T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/45 Esas KARAR NO : 2026/271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 07/10/2025 NUMARASI : 2024/432 Esas, 2025/616 Karar DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekç…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/45 Esas KARAR NO : 2026/271 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 07/10/2025 NUMARASI : 2024/432 Esas, 2025/616 Karar DAVA: ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 19/02/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin mali müşavirlik şirketi olup, taraflar arasında 27/06/2016 tarihinden 30/06/2017 tarihine kadar geçerli olmak üzere mali müşavirlik hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme kapsamında davalıya ön muhasebe hizmetleri, muhasebe hizmetleri, ücret bordosu düzenleme hizmetleri ve raporlama destek hizmetlerinden oluşan hizmetlerin verilmeye başlandığını, sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca; sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 30 gün önce taraflardan birinin sözleşmenin feshini ihbar etmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden bir yıllık süre ile uzayacağını, davalı şirketin süre geçtikten sonra, 16/06/2017 tarihli ihtarname ile hiçbir gerekçe göstermeden sözleşmeyi feshettiğini, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca sözleşmenin iş sahibince feshi halinde, meslek mensubunun ücretinin tamamen ödenmesi gerektiğini, buna göre sözleşme bir yıl daha uzayacağından, 12 aylık ön muhasebe hizmet bedeli 39.000,00 USD, muhasebe hizmet bedeli 12.000,00 USD, ücret bordrosu düzenleme hizmeti 1.200,00 USD ve raporlama destek hizmeti 9.000,00 USD olmak üzere toplam 61.200,00 USD alacağın davalıdan tahsili gerektiğini; sözleşmenin 4.4 bendi uyarınca iş hacimlerinde meydana gelebilecek herhangi bir artış halinde ücretlerin tekrar görüşülmesi hakkı tanındığını, sözleşmenin 4.d ve 6 maddesi hükümlerine göre fazla mesai ücretinin ve bu hizmetin yerine getirilmesi sırasında müvekkili firma personeli tarafından yapılan masrafların davalı işsahibi tarafından karşılanacağını, bu nedenle fazla mesai ücretlerine karşılık düzenledikleri 39.615,60 TL bedelli fatura ile haziran ayına ait 198,00 TL fatura bedellerinin davalıdan tahsili gerektiğini; ayrıca sözleşmede ücretin döviz cinsinden kararlaştırıldığını, döviz tutarının Merkez Bankası Döviz Satış Kuru kullanılarak Türk Lirasına çevrileceğini, ancak hizmet süresince düzenledikleri faturaların sistemsel hatadan dolayı eksik miktarlı düzenlendiğini, bu nedenle eksik kur farkından kaynaklı 10.829,14 TL alacaklarının ödenmesi gerektiğini; yine davalının yapılacak vergi incelemesi nedeniyle müvekkili şirketten destek talebinde bulunduğunu, verilen bu hizmet karşılığında düzenledikleri 16.426,76 TL vergi incelemesi destek hizmeti faturasının da ödenmediğini ileri sürerek 12 aylık toplam 61.200,00 USD hizmet bedelinin dava tarihinden işleyecek merkez bankası azami mevduat faizi ile birlikte, mesai ücretlerine karşılık 39.615,60 TL'nin, haziran ayına ait ulaşım masrafı 198,00 TL'nin, kur farkından kaynaklı 10.829,14 TL'nin ve vergi incelemesi destek hizmeti 16.426,76 TL'nin fatura tarihinden itibaren ticari avans faizinden düşük olmamak üzere işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevabında; davada yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 30 gün önce sözleşmenin feshinin ihbar edilmemesi halinde sözleşmenin kendiliğinden bir yıl uzayacağına dair hükmün geçersiz olduğunu, zira yeni sözleşmenin hangi tarihten başlayacağı, hangi hizmetlerin verileceği, sözleşme şartları ve en önemlisi ücretin belirli olmadığını, taraflar arasında