T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 24/05/2022 DAVANIN KONUSU: Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müv…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 24/05/2022 DAVANIN KONUSU: Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 25/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkilinin 07/04/2016 tarihinde ... plakalı ...marka aracı satın aldığını, ancak aracın kullanımı sırasında arıza ve kusurlarının olması, teknik ve mekanik sorunların giderilmeyişi, araç faturasında belirtilmesine rağmen araçta bu özelliklerin bulunmamasının araçta kullanım zorluğu oluşturduğunu, araçta eksikliklerin bulunduğu yönünde davalıya ihtar çekildiğini, ancak araçta herhangi bir arıza olmadığından bahisle itiraz edildiğini, bunun üzerine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesince tespit yapıldığını, ilgili raporda aracın kusurlu ve ayıplı olduğu yönünden rapor düzenlendiğini, ayıpların açık ayıp niteliğinde olmayıp teknik inceleme sonrasında ortaya çıkan gizli ayıp olduğunu, aracın değer kaybına uğradığını, müvekkilinin zor durumda kaldığını beyanla 135.000,00 Euro ve 48.335,00 TL sözleşme bedelinin 20/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kusur sebebinin tespiti için yapılan toplam 1.738,11 TL masrafın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davaya konu aracın 07/04/2016 tarihinde satın alındığını, huzurdaki davanın ise 14/04/2017 tarihinde açıldığını, bu nedenle davacının gerek TTK'nın 23. Maddesi gerekse BK'nın 223. maddesinde öngörülen gözden geçirme ve ayıp bildirimi yükümlülüklerine süre ve içerik yönünden uygun davranmadığını ve böylece dava hakkını kaybettiğini, davaya konu araca ait servis kayıtları incelendiğinde büyük bir kısmında aksesuar ve bakım hizmetleri için müvekkili şirkete ait servise gelindiğinin ve şikayetlerinin giderildiğinin görüleceğini, tespit dosyasında aldırılan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacının art niyetli olarak bir takım ayıp iddiaları ile uzun süredir kullandığı aracı bedelsiz olarak değiştirme çabasında olduğunu, araçta iddia edildiği gibi üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp veya gizli ayıp bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davaya konu araçta bir takım arızanın bulunduğu kabul olunsa dahi iddia edilen arızaların onarımının çok düşük bir bedelle yapılabileceğini, dava dilekçesinde her ne kadar Euro üzerinden talepte bulunulmuş ise de, davaya konu aracın faturasında da görüleceği üzere TL cinsinden satın alınmış olmakla davacının Euro üzerinden talepte bulunamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan ... Otomotiv A.Ş. vekili; müvekkili şirketin dava konusu aracın üreticisi, satıcısı veya ithalatçısı olmadığını, dava konusu aracın müvekkili şirket ile hiçbir ilgisi bulunmadığını belirterek müvekkili şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalıdan 07.04.2016 tarihinde dava konusu aracı satın aldığı, aracın kullanımı sırasında arıza ve kusurlarının olması ve araçta eksikliklerin bulunması yönünde davalıya 17/10/2016 tarihinde ihtar çekildiği, davalının süresinde ibraz ettiği cevap dilekçesi ile üretimden kaynaklanan herhangi bir ayıp veya gizli ayıp bulunmadığını ve davacı tarafın ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Mahkememizce istinabe yolu ile aldırılan kök ve ek raporlar ile, araçtaki motor teklemesi ve cam fitillerinin yerine oturmaması nedeni ile ses yapması nedeni ile ayıplı olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş, daha sonr yapılan diyagnoz test incelemesinde her hangi bir olumsuz sesin duyulmaması ve yeni alınan cam fitillerinin montajı ile ses arızasının da giderişmiş olması sonucu ayıpların giderilmiş ve araçta devam eden ayıp bulunmadığı anlaşıldığı; cam fitillerinin servis işlemi ile montajı yapılmış olmasına rağmen camla tam kaynaşmamış olması görüntüsünün dava konusu aracın üst segment bir araç olması nedeni ile bedelini düşürücü bir etken olduğu, yine aracın tanıtımında bulunduğu beyan edilen ancak bulunmayan ve bu aşamada tekrar montajı mümkün olmayan — “Otomatik Uzun Far Fonksiyonu'nun bulunmayışının her ne kadar aracın kullanılmasını olumsuz etkileyici etken olmasa da, aracın bedelini düşürücü etken olduğu görüşüne varılarak bu olumsuzluklar nedeni ile araçta 6.000.