9. Hukuk Dairesi 2025/9825 E. , 2026/1171 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2047 E., 2025/146 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1051 E., 2025/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırla…
9. Hukuk Dairesi 2025/9825 E. , 2026/1171 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2047 E., 2025/146 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mut 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1051 E., 2025/76 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.02.2012-07.11.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, Kanun'dan ... haklarının verilmemesi nedeni ile haklı nedene dayalı olarak iş sözleşmesini feshettiğini, ancak alacaklarının ödeneceği söylenerek iradesi yanıltılarak ve okumasına fırsat verilmeden anlaşma belgesi imzalatıldığını, hileli hareketlerle imzalatılan tutanağın geçerli olmadığını, davacının ihtiyari arabuluculuk için başvurmadığını, davalı tarafça ibra niteliğinde ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini, çıkış tarihi başvurma ve anlaşma belgesinin aynı tarihte olduğunu, son zamanlarda işyeri yetkililerince üzerinde mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını, özellikle fazla çalışmalara ve pazar çalışmalarına gelmediğinde fevkalade baskı gördüğünü, resmî tatillerde izin kullandırılmayarak hep çalıştırıldığını, ücretlerinin tam olarak yansıtılmadığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, Covid-19 salgınına rağmen gerekli tedbirler alınmaksızın çalışmak zorunda kaldığını, ara dinlenmeleri Kanun'daki sürelere uygun kullandırılmadığını, gerekli önlemlerin alınmaması nedeni ile iş kazası geçirdiğini, kaza sebebiyle yüzüne 13 adet dikiş atıldığını ancak kaza sonrasında maddi ve manevi olarak ilgilenilmediğini, görev yerinde rızası ve onayı alınmaksızın değişiklik yapıldığını, görev tanımı dışında işler yapmaya zorlandığını, imzalamış olduğu belgelerin davaya konu anlaşma belgesi olduğunu daha sonra öğrendiğini, akabinde de hemen bu davayı ikame ettiğini, kendi istek ve rızası ile anlaşma belgesi imzalamadığını, müvekkilinin imzalamış olduğu belgelerin davaya konu anlaşma belgesi olduğunu daha sonra öğrendiğini, davacının yaklaşık 12 yıllık çalışmasını hiçbir bedel almaksızın sona erdirmesi ve bunu da arabuluculuk kurumu ile kendi başvurusu ile düzenleme altına almasının, kıdem tazminatından vazgeçerek istifa etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını ileri sürerek ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının bağ bahçe işi yapacağını işverene ve işyerinde bir çok arkadaşına söylediğini, davalı işveren tarafından davacıya, eski eleman olması nedeniyle kendisi ile çalışmaya devam etmek istenildiği, bu şekilde işten ayrılması hâlinde kıdem tazminatı ödenmeyeceği söylenmesine rağmen davacının bir şey istemediğini, sadece işten çıkmak istediğini bildirdiğini ve istifa dilekçesi verdiğini, herhangi bir irade fesadı durumunun söz konusu olmadığını, 06.11.2023 tarihli davacının imzası ve el yazısı ile yazılmış "Kendi özel sebeplerimden dolayı kendi isteğim ile ayrılıyorum, hiçbir hakkım itirazım yoktur." ibaresi içeren istifa dilekçesi bulunduğunu, arabulucu tarafından sözlü olarak bilgilendirmenin yapıldığını, bilgilendirmelerin yapıldığına dair tutanakların davacı tarafça bizzat imzalandığını, arabuluculuk son tutanağı ve arabuluculuk anlaşma belgesi uyarınca davacı taraf ile kendi rızası ve isteği ile belgelerin imzalanarak davacının istifası ile iş sözleşmesinin sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıklarının feshe dair bilgilerinin olmadığı, davalı tanıklarının davacının belediyede işe girmek için işten ayrıldığını ifade ettikleri, davacının 02.02.2012-07.11.2023 arası davalı işyerinde çalıştığı, ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun (03-istifa) olarak bildirildiği, arabulucu Avukat H.G.S'nin iptali istenen ... no.lu arabuluculuk kayıtlarını sunduğu, ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinin arabulucu Avukat H.G.S. tarafından başlatılmasının istendiğine dair davacı tarafça imzalanan başvuru formu olduğu, aynı gün taraflarca imzalı arabulucu belirleme tutanağı, bilgilendirme ve ilk oturum tutanağı, son tutanak ve anlaşma belgesi imzalandığı, anlaşma belgesine göre; işçi tarafından işçi ve işveren arasında oluşabilecek tüm alacak kalemleri sayıldıktan sonra "İşçi ve işveren ilişkisinden kaynaklı her türlü alacak kalemine ilişkin hiçbir alacağım yoktur, anlaşmış olduğumuz