ilişkiyi belirleyen, şart ve koşulları düzenleyen yeni bir sözleşme bulunmadığını, oysa Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca ücret sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve belli bir meblağı kapsamasının sözleşmenin şartı olduğunu; sözleşmenin feshi ihbarının yazılı olmasının geçerlilik şartı olmadığını, davacının sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtarnameden önce haricen öğrendiğini; Yönetmeliğin 17. maddesinin, sözleşme süresi içinde iş sahibinin haklı neden olmadan sözleşmeyi feshetmesi halinde meslek mensubunun ücretinin ödeneceğini hüküm altına alındığını, oysa müvekkilinin sadece sözleşmeyi yenilemeyeceğini ihtar ettiğinden bu maddenin müvekkili hakkında uygulanamayacağını; sözleşmenin bir yıl yenilendiğinin kabul edilmesinin, davacının hiçbir emek ve hizmet vermeden bir yıllık meblağa hak kazanması anlanıma geleceğini, Yargıtay'ın emsal kararında, TBK'nın 325 maddesi gereğince davacının çalışmayarak tasarruf ettiği dönem için hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine değinildiğini; taraflar arasındaki sözleşmenin tamamen güven ilişkisi üzerine kurulduğunu, müvekkili şirkette yapılan stok sayımında yüklü miktarda fark bulunduğunu, davacının bu hususta müvekkilini bilgilendirmediğini, bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulü gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalının sözleşmenin sona ermesinden 30 gün önce sözleşmenin feshini ihbar etmemesi nedeniyle sözleşmenin bir yıl daha uzamış sayılacağı, davalının 16/06/2017 tarihli ihtarnamesinin haklı nedenle sözleşmenin feshi şartlarını da taşımadığı, bu nedenle yenilenen sözleşme nedeniyle davacının 12 aylık dönem için ön muhasebe hizmet bedeli 39.000,00 USD ve muhasebe hizmet bedeli 12.000,00 USD talep edebileceği; sözleşmenin ilk yılında ücret bordrosu düzenleme hizmeti için sadece iki aya ilişkin fatura düzenlenip, 10 aylık süreç için fatura düzenlenmediği, raporlama hizmetine ilişkin hiç fatura fatura düzenlenmediği, bu nedenle davacının uzayan 12 aylık süreye ilişkin ücret bordrosu düzenleme hizmeti ve raporlama hizmetine yönelik alacak taleplerinin yerinde olmadığı; davacının hizmetlerine ilişkin faturalarda döviz kurlarının yanlış hesaplanması neticesinde hizmet faturalarının eksik hesaplandığı ve bu nedenle davacının eksik kur hesabından kaynaklı 10.829,14 TL talep edebileceği; vergi incelemesi destek hizmeti talebi yönünden bir kısım hizmetin verildiği kanaati bulunsa da, herhangi bir fatura düzenlenmediği, bu hizmetin sözleşme kapsamında verilen hizmetler içinde olup olmadığına ve ücretlendirilecekse ücretinin ne olacağına dair bir anlaşma bulunmadığı, bu nedenle davacının vergi incelemesi desteğinden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı; ulaşım masraflarının davalı şirket adına yapılmış masraflar olduğuna ve fazla mesai yapıldığına ve mesai sürelerinin davalı tarafından kabul edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle davacının bu yöndeki alacak taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39.000,00 USD ön muhasebe hizmetleri bedeli ile 12.000,00 USD muhasebe hizmetleri bedelinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.829,14 TL kur farkından kaynaklı eksik ödenen hizmet bedelinin 28.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ücret bordrosu düzenleme hizmeti, raporlama destek hizmeti, fazla mesai, vergi incelemesi destek hizmeti ve ulaşım masrafına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir.Karar, yasal süre içerisinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Dairemizin 2021/330 Esas, 2024/856 Karar sayılı kararı ile; " "Mahkemece, davalının sözleşmenin sona ermesinden itibaren 30 gün önce sözleşmenin feshini ihbar etmediği gerekçesiyle davacının bir yıllık ücreti talep edebileceği kabul edilmişse de, fesih tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 408 maddesi kapsamında herhangi bir inceleme yapılmamıştır.TBK 408 maddesi gereğince ” İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.