Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 03.11.2011-29.02.2016 tarihleri arasında 09.05.2012 tarihine kadar güvenlik görevlisi, bu tarihten sonra kamp amiri olarak çalıştığını, ücreti net 1.900,00 USD iken 2014 yılı Ekim ayından sonra 1.200,00 USD'ye düşürülerek kalanının fazla çalışma olarak gösterildiğini, iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, ulusal bayram …
Uyuşmazlık, İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde istinaf edilip edilmediği ile eski hâle getirme şartlarının oluşup olmadığı hususundadır. Çözümü gereken öncelikli sorun eski hâle getirme şartlarının oluşup olmadığı ve kararın hangi merci tarafından verileceğidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 95. maddesi şöyledir: "(1) Elde olmayan sebeplerle, kanunda belirtilen veya hâkimin kesin olarak belirlediği süre içinde bir işlemi yapamayan kimse, eski hâle getirme talebinde bulunabilir. (2) Süresinde yapılamayan işlemle ulaşılmak istenen aynı sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşılabiliyorsa, eski hâle getirme talebinde bulunulamaz." Aynı Kanun'un süreyi düzenleyen 96. maddesi ise şu şekildedir: "(1) Eski hâle getirme, işlemin süresinde yapılamamasına sebep olan engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde talep edilmelidir. (2) İlk derece ve istinaf yargılamalarında, en geç nihai karar verilinceye kadar eski hâle getirme talebinde bulunmak mümkündür. Ancak, nihai karar bir tarafın yokluğunda verilmişse, tahkikat aşamasında kaçırılan süreler için kararın verilmesinden sonra da eski hâle getirme talebinde bulunulabilir.'' 6100 sayılı Kanun'un talep ve inceleme merciini düzenleyen 98. maddesi de şöyledir: "(1) Yapılamayan işlem için eski hâle getirme, bu işlem hakkında hangi mahkemede inceleme yapılacak idiyse, o mahkemeden talep edilir. (2) Eski hâle getirme, istinaf yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde, bölge adliye mahkemesinden; temyiz yoluna başvuru hakkının düşmesi hâlinde ise Yargıtaydan talep edilir." Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince gerekçeli karar davacı vekilinin e-posta adresine 19.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili ise bu karara karşı Epikriz raporu ekli 12.06.2024 tarihli eski hâle getirme istemli istinaf dilekçesi sunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süresinden sonra sunulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından, davacı vekilinin 30.05.2024 tarihinde hastaneye yatışının yapıldığı, istinaf başvurusunun son günü olan 03.06.2024 tarihinde hâlen hastanede yatmakta olduğu ve 06.06.2024 tarihinde hastaneden taburcu olarak 12.06.2024 tarihli eski hâle getirme istemini içeren dilekçesi ile; 6100 sayılı Kanun'un 96/1 hükmünde öngörülen iki haftalık yasal süre içerisinde istinaf başvurusunda bulunduğu tespit edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili tarafından yargılama sürecinde müvekkilince verilen bütün yetkileri kullanmak üzere vekâletname yerine geçmek üzere bir kısım avukata yetki verildiği, karar duruşmasında da davacıyı yetki verilen avukatlardan birinin temsil ettiği belirtilmiş ise de; gerekçeli kararın sadece davacı vekili Av. ...'in ... adresine tebliğ edildiği, yetki belgesi verilen avukatlara ise gerekçeli karar tebliğinin yapılmadığı, yukarıda da ifade edildiği üzere tebliğ yapılan vekilin ise 30.05.2024-06.06.2024 tarihleri arasında hastanede yattığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde; davacı vekilinin elinde olmayan bir sebep ile süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunamadığı, eski hâle getirme talebini ise engelin kalkmasından itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yaptığı ve süresinde yapılamayan işlemle ulaşmak istediği sonuca, eski hâle getirme dışında, başka bir hukuki yoldan ulaşabilmesinin mümkün olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmakla eski hâle getirme talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin eski hâle getirme talebinin kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı sunduğu istinaf başvuru dilekçesi doğrultusunda, istinaf incelemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır.