T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ 2025/2095 - 2025/1656 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2095 KARAR NO : 2025/1656 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 13/05/2025 ARA KARAR TARİHİ : 20/06/2025 NUMARASI : 2025/357 Esas DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda ilk derece mahkemesi belirtilen dosyanın Ankara Bölge Adliye M…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ 2025/2095 - 2025/1656 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2095 KARAR NO : 2025/1656 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 13/05/2025 ARA KARAR TARİHİ : 20/06/2025 NUMARASI : 2025/357 Esas DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 30/12/2025 Yukarıda ilk derece mahkemesi belirtilen dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu'nun 03/11/2025 tarih ve 2025/530 Karar sayılı kararı ile dairemize gönderilmekle dosya incelendi. DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bitişiğinde yer alan ... parsel sayılı taşınmazda herhangi bir muvafakat alınmadan, teknik kurallara ve hukuka aykırı şekilde inşaat ve hafriyat faaliyetlerine başlandığını, anılan faaliyetler nedeniyle müvekkilinin taşınmazına haksız müdahale edildiğini, toprak kayması meydana geldiğini, perde betonun kırıldığını, mevcut ağaçların yerinden söküldüğünü, taşınmaz içerisinde yer alan asfaltın çatladığını, taşınmazda yer alan mevcut yapıların zarar gördüğünü.., uyarılarına rağmen eylemlere devam edilerek zararın artmasına sebebiyet verildiğini, Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/76 D. İş sayılı dosyasında alınan 08.01.2025 tarihli bilirkişi raporu ile zararın somut şekilde tespit edildiğini, Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı'na davalı hakkında şikayette bulunulduğunu, soruşturmanın 2025/28 Sor. Nolu dosyasında devam ettiğini ileri sürerek, gecikmesi halinde telafisi mümkün olmayan zararların meydana gelmesi muhtemel olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 vd. maddeleri uyarınca mümkün ise mezkur parseldeki inşaatın durdurulmasına yönelik olarak ve/veya davalının malları üzerinde teminatsız olarak aksi halde belirlenecek bedel üzerinden teminatlı şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00.-TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 12/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduatlara uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tazminini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: 14/05/2025 tarihinde bilirkişi raporunda davalı yanca sürdürülen inşaat işinin toprak kaymasına neden olduğu, toprak kaymasına bağlı çatlak oluşturduğu, can ve mal güvenliğinde tehlikeye neden olabileceği tespitlerinin yapıldığı gerekçesiyle; "Davacının İhtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, 1- ... parsel'de yer alan taşınmazda ... Elektrik Elektronik İnşaat Taahhüt Gıda Otomotiv Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi tarafından yürütülen inşaat işine yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile devam eden inşaat işinin durdurulmasına, 2-Davacıdan takdiren 300.000,00 TL tutarında teminat alınmasına, teminatın nakit olarak yahut banka teminat mektubu ibrazı suretiyle karşılanması halinde iş bu karardan yasal süresinde kararın uygulanmasının talep edilmesi ile bir örneğin davalı şirkete ve Kahramankazan Belediyesine bildirilmesine, 4- Davacının davalının malları üzerinde ihtiyati tedbir konulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine,.." şeklinde ara karar kurulmuştur. Davalı anılan ara karara karşı 21/05/2025 tarihinde; eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporu esas alınarak ara karar kurulduğu, yapılan imalatlar sonucunda zarar meydana gelme ihtimali kalmadığı, tedbir kararı verilebilmesi için de yasal koşulların oluşmadığı, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir istenebileceği belirtilerek, itiraz edilmiştir. 19/06/2025 tarihli duruşmada itiraz talebi incelenerek; "İhtiyati tedbire yapılan itirazın reddine,.." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından; müvekkil şirketin arsa sahipleri ile imzaladığı Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince aynı parsele ilişkin 2024/15 ve 2024/33 sayılı birden fazla yapı ruhsatı alındığı, yapı yaklaşık mesafesine uyularak zemin ve temel etüt raporu doğrultusunda oluşturulan mimari projeye göre imalatın gerçekleştirildiği, bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayandığı, tespit raporunda hafriyata ve eski fotoğraflara yer verilmişse de son hali ile inşaatta hafriyatın tamamlandığı, perde betonun örüldüğü, perde beton yanında dolgu da gerçekleştirildiği, inşaatın %90 aşamasına getirildiği, zarar meydana gelme ihtimali kalmadığı, davacının maliki olduğu taşınmazda toprak kaybının meydana gelmesinin artık mümkün olmadığı, bilirkişilerin toprağın sıkıştırılmadığına ilişkin değerlendirmelerinin teknik ölçüm yapılmadan görsel inceleme ile gerçekleştirildiği, oysa toprak dolgunun usulüne göre yapıldığı, toprak kayma riski bulunmadığı, ihtiyati tedbir ile inşaatın tamamı duracak olup müvekkilinin telafisi mümkün olmayan zararlarının ortaya çıkacağı, öte yandan dava konusu dışındaki bir konu için ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, talebin para alacağı olduğu, hukuka aykırı olarak verilen ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiği belirtilerek, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava; komşuluk hukukundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ''kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır'' şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır. 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili aynı maddenin 1.fıkrasında ''mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması... gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir. Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda "...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması..." hükme bağlanmıştır. HMK 392. madde uyarınca ihtiyati tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin uğrayacakları olası zararları karşılayacak bir teminat göstermek zorundadır. Ancak talebin resmi belgeye veya başkaca bir kesin delile dayanması veya durum ve koşulların gerektirdiği hallerde hakim teminat alınmamasına da karar verebilir. Dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceği, devamı maddelere göre ayrıca yaklaşık ispatın aranması, tedbir kararı verilebilmesi için davanın ispatına elverişli delil bulunmasının zorunlu olmaması, istekte haklı olma ihtimalinin mevcut olmasının yeterli oluşu, taraflar arasındaki hak ve adalet dengesine ilişkin hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının komşuluk hukukuna dayalı olarak uğradığı zararlar nedeniyle tazminat davası açtığı, inşaatın durdurulmasına yönelik de ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, ... nolu parselin uyuşmazlık konusu olmadığı, HMK 389 vd. maddeleri kapsamında ihtiyati tedbir koşullarının mevcut olmadığı anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince verilen inşaatın durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin karar yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b/2.maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 394. maddesi gereğince KABULÜ İLE ;Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2025 tarih, 2025/357 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, B-HMK'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca yeniden karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla; 1- Davalının ihtiyati tedbir kararına karşı yaptığı itirazın KABULÜ İLE; İlk derece Mahkemesi'nce 14/05/2025 günü tesis edilen ihtiyati tedbirin KALDIRILMASINA, 2-Tedbire ilişkin diğer işlemlerle ilgili gereği Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yapılmak üzere dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, C-1-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde başvuran tarafa İADESİNE, 2-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate ALINMASINA, 3-Kararın kesin olduğu dikkate alınarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27.maddesi ile aynı kanunun 302/5.maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, harç ve diğer işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine GETİRİLMESİNE, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 30/12/2025 Başkan V. e-imzalıdır. Üye e-imzalıdır. Üye e-imzalıdır. Katip e-imzalıdır. ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-imza ile imzalanmıştır. ¸