“ hükmünü içermektedir. "Davacı yasal düzenleme ve sözleşme hükmü gereğince fesih tarihinden dönem sonuna kadar ücret istemekte haklıdır. Bununla birlikte sözleşmenin yerine getirilmesinden kurtulması, davacının tamamıyla başka bir iş yapmaması sonucunu vermemektedir. Çalışma gücü serbest kalan davacı yeni bir iş bulmak yoluna gidecek ve o işten sağlayacağı kazancı, davalıdan alacağı ücretten indirecektir. Burada davacının bu dönem içerisinde kazanacağı para göz önüne alınarak davalı şirkete mali müşavirlik hizmetini yapmaması nedeniyle tasarruf ettiği giderler de ücretten indirilecektir. Ayrıca davacının kazanmaktan kasten kaçındığı paralar da mahsup işlemine tabi tutulacak, böylece davacının zararın artmasına yol açacak davranışları önlenmiş olacaktır. Hal böyle olunca, mahkemece, uzman bilirkişiden de rapor alınmak suretiyle davacının aynı veya pek yakın koşullarda ne kadar süre içerisinde iş bulabileceği ve ne oranda kazanç sağlayabileceğinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken.." (Yargıtay 13. HD'nin 2016/27744 Esas 2018/3706 Karar sayılı kararı) Bu durumda, mahkemece TBK'nın 408. maddesi kapsamında inceleme yapılmadan ve bu hususta uzman bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; kararın kaldırılmasından sonra yapılan yargılama sonucunda; davalının sözleşmenin sona ermesinden 30 gün önce sözleşmenin feshini ihbar etmemesi nedeniyle sözleşmenin bir yıl daha uzamış sayılacağı, davalının 16/06/2017 tarihli ihtarnamesinin haklı nedenle sözleşmenin feshi şartlarını da taşımadığı, bu nedenle yenilenen sözleşme nedeniyle davacının 12 aylık dönem için ön muhasebe hizmet bedeli 39.000,00 USD ve muhasebe hizmet bedeli 12.000,00 USD talep edebileceği, istinaf kararı doğrultusunda bilirkişilerden TBK 408. maddesine göre rapor alındığı, buna göre davacının 01.07.2017-30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde tasarruf ettiği iş gücü temin maliyetinin 107.729,32 TL olduğu, davacının 2016-2017 yılları satışlarının içinde davalı firmaya yapılan satış oranının %10,44 olduğu, davacının 2017-2018 yılları giderler toplamı ortalaması 82.655,20 TL olup davacının uzayan sözleşme döneminde tasarruf ettiği giderlerin ise 82.655,20 TL'nin %10,44'una isabet eden 8.629,20 TL olduğu, davacının uzayan sözleşme döneminde hizmet vermeye başladığı 10 yeni müşteri olduğu, bu yeni müşterilerden 606.939,63 TL gelir elde ettiği, söz konusu gelire ilişkin hesaplamanın doğrudan davaya konu sözleşmenin feshedilmiş olmasına bağlı olmadığı, mezkur sözleşme feshedilmeseydi de, davacının bu geliri elde edebilme ihtimalinin bulunduğu, ancak giderler kapsamında yapılan oranlama gibi elde edilen gelirin %10,44' üne denk gelen 58.135,98 TL gelirin indirim konusu yapılmasının hakkaniyete uygun olacağı, bu nedenler ile davacının talep edebileceği alacak miktarından TBK'nun 408. Maddesi uyarınca indirimi yapılacak miktarların 01.07.2017-30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde davacının tasarruf ettiği iş gücü temin maliyetine ilişkin 107.729,32 TL, davacının uzayan sözleşme döneminde tasarruf ettiği giderlere ilişkin 8.629,20 TL ve davacının yeni müşterilerden elde ettiği gelire ilişkin 58.135,98 TL olmak üzere toplam 174.494,50 TL olduğu, bu bedelin dava tarihi itibarıyla uygulanması gereken Merkez Bankasınca belirlenen USD efektif satış kuru (1 