026/361 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/09/2021 NUMARASI : 2020/357 Esas, 2021/678 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 16/03/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili; Müvekkilinin mobilya işleriyle iştigal ettiğini, davalının merkez ofisine 5 adet kapı imalat ve montaj yaptığını, iş bedeli olarak 05.12.2019 tarihli ... seri nolu 15.340,00 TL miktarlı faturayı tanzim ederek davalı borçluya tebliğ ettiğini, davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine borçlu davalı aleyhine İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, borçlunun icra dosyasında talep edilen alacağın tamamına itiraz ettiğini, müvekkilinin faturaya konu edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, fatura ve muhteviyatının borçlu davalı tarafından itiraza uğramadığını, ticari defter ve kayıtları incelendiğinde bu hususun ortaya çıkacağını belirterek, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; Davacının iddiaların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava ve takip konusu alacağın dayanağını oluşturan fatura ve fatura içeriğine itiraz ettiğini, takip alacaklısı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir alışveriş veya sözleşme olmadığını, takip alacaklısını tanımadığını, müvekkilinin davacı tarafa her hangi bir iş yaptırmadığını, kayıtlarında böyle bir faturanın bulunmadığını belirterek, davanın reddini ve davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece; (Hükme esas alınan 19/08/2021 tarihli mali müşavir bilirkişi ek raporu dayanak yapılarak) Tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre aralarında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın incelenen defter ve kayıtlarına göre cari hesap alacağının 25.606,00 TL olduğu, ancak davalı tarafın cari hesaplarıyla örtüşmediği, davacı tarafın davalı taraf adına düzenlediği dava ve takip konusu faturanın davalı taraf defter ve kayıtlarında yer almadığı, davalı tarafın ödemelerinden sonra davacının bakiye alacak miktarının 15.812,00 TL olduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafa borçlu olmadığı, davalı tarafından form BA beyanında davacı tarafından davalı adına düzenlenen davaya ve takibe konu faturanın vergi dairesine bildirilmediği, davaya ve takibe konu fatura ve fatura muhteviyatı malların/ürünlerin davalı tarafa verildiğinin/teslim edildiğinin davacı tarafından ispat edilemediği, takibin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın reddine ve takibin haksız olduğu anlaşılmakla asıl alacak miktarı 15.340,00 TL'nin % 20'si olan 3.068,00 TL'nin kötü niyet tazminatı olarak davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında; 1-)Dava dilekçesindeki beyan ve iddialarını tekrar etmiş, 2-)Müvekkilinin fatura konusu imalat ve montaj işlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, bu işlere karşılık düzenlenen faturanın davalıya tebliğ edildiğini, davalının faturayı usulüne uygun şekilde iade etmediğini ve ticari defterlerine kaydetmediğini, buna karşılık davacı tarafın ticari defterlerinde söz konusu alacağın kayıtlı olduğunu, davalının faturayı kendi defterlerine işlememiş olmasının sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceğini, 3-)Davalının faturaya süresi içinde itiraz etmediğini ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının davacı lehine delil teşkil ettiğini, buna rağmen yerel mahkemece tamamlayıcı yemin ve keşif taleplerinin reddedildiğini, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, 4-)Ticari defter kayıtları dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, 5-)Mahkemece davanın reddi yanında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazda taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını ve alışveriş yapılmadığını ileri sürdüğünü, ancak yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun ortaya konulduğunu, davalının müvekkilin icra takibinde kötüniyetli olduğunu gösterir herhangi bir delil ortaya koyamadığını, taraflar arasında daha önce ödenmiş faturalar bulunduğunu ancak bunların dava konusu alacakla aynı olmadığını, bu nedenle müvekkilin kötüniyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kararının bu yönüyle Anayasa’da güvence altına alınan hak arama özgürlüğünü ihlal eder nitelikte olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Dava, davacı tarafından, davalının merkez ofisine yapıldığı iddia edilen 5 adet kapı imalat ve mantajına ilişkin 05.12.2019 tarihli ... seri nolu 15.340,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak iş bedeli alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalı tarafça, sözleşme ilişkisi inkar edilmiş, davacıya her hangi bir iş yaptırılmadığı belirtilerek davanın reddi istenmiştir.İddia, savunma, Mahkeme kararı ve istinaf sebeplerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir eser sözleşmesi ilişkisi bulunup bulunmadığı, takibe ve davaya konu faturanın ve fatura muhteviyatının davalı tarafa teslim ve tebliğ edilip edilmediği, alacağın miktarı, faiz ve oranı, takip öncesi temerrüt şartları ile kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir. Kural olarak eser sözleşmesi ilişkisinin kurulması herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp, tarafların "icap" ve "kabul" iradelerinin birleşmesiyle sözleşme ilişkisi kurulur. Şekil şartı, sözleşmenin geçerlilik şartı olmayıp, ispat şartıdır. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 25/09/2018 tarih,2018/3698 Esas, 2018/3394 karar sayılı kararı) 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davalı tarafça, davaya konu fatura bakımından sözleşme ilişkisi inkar edildiğinden, öncelikle davalı ile böyle bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun davacı tarafça ispatlanması gerektiği, davacı vekilinin de istinafında belirttiği üzere, taraf defterlerindeki diğer fatura ve ödeme kayıtlarının davaya konu faturaya ve içeriğine ilişkin olmadıkları, takipte cari hesaba dayalı bir talep de bulunmadığı, sadece takibe konu fatura bedelinin tahsilinin talep edildiği, davalının diğer ödemelerden ve cari hesaptan kaynaklı bir mahsup talebi de olmadığı, Mali müşavir bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının davaya konu faturayı davalıya tebliğ ettiğini ispat edemediği gibi, bu faturanın davalı defterlerinde de kayıtlı olmadığı, ayrıca davalı tarafından BA formuyla vergi dairesine de bildirilmediği, davalı defterlerindeki başkaca 2 adet faturaya ilişkin kayıtların tek başına dava konusu faturaya dair iddia edilen sözleşme ilişkisini ispata yeterli olmadığı, istinaf dilekçesinde bahsedilen tamamlayıcı yemin diye bir müessesinin 6100 sayılı HMK'da bulunmadığı, yemin kesin delilinin kullanılmak istendiğine dair bir istinaf itirazının ise mevcut olmadığı, buna göre, davacı tarafça davalı ile kurulduğu iddia edilen davaya konu sözleşme ilişkisinin HMK'nın 200/1. Maddesi kapsamında yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Ancak, her ne kadar ilk derece mahkemesince, sadece hükümde takibin haksız olduğu belirtilerek davacı aleyhine kötü niyet tazminatına da hükmedilmiş ise de, tarafların ticari defterlerindeki diğer fatura kayıtlarına göre aralarında başkaca faturalara dair bir ticari ilişkinin mevcut olması göz önünde bulundurulduğunda, davacının takipte kötü niyetli olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususa dair hiç bir gerekçeye yazmadan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin sadece kötü niyet tazminatı bakımından kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin usülden KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/09/2021 tarih ve 2020/357 Esas, 2021/678 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 185,27 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 546,73 TL harcın davacıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 15.812,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 32,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 194,10-TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.