- TL bedel indirimi olduğu uygun görüldüğü belirtilmiştir. Her ne kadar söz konusu raporda, cam fitillerinin servis işlemi ile montajı yapılmış olmasına rağmen camla tam kaynaşmamış olması görüntüsünün dava konusu aracın üst segment bir araç olması nedeni ile bedelini düşürücü bir etken olduğu, yine aracın tanıtımında bulunduğu beyan edilen ancak bulunmayan ve bu aşamada tekrar montajı mümkün olmayan — “Otomatik Uzun Far Fonksiyonu'nun bulunmayışının her ne kadar aracın kullanılmasını olumsuz etkileyici etken olmasa da, aracın bedelini düşürücü etken olduğu görüşüne varılarak bu olumsuzluklar nedeni ile araçta 6.000.- TL bedel indirimi gerektiği belirtilmiş ise de söz konusu ayıpların -uzun far fonksiyonunun bulunmayışı ve cam filtrelerin camla tam kaynaşmamış olması - gizli ayıp mahiyetinde olmadığı, aracın 07/04/2016 Tarihinde davacıya satılıp teslim edildiği ve ayıp ihbarının ise 06.10.2016 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla da dava konusu aracın değişimini ya da bedel iadesini gerektirecek ayıbının bulunmadığı, ancak cam fitillerinin cam ile tam kaynaşmamış olması ve tanıtımında bulunan otomatik uzun far fonksiyonunun bulunmayışının aracın değerini 6.000,00.-TL düşürücü etken ise de gizli ayıp niteliğinde olmadığından, davacı tarafça açıklanan ilkeler uyarınca ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmediği anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında aldırılan raporlar arasında açıkça çelişki olduğunu, İlk Derece Mahkemesince bu çelişkinin giderilmediğini, bu haliyle itiraza uğramış bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, tespit dosyasında yapılan ikinci keşifte düz yol testinde araç motorunda çalışma sıcaklığına ulaştıktan sonra tekleme olduğu ve motor tarafından aralıklarla titreşimler geldiğinin bilirkişi heyetince tespit edildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin gerekçesinin 3. Sayfasında ''...Mahkememizce istinabe yolu ile aldırılan kök ve ek raporlar ile, araçtaki motor teklemesi ve cam fitillerimin yerine oturmaması nedeni ile ses yapması nedeni ile ayıplı olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş'' şeklindeki açıklamanın da bu iddialarını doğruladığını, her ne kadar gerekçenin devamında ''..daha sonra yapılan diyagnoz test incelemesinde her hangi bir olumsuz sesin duyulmaması ve yeni alınan cam fitillerinin montajı ile ses arızasının da giderişmiş olması sonucu ayıpların giderilmiş ve araçta devam eden ayıp bulunmadığı anlaşıldığı;'' belirtilmiş ise de motordaki tekleme ve titreşimlerin test cihazlarında çıkmamasının gerekçesinin de daha önceki raporda izah edildiğini, zira kök raporda da belirtildiği üzere işbu test cihazlarının mevcut verilerle kendi datalarını karşılaştırarak çalışmakta olduğunu, Antalya ilinde davaya konu araçtan sadece 1 (bir) tane müvekkiline satılmış olması sebebiyle test cihazlarında yeterli veri bulunmadığından arıza gösteremediğini, araçtaki tekleme ve titreşim sorununun çözülmesi için yapılan çalışmaların de yetersiz ve sonuçsuz olduğunun bilirkişilerce tespit edildiğini, raporu düzenleyen bilirkişi heyetinin düz yol testine bizzat iştirak ettiğini, aracın çalışma sıcaklığına geldiğinde tekleme yaptığına ve titreşimlere şahit olduklarını, bilirkişi heyetinin bizzat deneyimlediği bu husus karşısında test cihazlarında arıza çıkmama sebebi de teknik olarak bilirkişilerce açıklanmışken aracın motor teklemesi sorunu bulunmadığı şeklindeki tespite dayanan ve çelişki oluşturan ek rapora göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi her ne kadar ek rapora göre hüküm kurmuş ise de ek raporun tahmine dayalı olduğunu, itiraza uğramış raporda aynen ''yakıtın özelliklerinin istenen nitelikte olmaması halinde de ortaya çıkabileceği'' şeklinde tahmine dayalı çıkarımlarla ek rapor tanzim edildiğini, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu rapora göre hüküm kurmasının hatalı olduğunu, ikinci keşifte düz yol testinde araç motorunda çalışma sıcaklığına ulaştıktan sonra tekleme olduğu ve motor tarafından aralıklarla titreşimler geldiği bilirkişi heyetince tespit ve tescil edilmiş iken bu teklemenin yakıt özelliğine mal edilmesinin raporun özensizce tanzim edildiğinin göstergesi olduğunu, test cihazında sorun görülmemesinin beş duyu organından herhangi biriyle algılanan bir hususu (teklemeyi) ortadan kaldırmadığını, dosya kapsamında birden fazla keşif yapıldığını, aracın bilirkişi heyeti tarafından