USD=3,8230 TL) üzerinden USD'ye çevrilmesiyle 45.643,34 USD'ye karşılık geldiği, bu bedelin davacının talep edebileceği hesaplanan 39.000,00 USD Ön Muhasebe Hizmetleri Bedeli ve 12.000,00 USD Muhasebe Hizmetleri Bedeli toplamı olan 51.000 USD' dan mahsup edildiğinde bu alacak kalemleri toplamından talep edilebilecek miktarın 5.356,66 USD kalacağı; sözleşmenin ilk yılında ücret bordrosu düzenleme hizmeti için sadece iki aya ilişkin fatura düzenlenip, 10 aylık süreç için fatura düzenlenmediği, raporlama hizmetine ilişkin hiç fatura düzenlenmediği, bu nedenle davacının uzayan 12 aylık süreye ilişkin ücret bordrosu düzenleme hizmeti ve raporlama hizmetine yönelik alacak taleplerinin yerinde olmadığı; davacının hizmetlerine ilişkin faturalarda döviz kurlarının yanlış hesaplanması neticesinde hizmet faturalarının eksik hesaplandığı ve bu nedenle davacının eksik kur hesabından kaynaklı 10.829,14 TL talep edebileceği; vergi incelemesi destek hizmeti talebi yönünden bir kısım hizmetin verildiği kanaati bulunsa da, herhangi bir fatura düzenlenmediği, bu hizmetin sözleşme kapsamında verilen hizmetler içinde olup olmadığına ve ücretlendirilecekse ücretinin ne olacağına dair bir anlaşma bulunmadığı, bu nedenle davacının vergi incelemesi desteğinden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı; ulaşım masraflarının davalı şirket adına yapılmış masraflar olduğuna ve fazla mesai yapıldığına ve mesai sürelerinin davalı tarafından kabul edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle davacının bu yöndeki alacak taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ön muhasebe hizmetleri bedeline ve muhasebe hizmetleri bedeline ilişkin toplam 5.356,66 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte, 10.829,14 TL kur farkından kaynaklı eksik ödenen hizmet bedelinin 28.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının ücret bordrosu düzenleme ücreti, raporlama destek hizmeti ücreti, fazla mesai ücreti, vergi incelemesi destek hizmeti ücreti ve ulaşım masrafı taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ; Karar yasal süresinde davacı vekili ile katılma yolu davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; işçi işveren ilişkileri için düzenlenen TBK 408. maddesinin tacir olan taraflar arasında uygulanamayacağını, ilk kararda kabul edilen 51.000 USD üzerinden TBK m. 408 uygulanarak bu alacağın %90'ına tekabül eden 45.643,34 USD'sinin silindiğini, alacakta %90 hakkaniyet indirimi yapılarak sadece 5.456,66 USD yönüyle davanın kısmen kabulü kararı verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin 01.07.2017 - 30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde yeni hizmet vermeye başladığı müşterilerden toplam 606.939,63 TL gelir elde ettiğini, ancak dava konusu sözleşme feshedilmeseydi de, müvekkil şirketin bu geliri elde edebilme ihtimalinin bulunduğunu, bu kapsamda alınan raporda giderler kısmında yapılan oranlama gibi elde edilen gelirin %10,44' üne denk gelen 58.135,98 TL gelirin indirim konusu yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca TL olarak elde edilen gelirin USD'ye çevrilerek alacaktan mahsup edilmesinin doğru olmadığını, mahkemenin "Davacı şirketin 01.07.2017 - 30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde ön muhasebe destek hizmeti kapsamındaki iş gücü temin maliyetinden 107.729,32 TL, genel giderlerden ise 8.629,20 TL olmak üzere toplam 116.358,52 TL giderden tasarruf ettiği," değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkil şirketin işbu haksız fesih akabinde maliyetinin artmak zorunda kaldığını, davalı şirketin haksız feshiyle beraber müvekkilinin gelirinin azaldığını ve davalı şirket işleri için özellikle