9. Hukuk Dairesi 2025/9434 E. , 2026/744 K. "" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1563 E., 2025/2034 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ. Ereğli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/288 E., 2025/115 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlan…
9. Hukuk Dairesi 2025/9434 E. , 2026/744 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1563 E., 2025/2034 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ. Ereğli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/288 E., 2025/115 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, daha sonra istifa ettirilip davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine de davalının alt ... olan şirketlerdeki çalışmaları dikkate alınmadan alacaklarının eksik hesaplandığını iddia ederek fark kıdem tazminatı ile fark yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının alt işveren şirkette çalışırken kendi iradesi ile istifa ettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sonrasında yine kendi iradesiyle müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, alacaklarının eksiksiz ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istifa dilekçesinin gerçek istifa iradesini yansıtmadığı, istifanın sonuçlarını doğurmadığı, davacının, istifa ile işinden ayrılmayıp aynı işi bu kez asıl işveren işçisi olarak yapmaya devam ettiği, bu durumun son alt işverenle asıl işveren ve işçi arasında iş sözleşmesinin devrine dair anlaşma sayılarak davacı tarafından verildiği beyan edilen istifa dilekçesinin geçerli sayılmadığı, davacının yıllık ücretli izin alacağının iş sözleşmesinin feshinde lehe hükümler içeren toplu iş sözleşmesi ve Aylık Ücretli Personel Yönetmeliği çerçevesinde oluşan işveren uygulamasına göre hesaplanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince alt işveren nezdinde geçen sürenin davacının işinden ayrılmaması ve devir kabul edilmesi nedeni ile son fesih tarihindeki giydirilmiş brüt ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak fark kıdem tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, ayrıca Mahkemenin yıllık ücretli izin hesaplanmasına dair kabulünde de isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını, 2. Müvekkili Şirket ile davacının çalıştığı firmalar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa bulunmadığını, 3. Davacının kendi işvereninin dahi sorumlu olmadığı bir miktardan müvekkili Şirketin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini, 4. Davacının, müvekkili Şirketten aldığı son ücret üzerinden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu, 5. Davacının sendika üyesi olmadığı bir dönem için toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, 6. Alacakların net olarak hüküm altına alınması gerektiğini, 7. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenip eklenemeyeceği, buna göre dava konusu kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağının hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.