için kendilerinden bu konularda başkaca talebim olmayacaktır.", işveren tarafından da işçi ve işveren arasında oluşabilecek tüm alacak kalemleri sayıldıktan sonra "İşçi ve işveren ilişkisinden kaynaklı her türlü alacak kalemlerine ilişkin hiçbir alacağı yoktur, anlaşmış olduğumuz için kendilerinden bu konularda başkaca talebi olmayacaktır." şeklinde ibare ile anlaşılan hususlar iki tarafı bağlayacağından bir daha dava açılamayacağı bilinerek mutabakatın sona erdirildiği, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonunda düzenlenen ve dosyaya sunulu 07.11.2023 tarihli arabuluculuk tutanağı içeriğinde dava konusu edilen taleplerin tamamı hakkında taraflar arasında görüşme yapılarak anlaşmaya varıldığının tespit edildiği, arabuluculuk tutanaklarının sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilâm niteliğindeki belgelerden olduğu, davacı tarafça sahte olduğuna veya baskı altında imzalatıldığına dair delil sunulamadığı gibi fiil ehliyetsizliği, kısıtlılık hâlleri iddiasının da olmadığı, neticeten arabuluculuk belgesinin baskı altında imzalatıldığına dair veriye de rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ihtiyari arabuluculuk belgesinde istifa ederek işten ayrılan davacının beyanı kısmına; "Davacının hiçbir hak ve alacağı olmadığı" ifadesinin yazıldığı, işverenin beyanı kısmına ise; "Davacının hak ve alacağı yoktur, anlaşmış olduğumuz için bu konularda hiçbir hak ve alacağı olmayacaktır." yazıldığı; bu hâli ile sadece işçinin alacak talebinde bulunma haklarına kısıt getirilmeye çalışıldığı, istifa dilekçesinde davacının "İstifa ediyorum hiçbir hakkım itirazım yoktur." şeklindeki ibaresine rağmen, arabuluculuk tutanağında davacının istifa ettiği, hiçbir hak talep etmediği, işverenin de bunu kabul ettiği hususunun geçirildiği, bu hâli ile arabuluculuk tutanağının taraflar arasındaki bir uyuşmazlığı çözecek nitelikte bulunmadığı, işten çıkış, arabulucuya başvurma, arabulucu belirlenme, ilk oturum, son oturum ve anlaşma tutanağı düzenlemesi aşamalarının tek bir gün içinde 07.11.2023 tarihinde gerçekleştiği, bu hâli ile müzakere sonucu tutanak düzenlendiğinin kabulünün mümkün olmadığı, arabuluculuğun salt işçinin ileride dava açmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek bir yöntem olmadığı, davacının istifa ederek ayrıldığını, davalı işverenden herhangi bir talebi olmadığını belirtmesi, işverene karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunmaması dikkate alındığında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı hâlde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacı yanın sürekli olarak arabuluculuk anlaşma belgesinin iradesi dışında imzalatıldığını, hile ve baskı altında olduğunu, imzaladığı belgenin içeriğini bilmediğini iddia ettiğini, ancak iddiasını ispatlayan herhangi bir delil sunamadığını, irade fesadına dayanılarak açılan ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali davalarında irade fesadının ispat edilemediği hâllerde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 2. Dava konusu arabuluculuk belgesinin tamamıyla tarafların hür iradeleri ile imzalanmış bir belge olduğunu, 3. İstinaf incelemesinde arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yürütülüp yürütülmediği konusunda da bir değerlendirme yapılmadığını, 4. Davacının davalı işverene istifa etmek istediğini beyan ettiğini, gerekçe olarak bir işverene bağlı olarak çalışmak istemediğini, Mut ilçesinde çok yaygın olduğu üzere kendi bağ bahçe işleri ile ilgilenmek istediğini söylediğini, nitekim bu isteğini yalnızca davalı işverene değil birçok iş arkadaşına da söylemiş olduğunu, davalı işverenin bu isteğe sıcak bakmadığını, ayrıca istifa etmesi hâlinde kıdem tazminatı gibi alacaklarını alamayacağını davacıya hatırlattığını, davacının vazgeçmemesi üzerine davalının doğal olarak kendi haklarını korumak adına bu durumu tutanağa bağlamak istemiş olduğunu ve bu hususta davacı işçi ile anlaştığını, davacı işçinin tüm süreçten tamamıyla bilgisi ve rızası dâhilinde haberdar olduğunu ve el yazısı ile yazdığı dilekçe ile işyerinden istifa etmiş olduğunu, dava konusu arabuluculuk tutanağının bunun bir başka görünümü olduğunu, 5. Davacı işçinin sadece feshe bağlı alacakları olmadığını, çalışmaya dayalı hak ve alacakları da olduğunu, işçinin istifa ettiğinde bu haklarına halel gelmediğinden arabuluculuk konusu bir uyuşmazlık bulunduğunu ve davacının arabuluculuğa başvurmasında hukuki yararı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.