temin edilen personel nedeniyle maliyetinin arttığını, TBK 408 maddede mevcut elde edilen gelirin belirli bir oranının hak edilen alacak tutarından mashup edilmesine dair hükümler bulunmadığını, mahkemenin vergi incelemesi destek hizmeti verildiğini kabul etmesine rağmen alacağa hükmetmemesinin çelişkili olduğunu, bu hususta tanıklarının dinlenmediğini, sözleşmede verilecek hizmetler arasında vergi incelemesi işi bulunmayıp, tacir olan davacının yaptığı iş kapsamında ücret talep edebileceğini, daha önce sözleşme kapsamında olmayan işlere ilişkin düzenledikleri faturaların ödendiğini; yine daha önce personelin yol masraflarına ilişkin faturaların davalı tarafından ödendiğini, mahkemenin geçmişteki uygulamayı dikkate almadığını, bu hususta tanıklarını da dinlemediğini; yapılan fazla mesai için müvekkilinin personeline fazla mesai ücreti ödediğini, fazla mesai yapıldığına dair muhasebe programlarına bağlanma - çalışma süreleri ile ilgili bilirkişi incelemesi yapılması ve müvekkili personelinin kapı giriş ve çıkış kayıtlarının celbi taleplerinin gerekçesiz kabul edilmediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf nedenleri olarak; davacının yapmaktan kurtulduğu tüm giderlerin ve yeni dönemde kazandığı tüm gelirlerin alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, TBK 408. maddesinde ücretten indirilmesi gerektiği belirtilen işgörenin kazanmaktan bilerek kaçındığı gelirler ve yararlar konusunda araştırma yapılmadığını, davacının uzayan yeni dönemde müvekkili şirkete hizmet vermediği için boş zamanı oluştuğunu, ortaya çıkan boş zamanı ve emeğini yeni müşterileri için harcayarak yeni kazançlar elde ettiğini, yeni dönemde müvekkiline iş yapmayan davacının zamanının büyük kısmının boşaldığını belirterek kararın davacı şirketin sözleşmenin uzayan döneminde elde ettiği tüm kazançların ve yapmaktan kurtulduğu tüm giderlerin ücretten mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davalının yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka iş yaparak kazandığı gelirlerin mahsubundan sonra ön muhasebe hizmetleri, muhasebe hizmetleri ve kur farkından kaynaklı eksik ödenen hizmet bedelinin davalıdan tahsiline, davacının ücret bordrosu düzenleme hizmeti, raporlama destek hizmeti, fazla mesai, vergi incelemesi destek hizmeti ve ulaşım masrafına yönelik taleplerinin reddine karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, sözleşmenin bir yıl uzaması nedeniyle davacı işgörenin sözleşmede öngörülen ön muhasebe hizmetleri ve muhasebe hizmetleri bedeline tamamen hak kazanıp kazanmadığı, bu alacaklardan TBK'nın 408. maddesi kapsamında indirim yapılması gerekip gerekmediği ile yapılacaksa miktarı, ayrıca davacının fazla mesai ücreti, vergi incelemesi destek hizmeti ücreti ve ulaşım masrafı olup olmadığı hususunda toplanmaktadır. 1-Davalı vekili, TBK'nın 408. maddesinin sadece işçi işveren arasındaki uyuşmazlıklarda uygulanabileceğini, tacir olan taraflar arasında uygulanamayacağını belirtmişse de, Yargıtay 23. HD'nin 2016/9615 Esas, 2019/573 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere TBK'nın 408. maddesinun tacirler arası hizmet alım sözleşmesinde de uygulanması gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde değildir. 