test edildiğini ve kulaklarıyla titreşim ve tekleme sesini duyduklarını, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi tarafından çelişkili ve özensiz hazırlanmış ek rapora itibar edilerek verilen hükmün de eksik inceleme ve değerlendirme mahsulü olduğunu, itiraza uğramış bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin sıfır (0) km olarak aldığı araçta gerçekten sorun olduğunu 5 duyu organları ile algılamasa bunun için 5 yıldır hukuk savaşı vermeyeceğini, ancak neredeyse bir servet verilen araçta motor gibi önemli bir aksamda arızanın bulunması, bu duruma davalılar tarafından bir çözüm üretilmemesi nedeniyle eldeki davayı açtığını, buna karşın müvekkilin hak arayışının İlk Derece Mahkemesinin eksik inceleme sonucu verdiği kararla beraber onu daha çok mağdur ettiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin söz konusu hususun gizli ayıp olup olmadığı noktasında tek başına karar veremeyeceğini, cam fitillerinin cam ile tam kaynaşmamış olması ve tanıtımında bulunan otomatik uzun far fonksiyonunun bulunmayışının teknik bir husus olduğunu, bu konuda ayıbın gizli olup olmadığının da bilirkişilerden sorulması gerektiğini, müvekkilinin ... Plaka sayılı ... Şasi numaralı ... marka aracı 07.04.2016 tarihinde davalı firmadan satın aldığını, ancak araç kullanımında arıza ve kusurların olması, teknik ve mekanik sorunların giderilemeyişi araç faturasında belirtilmesine rağmen araçta bu özelliklerin bulunamaması sebebiyle müvekkilinin aracını sağlıklı ve verimli kullanamadığını, bu sebeple de malın ayıplı ve gizli ayıplı olduğunu düşünerek araçta yer alan arızalar ve eksiklikler bulunduğunun davalıya Antalya 10. Noterliği'nin 06.10.2016 tarihli... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, üretici firmaya ise 17.10.2016 tarihli ihtar (iadeli taahhütle) ile bildirdiğini ancak Antalya 3. Noterliği'nin 12.10.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şikâyetlere ve taleplere yönelik herhangi bir arızaya rastlanılmadığından bahisle hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, bunun üzerine Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Değişik İş numaralı dosyası ile ayıpların tespit ettirildiğini, bu ayıpların açık ayıp niteliğinde olmadığını, teknik incelemeden geçmeden de tespitinin mümkün olmadığını, davalı şirket müvekkiline aracı satarken 2 yıl sorunsuz bineceğini taahhüt etmişse de tüm tespit ve ihtarlara rağmen zarar giderimi yoluna gitmekten imtina ettiklerini, müvekkili tarafından davalıya ihtar edilmesine rağmen davalı tarafınca da kabul edilmediğinden ayrıca tespit yaptırılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin aracını anılan ayıplardan dolayı etkin olarak kullanamadığını ve ekonomik olarak yararlanamadığını, aracın değeri ve müvekkilin araçtan beklediği faydaları azaltıp minimuma indiren ve ortadan kaldıran bu ayıpların maddi, hukuki ve ekonomik ayıp olduğunu, araç alınalı 1 senesi dolmamasına rağmen aracın çok defa servise girmek durumunda kaldığını ve yine de ayıp ve arızaların giderilemediğini, bu tespitten sonra davalıya Antalya 10. Noterliği' nin 15.03.2017 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 4077 sayılı Kanun 4. Ve 13.maddesi gereğince bedel iadesini içeren sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını, ödenen 135.000,00-€ +48.335,00.-TL'yi tebliğden itibaren 1 iş günü içerisinde ödemesini, aracı devir ve teslim almasını aksi takdirde dava açılacağını bildirmesine rağmen davalı tarafından bu haklarının teslim edilmediğini ve Antalya 13. Noterliği'nin 23.03.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile taleplerinin kabul edilmediğini, müvekkilinin söz konusu ayıpları davalı şirkete ihbaren bildirdiğini, davalıdan karşılık bulamayınca tespit davası açtığını ve ayıpların teknik olarak tespitinin yapıldığını, bu tespite binaen de davalı şirkete ayıp ihbarında bulunulduğunu, bu bağlamda olayın açıklanan gelişimi ve deliller karşısında araçta üretim hatası bulunduğunu, bunun hile ile gizlenmiş gizli ayıp olduğunda kuşku bulunmadığını, somut olayda gizli ayıbın bulunmadığı ve ayıp ihbarının süresinde olmadığı gibi gerekçelerle davanın reddinin doğru olmadığını, en azından 6.000,00 TL bedel indirimine karar verilmesi gerekirken bu hususta da ret kararı verilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin aracı bu haliyle piyasa fiyatının çok altına satmak