2-Davacı TBK'nın 408. maddesi kapsamında yapılan indirimin fahiş olduğunu, davalı ise davacının sözleşmenin uzayan döneminde elde ettiği tüm kazançların ve yapmaktan kurtulduğu tüm giderlerin ücretten mahsup edilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir. İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; Taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak düzenlenmiş olduğu; Taraflar arasında akdedilen 27.06.2016 tarihli bir yıl süreli "Mali Müşavirlik Hizmet Sözleşmesi" nin davalı tarafından haksız olarak feshedilmiş olması ihtimalinde davacının davalıdan sözleşmenin uzayan 12 aylık dönemi için "Ön Muhasebe Hizmetleri" ilişkin olarak 39.000 USD , "Muhasebe Hizmetleri" ilişkin olarak 12.000 USD olmak üzere dava tarihi itibarı ile toplam 51.000 USD' nin talep edebileceği; Ancak "Ücret Bordrosu Düzenleme Hizmeti" nin sözleşmenin ilk yılında sadece 2016/Temmuz ve Ağustos dönemlerinde verildiği, geriye kalan 10 aylık süreçte ise bu hizmetle alakalı faturaya rastlanılmadığı, "Raporlama Hizmetine" ilişkin olarak da herhangi bir faturaya rastlanılmadığından davacının bu hizmetler karşılığı taleplerinin yerinde olmadığı; davacının davalı şirketten eksik hesaplanan kur farklarına ilişkin olarak 10.829,14 TL talep edilebileceği, sözleşmenin 5.3 nolu maddesi uyarınca kur farkı alacağına dava tarihine kadar işlemiş olan faiz tutarının ise 2.212,93 TL olduğu; Davacı tarafından davalı yana vergi incelemesi kapsamında yukarıda bir kısım hizmetlerin verilmiş olduğu kanaati hasıl olmuşsa da verilen bu hizmetler için davacı tarafından süresinde herhangi bir faturanın düzenlenmediği, verilmiş olan hizmetin sözleşme kapsamında verilen hizmetler içerisinde taraflarca değerlendirilmiş olup olmadığına dair dosya içerisinde herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı, ayrıca ücretlendirilecek bir hizmetse de bu hizmet bedellerinin ne kadar ücretlendirileceğine dair taraflar arasında bir anlaşmanın mevcut olmadığı belirlenmekle, davacının vergi inceleme desteğinden kaynaklı alacak talebinin sayın mahkemenin takdirleri içerisinde kaldığı; Davacı tarafından talep edilen toplam 198,00 TL tutarındaki ulaşım masraflarının davalı şirket adına yapılan masraflar olduğuna ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacının bu yöndeki alacak talebinin yerinde olmadığı; Davacı yanın iddia ettiği fazla mesailerin gerçekten yapıldığına ve mesai sürelerinin davalı şirket tarafından kabul edildiğine ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığından davacının bu yöndeki alacak talebinin yerinde olmadığı; neticede davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan "Ön Muhasebe Hizmetleri" ilişkin olarak 39.000 USD (212.546,10 TL), "Muhasebe Hizmetleri" ilişkin olarak 12.000 USD(65.398,80 TL), kur farklarına ilişkin olarak 10.829,14 TL ve kur farkının faizi olan 2.212,93 TL olmak üzere toplam 290.986,97 TL talep edebileceği belirtilmiştir.Bilirkişiler 1. ek raporlarında kök rapordaki görüşünü tekrarlamıştır. Dairemizin kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi 2 ek raporunda; davacının 01.07.2017 - 30.06.2018 uzayan sözleşme dönemi için “Ön Muhasebe Hizmetleri” ne ilişkin olarak 39.000 USD, “Muhasebe Hizmetleri” ne ilişkin olarak 12.000 USD olmak üzere dava tarihi itibariyle toplam 51.000 USD (karşılığı 277.944,90 TL) ücret talep edebileceği, davacı firmanın 01.07.2017 - 30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde ön muhasebe destek hizmeti kapsamındaki iş gücü temin maliyetinden 107.729,32 TL, genel giderlerden ise 8.629,20 TL olmak üzere toplam 116.358,52 TL giderden tasarruf ettiği, davacının 01.07.2017 – 30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde yeni hizmet vermeye başladığı müşterilerden toplam 606.939,63 TL gelir elde ettiği, söz konusu gelire ilişkin hesaplamanın; doğrudan davaya konu sözleşmenin feshedilmiş olmasına bağlı olup olmadığına dair bir değerlendirme olmadığı, mezkur sözleşme feshedilmeseydi de, davacının bu geliri elde edebilme ihtimalinin bulunduğu, bu hususta takdirin tamamen mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1 maddesi; "İşbu sözleşmenin başlangıç tarihi olan 27/06/2016 olup, başlangıç tarihinden itibaren 30/06/2017 tarihine kadar 12 (oniki) aylık süreyle geçerli olacaktır. Sona erme tarihinden itibaren 30 (otuz) gün önce taraflardan biri akdin feshini ihbar etmediği takdirde, kendiliğinden birer yıllık süreler ile uzayacaktır" hükmünü içermektedir.TBK 408. maddesi gereğince; işveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir.Somut olayda taraflar arasında belirli süreli hizmet sözleşmesi kurulmuş olup, sözleşmenin başlangıç tarihi 27.06.2016, bitiş tarihi ise 30.06.2017 tarihidir. Sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.06.2017'den 30 gün öncesine kadar sözleşmenin uzamasının istenmediğine ilişkin taraflar arasında m.10.2.'ye göre bildirim yapılmadığı takdirde sözleşme 1 yıl uzayacaktır. Sözleşmenin bitiş tarihi olan 30.06.2017 tarihinden 30 gün öncesine kadar tarafların herhangi birinin, sözleşmenin uzamasının istenmediğine ilişkin bir bildirimine dosya kapsamında rastlanmamış olup, bu sebeple sözleşmenin artık 30.06.2018 tarihine kadar kendiliğinden uzadığı kabul edilmelidir. Taraflar arasındaki sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen ve sürekli bir borç ilişkisi sözleşme niteliğindedir. Ancak davalının süresinde sözleşmenin yenilenmeyeceğini ihtar etmemesi nedeniyle sözleşme bir yıl daha uzamasına rağmen, davalı 16.06.2017 tarihi itibariyle sözleşmeyi yenilemeyeceği beyan ederek davacının hizmet edimini yerine getirmesini imkansız hale getirmiştir. Davacının yüklendiği edimin imkansızlığına davalının fiili sebep olduğundan, davacının edimini yerine getirmemesine rağmen, sözleşmenin süresinden önce haksız feshi halinde talep edilebilecek zararını 6098 sayılı TBK'nun 408. maddesi kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerekir. Bu kapsamda alınan bilirkişi raporunda davacının iş gücü temin maliyetinden 107.729,32 TL, genel giderlerden ise 8.629,20 TL olmak üzere toplam 116.358,52 TL giderden tasarruf ettiği, uzayan sözleşme döneminde yeni hizmet vermeye başladığı müşterilerden ise toplam 606.939,63 TL gelir elde ettiği belirtilmiştir. Rapor gerekçeli ve ayrıntılı olup, TBK'nın 408 maddesi kapsamında yapılan hesaplamada hukuka aykırılık görülmemiştir.Ancak ilk derece mahkemesi giderler kapsamında yapılan oranlama gibi elde edilen gelirin %10,44' üne denk gelen 58.135,98 TL gelirin de alacaktan indirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Alınan bilirkişi raporuna göre, davacının 01.07.2017 – 30.06.2018 uzayan sözleşme döneminde yeni hizmet vermeye başladığı müşterilerden toplam 606.939,63 TL gelir elde ettiği, söz konusu gelire ilişkin hesaplamanın doğrudan davaya konu sözleşmenin feshedilmiş olmasına bağlı olup olmadığına dair bir değerlendirme olmadığı, mezkur sözleşme feshedilmeseydi de, davacının bu geliri elde edebilme ihtimalinin bulunduğu belirtildiğine göre, davacının uzayan dönemde elde ettiği gelirin taraflar arasındaki sözleşmenin feshine bağlı olduğu ispatlanamamıştır. Bu nedenle mahkemenin giderler kapsamında yapılan oranlama gibi elde edilen gelirin %10,44' üne denk gelen 58.135,98 TL gelirin indirim konusu yapması doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece Ön Muhasebe Hizmetleri Bedeli ile Muhasebe Hizmetleri Bedeline ilişkin toplam 51.000,00 USD'den, davacının elde ettiği 58.135,98 TL gelirin döviz karşılığını düşmeden, sadece davacının tasarruf ettiği giderlerin kur karşılığını mahsup ederek, 19.567,04 USD alacağa hükmetmesi gerekirken eksik alacağa hükmetmesi yerinde olmayıp, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönden haklı görülmüştür. 