zorunda kaldığını, ikinci el araç piyasasında psikolojik değişkenlerin bile fiyat belirlemede etkin olduğunu, gerçekten aracını satmak isteyen satıcının, aracının hasarlı olmasından dolayı istediği fiyatı vermeyeceklerini düşündüğünden aslında satmak istediği fiyatın altında sattığını, aynı şekilde alıcıların da aracın hasarlı olmasından dolayı ederinden daha az vermek istediklerini, aracın ayıplı olması sebebiyle bedel indirimi talebi ile aracın kaza yapması sebebiyle değer kaybı talebinin gayesinin aynı olduğunu, her ikisinin de araç malikinin zararının tazmini talebi olduğunu, davaya konu aracın motor teklemesi olması, uzun far fonksiyonları bulunmaması, cam filitrelerinin camla tam kaynaşmamış olması, hususları birlikte değerlendirildiğinde bunun aracı satarkeen rayiç bedelinden ne kadar fire vereceğinin hesaplanması ve değer kaybının müvekkiline tazminat olarak ödenmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır. Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Dava; satım akdi ilişkisinden kaynaklanan aracın ayıplı olması nedeniyle bedelde indirim ve ayıp nedeniyle yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesinde, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, malın ayıplı olduğu açıkça belli değil ise, alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içerisinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK'nın 223/2. maddesinin uygulanacağı düzenlenmiş, TBK'nın 223. maddesinde de alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse bunu uygun süre içerisinde satıcıya bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Malın teslimi sırasında ilk bakışta kolaylıkla görülebilecek nitelikteki ayıplar, açık ayıptır. Açık ayıpta ihbar süresi iki gündür. Malın teslimi sırasında açıkça belli olmayan ancak adi bir muayene ile ortaya çıkacak ayıpta, ihbar süresi sekiz gündür. Alıcının malı muayene ederek 8 gün içinde satıcıya ayıp ihbarında bulunması gerekmektedir. Alıcının muayene süresini kaçırdıktan sonra yapacağı ayıp ihbarı hukuken sonuç doğurmayacağı gibi, alıcı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden faydalanamaz. Alıcının yapması gereken muayenenin tarzı ve kapsamı satılanın niteliğine göre bu tür şeylerin alınıp satıldığı ticari uygulamaya ve alıcının tecrübesine göre belirlenmelidir. Alıcının yapacağı muayene neticesinde tespit ettiği ayıpları satıcıya yazılı şekilde ihbar etmesi gereklidir. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacının dava konusu aracı 07.04.2016 tarihinde davalıdan satın aldığı, aracın kullanımı sırasında arıza ve kusurlarının olduğu ve araçta eksikliklerin bulunduğundan bahisle 17/10/2016 tarihinde davalıya ihtar çektiği, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile tespit dosyasında alınan rapor arasında esasen bir çelişkinin mevcut olmadığı, tespit dosyasında yapılan keşif sonucu tanzim edilen ilk bilirkişi raporunda aracın motor teklemesi ve cam fitillerinin yerine oturmamasından kaynaklı ses yapması nedeniyle ayıplı olduğunun belirtildiği, daha sonra yapılan diyagnoz test incelemesinde herhangi bir olumsuz sesin duyulmaması ve yeni alınan cam fitillerinin montajı ile ses arızasının da giderilmiş olması sonucu işbu dava açılmadan önce ayıpların giderildiğinin ve araçta devam eden ayıp bulunmadığının anlaşıldığı, her ne kadar bilirkişi raporunda cam fitillerinin servis işlemi ile montajı yapılmış olmasına rağmen camla tam kaynaşmamış olması görüntüsünün dava konusu aracın üst segment bir araç olması nedeni ile bedelini düşürücü bir etken olduğu, yine aracın tanıtımında bulunduğu beyan edilen ancak bulunmayan ve bu aşamada tekrar montajı mümkün olmayan otomatik uzun far fonksiyonunun bulunmayışının aracın kullanılmasını olumsuz etkileyici etken olmasa da aracın bedelini düşürücü etken olduğu görüşü belirtilmiş ise de söz konusu uzun far fonksiyonunun bulunmayışı ve cam filtrelerin camla tam kaynaşmamış olması şeklindeki ayıpların gizli ayıp mahiyetinde olmadığı, ayıba ilişkin hukuki nitelendirmenin Mahkemeye ait olduğu, Yerel Mahkemenin işbu ayıpların gizli ayıp niteliğinde olmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu aracın 07/04/2016 tarihinde davacıya satılıp teslim edildiği, ayıp ihbarının ise 06.10.2016 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşılmış olmakla Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25/12/2025 ...