3-Hernekadar davacı, alacağın büyük kısmının indirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı ise indirimin eksik yapıldığını belirterek hükmü istinaf etmişlerse de; yukarıda 2. maddede belirtilen durum dışında, yenilenen sözleşme dönemine ilişkin sözleşmedeki hizmetin ifa edilmemesi, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile ilk derece mahkemesinin, davacının yapmaktan kurtulduğu giderlere dair tespitinin TBK'nın 408. maddesine uygun olması karşısında tarafların sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Ayrıca davacı, yapmaktan kurtulduğu giderlerin yabancı paraya çevrilerek alacaktan mahsup edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmişse de, sözleşmede ön muhasebe hizmetleri bedeline ve muhasebe hizmetleri bedelinin yabancı para olarak belirlenmiş ve davada yabancı para alacağının tahsili istenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerin TBK'nın 408. maddesine göre ücretten indirilmesi gerekir. Ücrette yabancı para alacağı olduğuna göre, TBK'nın 408 maddesi gereği ücretten indirim yapılması için, davacının yapmaktan kurtulduğu giderlerin dava tarihindeki kur karşılığının belirlenmesi ve bu tutarın alacaktan mahsup edilmesi yerindedir. Bunun yanında davalı, davacının kazanmaktan bilerek kaçındığı gelir ve yararlara ilişkin bir inceleme yapılmadığını savunmuşsa da, buna dair somut bir bilgi ve belge sunulmadığına göre davalının bu yöndeki istinaf nedeni de reddedilmelidir. 4-Davacı, reddedilen fazla mesai ücreti, vergi incelemesi destek hizmeti ücreti ve ulaşım masrafı yönünden de hükmü istinaf etmiştir. Alınan rapor ve dosya kapsamına göre, vergi incelemesi destek hizmeti talebi yönünden bir kısım hizmetin verildiği kanaati bulunsa da, herhangi bir fatura düzenlenmediği, bu hizmetin sözleşme kapsamında verilen hizmetler içinde olup olmadığına ve ücretlendirilecekse ücretinin ne olacağına dair bir anlaşma bulunmadığı, bu nedenle davacının vergi incelemesi desteğinden kaynaklı alacak talebinin yerinde olmadığı; ulaşım masraflarının davalı şirket adına yapılmış masraflar olduğuna ve fazla mesai yapıldığına ve mesai sürelerinin davalı tarafından kabul edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin davacının bu taleplerini reddetmesinde de isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2. madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/432 Esas, 2025/616 Karar ve 07/10/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE; b)Ön Muhasebe Hizmetleri Bedeline ve Muhasebe Hizmetleri Bedeline ilişkin toplam 19.567,04 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)10.829,14 TL Kur Farkından Kaynaklı Eksik Ödenen Hizmet Bedelinin 28.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Fazlaya dair istemlerin REDDİNE, e)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 5.687,66 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.885,32 TL harcın mahsubu ile bakiye 802,34 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, f)Davacı tarafından yatırılan 4.885,32 TL peşin harç ile 31,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.916,72 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, g)Davacı tarafından yapılan toplam 12.120,65 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 3.527,82 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, h)Davalı tarafından yapılan toplam 213,60 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 151,43 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA, ı)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, i)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan 60,00 TL istinaf yargılama giderleri ile 2.298,50 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 2.358,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/02/2026